(2709 S. K. m. 125)
Davacılar vekili 29.07.2003 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; davacıların yakini müteveffa Is.Er..... Diyarbakır 2 nci Hv.Is.Ins. Tb.Beton Kaplama Bl.K.lığı emrinde askerlik hizmetini yapmakta iken 18.06.2002 günü inşaatta taş taşıması nedeni ile belinin ağrıması üzerine birlik revirine başvurduğu, birlik revirinde Hv.Tbp.Tğm. ..... tarafından muayene edilerek bir adet novalgin ampul enjeksiyonu yapıldığı, enjeksiyon yapıldıktan 45-50 dakika sonra Er .....in aniden fenalaştığı ve meydana gelen mide içeriği aspirasyonu sonucu solunum yollarının ve akciğerinin hazmedilmemiş yemek artıkları ile dolması sonucu vefat ettiğini belirterek, davacı anne için 18 Milyar TL. maddi, 5 milyar TL. manevi, baba için 14 Milyar TL. maddi, 5 milyar TL. manevi, davacı kardeşler ....... için ayrı ayrı 3 er milyar TL. manevi olmak üzere toplam 32 Milyar TL. maddi ve 19 Milyar TL. manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacıların yakını müteveffa Hv.Is.Er .....in Diyarbakır 2 nci Hv.Is.Ins. Tb. Beton Kaplama Bl.K.lığı emrinde askerlik hizmetini yapmakta iken 18.06.2002 günü inşaatta taş taşıması nedeni ile belinin ağrıması üzerine saat 17.30 civarında birlik revirine başvurduğu, birlik revirinde Hv.Tbp.Tğm. ..... tarafından muayene edildikten sonra kas spazmı teşhisi konarak bir adet novalgin ampul enjeksiyonu yapıldığı ve reçete düzenlenerek koğuşta istirahat etmesi için birliğine gönderildiği, enjeksiyon yapıldıktan 45-50 dakika sonra Er .....in aniden fenalaşması üzerine saat 20.40 civarında tekrar birlik revirine getirildiği, müteveffanın bilincinin kapalı olduğu ve nabzının alınamadığı, birlik revirinde acil müdahale olarak hava yolunun temizlenip airway cihazı takıldıktan ve damar yolu açılıp serum bağlandıktan sonra suni solunum yaptırıldığı ve ambulans ile Diyarbakır Asker Hastanesine sevk edildiği, Asker Hastanesinde yapılan muayenede Er .....in vefat ettiğinin anlaşıldığı, Diyarbakır 2 nci Taktik Hava Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Savcılığı tarafından yapılan soruşturmada; müteveffanın iç organlarından parça alınarak Adli Tıp Kurumuna gönderildiği ve ölüm nedeninin araştırıldığı, Adli Tıp Kurumu 5 nci İhtisas Dairesinin 16.12.2002 günlü raporu ile müteveffanın novalgin enjeksiyonu sonrası yaklaşık 50 dakika içinde gelişen anafilaktik reaksiyon ve komplikasyonu (mide içeriği aspirasyonu ) sonucu solunum yollarının ve akciğerinin hazmedilmemiş yemek artıkları ile dolması ve solunum ve dolaşım yetmezliği sonucu vefat ettiğinin anlaşıldığı, müteveffanın muayenesini yaparak novalgin enjekte eden, ikinci kez gelişinde müdahalede bulunan Hv.Tbp.Tğm. .....in olayda kusurlu davranışının bulunmadığı,zira novalgin parenteral uygulamalarında anafilaksi olaylarına nadiren de olsa rastlandığı, bu reaksiyonun enjeksiyon öncesi belirlenemeyeceğin belirtildiği gerekçesiyle, 12.03.2003 gün ve 2003/52-130 E.K. Sayılı Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı ile Is. Er .....in ölüm olayı hakkında Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı verildiği anlaşılmıştır.
Davalı İdare, davanın süre aşımından sonra açıldığını, tazminat talebi ile idareye herhangi bir başvurunun olmadığını ileri sürerek, davanın süre yönünden reddine karar verilmesini istemiş ise de; olayda, davacılar yakınının birlik revirinde yapılan iğne sonucu anafilaksi nedeniyle 18.06.2002 tarihinde vefat ettiği, vefat olayının davacılara aynı gün bildirildiği anlaşılmakla birlikte, dosyada mevcut Hv.K.K.lığının 24 Haziran 2003 tarih ve PER:4184-312-03/Per.D.(Er ve Erbaş S.) 121477 sayılı yazısından, davacı .......'nin 08.04.2002 tarihinde dilekçe ile Hv.K.K.lığına başvurduğu, bu başvuruya maaş bağlanması talebiyle yazmış olduğunuz başvuru incelenmiş olup ... Hv.K.K.lığınca yapılacak işlem bulunmamaktadır. şeklinde cevap verildiği, davacının oğlunun ölümü ile ilgili olarak yapılan soruşturma sonucu ölüm sebebinin Adli Tıp Raporu ile tespit edildikten sonra 12.03.2003 tarihli Askeri Savcılığın Kovuşturmaya Yer Olmadığına dair kararın davacıya tebliğ edildiği, böylece hem zarar tarihinden itibaren bir yıl içerisinde başvuru şartının hem de ölüm sebebinin öğrenilmesinden itibaren bir yıl içerisinde dava açma şartının bulunduğu ve zamanaşımının bulunmadığı kanaatine varılarak davanın esastan incelenmesine karar verilmiştir.
İdare Hukuku ilkelerine ve T.C.Anayasasının 125 nci maddesine göre idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. İdarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği Anayasada belirtilmemiş olup bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın idarenin tazminle sorumlu tutulabilmesi için bir zararın varlığı, zararı doğuran eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zararlı sonuçla eylem arasında doğrudan bir illiyet bağının bulunması, zarara yol açan eylemin hizmet kurum ve ilkelerinin uygulanmasına elverir nitelikte olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi zorunludur.
Davacıların yakının vefat etmesiyle sonuçlanan olayın meydana gelmesinde hizmetin kurulması ve işletilmesinden doğan idareye atfı kabil bir hizmet kusurunun varlığı söz konusu değil ise de; davacıların yakının bir kamu hizmeti olduğunda şüphe bulunmayan askerlik görevi sırasında idarenin diğer bir ajanının yapmış olduğu novalgin enjeksiyonunun müteveffada önceden bulunan novalgin alerjisi nedeni ile meydana geldiği, idareye yüklenecek kusur olmamakla birlikte davacılar yakının ölümü ile eylem arasında illiyet bağının bulunduğu, söz konusu zararın kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince davalı idarece karşılanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Mahkememizin yerleşmiş içtihatları uyarınca, olay sebebiyle T.C.Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce bağlanan aylıklar ve ödenen tütün ikramiyeleri yarar olarak kabul edilerek davacıların maddi zararlarından düşüldüğünden bu husus irdelenmiş; T.C.Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün 03.03.2004 gün ve B.07.1.EMS.0.10.01.01/82.961.016 sayılı yazısı ile davacılar yakının ölümünün askerlik görevinin sebep ve tesiri ile meydana gelmediği için babası ..... ve annesi .....a aylık bağlanamadığı, tütün ikramiyesi ödenmediğinin bildirildiği anlaşılmıştır. Davacılara nakdi tazminat ödenmemiştir.
Maddi tazminat isteminde bulunan davacı anne ve babanın maddi zararlarının tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, resen seçilen bilirkişi tarafından düzenlenerek Mahkememize ibraz edilen 15.04.2004 tarihli bilirkişi raporundan; davacı anne .....in maddi tazminat hakedişinin 4.540.544.569 TL. davacı baba .....in maddi tazminat hakedişinin 3.637.182.962 TL. olduğu anlaşılmıştır.
Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna, davacı vekili tarafından baba ve anne için bilirkişi tarafından tespit edilen maddi zarar miktarlarının çok yetersiz olduğu belirtilerek itiraz edilmiş ve yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle maddi zararlarının tespit ettirilmesi istenmiş, ayrıca; şayet mevcut bilirkişi raporuna itibar edilecek ise, anne ve babanın mağduriyetlerinin artmaması için bilirkişi raporunda belirtilen miktarın üzerindeki taleplerinden feragat ettiklerini beyan etmiş ise de; bilirkişi raporunun Mahkememizce kabul edilen kıstaslara, ilmi verilere ve yerleşmiş içtihatlara uygun bulunduğu, kısmi ve şarta bağlı feragatın ise mümkün olmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin itirazına itibar edilmeyerek bilirkişi raporu doğrultusunda uygulama yapılmıştır.
Tüm davacılara olay sebebiyle duydukları ve ömür boyu duyacakları acı ve ızdırabı kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla olayın meydana geliş şekli, tarihi, müteveffanın askerlik statüsü, davacıların sosyal durumları, paranın alım gücü ve işletilecek yasal faiz dikkate alınarak uygun miktarlarda ve olay tarihinden itibaren isletilecek yasal faiziyle birlikte manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1. Bilirkişi raporu uyarınca davacı anne .....a 4.541.000.000 TL. (DÖRTMİLYARBEŞYÜZKIRKBİRMİLYON TL.) davacı baba .....a 3.638.000.000 (ÜÇMİLYARALTIYÜZOTUZSEKİZMİLYON TL.) MADDİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin istemlerinin REDDİNE,
2. Hükmedilen maddi tazminat miktarlarina müteveffanin yeniden gelir elde edebilecegi farz edilen 26 Eylül 2003 tarihinden 31 Aralik 2003 tarihine kadar yillik %30 (YÜZDEOTUZ), 01 Ocak 2004 tarihinden ödeme tarihine kadar yillik %15 (YÜZDEONBES) yasal faiz YÜRÜTÜLMESINE,
3. Davacı anne ..... ile davacı baba .....a takdiren ayrı ayrı 3.200.000.000 TL. (ÜÇMİLYARİKİYÜZMİLYONAR TL.) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin istemlerinin REDDİNE,
4. Davacı kardeşler ....., ..... ve .....a takdiren ayrı ayrı 1.700.000.000er TL. (BİRMİLYARYEDİYÜZMİLYONARTL.) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE fazlaya ilişkin istemlerinin REDDİNE,
5. Hükmedilen manevi tazminat miktarına olay tarihi olan 18.06.2002 tarihinden 31 Mart 2003 tarihine kadar yıllık %55 (YÜZDEELLİBEŞ), 01 Nisan 2003 tarihinden 31 Aralık 2003 tarihine kadar yıllık %30 (YÜZDEOTUZ), 01 Ocak 2004 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık %15 (YÜZDEONBEŞ) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
KARŞI OY GEREKÇESİ
Süre aşımı ve usulüne uygun idari müracaat yönünden: 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 43 ncü maddesi; İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açmadan önce, bu eylemlerin yazılı bildirimi üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde yetkili makama başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri lazımdır. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde bu konudaki işlemin tebliği tarihinden ve altmış gün içinde, cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren altmış gün içinde tam yargı davası açabilirler. hükmünü amirdir.
Bu çerçevede ise bu davanın süresinde açılıp açılmadığı incelendiğinde; davacıların zararı öğrenme tarihi olan 18.06.2002 tarihinden bir yıllık idari müracaat süresi içinde idari müracaatta bulunmadıkları görülmektedir. Dava dilekçesinde yer verilen davacılar yakınının ölümünün bir süre ailesinden saklandığı yönündeki ifadenin aksine, davacı babanın elim olayı 18.06.2002 tarihinde öğrenmiş olduğuna dair ölüm tebellüğ belgesi dava dosyası içinde bulunmaktadır. Bu nedenle, davacıların 18.06.2002 tarihinden itibaren bir yıllık süre içinde idari müracaatta bulunması gerekmektedir.
Dava dilekçesinde, davacıların mecburi idari müracaat kapsamında 08 Nisan 2003 tarihli dilekçe ile Askerlik Şubesine başvurarak maddi ve manevi tazminat talebinde bulunulduğu iddia edilmekte ise de, Kars Askerlik Şubesince, davacı babanın 14 Mayıs 2003 tarihli dilekçesinde yalnızca Emekli Sandığına sunulmak üzere oğlunun askerlik durumunu gösterir bir belgenin verilmesini talep ettiği, bunun dışında tazminat talebini içeren herhangi bir dilekçesi bulunmadığı görülecektir.
Keza davacı babanın, idari müracaat ve maaş bağlanması hususlarında yetkili olmayan Hava Kuvvetleri Komutanlığına yaptığı 08 Nisan 2003 tarihli olarak, T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğüne hitaben yaptığı müracaatta askerlik görevi sırasında vefat eden oğlu nedeniyle tarafına maaş bağlanması talebinde bulunmakta herhangi bir tazminat talebinde bulunmamaktadır.
Görüldüğü üzere, davacı baba ve diğer davacılar anne ve kardeşlerin tazminat taleplerine ilişkin usulüne uygun idari müracaat talepleri bulunmamaktadır. 14 Mayıs 2003 tarihli Kars Askerlik Şubesine sunulan ve 08 Nisan 2003 tarihli Hava Kuvvetleri Komutanlığına sunulan dilekçelerin mecburi idari müracaat olarak kabulüne imkan bulunmamaktadır. İdare Hukukunda idari davaların belirli süre içinde açılması zorunluluğu vardır. Dava açma süresi hak düşürücü niteliğinde olduğundan mahkemece resen dikkate alınması gereken kamu düzenine ilişkin bir husustur.
Bu kapsamda, süresi içinde uygun idari müracaatı bulunmaksızın 29 Temmuz 2003 tarihinde açılan işbu davada süre aşımı görülmektedir.
Bu nedenlerle 1602 sayılı Kanunun 43 ve 44/f maddeleri uyarınca, davanın, öncelikle süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesinde olduğumdan çoğunluk kararına katılmadım. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy