(2709 S. K. m. 125) (818 S. K. m. 41, 49)
Davacı vekillerinden Av
.. ve Av
.., 21 Eylül 2004 tarihinde Bursa Üçüncü İdare Mahkemesine müracaatla, bu kanalla gönderilip 28 Eylül 2004 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kaydına geçen dava dilekçesinde özetle; davacının, 10.01.2002 tarihinde askerlik hizmetine başladığını, iki ay sonra rahatsızlanarak Samsun Asker Hastanesine sevk edildiğini, burada tüberküloz teşhisi konarak GATAya sevk edildiğini, tedavisi sonucunda bir buçuk ay hava değişimine gönderildiğini, hava değişimi sonucunda birliğine katıldığını, bilahare 27.10.2003 tarihinde askerliğe elverişli olmadığına dair rapor düzenlendiğini, davacının askere alınırken herhangi bir rahatsızlığının bulunmadığını, hastalığın askerlik sırasında meydana geldiğini, tedavisinin zamanında ve gerektiği şekilde yapılmadığını, bu nedenle davacının maddi ve manevi zarara uğradığını belirterek, 20 milyar TL. maddi ve 5 milyar TL. manevi tazminata hükmedilmesini, davanın adli yardımlı görülmesini, yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştirler.
Davacının adli yardım istemi, AYİM İkinci Dairesinin 13 Ekim 2004 tarih ve Gensek No.:2004/2827, Esas No.:2004/742 sayılı kararıyla reddedilmiştir.
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacının, 10 Ocak 2002 tarihinde Askerlik Şubesinden sevk edilerek askerlik hizmetine başladığı, temel askerlik eğitimini tamamlamasına müteakip 08 Mart 2002 tarihinde Samsun Shr.Shh.Çvş.Eğt. ve Er Eğt.Tb.K.lığı emrine katıldığı, 10 Mart 2002 tarihinde rahatsızlığını beyan ederek viziteye çıktığı, 11 Mart 2002 tarihinde Samsun 100 Yataklı Asker Hastanesine sevk edildiği, Samsun 100 Yataklı Asker Hastanesi Baştabipliğince, aynı gün, Ankara-Etimesgut Hava Hastanesi Baştabipliğine sevk edildiği, 18 Mart 2002 tarihinde Hava Hastanesinden döndükten sonra 05 Nisan 2002 tarihinde Samsun 100 Yataklı Asker Hastanesi Baştabipliğince, tekrar Ankara-Etimesgut Hava Hastanesi Baştabipliğine sevk edildiği, Hava Hastanesi Baştabipliğince yapılan sevk üzerine 10 Nisan 2002 tarihinde Ankara GATA Göğüs Kliniğine yatırıldığı, yapılan muayene ve tedavisi sonunda 15 Mayıs 2002 tarih ve 4860 sayılı sağlık kurulu raporu ile Soliter Pulmoner Nodül tanısı konarak 1,5 ay hava değişimi kararı verildiği, hava değişimi bitiminde 28 Haziran 2002 tarihinde birliğine katıldığı, 20 Ağustos 2002 tarihinde Samsun 100 Yataklı Asker Hastanesi Baştabipliğince, Ankara GATA Göğüs Kliniğine sevk edildiği, yapılan muayene ve tedavisi sonunda 27 Ağustos 2002 tarihinde 3 ay sonra periyodik kontrolü uygun görülerek taburcu edildiği, 30 Ağustos 2002 tarihinde birliğine katıldığı, 31 Ekim 2002 tarihinde Samsun 100 Yataklı Asker Hastanesi Baştabipliğince, Ankara GATA Göğüs Kliniğine sevk edildiği, 05 Kasım 2002 tarihinde hastaneden döndüğü, 06 Kasım 2002 tarihinde Samsun 100 Yataklı Asker Hastanesi Baştabipliğince, İstanbul Göğüs Hastalıkları Hastanesine sevk edildiği, İstanbul Çamlıca Göğüs Hastalıkları Baştabipliğince de, 12 Kasım 2002 tarihinde Ankara GATA Göğüs Kliniğine sevk edildiği, GATA Göğüs Kliniğinde sürdürülen tedavi aşamalarında GATA Sağlık Kurulunun 11 Aralık 2002 gün ve 1475 sayılı raporu ile Soliter Pulmoner Nodül tanısıyla 1,5 ay hava değişimi, 17 Şubat 2003 gün ve 1387 sayılı raporu ile Sağ Menitoraksta Kitle, Sağ Toroktomi Wedge Rezeksiyon Ameliyatlısı tanısıyla 2 ay hava değişimi, 22 Nisan 2003 gün ve 3929 sayılı raporu ile Akciğer Tüberkülozu tanısıyla 6 ay hava değişimi kararları verildiği, 27 Ekim 2003 gün ve 8355 sayılı raporu ile kesin işlemi yapılarak Geçirilmiş Akciğer Tüberkülozu tanısıyla B/46 F1 Askerliğe elverişli değildir kararı verildiği, askerliğe elverişli olmadığına dair raporun Aralık 2003 tarihinde onanarak kesinlik kazandığı, davacının da kesin işlemli raporuna istinaden terhis edildiği, belirtilen şekilde rahatsızlanması nedeniyle zarara uğradığı iddiası ve zararın karşılanması istemiyle 26 Mart 2004 tarihinde davalı idareye müracaat eden davacının, müracaata yanıt verilmemesi üzerine işbu davayı açtığı anlaşılmıştır.
İdare Hukuku ilkelerine ve T.C.Anayasasının 125 nci maddesine göre; idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. İdarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği Anayasada belirtilmemiş olup bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın idarenin tazminle sorumlu tutulabilmesi için bir zararın varlığı, zararı doğuran eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zararlı sonuçla eylem arasında doğrudan doğruya bir illiyet bağının bulunması, zarara yol açan eylemin bir hizmet kusuru teşkil etmesi veya kusursuz sorumluluk kuram ve ilkelerinin uygulanmasına elverir nitelikte olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi zorunludur. Maddi olguda bu koşullardan birinin yokluğu, idarenin tazmin sorumluluğunu kaldırır. Ortada bir zarar yoksa veya meydana gelen zarar idari eylem ya da işlemden doğmamış ise yahut zararla idari eylem veya işlem arasında nedensellik bağı kurulamıyorsa idarenin tazmin sorumluluğundan söz edilemez.
Davacı vekili, davacının askerliğe elverişsiz hale gelmesine yol açan rahatsızlığının askerlik hizmeti nedeniyle oluştuğunu, tedavisinin gerekli zamanda ve gereken şekilde yapılmadığını iddia ettiğinden; davacıda oluşan Akciğer Tüberkülozu hastalığının sebeplerinin neler olduğu, hastalığın bünyesel olup olmadığı, askerlik hizmetinin sebep ve tesirinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı, davacıya uygulanan tedavilerin uygun ve yeterli olup olmadığı, tedavide gecikme ve hata bulunup bulunmadığı konularının açıklığa kavuşturulması için davacıya ait tüm tıbbi kayıt ve bilgiler getirtilerek tıbbi bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir.
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanlığından resen seçilen bilirkişiler Prof. Dr...
.., Prof. Dr
. ve Doç. Dr.
. tarafından düzenlenen 10 Kasım 2005 tarihli bilirkişi raporunda, Hastanın askerliğe başlangıç tarihinden nodülün saptandığı tarihe kadar geçen süre soliter pulmoner nodülün gelişmesi için kısadır. Dolayısıyla hastalık daha önce başlamış olup bünyeseldir; askerlik nedeniyle oluşmamıştır. Sol pulmoner nodülün, ülkemiz koşullarında sık karşılaşılan nedenlerinden birisi olan tüberküloz için balgamda tüberküloz basılı tespiti dahil olmak üzere uygun tetkikler istenmiş ve yapılmıştır. Hasta genç ve nodül küçük olduğu için beningn yani iyi huylu bir oluşum olarak düşünülen bir nodülün 3er aylık aralarla bilgisayarlı tomografi ile takibi kurallara uygundur. Nitekim üçüncü bilgisayarlı tomografide nodülün büyümekte olduğu görüldükten sonra hastaya uygun işlem olan torakotomi yani açık biyopsi 05 Şubat 2005te yapılmıştır. 20 Şubat 2005te tüberküloz olduğu rapor edilmiştir. Ancak dosyada yer alan kayıtlarda ameliyat ve patoloji tarihinden (5 ve 20 Şubat 2005) sonra tedavi başlangıcı olan 22 Nisan 2005e geçen sürenin nedeni bulunamamıştır. Sonuç olarak; hastalığın tetkik, tanı ve tedavisinde herhangi bir hata, ihmal ya da gecikmek söz konusu değildir. görüşü yer almıştır.
Taraflara tebliğ edilen tıbbi bilirkişi raporuna itiraz edilmemiş olup, tıbbi bilirkişi raporu heyetimizce yeterli görülmüştür.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile davacının hastalığı konusunda ihtisas sahibi olan bilirkişiler tarafından düzenlenen rapordaki görüşler sonucu; davacıda oluşan Akciğer Tüberkülozu hastalığının askerlik öncesi başladığı, bünyesel olduğu, askerliğin sebep ve tesirinden kaynaklanmadığı, hastalığın tetkik, tanı ve tedavisinde herhangi bir hata ve gecikme bulunmadığı, bu itibarla zararlı sonuçla idarenin davranışı arasında uygun nedensellik bağının kurulmadığı, idareyi sorumlu tutacak herhangi bir kusurlu hareket veya kusursuz sorumluluğu gerektirecek bir durumun söz konusu olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin iddialarına itibar olunmayarak davacının hastalığından davalı idarenin sorumlu tutulamayacağı, bu nedenle davacının maddi ve manevi tazminat isteminin reddinin gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacı
.ın, maddi ve manevi tazminat istemiyle açtığı yasal dayanaktan yoksun DAVANIN REDDİNE,
2. 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 71 nci maddesi gereğince yargılama giderlerinin (posta giderleri ve tıbbi bilirkişi ücreti dahil) DAVACI ÜZERİNDE BIRAKILMASINA,
3. Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu hükümlerine göre 15,30 YTL. (ONBEŞ YENİTÜRKLİRASI OTUZ YENİKURUŞ), başvurma harcı ile 20,60 YTL. (YİRMİ YENİTÜRKLİRASI ALTMIŞ YENİKURUŞ) ilam harcı toplamı olan 35,90 YTL. (OTUZBEŞ YENİTÜRKLİRASI DOKSAN YENİKURUŞ) harcın DAVACI ÜZERİNDE BIRAKILMASINA, bu miktarın davacı tarafından peşin yatırılan 352,80 YTL. (ÜÇYÜZELLİİKİ YENİTÜRKLİRASI SEKSEN YENİKURUŞ) harçtan mahsubu ile arta kalan 316,90 YTL. (ÜÇYÜZONALTI YENİTÜRKLİRASI DOKSAN YENİKURUŞ) harcın istemi halinde DAVACIYA İADESİNE,
4. Davalı idare tarafından gönderilen savunmaya esas teşkil eden belgeler ile Ankara GATA Eğitim Hastanesi Baştabipliğince gönderilen davacıya ait hasta dosyasının, gönderildikleri gizlilik dereceleri ile İADESİNE (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy