(818 S. K. m. 47) (1602 S. K. m. 36, 66)
DAVANIN KONUSU: Maddi ve Manevi Tazminat İstemi
BAŞSAVCILIĞIN DÜŞÜNCESİ: Davacılar vekilinin karar düzeltme isteminin kabulüne, davalı idarenin karar düzeltme isteminin reddine karar verilmesinin gerektiği yönünde düşünce bildirilmiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Yargı yetkisini kullanan Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesince, Raportör üye Topçu Kur. Alb. Metin ŞAHİN'in açıklamaları dinlendikten ve dava dosyası incelendikten sonra;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili, 03 Ağustos 2004 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde kayda geçen kararın düzeltilmesi istemli dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda müteveffanın yeniden gelir elde etmeye başlayacağı tarihin 01 Mayıs 2003 olduğunu, dolayısıyla zarar başlangıç tarihinin yanlış belirtildiğini, tarihler ve faiz oranları konusunda maddi bir hata olabileceğini; davalı idare ise, 10 Eylül 2004 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde kayda geçen MSB.lığının 10 Eylül 2004 gün ve HUK.MÜŞ.DAV.:59003-3a-195-2003 NG sayılı kararın düzeltilmesi istemli yazısında özetle; manevi tazminat miktarına karar tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiğini ve hükmedilen manevi tazminat miktarlarının yüksek olduğunu belirterek, AYİM 2 nci Dairesinin 14 Temmuz 2004 gün ve E.2003/997, K.2004/588 sayılı kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu'nun 36 ncı maddesine göre, Daireler ile Daireler Kurulunca verilen kararlar hakkında bir defaya mahsus olmak üzere, ilamın tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde;
a) Kararın esasına etkisi olan iddia ve itirazların, kararda karşılanmamış olması,
b) Bir ilamda birbirine aykırı hükümler bulunması,
c) Kararın usul ve kanuna aykırı bulunması sebepleriyle kararın düzeltilmesi istenebilir.
AYİM 2 nci Dairesinin düzeltilmesi istenilen kararı incelendiğinde; davacıların tüm talepleri değerlendirildiği halde, hükmedilen maddi tazminat miktarlarına, müteveffanın yeniden gelir elde edeceği farz edilen 21 Nisan 2003 tarihinden itibaren yasal faiz oranları dikkate alınarak faiz hükmedilmesi gerekirken, bu talebin eksik karşılanarak hüküm altına alınmadığı; davalı idarenin 31 Aralık 2003 tarihli savunmasında ise, dava konusu olayda idareye izafe edilebilecek herhangi bir hizmet kusuru bulunmadığı gibi objektif sorumluluk ilkesi uyarınca da sorumluluğunun bulunmadığı, davacı babaya T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce görev malûllüğü aylığı bağlanabileceği, tekel beyiye ikramiyesi ödeneceği, Devletçe sağlanan bu yararların hüküm altına alınması gereken maddi zararlardan mahsubunun gerektiği, maddi tazminatın kar ve kazanca vesile olmaması, kişilerin sebepsiz zenginleşmesine yol açmayacak bir düzeyde olması ve yalnızca maruz kalınan zararı telafi etmesinin gerektiği, bu kıstasların davada dikkate alınmasının gerektiği, davacılar lehine maddi tazminata hükmedilmesi halinde faizin olay tarihinden değil ölenin yeniden gelir elde edebileceği farz edilen tarihten itibaren yürütülmesinin gerektiği, istenilen manevi tazminatın yersiz ve çok yüksek olduğu, manevi tazminata paranın karar tarihindeki alım gücü dikkate alınarak hükmolunduğundan davacının taleplerinin reddinin gerektiği, Borçlar Kanununun 47 nci maddesinde düzenlenen manevi tazminatın özellikle müterafik kusur ve failin hafif kusuru hallerinde istenemeyeceği, davacı kardeşlerden Ayşe, Kamer, Kamil, Birsen ve Veysel'in evli oldukları dikkate alınarak istenilen manevi tazminatın fazla olduğu belirtilerek hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesi yönünde savunma yapılmasına karşılık davacıların yakını Hv.Fz.Onb. İrfan ZEYBEKin ölümü olayında hizmetin kurulması ve işletilmesinden kaynaklanan idareye atfı kabil bir hizmet kusurundan söz edilemez ise de zararlı sonucun askerlik hizmetinin ifası sırasında idarenin ajanının suç teşkil eden kusurlu eylemi sonucu meydana geldiği, müteveffanın herhangi bir kusurun da bulunmadığı anlaşıldığından davacıların uğradığı zararın kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca davalı idare tarafından karşılanmasına ve mevcut mevzuat hükümlerine göre de maddi ve manevi tazminat ödenmesine karar verilerek davalı idarenin taleplerinin aksi yönünde hüküm tesis edildiği görülmüştür.
Davacılara hükmedilen maddi tazminat miktarlarına mevcut yasal mevzuat çerçevesinde yasal faiz yürütülmesi gerekirken bu konudaki talebin karşılanmaması, 1602 sayılı Kanunun 66/c maddesi kapsamında kararın düzeltilmesi sebebi kabul edilmiştir.
Davacılar vekilinin, hükmedilen faiz oranları ve tarihle ilgili talebi yerinde görüldüğünden davacılar vekilinin karar düzeltme talebinin kabulüne ve hukuka aykırı olan AYİM 2 nci Dairesinin 14 Temmuz 2004 gün ve E.2003/997, K.2004/588 sayılı kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde: davacıların oğulları ve kardeşleri olan Hv.Onb.İrfan ZEYBEK'in, Marmaris Hava Füze Mevzi Komutanlığı emrinde askerlik görevini yapmakta iken 12.12.2001 tarihinde çarşı iznine çıktığı, izin bitiminde birliğine dönmek üzere aynı Komutanlık emrinde görevli şoför Hv.Ulş.Er Mehmet KARAPINARLIOĞLUnun, sevk ve idaresindeki askere araca bindiği, Marmaris'ten birliğine seyir halinde iken saat: 18.00 sıralarında yolun kaygan ve görüşün sis nedeniyle kapalı olması nedeniyle askeri aracın şarampole devrilmesi sonucunda vefat ettiği, aynı araçta bulunan 11 askerin de çeşitli yerlerinden yaralandığı, yapılan soruşturma sonunda şoför Hv.Ulş. Er Mehmet KARAPINARLIOĞLU'nun, araçların hızını, aracın yolcu ve teknik özellikleri ile görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uymadığından 6/8 oranında kusurlu olduğu, yolun bakım ve onarım, yolun işaretlenmesinden sorumlu kurum ve kuruluşun ise gerekli tedbiri almadığından 2/8 oranında kusurlu bulunduğunun tespit edildiği, Kuzey Deniz Saha K.lığı Askeri Savcılığının 05 Haziran 2002 tarih ve 2002/526-4 Esas ve karar sayılı kararı ile şoför Er Mehmet KARAPINARLIOĞLU'nun, tedbirsiz ve dikkatsizlik sonucu bir kişinin ölümüne, birden fazla kişinin yaralanmasına sebebiyet vermek suçunu işlediği, ancak sanığın terhis olması nedeniyle görevsizlik kararı verilerek dosyanın Marmaris Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verildiği, davacıların 13.05.2002 tarihinde idari müracaatla bulundukları, idarenin cevap vermemesi üzerine 26.07.2002 tarihinde Ankara 11 nci İdare Mahkemesine açılan davada yetkisizlik kararı verilerek dosyanın Muğla İdare Mahkemesine gönderildiği, bu Mahkemenin 17.09.003 tarih ve 2002/1029 Esas, 2003/792 Karar sayılı kararıyla Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin görevi olduğu belirtilerek davanın görev yönünden reddine karar verildiği, bu kararın davacı vekiline 21.10.2003 tarihinde tebliğ edildiği ve 30.10.2003 bu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
İdare Hukuku ilkelerine ve T.C Anayasasının 125 nci maddesine göre idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği Anayasada belirtilmemiş olup bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru, ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın, idarenin hukuki sorumluluğu için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zararla eylem arasında illiyet bağının bulunması yeterlidir. İlliyet bağının kesilmiş sayılması için zararın tümüyle hizmete ve idare tüzel kişiliğine yabancı unsurlarından doğması gerekmektedir.
Davacıların oğulları ve kardeşleri olan Hv.Fz.Onb.İrfan ZEYBEKin, çarşı izninin bitiminde Marmaris'ten birliğine gitmek üzere bindiği askeri aracın devrilmesi sonucu vefat etmesi olayında, hizmetin kurulması ve işletilmesinden kaynaklanan idareye atfı kabil bir hizmet kusurundan söz edilemez ise de; zararlı sonucun askerlik hizmetinin ifası sırasında idareye ait askeri aracın idarenin ajanı tarafından kullanılması esnasında ajanın suç teşkil eden kusurlu eylemi sonucu meydana geldiği, müteveffanın herhangi bir kusurunun da bulunmadığı anlaşılmakla davacıların uğradıkları zararın kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca davalı idare tarafından karşılanmasının gerektiği sonucuna varılmıştır.
Mahkememizin yerleşmiş içtihatları uyarınca, T.C. Emekli Sandığı iştirakçisi olmayan er ve erbaşların yaralanıp sakat kalması halinde kendilerine, ölümleri halinde yakınlarına T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce olay nedeniyle bağlanan vazife malullüğü aylığı ve ödenen tütün ikramiyesi yarar kabul edilerek maddi zararlardan düşülmekte ayrıca 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun kapsamında ödenen nakdi tazminat ve bağlanan emekli aylıkları maddi ve manevi zararlar karşılığı olduğundan, bu kapsamda yapılan ödemeler de maddi ve manevi zararlardan düşülerek yarar olarak kabul olduğundan hususlar araştırılmıştır.
T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü Tahsisler Dairesi Başkanlığının 06.05.2002 tarih ve 8.07.1.EMS.0.10.01.01/81.593.002 sayılı yazısıyla, Yönetim Kurulunun 16.05.2002 tarih ve 430 sayılı kararı ile kabul edilmesi üzerine davacı Mahmut ZEYBEK ve Münevver ZEYBEKin 27.12.2001 tarihli dilekçe ile kendilerine vazife malullüğü yetim aylığı bağlanması talebinde bulunduklarını, bunun üzerine sandık kayıtlarının incelenmesinde davacı baba Mahmut ZEYBEKin 33.585.053 sicil numarası ile emekli aylığı almakta olduğunun anlaşıldığı, tarafına yazılan 03.06.2002 tarihli yazı ile 5434 sayılı Kanunun 94 ncü maddesi uyarınca hangi aylığı almak istediğinin bildirilmesinin istenildiği, cevaben alınan 13.06.2002 tarihli dilekçesi ile kendisine ait aylığı alması tercih ettiği, bu nedenle oğlundan dolayı yetim aylığı bağlanmadığı, tütün ikramiyesi ödenmediği, diğer taraftan davacı anne Münevver ZEYBEKin evlilik birliğinin devam etmesi nedeniyle aylık bağlanmadığı bildirilmiştir.
Davacılara yakınlarını kaybetmeleri nedeniyle maddi zararlardan düşülmesi gereken Devletçe hiçbir yarar sağlanmadığı anlaşılmıştır.
Davacı anne ve babanın maddi zararlarının tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, resen seçilen bilirkişi tarafından düzenlenerek Mahkememize ibraz edilen 24.06.2004 tarihli bilirkişi raporunda; davacı anne Münevver ZEYBEKin, maddi tazminat hakedişinin 3.897.882,854 TL. olduğu, davacı baba Mahmut ZEYBEKin maddi hakedişinin 1.656.220.855 TL. olduğu bildirilmiştir.
Taraflara tebliğ edilen ve itiraz edilmeyen bilirkişi raporu, Mahkememizce kabul edilen kıstaslara, ilmi verilere ve yerleşmiş içtihatlara uygun bulunduğundan bilirkişi raporu doğrultusunda uygulama yapılmıştır.
Tüm davacılara, yakınlarını kaybetmeleri nedeniyle duydukları ve ömür boyu duyacakları acı ve ızdıraplarını kısmen de karşılayabilmek amacıyla olayın meydana geliş şekli, tarihi, müteveffanın statüsü, davacıların sosyal durumu ve paranın alım gücü dikkate alınarak olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle binide uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin kararın düzeltilmesini içeren dilekçesinde ileri sürdüğü sebeplerin yerinde görülmemesi, düzeltilmesi istenilen kararın bu yönden kanuna ve hukuka uygun bulunması, ileri sürülen itirazların kararda karşılanmış olması nedeniyle DAVALI İDARENİN KARARIN DÜZELTİLMESİ İSTEMİNİN REDDİNE,
2. Davacıların kararın düzeltilmesi talebinin kabulü ile AYİM 2 nci Dairesinin 14 Temmuz 2004 gün ve E.2003/997, K. 2004/588 sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3. Davacı baba Mahmut ZEYBEK'e, bilirkişi raporu uyarınca 1.656.000.000 TL. (BİRMİLYARALTIYÜZELLİALTIMİLYON TL,) MADDİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ait isteminin REDDİNE,
4. Davacı anne Münevver ZEYBEK'e, bilirkişi raporu uyarınca 3.898.000.000 TL. (ÜÇMİLYARSEKİZYÜZDOKSANSEKİZMİLYON TL.) MADDİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ait isteminin REDDİNE,
5. Davacı baba Mahmut ZEYBEK ile davacı anne Münevver ZEYBEK'e, takdiren ve ayrı ayrı 3.200.000000'er TL (ÜÇMİLYARİKİYÜZERMİLYON TL.) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ait isteminin REDDİNE,
6. Davacı kardeşler Veysel ZEYBEK, Fatih ZEYBEK, Ayşe AVCU (ZEYBEK), Kamer KILIÇ (ZEYBEK), Kamil ZEYBEK ve Birsen KARABULUT (ZEYBEK)a, takdiren ve ayrı ayrı 950.000.000'er TL. (DOKUZYÜZELLİŞERMİLYON TL.). MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ait isteminin REDDİNE,
7. Hükmedilen maddi tazminat miktarlarına, müteveffanın yeniden gelir elde edebileceği 21 Nisan 2003 tarihinden 31 Aralık 2003 tarihine kadar yıllık % 30 (yüzdeotuz), 01 Ocak 2004 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık % 15 (yüzdeonbeş) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
8. Hükmedilen manevi tazminat miktarlarına, olay tarihi olan 12.12.2001 tarihinden 30.06.2002 tarihine kadar yıllık %60 (YÜZDEALTMIŞ), 01.07.2002 tarihinden 31.03.2003 tarihine kadar yıllık %55 (YÜZDEELLİBEŞ), 01.04.2003 tarihinden 31.12.2003 tarihine kadar yıllık %30 (YÜZDEOTUZ), 01.01.2004 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık %15 (YÜZDEONBEŞ) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
9. 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 71 nci maddesi gereğince yargılama giderlerinin (Karar Düzeltme ve posta giderleri dahil) DAVALI İDAREYE YÜKLETİLMESİNE, ancak 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi uyarınca muaf tutulan davalı idare aleyhine harca hükmedilmesine YER OLMADIĞINA, 1602 Sayılı AYİM Kanununun 67/4, 71, 89 ve HUMK. un 442 nci maddeleri uyarınca 111,400.000 TL, (YÜZONBİRMİLYONDÖRTYÜZBİN Türk Lirası) para cezasının kararın düzeltilmesini isteyen DAVALI İDAREDEN ALINMASINA,
10. Davacılar tarafından peşin yatırılan 1.277.000.000 TL. (BİRMİLYARİKİ YÜZYETMİŞYEDİMİLYON TL.) harcın istemleri halinde DAVACILARA İADESİNE,
11. Davacılar tarafından yatırılan ve sarfedilen 90.000,000 TL. (DOKSANMİLYON TL.) bilirkişi ücretinin davadaki haklılık oranına göre 80.000.000 TL. (SEKSENMİLYON TL)'sının DAVACILAR ÜZERİNDE BIRAKILMASINA, 10.000.000 TL.'sının (ONMİLYON TL.) DAVALI İDAREDEN ALINARAK, DAVACILARA VERİLMESİNE,
12. Davacılar tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 42.500,000 TL. (KIRKİKİMİLYONBEŞYÜZBİN TL.) posta ücretinin DAVALI İDAREDEN ALINARAK, DAVACILARA VERİLMESİNE,
13. Hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince nisbi olarak hesabedilen 1.965.400.000 TL. (BİRMİLYARDOKUZYÜZALTMIŞBEŞMİLYONDÖRTYÜZBİN TL.) avukatlık ücretinin DAVALI İDAREDEN ALINARAK, DAVACILARA VERİLMESİNE,
14. Dava duruşmalı görüldüğünden reddedilen maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince ve Tarifenin 10 ncu maddesi dikkate alınarak nisbi olarak hesabedilen 3.665.680,000 TL. (ÜÇMİLYARALTIYÜZATMIŞBEŞMİLYONALTIYÜZSEKSENBİN TL.) avukatlık ücretinin DAVACILARDAN ALINARAK, DAVALI İDAREYE VERİLMESİNE,
12 Ekim 2004 tarihinde OYBİRLİĞİ ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy