(2709 S. K. m. 125, 126) (818 S. K. m. 41, 43, 47, 49) (1602 S. K. m. 71)
DAVANIN KONUSU: Maddi ve Manevi Tazminat istemi.
SAVUNMANIN ÖZETİ: T.C. Anayasası'nın 125 nci maddesinin son fıkrasına göre idarenin kendi işlem ve eylemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlü olduğu, meydana gelen ölüm olayında idareye izafe edilebilecek herhangi bir hizmet kusurunun bulunmadığı, kendisine tebliğ edilen emir ve talimatlara riayet etmeyerek silahla şakalaşan davacılar yakının müterafik kusurunun göz önünde bulundurulması gerektiği; maddi tazminatın kar ve kazanca vesile olmaması, kişilerin sebepsiz zenginleşmesine yol açmayacak bir düzeyde olması ve yalnızca maruz kalınan zararı telafi etmesi gerektiği, dolayısıyla bu kıstasların göz önünde bulundurulmasının isabetli olacağı; manevi tazminat talebinin çok yüksek olduğu, manevi tazminata hükmedilecek olursa manevi tazminat talebinin tenkisine karar verilmesinin uygun olacağı belirtilerek hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesi gerektiği yönünde savunma yapılmıştır.
BAŞSAVCILIĞIN DÜŞÜNCESİ: Bahse konu olayda idarenin hizmet kusurunun varlığı kabul edilerek davacıların zararının hizmet kusuru ilkesi gereğince karşılanması gerektiği belirtilerek davacı anne ve babaya destekten yoksun kalmaları nedeniyle kendilerine olay nedeniyle yapılan ve yapılacak olan ödemelerde dikkate alınarak bilirkişiye tespit ettirilecek miktarın maddi tazminat, tüm davacılara ise takdir edilecek uygun miktarda manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerektiği yönünde düşünce bildirilmiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Yargı yetkisini kullanan Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesince, Raportör Üye Topçu Kur. Alb. Metin ŞAHİNin açıklamaları dinlendiktin ve dara dosyası incelendikten sonra:
Davacılar vekili, 18 Haziran 2003 tarihinde Malatya İdare Mahkemesi ve 18 Haziran 2003 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; davacıların yakını müteveffa P. Er Gökhan KÖRGÖLU'nun 172 nci Zh.TugMknz.P.Tb 2 nci Mknz. P.Bl. K.lığı emrinde askerlik görevini yapmakta iken 22 Mayıs 2002 tarihinde nöbet hizmetinin ifası sırasında aynı birlikte bulunan P.Çvs. Ali PÜSELİ tarafından vurularak öldürüldüğünü, 6 ncı Zh.Tug.K.lığı Askeri Mahkemesinin 01 Kasım 2002 tarih ve E.2002/1825, K.2002/1058 sayılı kararıyla sanık Ali PÜSELİ'nin dikkatsizlik, tedbirsizlik, emir ve talimatlara riayetsizlik neticesi ölüme sebebiyet verme suçundan mahkum olduğunu; bu olay nedeniyle davacıların maddi ve manevi zarara uğradığını belirterek davacı anne ve baba için ayrı ayrı 10.000.000.000'ar TL, (Onarmilyar Türk Lirası) maddi, davacı anne ve baba için ayrı ayrı 30.000,000.000'ar TL. (Otuzarmilyar Türk Lirası), davacı kardeş için 20.000.000.000 TL. (Yirmimilyar Türk Lirası) manevi olmak üzere toplam 100.000.000.000 TL. (Yüzmilyar Türk Lirası) tazminata hükmolunmasını talep ve dava etmişlerdir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; 22 Mayıs 2002 günü 04.00-07.00 saatleri arasında P.Çvş Ali PÜSELİ ile P.Er Ramazan KIZMAZ'ın cephanelik müfreze bölgesi devriye nöbetçisi olarak görevlendirildiği, nöbet hizmetine başlamadan önce doldur boşalt işlemi yapıldığı, dolu şarjör silaha takılı namluda mermi olmayacak ve tüfek emniyetle olacak şeklide nöbet mahalline gidildiği, nöbet yeri olan 8 No.lu kulede P.Er Muhsin ARCAN, P.Er Alaattin KUTBAY ve Müteveffa P.Er Gökhan KÖROĞLUnun nöbet tuttuğu, P.Çvs. Ali PÜSELİ'nin kule üzerinde gözetleme yapan müteveffa P.Er Gökhan KÖROĞLU'nun yanına çıktığı, bir süre sohbet ettikten sonra aşağıya inerek kulenin dibinde bulunan mevziye oturdukları, bir süre daha sohbet ettikleri, bu sırada birbirlerine ufak taşlar atarak şakalaşmaya başladıkları, daha sonra P.Çvs. Ali PÜSELİ ve P.Er Gökhan KÖROĞLUnun mevziden çıkarak nöbet kulübesinin 2-3 metre kuzeyinde ayakta, sohbet etmeye ve şakalaşmaya devam ettikleri, bir ara P.Çvs. Ali PÜSELİ'nin kendisine zimmetli olan G-3 Piyade tüfeğinin kurma kolunu çekip bırakmak suretiyle tam dolduruş yaptığı, müteakiben silahın şarjörünü çıkararak P.Er Gökhan KÖROĞLUna verdiği; müteveffanın şarjörden mermi almaya çalıştığını görünce şarjörü geri alarak tekrar tüfeğine taktığı, bu sırada kulede gözetleme yapan P.Er. Alaattin KUTBAYın P.Çvs. Ali PÜSELİ ile müteveffanın silahla şaka yaptığını görmesi üzerine P.Çvs. Ali PÜSELİ'yi ikaz ettiği, Ali PÜSELİ'nin tamam dediği, ancak silahın kurma kolunu çekip bırakmak suretiyle bir kez daha tam dolduruş yaparak silahını müteveffaya çevirdiği, tetiğe bastığı ve silahın patladığı, merminin kafasına isabet etmesi sonucu Gökhan KÖROĞLU'nun vefat ettiği, 6 ncı Zh.Tug. Askeri Mahkemesinde açılan ceza davasında aynı Mahkemenin 30 Aralık 2003 gün ve E.2003/1870, K.2003/1438 sayılı kararıyla Askeri Ceza Kanunu'nun 146 ncı ve TCK.nın 46 ncı, 455/1 nci ve 455/son maddeleri uyarınca Çvş. Ali PÜSELİ'nin mahkumiyetine karar verildiği, Mahkemeye sunulan bilirkişi raporunda P.Çvş. Ali PÜSELİnin 6/8 oranında kusurlu olduğunun mütalaa edildiği anlaşılmıştır.
Ölüm olayının, bir kamu hizmeti olan askerlik hizmetinin ifası sırasında meydana geldiği hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
İdare Hukuku İlkelerine ve T.C. Anayasası'nın 125 nci maddesine göre, İdare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. İdarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği Anayasada belirtilmemiş olup bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk sitelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın idarenin tazminle sorumlu tutulabilmesi için bir zararın varlığı, zararı doğuran eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zararlı sonuçla eylem arasında bir illiyet bağının bulunması zorunludur.
Davacıların yakını Gökhan KÖROĞLU'nun ölümü ile sonuçlanan maddi olayın, askerlik görevini yaptığı sırada idarenin diğer bir ajanının yine idareye alt bir silahı kullanmak suretiyle tedbirsizlik ve dikkatsizliği sonucu suç teşkil eden fiili sonucunda meydana geldiğinden davacıların zararlarının idarece karşılanmasının gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Mahkememizin yerleşmiş içtihatları gereğince T.C. Emekli Sandığı iştirakçisi olmayan kimselerin kamu hizmetinin ifası sırasında sakatlanmaları veya ölmeleri halinde kendilerine yahut varislerine T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce bağlanan aylıklar ve ödenen tütün ikramiyeleri olay nedeniyle sağlanan yarar kabul edildiğinden bu husus araştırılmış, davacı Cemil KÖROĞLU'nun 65 yaşından küçük ve malul olmaması, davacı Hatun KÖROĞLU'nun ise evlik bağının devam etmesi ve dul olmaması nedeniyle aylık bağlanmadığı ve tütün ikramiyesi ödenmediği anlaşılmıştır.
Davacıların maddi zararlarının tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, re'sen seçilen bilirkişi tarafından düzenlenerek Mahkememize ibraz edilen 15 Eylül 2004 tarihli bilirkişi raporunda; davacı anne Hatun KÖROĞLU'nun maddi tazminat hakedişinin 3.113 280.406 TL., davacı baba Cemil KÖROĞLU'nun maddi tazminat hak edişinin 2.632.384.140 TL. olduğu bildirilmiştir.
Taraflara, tebliğ edilen ve itiraz edilmeyen bilirkişi raporu, Mahkememizce kabul edilen kıstaslara, ilmi verilere ve yerleşmiş içtihatlara uygun bulunduğundan bilirkişi raporu doğrultusunda ve müteveffanın müterafik kusuru dikkate alınarak uygulama yapılmıştır.
Tüm davacılara olay nedeniyle duydukları ve ileride duyacakları acı ve ızdıraplarını kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla olayın oluş şekli, tarihi, müteveffanın ve davacıların sosyal durumları, paranın alım gücü ve müteveffanın müterafik kusuru dikkate alınarak uygun miktarlarda manevi tazminat verilmesine karar verilmiştir.
Davacılar vekilinin, 16 Haziran 2003 tarihinde Malatya İdare Mahkemesi ve 18 Haziran 2003 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde kayda geçen dava dilekçesi ve eklerinin incelenmesinde; istemde bulunulan maddi ve manevi tazminat miktarları için faiz talep edilmediğinden, kurulumuzca faize hükmedilmemiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1. Bilirkişi raporu uyarınca ve müteveffanın müterafik kusuru dikkate alınarak davacı anne Hatun KÖROĞLU'na, 2.300.000.000 TL (İkimilyarüçyüzmilyon Türk Lirası); davacı baba Cemil KÖROĞLU'na 2.000.000.000 TL. (İkimilyar Türk Lirası) MADDİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ait istemlerinin REDDİNE,
2. Davacı anne Hatun KÖROĞLU ve davacı baba Cemil KÖROĞLU'na, takdiren ve müteveffanın müterafik kusuru dikkate alınarak ayrı ayrı 2.400.000.000ar TL, (İkimilyardörtyüzbinmilyonar Türk Lirası) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ait istemlerinin REDDİNE,
3. Davacı kardeş Rüstem KÖROĞLU'na, takdiren ve müteveffanın müterafik kusuru dikkate alınarak 1.300.000,000 TL. (Birmilyarüçyüzmilyon Türk Lirası) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ait istemin REDDİNE,
4. 1802 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 71 nci maddesi gereğince yargılama giderlerinin DAVALI İDAREYE YÜKLETİLMESİNE, ancak 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi gereğince muaf tutulan idare aleyhine harca hükmedilmesine YER OLMADIĞINA,
5. Davacılar tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 90.000.000 TL.(Doksanmilyon Türk Lirası) bilirkişi ücretinin davadaki haklılık oranına göre 70.650.000 TL, (Yetmişmilyonaltıyüzellibin Türk Lirası)'nın DAVACILAR ÜZERİNDE BIRAKILMASINA, 19.350.000 TL. (Ondokuzmilyonüçyüzellibin Türk Lirası)'nın davalı idareden alınarak DAVACILARA VERİLMESİNE,
6. Davacılar tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 32.000.000 TL. (Otuzikimilyon Türk Lirası) posta ücretinin DAVALI İDAREDEN ALINARAK DAVACILARA VERİLMESİNE,
7. Davacılar tarafından peşin yatırılan 1.361.970.000 TL. (Birmilyarüçyüzaltmışbirmilyondokuzyüzyetmişbin Türk Lirası) harcın istemleri halinde DAVACILARA İADESİNE,
8. Hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukattık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ayrı ayrı nispi olarak hesap edilen 1.226.000.000 TL. (Birmilyarikiyüzyirmialtımilyon Türk Lirası) avukatlık ücretinin DAVALI İDAREDEN ALINARAK, DAVACILARA VERİLMESİNE,
03 KASIM 2004 tarihinde OYBİRLİĞİ ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy