(2709 S. K. m. 125) (5434 S. K. m. 44)
Davacı vekillerinden Av
., 07 Temmuz 2004 tarihinde Edirne İdare Mahkemesine müracaatla bu kanalla gönderilip, 13 Temmuz 2004 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kaydına geçen dava dilekçesinde özetle; davacı
..nın, Adıyaman Kahta İlçe J.K.lığında J.Er olarak askerlik hizmetini yapmakta iken, 31 Mart 2001 tarihinde eğitim amaçlı toplu olarak yapılan spor esnasında kayarak düşmesi sonucu sol ayağından yaralandığını, uzun süren tedavi süresinde toplam 2 yıl 25 gün hava değişiminde kaldığını, bilahare noksan kalan askerlik hizmetini tamamlayarak 16.12.2003 tarihinde terhis edildiğini, bu olayın olmaması halinde davacının normal olarak 21.02.2002 tarihinde terhis olması gerektiğini, davacının bu yaralanmaya bağlı kısmen sakat kalarak ve tam olarak çalışmayarak maddi zarara uğradığı gibi, olay anında ve tedavileri sırasında duyduğu, hayat boyu hissedeceği acı ve üzüntülere bağlı manevi zarara uğradığını, ortaya çıkan bu zararların telafisi için 23.03.2004 tarihli dilekçe ile davalı idareye yaptıkları müracaatın 10.06.2004 tarihinde olumsuz yanıtlandığını belirterek, adli yardım taleplerinin kabulünü, davacının uğradığı zararın karşılığı olarak 72 milyar TL. maddi tazminatın normal terhis olacağı 22.02.2002 tarihinden geçerli, 3 milyar TL. manevi tazminatın ise olay tarihi olan 31.03.2001 tarihinden geçerli yasal faizi ile birlikte ödenmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalı idare üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacının adli yardım istemi, AYİM Nöbetçi Dairesinin 24 Temmuz 2004 tarih ve Gensek No.: 2004/2207, Esas No.: 2004/10 sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacı
.nın, 21 Ağustos 2000 tarihinde askeri hizmete sevk edildiği, Adıyaman-Kahta İlçe Jandarma Komutanlığı emrinde askerlik hizmetini yapmakta iken, 31 Mart 2003 tarihine katıldığı toplu spor faaliyeti esnasında ayağının kayarak yere düşmesi sonucu sol bacağının kalça ile diz arasından kırıldığı, aynı gün tedavi altına alınan davacının uzun süren tedavi sürecinde 13 kez değişik askeri hastanelerin sağlık kurullarına çıkarılarak işlem gördüğü, toplam 102 gün hastanede yattığı ve toplam 25 ay 20 gün hava değişimine gittiği, ancak kesin işleminin yapılmadığı, bunun üzerine davacının 07 Kasım 2003 tarihinde birliğine katıldığı, 1111 sayılı Askerlik Kanununun 78 nci maddesi gereğince üç ayı aşan hava değişimi süreleri hizmetten sayılmayarak kalan askerlik hizmetini tamamlattırıldığı ve 16 Aralık 2003 tarihinde normal terhis edildiği, belirtilen şekilde yaralanması nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradığı iddiası ve bu zararlarının karşılanması talebiyle 23 Mart 2004 tarihinde davalı idareye yaptığı başvurusu 07 Haziran 2004 tarihinde olumsuz yanıtlanan davacının, 07 Temmuz 2004 tarihinde Edirne İdare Mahkemesi, 13 Temmuz 2004 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kaydına geçen dilekçesi ile iş bu davayı açtığı, dava aşamasında AYİM İkinci Dairesinin 04 Mayıs 2005 tarih ve Gensek No.:2005/968, Esas No.:2005/308 sayılı ara kararına istinaden kati rapor aldırmak üzere GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesine sevk edildiği, anılan Hastane Sağlık Kurulunun 08 Haziran 2005 tarih ve 2018 sayılı raporu ile davacıya Sol Femur Eski Kırık Ameliyatlısı tanısı konarak, A/59/F1 Yedekte Askerliğe Elverişlidir, komando olamaz. Geçirdiği kırıktan dolayı: 1. Hayati tehlike geçirmemiştir. 2. Uzuv kaybı ve tatili yoktur. 3. İş-güç kaybı 90 (doksan) gündür. kararı verildiği, söz konusu Sağlık Kurulu raporunun 01 Temmuz 2005 tarihinde onanarak kesinlik kazandığı anlaşılmaktadır.
İdare Hukuku ilkelerine ve T.C. Anayasasının 125 nci maddesine göre, idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak, Anayasada idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş, bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru, ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın, idarenin hukuki sorumluluğu için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması yeterlidir. İlliyet bağının kesilmiş sayılması için zararın tümüyle hizmete ve idare tüzel kişiliğine yabancı unsurlardan doğması gerekmektedir.
Davacının, toplu spor faaliyeti esnasında kayarak düşmesi sonucu bacağının kırılması şeklinde meydana gelen olayda idareye yüklenebilecek bir hizmet kusuru bulunmamaktadır. Kazaen meydana gelen yaralanma olayında davacının da herhangi bir kusurunun bulunmadığı anlaşılmıştır. Ancak yaralanma olayının kamu görevinin ifası sırasında meydana geldiği, görevden kaynaklandığı, eylem ile zarar arasında doğrudan bir illiyet bağı bulunduğu nazara alındığında, zararın sadece zarar gören üzerinde bırakılmayıp tüm topluma yansıtılması adalet, eşitlik ve hakkaniyet prensiplerine uygun düşeceğinden, uğranılan zararın kusursuz sorumluluk kuram ve ilkesi gereğince davalı idarece karşılanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Davacı, yaralanması nedeniyle yedekte askerliğe elverişsiz hale gelmediğinden, 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanununun 44 üncü maddesi uyarınca malul sayılmayacağından, vazife malullüğü aylığı bağlanmayacağı için T.C. Emekli Sandığına müracaat ettirilmemiştir.
Davacı, olay sebebiyle herhangi bir yarar sağlamamıştır.
Davacının, maddi zararının tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, resen seçilen bilirkişi tarafından düzenlenerek Mahkememize ibraz edilen 18.10.2005 tarihli bilirkişi raporunda; davacının maddi tazminat hak edişinin 36.567,00 YTL. olduğu bildirilmiştir.
Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna davalı idare tarafından, davacının yaralanması nedeniyle maluliyet oranı 0,073 olarak kabul edildiği halde, çalışma ve işgücü kaybı ile orantılı olmayan bir şekilde 60 yaşına kadar gelir kaybı hesaplanarak, 36.567 YTL. maddi tazminat hak edişi hesaplanmasının dayanağının anlaşılamadığı belirtilerek, çalışma ve işgücü kaybı ile gelir kaybı hesabının yeniden yapılması gerektiği yönünde itirazda bulunulmuş ise de, bilirkişi raporu, Mahkememizce kabul edilen kıstaslara ve ilmi verilere uygun bulunduğundan itiraza itibar edilmeyerek bilirkişi raporu doğrultusunda uygulama yapılmıştır.
Davacıya, olay sebebiyle duyduğu ve ömür boyu duyacağı acı ve ızdırabını kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla olayın meydana geliş şekli ve tarihi, davacının askerlik statüsü ve sosyal durumu, paranın alım gücü ve işletilecek yasal faiz dikkate alınarak olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacı
..ya, bilirkişi raporu uyarınca 36.567,00 YTL. (OTUZALTIBİNBEŞYÜZALTMIŞYEDİ YENİ TÜRK LİRASI) MADDİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
2. Davacı
ya, takdiren ve istemi gibi 3.000,00 YTL. (ÜÇBİN YENİTÜRKLİRASI) manevi tazminat verilmesine,
3. Hükmedilen maddi tazminat miktarına davacının yeniden gelir elde edeceği kabul olunan 21 Nisan 2002 tarihinden 30 Haziran 2002 tarihine kadar yıllık % 60 (YÜZDEALTMIŞ), 01 Temmuz 2002 tarihinden 31 Mart 2003 tarihine kadar yıllık % 55 (YÜZDEELLİBEŞ), 01 Nisan 2003 tarihinden 31 Aralık 2003 tarihine kadar yıllık % 30 (YÜZDEOTUZ), 01 Ocak 2004 tarihinden 31 Aralık 2004 tarihine kadar yıllık % 15 (YÜZDEONBEŞ), 01 Ocak 2005 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık %12 (YÜZDEONİKİ) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
4. Hükmedilen manevi tazminat miktarına olay tarihi olan 31 Mart 2001 tarihinden 30 Haziran 2002 tarihine kadar yıllık %60 (YÜZDEALTMIŞ), 01 Temmuz 2002 tarihinden 31 Mart 2003 tarihine kadar yıllık %55 (YÜZDEELLİBEŞ), 01 Nisan 2003 tarihinden 31 Aralık 2003 tarihine kadar yıllık %30 (YÜZDEOTUZ), 01 Ocak 2004 tarihinden 31 Ocak 2004 tarihine kadar yıllık %15 (YÜZDEONBEŞ), 01 Ocak 2005 tarihinden ödeme tarihine kadar %12 (YÜZDEONİKİ) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
5. 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 71 nci maddesi gereğince yargılama giderlerinin (Posta Giderleri Dahil) DAVALI İDAREYE YÜKLETİLMESİNE, ancak 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi gereğince harçtan muaf tutulan idare aleyhine HARCA HÜKMEDİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
6. 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca, davacı tarafından peşin yatırılan 1.027,80 YTL. (BİNYİRMİYEDİ YENİTÜRKLİRASI SEKSEN YENİKURUŞ) harcın istemi halinde DAVACIYA İADESİNE,
7. Davacı tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 76,50 YTL (YETMİŞALTI YENİTÜRKLİRASI ELLİ YENİKURUŞ) posta ücretinin DAVALI İDAREDEN ALINARAK DAVACIYA VERİLMESİNE,
8. Davacı tarafından peşin yatırılan ve sarfedilen 100,00 YTL (YÜZ YENİTÜRKLİRASI) bilirkişi ücretinin davadaki haklılık oranına göre 49,22 YTL. (KIRKDOKUZ YENİTÜRKLİRASI YİRMİİKİ YENİKURUŞ)nın DAVACI ÜZERİNDE BIRAKILMASINA, kalan 50,78 YTL. (ELLİ YENİTÜRKLİRASI YETMİŞSEKİZ YENİKURUŞ)nın davalı idareden alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
9. Hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden, hükmün verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince ayrı ayrı nisbi olarak hesaplanan 3.725,36 YTL. (ÜÇBİNYEDİYÜZYİRMİBEŞ YENİTÜRKLİRASI OTUZALTI YENİKURUŞ) avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
10. Dava duruşmalı görüldüğünden reddedilen maddi tazminat miktarı üzerinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince nisbi olarak hesaplanan 3.274,64 YTL. (ÜÇBİNİKİYÜZYETMİŞDÖRT YENİTÜRKLİRASI ALTMIŞDÖRT YENİKURUŞ) avukatlık ücretinin DAVACIDAN ALINARAK, DAVALI İDAREYE VERİLMESİNE,
11. Sivas-Şarkışla Askerlik Şube Başkanlığınca, Hizmete Özel gizlilik derecesiyle gönderilen davacıya ait askerlik dosyasının aynı gizlilik derecesiyle İADESİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy