(2709 S. K. m. 125) (1602 S. K. m. 71)
Davanın Konusu: Maddi ve Manevi Tazminat İstemi
Savunmanın Özeti: Gerek hizmet kusuru gerekse objektif sorumluluk ilkesi uyarınca idarenin hukuki sorumluluğundan söz edilebilmesi için, idarenin zarar doğrucu bir davranışının olması, zarar doğuran eylem ve işlemin idareye yüklenebilir olması ve meydana galen zarar ile idarenin eylem veya işlemi arasında uygun bir illiyet bağının birlikte bulunması gerektiği, bu şartlardan birinin olmamasının idarenin hukuki sorumluluğunu ortadan kaldıracağı, davacılar yakını J. Er Şükrü YÜCEBAŞ'ın, 04.05.2003 güne nöbetçi iken silahını karnına dayayıp tetiği çekerek kendini vurmak suretiyle intihar ettiği, zararlı sonucu doğuran eylemin idari olma niteliğini kaybettiği, davacıların istediği maddi ve manevi tazminat miktarlarının, tazminata esas kriterleri aşacak seviyede ve yerleşik kararların oldukça üzerinde yer aldığı belirtilerek yasal dayanaktan yoksun davanın reddi ile yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi yönünde savunma yapılmıştır.
Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerden; müteveffa J.Er Şükrü DALARın Şırnak İli İdil İlçesi öğündük J.Krk. K.lığında askerlik görevini yaptığı sırada, 04.05.2003 günü saat 11:45 sıralarında 1 nolu nizamiye mevzii nöbetçisi iken, yarım dolduruşta bulunan silahını tam dolduruşa getirerek ve karnına dayayarak tetiği çekip kendisini vurduğu, silah sesi üzerine nöbet yerine giden karakol görevlilerinin J.Er Şükrü DALAR'ı İdil Devlet Hastanesi Acil Servisine, buradan da Cizre Devlet Hastanesine ambulansla sevk ettikleri, sevki sırasında Şükrü DALAR' ın Nurcan neden böyle yaptın şeklinde söylendiği, aynı sözü bir daha tekrarladığı, keza vurdum şeklinde kelime sarf ettiği ve yolda vefat ettiği, müteveffanın ölmeden önceki günlerde arkadaşlarına, sevdiği kızla nişan isteğinin geri çevrildiğini ve sevdiği kızın başkası ile evlendirildiğini belirttiği, şahsi eşyalarının içinde de kömür gözlüm ibaresi ile başlayan mektubunda, nişanın bozulmasından dolayı üzüntülerini ifade eden ve yeniden birlikte olma isteğini dile getiren ve mektubun sonunda da Seni deli gibi seven ve uğrunda yıllarını harcayan ifadelerinin yer aldığı, J.Er Şükrü DALAR'ın silahının ekspertiz incelemesinde, olay yerindeki kovanın müteveffanın nöbet tuttuğu tüfekten atıldığının saptandığı, olayı müteakip Hv.K.K./ Diyarbakır 2 nci Tak.Hv.K.K.lığı Askeri Savcılığınca hazırlık soruşturması yapıldığı ve bunun sonucunda 28.10.2003 gün ve E.2003/873, K.2003/597 sayılı karar ile J.Er.Şükrü DALAR' ın ölümü olayı hakkında kovuşturmaya yer olmadığına, karakol komutan vekili J.Astsb. Üçvş. Cafer OÇAN hakkında ise memuriyet görevini ihmal etmek suçundan dolayı kamu dava açılmasına karar verildiği, Anayasanın 125 nci maddesine göre idare kendi eylem ve işlemlerinde doğan zararları ödemekle yükümlü olduğu, bu açıdan idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edildiği, ancak Anayasada İdarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş olup bu sorunun çözümü öğreti ve yargı kararlarına bırakıldığı, genel kabule göre idarenin sorumluluğu hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk esaslarına dayandırıldığı, hangi esas üzerinde temellendirilirse temellendirilsin genel olarak idarenin tazminle sorumlu tutulabilmesi için bir zararın varlığı, zararı doğuran eylemin idareye yüklenebilir olması, zararlı sonuç ile eylem açısından doğrudan doğruya bir nedensellik bağının bulunmasının zorunlu olduğu, davacı vekilinin, J. Er. Şükrü DALAR'ın intihar etmediğini, intihar etmesi için hiçbir mantıklı nedenin bulunmadığını, olayın cinayet olabileceğini kaldı ki bu şekilde bir kabul yapılsa bile idare alanınca J. Er. Şükrü DALAR'ın uzun süreyle nöbet tutturulmasının intihar olayına sebebiyet verdiğini ileri sürdüğü, buna karşın, 2 nd Tak. Hv. KLK. lığı Askeri Savcılığınca yürütülen hazırlık soruşturması sonucu; J.Er. Şükrü DALARın intihar ettiğinin belirtilmesi ve bu bağlamda olay yerindeki mermi kovanının müteveffanın nöbet silahından atıldığının ekspertiz raporu ile tespiti, davacının sevdiği kızın başka birisiyle evlenmesinden dolayı büyük üzüntü yaşadığının belirlenmesi, öte yandan atışın bitişik veya bitişiğe yakın atış olduğunun anlaşılması karşısında davacının intihar ettiğinin maddi bir olgu olduğunun değerlendirildiği, bunun yanında J.Er. Şükrü DALAR ın 06.00 - 09.00 saatleri arasında tuttuğu nöbetin Karakol Komutanı vekilince 09.00 - 12.00 saatleri süresince uzatılması ile intihar olayı arasında illiyet bağı bulunduğunu söylemenin hayatın olağan akışına, mantık kurallarına aykırı olduğu, bu bakımdan davacı vekilinin bu yündeki savlarının da temelsiz olduğu belirtilerek, hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesi gerektiği yönünde düşünce bildirilmiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Yargı yetkisini kullanan Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesince, Raportör Hak. Bnb. Fikret BARAM'ın açıklamaları dinlendikten ve dava dosyası incelendikten sonra;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili, 10 Ağustos 2004 tarihinde Diyarbakır 2 nci İdare Mahkemesine müracaatla, bu kanalla gönderilip 17 Ağustos 2004 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kaydına geçen ve dava dilekçesinde özetle; davacıların çocuğu Şükrü DALAR'ın, Şırnak-İdil-Öğünlük Jandarma Karakol Komutanlığında Jandarma Eri olarak askerlik hizmetini ifa ettiği sırada, 04.05.2003 tarihinde ateşli silah yaralanması sonucu vefat ettiğini, olayın soruşturmasını yapan Diyarbakır 2. Taktik Hava Kuvvet Komutanlığı Askeri Savcılığınca ölüm olayı hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, ayrıca Öğünlük Karakol Komutanlığı görevini vekaleten yürüten J.Astsb. Cafer OÇAN hakkında görevi ihmal suçundan kamu davası açıldığını, olayın intihar olarak değerlendiremeyeceğini, intihar olduğu varsayılsa dahi bunun tek müminin müteveffanın nöbetinin uzatılması olduğunu, olayda karakol komutan vekili hakkında görevi ihmal suçundan dava açılmış olmasının idarenin ajanı ile J.Er Şükrü DALAR'ın ölümü arasında doğrudan bir illiyet bağı kurulmuş olduğuna dalalet ettiğini belirterek, davacının anne Halime DALAR ve davacı baba Kazım DALAR'a otuzar milyar TL. maddi ve yirmişer milyar TL. manevi olmak üzere toplam yüz milyar TL. tazminat ödenmesine karar verilmesini, hükmedilecek tazminata olay tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı idare üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacılar yakım Şükrü DALAR'ın, Şırnak-İdil-Öğünlük Jandarma Karakol Komutanlığı emrinde Jandarma Eri olarak askerlik hizmetini yapmakta iken, 04.05.2003 tarihinde ateşli silah yaralanmasına bağlı olarak öldüğü, ölüm olayı hakkında Diyarbakır 2 nd Tak; Hv. K.lığı Askeri Savcılığınca soruşturma yapıldığı, soruşturma sonucunda; müteveffa Şükrü DALARın, 04.05.2003 günü 06.00- 09.00 saatleri arasında 1 Nolu Nizamiye Nöbetçisi olduğu, nöbet süresi sona ermesine rağmen Kıl Komutan vekili J.Kd. Üçvş, Cafer OÇAN' ın 09.00-12.00 saatleri arasında nöbetçi olan J. Er Hayrettin EKŞİOĞLU'na başka bir görev vermesi nedeniyle nöbet hizmetine devam ettiği, uzatılan nöbet hizmeti arasında saat 11.45 sularında hamili bulunduğu G.3 piyade tüfeğinin namlusuna mermi sürdüğü, namlusunu karnına dayayıp ateşleyerek kendisini yaraladığı, silah sesi üzerine nöbet yerine gelen karakol görevlilerinin müteveffayı azal bir otomobil ile İdil Devlet Hastanesine götürdükleri, buradan Cizre Devlet Hastanesine ambulans ile sevk edilen müteveffanın yolda Nurcan neden böyle yaptın? şeklinde söylediği, aynı sözü bir kez daha tekrarladığı, keza vurdum kelimesini sarf ettiği, Cizre Devlet Hastanesinden de Diyarbakır Asker Hastanesine sevk edildiği, ancak yolda vefat ettiği, müteveffanın ölmeden önceki günlerde arkadaşlarına sevdiği kızın başkası ile nişanlandığını ifade ettiği, özel eşyaları arasında bulunan bir mektupta nişanın bozulmasından dolayı üzüntünü ve yeniden birlikte olma isteğini yazdığı hususlarının maddi vakıa olarak tespit edilerek, müteveffanın ölümünde üçüncü kişilere yöneltilecek bir kastan veya kusurun mevcut olmadığı, olayın tamamen müteveffanın kendi iradesiyle hayatına son vermek şeklinde vuku bulduğu kanaatiyle ölüm olayı hakkında, 28.10.2003 tarih ve 2003/873-597 B.K. sayılı Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar verildiği, bu karara müteveffanın babası davacı Kasım DALAR'ın itiraz etmesi üzerine, itirazı inceleyen Diyarbakır 7 nci Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesince 21 Ocak 2004 tarih ve 2004/18-27 E.K. sayılı Duruşmasız işlere Dair Karar ile itirazın reddedildiği, dosya içeriğine dair bilgi ve belgelere göre de; olay m kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda belirtildiği üzere müteveffanın bilinçli hareketleri ile intihar etmesi suretiyle meydana geldiği anlaşılmıştır.
İdare hukuku ilkelerine ve T.C. Anayasasının 125 nci maddesine göre, İdare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği Anayasada belirtilmemiş olup bu meselenin halli doktrin ve yargı Kararlarına bırakılmıştır. Bugün İdarenin sorumluluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru, ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın, idarenin hukuki sorumluluğu için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin İdareye yüklenebilir nitelikte olması, zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması gereklidir, illiyet bağının kesilmiş sayılması için sararın tümüyle hizmete ve idare tüzel kişiliğine yabancı unsurlardan doğması gerekmektedir.
Davacılar yakını J.Er Şükrü DALARın ölüm olayında, hizmetin kurulması ve işletilmesinden kaynaklanan idareye yüklenebilecek bir hizmet kusuru bulunmamaktadır. Zararlı sonucun, İdarenin bir eylem veya işleminden yahut ajanlarının kusurlu davranışlarından kaynaklanmayıp ölüm olayı hakkında yapıları hazırlık soruşturması sonucunda verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararı ile davacı Kasım DALARın itirazı üzerine 7 nci Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesince itirazın reddine ilişkin karar da dikkate alınarak, ölümün, doğrudan doğruya müteveffanın kusurlu eylemi sonucu kendisini ateşli silahla vurarak intiharından meydana geldiği, zararlı sonucu doğuran eylem ile hizmet arasında illiyet bağının bulunmadığı, idarenin kusursuz sorumluluğunun da söz konusu olmadığı anlaşılmakla idarenin tazmin sorumluluğunun bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların, MADDİ ve MANEVİ TAZMİNAT istemlerine ilişkin yasal dayanaktan yoksun DAVANIN REDDİNE,
2. 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 71 nci maddesi gereğince yargılama giderlerinin (Posta giderleri dahil) DAVACILAR ÜZERİNDE BIRAKILMASINA,
3. Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu hükümleri gereğince 15,30 YTL. (onbeş yeni türk lirası otuz yeni kuruş) başvurma harcı ile, 20,60 YTL. (yirmi yeni türk lirası altmış yeni kuruş) esastan ilam harcı toplamı olan 35,90 YTL. (otuzbeş yeni türk lirası doksan yenikuruş) harcın DAVACILAR ÜZERİNDE BIRAKILMASINA, bu miktarın davacılar tarafından peşin yatırılan 1.365,30 YTL. (binüçyüzaltmışbeş yeni türk lirası otuz yeni kuruş) harçtan mahsubu ile arta kalan 1.329,40 YTL. (binüçyüzyirmidokuz yeni türk lirası kırk kuruş) harcın istemleri halinde DAVACILARA İADESİNE,
16 Şubat 2005 tarihinde OYBİRLİĞİ İle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy