(2709 S. K. m. 125)
Davacılar vekili, 08 Temmuz 2004 tarihinde Eskişehir İdare mahkemesine verdiği ve 15 Temmuz 2004 tarihinde AYİM. de kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin yakini J.Bş Çvş. .....in Bilecik, Gölpazarı 5 nci Jandarma Er Eğitim Taburu 21 nci Bl.K.lığında İdari İşler Astsubayı olarak görev yapmakta iken 12.11.2003 tarihinde şahsi tabancasıyla kendisini vurarak hayatına son verdiğini, olay hakkında Askeri Savcılık tarafından yapılan soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, müvekkillerinin yakının Bölük Komutanı J.Ütğm. .....in bölükteki er ve erbaşlardan menfaat teminine yönelik faaliyetler içerisinde olduğunu, adet haline gelen bu yasa dışı faaliyetleri önlemek isteyen müteveffaya karşı Bl.K.Ütğm.....'in baskı uyguladığını ve altından kalkamayacağı görevler vererek baskı yapmak için fırsat yarattığını, Bl.K.nın kendisin astlarının önünde rencide edici sözler söylemesi, tehdit etmesi ve devamlı baskı altında tutması nedeniyle küçük düşürülmesi sonucu intihar ettiğini belirterek, müvekkillerine yasal faizleriyle birlikte 55.000.000.000 TL. maddi ve 5.000.000.000 TL. manevi tazminat ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile şahsi dosyası ve mahkeme dosyasının incelenmesinde; davacıların yakını Jandarma Başçavuş .....in, Bilecik, Gölpazarı 5 nci Jandarma Er Eğitim Taburu 21 nci Bl.K.lığında İdari İşler Astsubayı olarak görev yaptığı, Bl.K.olarak görevli J.Ütğm. .....ile aralarında uyumlu bir çalışma ortamının bulunmadığı, 01 Ekim 2003 tarihinde depresyon şikayeti ile revire başvurduğu ve ilaç tedavisi uygulandığı, 09 Ekim 2003 tarihinde de Eskişehir Hava Hastanesinde muayene edilerek Reaktif depresyon teşhisi konduğu, Ütğm. ..... hakkında bölükteki erbaş ve erlerden menfaat temin ettiğine dair soruşturma başladığı, Ütğm. ..... hakkındaki soruşturma devam ederken davacılar yakınının 12.11.2003 tarihinde şahsi tabancasıyla kendisini vurarak hayatına son verdiği, olay hakkında, Eskişehir 1 nci Hv. K.K.lığı Askeri Savcılığı tarafından yapılan soruşturma sonucunda 09.03.2004 tarih ve 2004/55-198 Esas-Karar şayili kararı ile olayın intihar niteliğinde olduğu, müteveffanın ölümünde kendi eylemi dışında başka kimsenin etkisi, intihara teşvik, ikna, yardım gibi katkısı olmadığı belirtilerek Kovuşturmaya Yer Olmadığına karar verildiği anlaşılmaktadır.
İdare Hukuku İlkelerine ve Anayasanın 125/7 nci maddesine göre, idarenin tazminle sorumlu tutulabilmesi için, bir zararın varlığı, zararı doğuran eylemin idareye yüklenebilir olması, zararlı sonuçla eylem arasında doğrudan doğruya bir nedensellik bağının bulunması, zarara yol açan eylemin bir hizmet kusuru teşkil etmesi veya kusursuz kuram ve ilkelerinin uygulanmasına elverir nitelikte olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi zorunludur.
Bu şartlardan birinin yokluğu idarenin sorumluluğunu ortadan kaldırır. Bu nedenle ortada bir zarar yoksa veya meydana gelen zararın idari eylem ve işlemle ilgisi bulunmuyorsa, idari faaliyet zararın gerçek nedenini, illiyedini teşkil etmiyorsa, arada illiyet bağı mevcut değilse idarenin sorumluluğu ortadan kalkmaktadır.
Dava konusu olayda müftehirin şahsi tabancası ile birliğinde kendisini vurarak intihar etmesi eyleminin idari nitelikte bir eylem veya böyle bir eylemin sonucu olarak kabul etmeye imkan bulunmamaktadır. Zira intihar olayı, müftehirin kendisini kendi iradesiyle ve kendi silahıyla vurması sonucunda meydana gelmiş olup, bu eylemi idareye yükleme imkanı bulunmamaktadır. Ölüm olayı ile idare arasında sebep sonuç ilişkisi ortadan kalkmış olduğundan zararlı sonucu doğuran eylem idari olma özelliğini kaybetmektedir.
Davacılar vekili, Bölük Komutanı J.Ütğm. .....in davacıların yakını J.Başçavuş. .....a astlarının önünde rencide edici sözler söylediği, tehdit ettiği ve devamlı baskı altında tutarak küçük düşürmesi sonucu intihar ettiğini ileri sürmüş ise de; dava dosyası incelendiğinde, olaydan sonra düzenlenen idari tahkikat raporu na göre mühtehirin; psikolojik sorunları bulunduğu, bu nedenle bunalıma girip intihar ettiği belirtilmiş, Bölük Komutanı hakkında , Eskişehir 1 nci Hv.K.K.lığı Askeri Savcılığı tarafından yapılan soruşturma sonucunda 09.03.2004 tarih ve 2004/55-198 Esas-Karar sayılı Kovuşturmaya Yer olmadığı kararında, Bölük Komutanı J.Ütğm ......in müntehir J.Başçavuş. .....a karşı muaheze sınırlarını aşan, asta fena muamele kapsamına girebilecek somut bir davranışının bulunmadığı, hakaret veya müessir fiilde bulunduğuna veya ona suç teşkil edecek bir fiil ika ettiğine dair hiçbir delile ulaşılamadığı bu hususun soyut iddia düzeyinde kaldığı belirtilerek Kovuşturmaya Yer Olmadığına karar verilmesi karşısında davacılar vekilinin bu yöndeki iddialarına itibar imkanı görülmemiştir.
Diğer taraftan dava konusu ölüm olayında hizmetin kurulması ve isletilmesinden doğan idareye atfı kabil bir hizmet kusurunun varlığından da söz edilemez. Zira zararlı sonuç idarenin bir eyleminden veya ajanlarının kusurlu davranışından kaynaklanmayıp doğrudan doğruya davacıların desteğinin kendi kusurlu fiili (intihar) ile meydana gelmiştir. Zararlı sonucu doğuran eylem ile hizmet arasında illiyet bağı mevcut olmadığından müteveffanın kişisel kusurundan doğan olayda kusursuz sorumluluk kuram ve ilkesinin uygulanmasını gerektiren bir durumda bulunmamaktadır. Bu bakımdan idare hukuku ilkelerine ve Anayasanın 125/7 nci maddesine göre ölüm olayından idarenin sorumlu tutulamayacağı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle;
Hukuki dayanaktan yoksun DAVANIN REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy