(1602 S. K. m. 43)
DAVANIN KONUSU: Maddi ve Manevi Tazminat istemi
SAVUNMANIN ÖZETİ: I. USUL YÖNÜNDEN: Dava konusu olayın 04 Ekim 2001 tarihinde meydana geldiği, davacılar vekilinin 30 Temmuz 2003 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açtığı, dava dilekçesinin AYİM İkinci Dairesinin 28 Ocak 2004 tarih ve E.2004/83, K.2004/88 sayılı kararı ile görevli mercie tevdi edildiği, kararın 11 Şubat 2004 tarihinde tebliğ edildiği, anılan tarihin görevli mercie tebliğ tarihi olarak kabul edilmesi neticesinde davacının 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu'nun 43 ncü maddesi kapsamında bir yıllık başvuru süresini geçirdiği, iki yılı aşkın bir süre geçirildikten sonra idareye başvurulduğu belirtilerek öncelikle davada süre aşımı bulunduğu,
II. ESAS YÖNÜNDEN: Davacının 25 nci Mknz.P.Tug. 9 ncu Hd.Tb.Kh.Ds.Bl.K.lığı emrinde askerlik hizmetini yaparken Astsb.Mustafa KAYA'nın hizmet gereği kullandığı aracın takla atarak kaza yapması sonucu vefat ettiği, dava konusu olayda idareye izafe edilebilecek herhangi bir hizmet kusuru bulunmadığı, talep edilen tazminat miktarlarının yüksek olduğu belirtilerek yasal dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesi gerektiği yönünde savunma yapılmıştır.
BAŞSAVCILIĞIN DÜŞÜNCESİ: I. USUL YÖNÜNDEN: Davacılar vekilinin davalı idareye başvuru tarihinin, ilk dava dilekçesinin Sarıkamış Asliye Hukuk Mahkemesi kaydına geçtiği 30.07.2003 tarihi olduğu, buna göre davacıların oğlu P.Er.Erdal DEMİR'in vefatına neden olan olayın 03.10.2001 tarihinde meydana geldiği, aradan bir yıldan fazla süre geçtikten sonra davalı idareye başvuru yapıldığının kabulü ve gerçeği karşısında 1602 sayılı Kanunun 43 ncü maddesi kapsamında davada süre aşımı bulunduğu,
II. ESAS YÖNÜNDEN: Anayasanın 125 nci maddesine göre idarenin kendi eylem ve istemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlü olduğu; genel olarak idarenin tazminle sorumlu tutulabilmesi için, bir zararın varlığı, zararı doğuran eylemin idareye yüklenebilir olması, zararlı sonuç ile eylem açısından doğrudan doğruya bir nedensellik bağı bulunmasının zorunlu olduğu, somut olayda davacıların oğlunun askerlik hizmetini yaparken, 04.10.2001 tarihinde askerlik görevi gereği bulunduğu askeri aracın Astsb. Mustafa KAYA tarafından hizmet gereği kullanırken gösterdiği dikkatsizlik ve tedbirsizlik sonucu oluşan kaza nedeniyle vefat ettiği; idarenin, hizmetin iyi ve sağlıklı bir şekilde işletilmemesinden kaynaklanan hizmet kusurunun bulunduğu; yukarıda açıklanan nedenlerle, davada süre aşımı bulunduğundan öncelikle davanın süre aşımı yönünden reddine; Usul yönünden belirtilen düşünceye itibar edilmemesi durumunda, davacıların zararlarının hizmet kusuru ilkesi uyarınca karşılanması gerektiğinden, davacılara, olaydan dolayı meydana gelen zararla ilgili olarak bilirkişi tarafından tespit olunacak bir miktarın yasal faiziyle birlikte maddi tazminat, olaydan dolayı duydukları acı, elem ve üzüntünün karşılığı olarak takdir edilecek bir miktarın da yasal faiziyle birlikli manevi tazminat olarak ödenmesine karar verilmesi gerektiği yönünde düşünce bildirilmiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Yargı yetkisini kullanan Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesince, Raportör Üye Topçu Kur. Alb. Metin Şahin'in açıklamaları dinlendikten ve dava dosyası incelendikten sonra;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili, 30 Temmuz 2003 tarihinde Sarıkamış Asliye Hukuk Mahkemesi ve 04 Ağustos 2003 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde kayda geçen dava dilekçesinin AYİM İkinci Dairesinin 03.12.2003 gün ve E. 2003/962, K.2003/883 sayılı kararı ile reddine karar verilmesi ve 12.01.2004 tarihinde AYİM kaydına geçen yenileme dilekçesinin ise AYİM İkinci Dairesinin 28 Ocak 2004 gün ve E. 2004/83, K.2004/88 kararı ile görevli mercie tevdi edilmesi ve bu karara davalı idare tarafından yasal süresi içerisinde cevap verilmemesi Üzerine 04 Haziran 2004 tarihinde AYİM kaydına geçen dava dilekçesinde özetle; davacıların oğlu Erdal DEMİR'in 25 nci Mknz. P.Tug. 9 ncu Hd. Tb.Kh.Ds.Bl.K.lığı emrinde askerlik hizmetini yaparken 04.10.2001 tarihinde, Astsb. Mustafa KAYAnın hizmet gereği kullandığı askeri aracın aşırı hızdan dolayı takla atarak kaza yapması neticesinde vefat ettiğini; P.Er Erdal DEMİR'in olayda herhangi bir kusurunun bulunmadığını, davacıların oğullarının ölümü nedeniyle büyük bir acı ve üzüntü içinde bulunduklarını belirterek meydana gelen zararın karşılanması için 20.000.000.000 TL. maddi ve 10.000.000.000 TL manevi olmak üzere toplam 30.000.000.000 TL. tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde; davacıların oğlu P.Er Erdal DEMİR'in 25 nci Mknz.P.Tug. 9 ncu Hd. Tb.Kh.Ds.Blk.K.lığı emrinde askerlik hizmetini yaparken şoförü olduğu 366907 plakalı Landrover aracın çekişinde düşüklük ve kasislere girdiğinde sağ taraftan ses gelmesi nedeniyle tamir ve bakım için 04 Ekim2001 tarihinde birlik kademesine götürdüğü, motor kademede Teknisyen Astsb. olarak görev yapan Mustafa KAYA'nın arızalı olduğu belirtilen aracı, içinde araç şoförü olarak davacıların oğlu olan P.Er.Erdal DEMİR'de olduğu halde deneme sürüşüne tabi tuttuğu, aracı kullanan Astsb. Mustafa KAYA'nın aracın arızasını net olarak ortaya koymak için aşırı hız yapması sonucu aracın takla atarak kaza yaptığı, kaza sonucu araçta bulunan P.Er Erdal DEMİR'in vefat ettiği, bu olay üzerine davacıların vekilleri aracılığıyla davalı idare başvurmadan ilk olarak 30 Temmuz 2003 tarihinde Sarıkamış Asliye Hukuk Mahkemesi kaydına ve 04 Ağustos 2003 tarihinde AYİM kaydına geçen dava dilekçesi ile dava açtığı, bu dava dilekçesinin Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesinin 03 Aralık 2003 gün ve E:2003/962, K:2003/883 sayılı kararı ile reddedildiği, bunun üzerine davacının vekilleri aracılığıyla 12 Ocak 2004 tarihinde yenilenerek kayda geçen dava dilekçesi ile dava açtıkları, bu dilekçe hakkında Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesinin 28 Ocak 2004 gün ve E:2004/783, K:2004/88 sayılı kararı ile dilekçe ve eklerinin görevli mercie tevdiine karar verildiği, bu karar üzerine davacılar vekilinin 12 Ocak 2004 tarihinde kayda geçen dava dilekçesi ile davacılara yasal faiziyle birlikte 10.000.000.000 TL maddi ve 10.000.000.000 TL manevi tazminat ödenmesi istemiyle dava açtığı anlaşılmaktadır.
Dava açma süresi, kamu düzeni ile ilgili olup hak düşürücü niteliktedir. Davanın her safhasında dikkate alınması hukuk alanında tartışmasız kabul edilen bir zorunluluktur. Bu nedenle divanın süresinde açılıp açılmadığı hususu öncelikle incelenmiştir.
1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu'nun 43 ncü maddesinde idari eylemlerden doğan tam yargı davasına ait dava açma süresi gösterilmiş ve bu sürelerin başlangıçları da belirtilmiştir. Belirtilen bu başlangıç tarihlerinden itibaren işlemeye başlayan dava açma süreleri içinde açılmayan davaların esastan incelenmesi mümkün değildir. Zira dava açma süresi hak düşürücü bir süre olup sürenin geçmesiyle dava hakkı ortadan kalkar ve Kanun yeni bir olanak tanımadıkça bu hak bir daha kullanılamaz.
1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 43/1 nci maddesi idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açmadan önce, bu eylemlerin yazılı bildirimi üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde yetkili makama başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri lazımdır. Bu isteklerini kısmen veya tamamen reddi halinde bu konudaki işlemin tebliği tarihinden ve altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren altmış gün içinde tam yargı davası açabilirler. hükmünü amirdir.
1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu'nun 44/f ve 45/A maddeleri gereğince dava açma süresi geçirildikten sonra açılan davaların reddine karar verileceği belirtilmiştir.
İdari eylemler nedeniyle zarara uğrayanların zarar doğuran eylemi öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl içinde idareye başvurarak zararlarının karşılanmasını istemeleri gerekmektedir. İdari eylemden doğan tazminat istemi niteliğindeki bu davada, davacılar yakınının 04 Ekim 2004 tarihinde askeri aracın devrilmesi sonucu vefat ettiği anlaşıldığından, bu tarihten itibaren bir yıllık süre içinde yetkili makama başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemesi ve cevap verilmemesi halinde idareye müracaat tarihinden itibaren 120 gün içerisinde dava aşması gerekirken idari başvuruda bulunmaksızın eylem tarihinden 1 yıl 9 ay 26 gün sonra 30 Temmuz 2003 tarihinde açılan davanın, süre aşımı yönünden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle,
1. DAVANIN SÜRE AŞIMI YÖNÜNDEN REDDİNE,
2. 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 71 nci maddesi gereğince yargılama giderlerinin (posta giderleri dahil) DAVACILARA YÜKLETİLMESİNE.
3. Davanın açıldığı tarih itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu hükümleri gereğince 11.970.000 TL. başvurma harcı ile 7.880.000 TL. esas dışı maktu ilam harcı toplamı olan 19.850.000 TL. (Ondokuzmilyonsekizyüzellibin Türk Lirası) harcın DAVACILAR ÜZERİNDE BIRAKILMASINA, bu miktarın davacılar tarafından peşin yatırılan 423.000.000 TL. harçtan mahsubu ile arta kalan 403.150.000 TL. (Dörtyüzüçmilyonyüzellibin Türk Lirası) harcın istemleri halinde DAVACILARA İADESİNE,
24 Kasım 2004 tarihinde OYBİRLİĞİ ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy