(2709 S. K. m. 125) (1602 S. K. m. 71) (492 S. K. m. 13) (4721 S. K. m. 364)
Davanın Konusu: Maddi ve Manevi Tazminat İstemi
Savunmanın Özeti: 25.04.2002 tarihinde meydana gelen patlama sırasında vefat edan J. Er İlker AKKAYA'nın ölümü olayında idareye atfı kabil bir kusurun bulunmadığı, Ankara Jandarma Kriminal Daire Başkanlığınca olay hakkında tanzim edilen 29 Kasım 2002 tarihi ekspertiz raporuyla varılan kanaate göre hatalı üretimi yapılan MRG 40 mm H E MG Bombaatar mühimmatının kurulu hale gelerek ve bir darbe etkisiyle patladığı, bu sebeple olayın meydana geldiği, zararlı sonuç ile zararı doğuran eylem arasında illiyet bağının bulunmasına rağmen idareye yüklenebilir olmadığı, bu sebeplerle davanın reddine karar verilmesinin gerektiği yönünde savunma yapılmıştır.
Başsavcılığın Düşüncesi: Meydana gelen olayda idareye yüklenebilecek herhangi bir hizmet kusurunun bulunmadığı, davacılar yakınının olay anında yaptığı faaliyet idarenin kamusal bir faaliyeti olduğundan zararın tamamen idareye yabancı unsulardan doğmadığı, böylelikle zararlı sonuç ile idarenin faaliyeti arasında nedensellik bağının kurulabildiği, ayrıca idarenin davacılar yakınının vefatına neden olan faaliyetinin mahiyeti itibariyle tehlikeli bir faaliyet olduğu, bu tür faaliyetlerden doğacak zararın bir hizmet kusuru olmasa da risk sorumluluğu gereğince idarece tazmin edilmesinin gerektiği, davacıların müteveffanın kardeşleri olduğu, nafaka yükümlülüğü olmayan kardeşin kardeşe bakım yükümlülüğü olmadığından davacıların maddi tazminat istemlerinin reddine, yakınlarını yitirmeleri nedeniyle duyduktan acı ve üzüntüye karşılık manevi tazminat istemlerinin kabulüne karar verilmesi gerekliği yönünde düşünce bildirilmiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Yargı yetkisini kullanan Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesince Raportör Hak. Alb. Şakir AYTAŞ'ın açıklamaları dinlendikten ve dava dosyası incelendikten sonra;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili, 29 Temmuz 2003 tarihinde İstanbul İdare Mahkemesine verdiği ve 08 Ağustos 2003 tarihinde AYİM'de kayda geçen dilekçesinde özetle; Davacıların kardeşi olan J. Er İlker AKKAYA'nın J.Ord.Dp.K.lığı emrinde askerlik hizmetini yapmakta iken 25.04.2002 tarihinde mühimmat deposundan bir tıra yükleme yapılırken meydana gelen patlama sonucunda vücudunun parçalanarak şehit olduğunu, bu durumun kardeş davacıları maddi ve manevi zarara uğrattığını, bu sebeple davacı her iki kardeş için ayrı ayrı onar milyar TL. maddi, birer milyar TL. manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda; Davacıların kardeşi olan J. Er İlker AKKAYA'nın Güvercinlik J. Loj. K.lığı Mühimmat İkmal Bakım Takım K.lığı emrinde askerlik hizmetini ifa ederken 25.04.2002 tarihinde Diyarbakır ve Mardin'e gönderilmek üzere 700574 plaka numaralı TIR aracına mühimmat yüklemesi yapılırken meydana gelen patlama sonucunda vefat ettiği, olay nedeniyle J.Gn. K.lığı Askeri Savcılığı tarafından soruşturma yapıldığı, yapılan hazırlık soruşturması sonucunda J.Gn.K.lığı Askeri Savcılığının 17.12.2002 tarih ve E.2002/998, K.2002/1384 sayılı kararı ile olayın hatalı bir mühimmatın patlaması sonucu meydana geldiği, hiçbir personelin ihmal ve kusurlu davranışının bulunmadığı belirtilerek Kovuşturmaya Yer olmadığı kararı verildiği anlaşılmıştır.
İdare hukuku ilkelerine ve T.C. Anayasasının 125 nci maddesine göre idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu surette idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. İdarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği ise Anayasada belirtilmemiş olup bu meselenin hain doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın, idarenin hukuki sorumluluğu için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zararla eylem arasında illiyet bağının bulunması yeterlidir. İlliyet bağının kesilmiş sayılması için zararın tümüyle hizmete ve idare tüzel kişiliğine yabancı unsurlardan doğması gerekmektedir.
Olayın bir kamu hizmetinin ifası sırasında meydana geldiği ve olayda müteveffanın kusurunun bulunmadığı hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Meydana gelen ölüm olayında idareye atfı kabil bir hizmet kusuru bulunmasa dahi ölüm olayının askerlik görevinin fesi sırasında, mühimmat yüklenmesi esnasında meydana geldiği, hizmetle ölüm arasında illiyet bağı bulunduğu dikkate alınarak davacıların zararlarının, davacılar üzerinde bırakılmayarak tüm topluma yayılmasının hakkaniyete uygun olacağı düşünülerek meydana gelen zararın idarece kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca karşılanmasının gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Müteveffa J. Er İlker AKKAYA'nın kardeşleri olan davacılar için maddi tazminat isteminde bulunulmuş ise de Türk Medeni Kanununun 364 ncü maddesine göre kardeşe nafaka ödenebilmesi için nafaka istenilecek tarafından öncelikle hali refahta olması, nafaka isteyenin ise diğer tarafa yardım etmediği takdirde zarurete düşecek durumda bulunmaları gerekmektedir. Bu bağlamda maddi tazminat talebi, ölenin ekonomik refah içinde, talep edenin de yardım edilmediğinde zarurete düşecek durumda olduklarının ve ölüm olayından evvel fiilen bir yardım ilişkisinin bulunması ve kanıtlanması gerekmektedir. Müteveffanın hali refah içinde olduğu hususunda dosyada bilgi ve belge bulunmamaktadır. Kaldı ki davacı kardeşe ölmeden önce maddi destekte bulunduğu kanıtlanamadığı gibi kardeş zaruret içinde olsa dahi onlara yardım etme mükellefiyeti sağ olan anne ve babaya aittir. Bu nedenin kardeş ölümü nedeniyle destekten yoksun kalma gerekçesiyle maddi tazminat ödenmesi isteminin koşulları bulunmadığından davacı kardeşlerin maddi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Davacılara, kardeşlerinin vefatı nedeniyle duydukları ve ömür boyu duyacakları acı ve ızdıraplarını kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla olayın meydana geliş şekli, tarihi, müteveffanın ve davacıların statüsü, sosyal durumları, paranın alım gücü ve işletilecek yasal faiz de dikkate alınarak uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Bu itibarla,
1. Davacı kardeşler Soner AKKAYA ve Hamdi AKKAYA'nın maddi tazminat istemlerinin REDDİNE,
2. Davacı kardeşler Soner AKKAYA ve Hamdi AKKAYA'ya takdiren ve istemleri gibi ayrı ayrı 1.000.000.000ar TL (Birer milyar TL.) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE,
3. Hükmolunan manevi teminat miktarlarına olay tarihi olan 25.04.2002 tariflinden itibaren 30 Haziran 2002 tarihine kadar yıllık % 60 (YÜZDEALTMIŞ), 01 Temmuz 2002 tarihinden 31 Mart 2003 tarihine kadar yıllık % 55 (YÜZDEELLİBEŞ), 01 Nisan 2003 tarihinden 31 Aralık 2003 tarihine kadar yıllık % 30 (YÜZDEOTUZ), 01 Ocak 2004 tarihinde ödeme tarihine kadar yıllık % 15 (YÜZDEONBEŞ) YASAL FAİZ YÜRÜTÜLMESİNE,
4. 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu'nun 71 nci maddesi gereğince yargılama giderlerinin davalı idareye YÜKLETİLMESİNE, ancak 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi gereğince muaf tutulan idare aleyhine harca hükmedilmesine YER OLMADIĞINA,
5. Davacılar tarafından peşin yatırılan 310.550.000 TL. (ÜÇYÜZONMİLYONBEŞYÜZELLİBİN TL.) harcın istemleri halinde DAVACILARA İADESİNE,
6. Davacılar tarafından peşin yatırılan ancak sarf edilmeyen T.C. Ziraat Bankası Saraçoğlu Şubesi 3408757-5001 nolu hesabındaki 90.000.000 TL (DOKSANMİLYON TL.) bilirkişi ücretinin istemleri hainde DAVACILARA İADESİNE,
7. Davacılar tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 35.500.000 TL. (OTUZBEŞMİLYONBEŞYÜZBİN TL.) posta masrafının DAVALI İDAREDEN ALINARAK DAVACILARA VERİLMESİNE,
8. Hükmedilen manevi tazminat miktarları üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca nisbi olarak hesap edilen 240.000.000 TL. (İKİYÜZKIRKMİLYON TL.) avukatlık ücretinin DAVALI İDAREDEN ALINARAK DAVACILARA VERİLMESİNE,
13 EKİM 2004 tarihinde OYBİRLİĞİ ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy