(2709 S. K. m. 125)
Davacılar vekili Av.
, 01 Haziran 2004 tarihinde AYİM kaydına geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin kanuni yakini P.Er
..nin, İstanbul Harp Akademileri Komutanlığı Sosyal Tesislerinde askerlik hizmetini yapmakta iken 16.04.2003 tarihinde ayni yerde görevli P. Astsb. Kd. Bçvş.
.in müessir fiiline maruz kaldığından içine düştüğü depresyon nedeniyle 18.04.2003 tarihinde intihar ettiğini, P.Kd. Bçvş.
.in müessir fiil olayı nedeniyle 3.Kor. K.lığı As. Mah.de yargılanarak mahkum olduğunu, müteveffanın dövülmesinin onu intihara sevk ettiğini, zararlı sonucun meydana gelmesinde idarenin ağır hizmet kusurunun bulunduğunu, ayrıca şahsi kusur ile hizmet kusurunun birleşmesinin söz konusu olduğunu öne sürerek müvekkillerinin uğradığı maddi ve manevi zararların tazmini için 24 milyar TL. maddi, 14 milyar TL. manevi olmak üzere toplam 38.000.000.000 TL. si tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte ödenmesini talep ve dava etmiştir. Dava dosyası ve 3 ncü Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığının olayla ilgili tahkikat dosyasının incelenmesi sonucunda; davacılar yakını P.Er
..nin, 07 Ekim 2002 tarihinde askerlik şubesince askere sevk edildiği, acemi eğitimini tamamlamasını müteakip tertip edildiği İstanbul Harp Akademileri Ds. Kt. K.lığına 22 Kasım 2002 tarihinde katıldığı, Ds.Kt. Sosyal Hiz. Bşk.lığı emrinde görev yapmakta iken 18.04.2003 tarihinde sosyal tesislerin yemek salonunda kendisini asarak hayatini kaybettiği, söz konusu ölüm olayı ile ilgili olarak İstanbul 3 ncü Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığınca yapılan soruşturma sonucunda Harp Akademileri Komutanlığı Sosyal Tesislerinde görevli müteveffa P. Er Tuncay TANIŞMAnın olay günü 18.04.2003 tarihinde takriben 05.00-05.30 saatleri arasında görevli bulunduğu sosyal tesislerin yemek salonunun üst katında gizem çiçekçilikten temin edilmiş iki kez bağlanmak suretiyle 2 cm çapında naylon içerikli kurdele ile maddi ve ailevi problemlerinden dolayı hayatına son vermek maksadıyla kendini aştığı, yapılan otopsi raporuna göre ölümün müteveffanın canlı iken gerçeklesen asi sonucu meydana geldiğinin hazırlık soruşturması ile saptandığı, olayın araştırılması esnasında olaydan iki gün önce
.. Başçavuşun müteveffayı dövdüğünün tespit edilmesi üzerine
hakkında asta müessir fiil ika etmek suçundan kamu davası açılmış olduğu belirtilerek 05 Eylül 2003 tarih ve Evrak No:2003/350, 2003/449-221 esas ve karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği, verilen bu karara yasal süresi içerisinde itiraz edilmediği, müteveffanın babası
.. tarafından Milli Savunma Bakanlığına 13.04.2003 tarihli dilekçe ile müracaatta bulunularak, oğlunun intihar etmesini gerektirecek herhangi bir sorunu olmadığını, yapılan soruşturma ile ilgili olarak kendilerine herhangi bir bilgi verilmediğini, oğlunun öldürülmüş olduğundan şüphe ettiğini belirterek olayla ilgili soruşturmaya devam veya kamu davası açılması emri verilmesinin talep edildiği, Milli Savunma Bakanlığının 25 Mayıs 2004 tarih ve MIY:26-B-207-04/As. Adl. İsl. Rap. Tet.S.(230-1975) sayılı yazısında Soruşturma dosyası incelendiğinde; 25.11.2002 tarihinde kıtasında doldurduğu bilgi formuna karşılıksız olduğuna inandığı bir kadını veya kızı sevdiğine dair bir bilgi yazmış olması; Askeri Savcı tarafından olay yerinde yapılan inceleme sırasında, müteveffanın çalıştığı masanın altındaki çöp kutusundan elde edilen ve sevdiği kıza yazdığı sanılan kağıt parçasındaki kendisini seveceği günü sabırsızlıkla beklediğine dair ifadeler; cep telefonu borcu nedeniyle anne ve babasının arasının açıldığı ve boşanmasalar bile ayrı yaşadıklarına ve ayrıca kasada açığının bulunduğuna dair yakin arkadaşlarına açıkladığı sorunlarının bulunduğuna dair yeminli tanık ifadeleri; olaydan iki gün önce Astsb
.. tarafından dövülmüş olması; ölü muayenesi ve otopsi tutanağı ile otopsi raporuna göre, asi sonucu boynunda meydana gelen ekimoz dışında vücudunda darp ve cebir izine rastlanılmamış olması, kanında alkol veya toksik maddeye rastlanılmaması, boynunda hyoid kemik sağ boynuzu ve tiroid kartilaj her iki boynuzunda etrafı ekimozlu kirik tespit edilmiş olması ve dosyada bulunan diğer deliller birlikte değerlendirildiğinde, müteveffa erin canlı iken kendisini aşması sonucunda yaşamını kaybettiği, olayda başka bir kimsenin ölüm neticesi ile nedensellik bağı kurulabilecek kusur veya ihmalinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle, Askeri Savcılıkça yapılan hazırlık soruşturması sonucunda verilen, 05.09.2003 gün ve 2003/449-221 esas ve karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığı kararının yasaya uygun olduğu anlaşıldığından,
.nin olayla ilgili soruşturmaya devam emri verilmesine ilişkin talebi kabul edilmemiştir, gerekçesiyle talebinin reddedildiği, diğer taraftan müteveffanın ölüm olayından iki gün önce 16.04.2003 tarihinde ayni yerde görevli P.Kd. Bçvş.
.. tarafından kendisine Muhittin Başçavuşum şeklinde hitap etmiş olması nedeniyle tekme ve tokat ile dövüldüğü, bu olayla ilgili olarak 3. Kor. K.lığı As. Mah.nin 22.10.2003 gün 2003/936-645 E-K sayılı kararı ile P.Kd. Bçvş.
hakkında asta müessir fiil suçundan dolayı As. Cz. K.nun 117/1, T.C.K. 59/2 647 sayılı Kanunun 4 ncü maddesi uygulanmak suretiyle 57.785.000 TL. ağır para cezasıyla mahkumiyetine karar verildiği ve bu cezanın 647 sayılı Kanunun 6 nci maddesi gereğince ertelenmesine karar verildiği, bu kararın Askeri Yargıtay 2 nci Dairesinin 29.09.2004 tarih ve 2004/1167-1147 Esas ve Karar sayılı ilamı ile onandığı, söz konusu ölüm olayı nedeniyle 11.02.2004 tarihinde tazminat istemiyle davalı idareye müracaat edildiği, bu müracaata cevap verilmemesi üzerine 01 Haziran 2004 tarihinde süresinde olmak üzere bu davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır.
Anayasanın 125 nci maddesine göre idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu açıdan idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak Anayasada idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş olup bu sorunun çözümü öğreti ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Genel kabule göre idarenin sorumluluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk esaslarına dayandırılmaktadır. Hangi esas üzerinde temellendirilirse temellendirilsin genel olarak idarenin tazminle sorumlu tutulabilmesi için, bir zararın varlığı, zararı doğuran eylemin idareye yüklenebilir olması, zararlı sonuç ile eylem açısından doğrudan doğruya bir nedensellik bağının bulunması zorunludur.
Davacıların yakini P.Er
..nin ölüm olayı incelendiğinde; olayın asi suretiyle intihar olduğu yönünde kuşku bulunmadığı, olayla ilgili 3.Kor. K.lığı Askeri Savcılığının Kovuşturmaya yer olmadığı kararı ve soruşturma dosyası muhteviyatına göre ölümün maddi ve ailevi problemlerden kaynaklanan intihar sonucu gerçekleştiği, bu soruşturma sırasında ortaya çıkan, müteveffanın olaydan iki gün önce B.çvş
.. tarafından dövülmüş olması ile intihar eylemi arasında uygun illiyet bağı bulunmadığı, ölüm olayının idarenin herhangi bir hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluğunu gerektirecek bir eylem veya işleminden kaynaklanmadığı, zararlı sonucun tamamen müteveffanın eyleminden meydana geldiği, davacıların uğradığı zararlı sonuçlardan idarenin sorumlu tutulmasının hukuken mümkün olmadığı, bu nedenle talep edilen maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmesinin gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle;
Davacılar
..,
.,
. ve
..nin maddi ve manevi tazminat istemiyle açtıkları DAVANIN REDDİNE,
KARŞI OY GEREKÇESİ
Dava dosyası ve davalı idarenin savunmasına göre, davacılar yakını P. Er
..nin 22 Kasım 2002 tarihinde Harp Akademileri K.lığına katıldığı, ölüm tarihi olan 18.04.2003 tarihine kadar yaklaşık 5 ay aynı birlikte görev yaptığı, birliğinde 08 Ocak 2003 tarihinde Rehberlik ve Danışma Merkezinde görüştürüldüğü, psikolog tarafından yapılan muayenesi sonucunda normal tanısı konulduğu, içe kapanıklık, grup dışı davranış veya başka bir uyumsuz davranışının olmadığı anlaşılmaktadır. İntihar olayından iki gün önce de komutanı olan P. Bçş.
tarafından dövüldüğü de ölüm olayının gerçekleşmesiyle yapılan tahkikat sonucu ortaya çıkmış, yapılan yargılama ile de sabit bulunmuş bir olgudur. Olayda davalı idarenin ajanı tarafından müessir fiil uygulanmak suretiyle kusurlu hareket edildiği, birliğinde başka hiçbir psikolojik veya başkaca bir sorunlu davranışı bulunmadığı belirlenen
nin olaydan iki gün sonra intihar etmiş olmasında, bu olayın katkısının bulunmadığı görüsüne katılmak mümkün olmamıştır. Esasen davalı idare savunmasında davacılar yakininin müterafık kusurunun mevcut olduğunu da açıkça belirtmektedir. Bu da bir anlamda idarenin kusurlu eylemi kabulüdür. Dolayısıyla müteveffanın intiharında iki gün önce gerçeklesen idare ajanının kusurlu davranışının büyük ölçüde katkıda bulunduğunun kabul edilmesi, davacılar yakınının intihar eylemine yönelmesinde müteveffanın müterafik kusuru da nazara alınarak tazminat istemlerinin kabulü gerekirken, aksi yönde oluşan çoğunluk kararına muhalif kaldık. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy