(2709 S. K. m. 125) (818 S. K. m. 41, 49) (5434 S. K. Ek. m. 79)
Davacı vekili, 08.12.2004 tarihinde Sivas İdare Mahkemesinde ve 14.12.2004 tarihinde AYİMde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Batman Hava Meydan K.lığı emrinde Hava Ulaştırma Er olarak askerlik yaptığını, 20.01.2003 günü garajda araba lastiği tamir ederken lastiğin patlaması sonucu yaralandığını, bu yaralanma neticesinde davacının dalağının alındığını, ön dişlerinin kırıldığını, omur iliğinde L-2-3 vertabra kırığı oluştuğunu, büyük ölçüde çalışma gücünü kaybettiğini, Mayıs 2004 tarihinde terhis edildiğini, idarenin ağır hizmet kusuru bulunduğunu belirterek 40.000.000.000 TL. maddi ve 10.000.000.000 TL. manevi tazminatın kaza tarihi olan 20.01.2004 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte ödenmesini ve yargılamanın adli yardımlı olarak yapılmasını talep ve dava etmiştir.
Davacının adli yardım istemi, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesinin 22.12.2004 tarih GENSEK NO:2004/3610, ESAS NO:2004/919 sayılı kararı ile kabul edilmiştir.
Dosyadaki mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinde; Batman Hava Meydan K.lığı emrinde Hava Ulaştırma Er olarak askerlik hizmetini yerine getirmekte iken 15.10.2003 günü verilen görev gereği davacının 650210 plaka nolu Magirus topçeker aracının patlak lastiğinin (şamrel) tamirini yaptığı, şamrel havuzunda kontrolünü yaptıktan sonra janta taktığı, inik halde olan lastiği, oto bakım atölyesinin dışındaki lastik şişirme kafesine yuvarlayarak götürmeden önce lastiğin içindeki şamrelin yuvarlanmadan dolayı zarar göreceğini düşünerek bir miktar hava basıp götürmek istediği, ancak hava basma esnasında jant çemberinin tırnaklı olan kısmının kurtularak davacının karın bölgesine ağırlıklı olmak üzere vücuduna çarptığı, dudak ve burunda da yaralanma olduğu, iç kanama endişesi ile Batman Devlet Hastanesine sevk edildiği, dalak bölgesinde iç kanama teşhisi ile ameliyat edildiği ve dalağının alındığı, ameliyat sonrası devam edecek tedavileri için Diyarbakır Askeri Hastanesine sevk edildiği, tedavileri sonrasında 24.10.2003 tarih ve 62/4 sayılı sağlık kurulu raporu ile 2 ay hava değişimi verilerek taburcu edildiği, hava değişimi sonunda şikayetlerinin geçmemesi nedeni ile yeniden Diyarbakır Asker Hastanesine sevk edildiği burada yeniden yapılan muayene sonunda 28.01.2004 tarih ve 508 sayılı sağlık kurulu raporu ile L2-3 vertabra eski kırığı tanısı ile SMK iki ay hava değişimi kararı verildiği,21.05.2004 tarihinde de normal terhis edildiği anlaşılmıştır.
Mahkememizin 29 Haziran 2005 ve 14 Eylül 2005 tarihli ara kararı ile davacının bu yaralanma nedeni ile askerliğe elverişsiz hale gelip gelmediği, yaralanmanın iş gücü kaybı yada zaafına neden olup olmadığının tespiti maksadıyla sağlık kurulu raporu temini için en yakın Askeri Hastaneye sevkine karar verildiği, bu ara kararımızın icrasından olmak üzere davacı hakkında düzenlenen GATA Sağlık Kurulunun 09.11.2005 tarih ve 5552 sayılı raporundan Travmatik splenektomili, L-2, L-3 eski kırıklısı, A/59 F1, A/63 F1, B/45 F13 askerliğe elverişli değildir, yedekte askerlik görevini yapar, 25 gün mutad iştigaline engel teşkil edeceği, dalak çıkarılmasına neden olan arızanın uzuv tadili niteliğinde olduğu anlaşılmıştır.
İdare Hukuku ilkelerine ve T.C. Anayasanın 125 nci maddesine göre, idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak Anayasada idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş, bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın genel olarak idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte bulunması, zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması zorunludur.
Olayın bir kamu hizmetinin ifası sırasında meydana geldiği konusunda bir ihtilaf yoktur. İdarenin hukuki sorumluluğu için bir zararın mevcudiyeti zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması ve zararla eylem arasında illiyet bağının bulunması yeterlidir. İlliyet bağının kesilmiş sayılması için de zararın tümüyle hizmete ve idare tüzel kişiliğine yabancı unsurlardan doğması gerekmektedir. Olayımızda idareye atfı kabil bir hizmet kusurundan söz edilemez ise de; bir kamu görevinin ifası sırasında meydana gelen zarar ile görevden neşet eden eylem arasında sıkı bir illiyet bağı bulunduğundan kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince davacının uğradığı zararın davalı idare tarafından karşılanması gerektiği sonucuna varılmıştır. Ancak lastik değiştirme ve tamirinin nasıl yapılacağına ilişkin verilen eğitimler sırasında kendisine tebliğ edilmiş bulunan talimatlara aykırı olarak lastik şişirme kafesini kullanmayarak lastiği emniyetsiz şekilde şişirmesi müterafik kusuru olarak değerlendirilmiştir.
Mahkememizin yerleşik içtihatları uyarınca Emekli Sandığı iştirakçisi olmayan kişilerin kamu hizmetinin ifası sırasında sakatlanmaları halinde kendilerine T.C.Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce bağlanan aylıklar ile ödenen tütün ikramiyeleri, olay sebebiyle sağlanan yarar kabul edilerek maddi zararlardan düşüldüğünden, maddi tazminat isteminde bulunan davacıya aylık bağlanıp bağlanmadığı, tütün ikramiyesi ödenip ödenmediği araştırılmış, T.C.Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün 27.07.2006 tarih ve B.07.1.EMS.0.10.01.01./83.561.060 sayılı yazısından; davacının vazife malullüğünün Yönetim Kurulunun 18.05.2006 tarih ve 261 sayılı kararı ile kabul edilmesi üzerine Genel Müdürlüğün 22.06.2006 tarih ve 472275 sayılı işlemi ile 01 Mart 2006 tarihinden itibaren 5 inci derece Türk Silahlı Kuvvetleri vazife malullüğü aylığı olarak 706.03 YTL aylık bağlandığı, bağlanan bu aylıkların değişen katsayılar itibariyle yükseltilerek en son 01 Temmuz 2006 tarihi itibariyle 723,74 YTL.ye yükseltildiği, diğer taraftan ilgiliye 5434 Sayılı Kanunun Ek 79 uncu maddesi uyarınca 01.03.2006-31.12.2006 tarihleri arasında tahakkuk ettirilen ek ödemenin 2007 yılının ilk üç ayında ödeneceğinin bildirildiği anlaşılmıştır.
Maddi tazminat isteminde bulunan davacının maddi zararlarının, sağladığı yararla karşılanıp karşılanmadığının, karşılanmamışsa karşılanmayan zarar miktarının tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir.
Resen seçilen bilirkişi tarafından düzenlenerek Mahkememize ibraz edilen 02.11.2006 tarihli bilirkişi raporunda; davacının 22.781,00 YTL. gerçek maddi zararına karşılık 201.050,00 YTL. maddi yarar sağladığı, bu nedenle maddi hakedişinin mevcut olmadığı bildirilmiştir.
Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna, davacı vekilince davacıya bağlanan aylık ve yardımların maddi yarar olarak kabul edilerek maddi zarar hesabından düşülmesinin yolsuz olduğunu ileri sürerek itirazda bulunduğu, davalı idarenin itirazının bulunmadığı görülmüştür. Bilirkişi raporu Mahkememizce kabul edilen kıstaslara, ilmi verilere ve yerleşmiş içtihatlara uygun bulunduğundan davacı vekilinin itirazına itibar edilmeyerek bilirkişi raporu doğrultusunda uygulama yapılmıştır.
Davacıya, olay sebebiyle duyduğu ve ömür boyu duyacağı acı ve ızdırabını kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla olayın meydana geliş şekli, tarihi, davacının statüsü, sosyal durumu, sakatlık derecesi ve paranın alım gücü dikkate alınarak uygun miktarda ve istemi gibi kaza tarihi olan (her ne kadar davacı vekili dava dilekçesinde olayın meydana geliş tarihini 20.01.2003 olarak beyan etmiş ise de dilekçenin sonuç kısmında faiz istemini olay tarihi olarak belirttiğinden bu istemi karşılanırken dosyadaki gerçek olayın meydana geliş tarihi dikkate alınmıştır) 15.10.2003 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1. Bilirkişi raporu uyarınca Davacı
..ın, MADDİ TAZMİNAT isteminin REDDİNE,
2. Davacı
..a takdiren ve müterafik kusuru dikkate alınarak 8.000,00 YTL. (SEKİZBİN YENİ TÜRK LİRASI) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ait isteminin REDDİNE,
3. Hükmedilen manevi tazminat miktarına olay tarihi olan 15.10.2003 tarihinden 31.12.2003 tarihine kadar yıllık %30 (YÜZDEOTUZ) 01 Ocak 2004 tarihinden 31 Aralık 2004 tarihine kadar yıllık %15(YÜZDEONBEŞ) ,01 Ocak 2005 tarihinden 31 Aralık 2005 tarihine kadar yıllık %12(YÜZDEONİKİ), 01 Ocak 2006 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık %9 (YÜZDEDOKUZ) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
4. Dava adli yardımlı görüldüğünden 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 71 nci maddesi gereğince yargılama giderlerinin (posta giderleri dahil) davalı idareye YÜKLETİLMESİNE, ancak 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi gereğince harçtan muaf tutulan idare aleyhine harca hükmedilmesine YER OLMADIĞINA,
5. Davacı tarafından peşin yatırılan ve sarfedilen 120,00 YTL. bilirkişi ücretinin DAVACI ÜZERİNDE BIRAKILMASINA,
6. Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hükmedilen manevi tazminat miktarı üzerinden nisbi olarak hesabedilen 960,00 YTL. (DOKUZYÜZALTMIŞ YENİ TÜRK LİRASI) Avukatlık ücretinin DAVALI İDAREDEN ALINARAK, DAVACIYA VERİLMESİNE,
7. Davacıya ait şube şahsi dosyasının Sivas Askerlik Şubesi Başkanlığına İADESİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy