(2709 S. K. m. 125) (2330 S. K. m. 6)
Davacılar vekili, 22.12.2004 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; davacılar yakını
ın J.Gn.K.Batman Hasankeyf J.karakolunda Uzm.Çavuş olarak görev yaptığını, 08.03.2004 tarihinde görev dönüşü esnasında içinde bulunulan askeri aracın teröristlerce yola döşenen mayına temas etmesi sonucu vefat ettiğini, davalı idarenin kusursuz sorumluluk ilkesi gereği zararı tazmin ile sorumlu bulunduğunu belirterek davacı anne, baba ve kardeşler için ayrı ayrı 5.000.000.000 TL.(BEŞ MİLYAR) manevi tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyasının ve eklerinin incelenmesi sonucunda; davacılar yakını J.Uzm.Çvş
.ın Batman Hasankeyf İlçe Jandarma Komutanlığında görev yaptığı esnada 28.03.2004 tarihinde İlçe Jandarma Komutanlığınca görevlendirilen iç güvenlik unsurunun devriye görevini icra ederken, içinde bulunduğu Land Rover aracın yoldan geçerken daha önce yola teröristlerce döşenen mayının uzaktan kumanda ile patlaması sonucu şehit olduğu anlaşılmıştır.
İdare Hukuku ilkelerine ve T.C. Anayasanın 125 nci maddesine göre idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak Anayasada idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş, bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru, ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması zorunludur.
Davacıların yakınlarının ölümü ile neticelenen olayın; asayişle ilgili askeri bir görevin ifası sırasında terör örgütü tarafından yola döşenen mayının patlaması sonucu meydana geldiği, müteveffanın herhangi bir kusurunun da bulunmadığı hususlarında taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Ölüm olayının meydana gelmesinde hizmetin kurulması ve işletilmesinden kaynaklanan idareye yüklenebilecek bir hizmet kusurundan söz etmek mümkün değil ise de; kamu görevi sırasında meydana gelen ve zararlı sonucu doğuran olay ile hizmet arasında illiyet bağı bulunduğundan zararın zarar görenler üzerinde bırakılmayarak tüm topluma yayılması adalet, hakkaniyet ve eşitlik esaslarına uygun düşeceğinden davacıların zararlarının kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince davalı idarece karşılanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Mahkememizin yerleşmiş içtihatları uyarınca Emekli Sandığı iştirakçisi olmayan kimselere ölüm olayı sebebiyle T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce bağlanan aylıklar ve ödenen tütün ikramiyeleri yarar kabul edilerek davacıların maddi zararlarından düşülmektedir. Diğer taraftan 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkındaki Kanunun 6 ncı maddesinde, bu Kanun hükümlerine göre ödenecek nakdi tazminat ile bağlanacak emekli aylığının maddi ve manevi zararlar karşılığı olduğu, yargı mercilerinde maddi ve manevi zararlara karşılığı olarak kurumların ödemekle yükümlü tutulacakları tazminatın hesabında bu Kanun hükümlerine göre ödenen nakdi tazminat ile bağlanmış bulunan aylıkların gözönünde tutulacağı öngörülmüştür.
T.C.Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü Tahsisler Daire Başkanlığının 02.06.2005 gün ve Sayı:B.07.1.EMS.0.10.01.01/68.962.050 sayılı yazısıyla Genel Müdürlüğün 30.04.2004 tarih ve 96019 sayılı işlemiyle 3713 sayılı Kanun hükümleri uygulanarak, 3 yıl hizmet üzerinden 6.derece 3. kademe intibakı esas alınarak 15.03.2004 tarihinden itibaren davacı anne
.. ve davacı baba
..a her birine ayrı ayrı olmak üzere 98.975.000er TL. yetim aylığı bağlandığı ve son olarak 15.01.2005 tarihi itibariyle her birinin aylıklarının 112,08 YTLye yükseltildiği, 4082 sayılı Kanun hükümleri uygulanarak davacı anne ve babaya ayrı ayrı 5.401.40ar YTL. emekli ikramiyesi ödendiği, ayrıca davacı anne babanın her birine ayrı ayrı olmak üzere 2004 yılı için (9,5 aylık) 158,73er YTL. tütün ikramiyesi ödendiği bildirilmiştir.
2330 sayılı Kanun uyarınca Jandarma Genel Komutanlığının 07.05.2004 gün ve 2004/123 sayılı kararıyla davacılardan, anne
.. ve baba
.a 01.06.2004 tarihinde ayrı ayrı 5.150.850.000 TL. nakdi tazminat ödenmiştir.
2330 sayılı Nakdi Tazminat Kanununun 6 ncı maddesi uyarınca ödenen nakdi tazminat davacıların hem maddi hem de manevi zararların karşılığı olduğundan davacılardan
ve
..ın mevcut maddi zararlarının ortaya konabilmesi amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, resen seçilen bilirkişi tarafından düzenlenerek Mahkememize ibraz edilen 28.07.2005 tarihli bilirkişi raporunda davacı anne
. ve davacı baba
..ın maddi zararlarının sadece maddi yararlarla fazlasıyla karşılandığı ayrıca her iki davacıya ayrı ayrı 6.374 YTL. nakdi tazminat yararı sağlandığı bildirilmiştir.
Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna davacı vekili tarafından itiraz edilmiş ancak bilirkişi raporu Mahkememizce kabul edilen kıstaslara ilmi verilere ve yerleşmiş içtihatlar uygun bulunduğundan davacı vekilinin itirazına itibar edilmeyerek bilirkişi raporu doğrultusunda uygulama yapılmıştır.
Bilirkişi raporuna göre davacı baba
. ve davacı anne
.ın sağladıkları nakdi tazminat yararının manevi zararlarının karşılığı olarak kaldığı, maddi tazminat hesabında dikkate alınmadığı, manevi zararlarının karşılığı olarak kalan nakdi tazminat yararlarının Mahkememizin emsal olaylarda takdir ettiği manevi tazminat miktarından fazla olduğu anlaşılmakla manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Nakdi tazminat hakedişleri bulunmayan davacı kardeşler
.,
.. ,
,
ve
.e olay sebebiyle duydukları ve ömür boyu duyacakları acı ve ızdırabı kısmende olsa karşılayabilmek amacıyla olayın meydana geliş şekli, tarihi, müteveffanın askerlik statüsü, davacıların sosyal durumları ve paranın alım gücü dikkate alınarak olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1. Bilirkişi raporu uyarınca ve 2330 sayılı Kanun uyarınca ödenen nakdi tazminat yararı dikkate alınarak davacı anne
. ve davacı baba
ın manevi tazminat istemlerinin REDDİNE,
2. Davacı kardeşler
.,
,
..,
..,
.. ve
..e ayrı ayrı 1.650,00şer YTL.(BİNALTIYÜZELLİŞER YENİ TÜRK LİRASI) manevi tazminat VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin istemlerinin REDDİNE,
3. Hükmedilen manevi tazminat miktarına olay tarihi olan 28.03.2004 tarihinden 31 Aralık 2004 tarihine kadar yıllık %15 (YÜZDE ONBEŞ), 01 Ocak 2005 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık %12 (YÜZDE ONİKİ) yasal faiz yürütülmesine,
4. 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunun 71 nci maddesi uyarınca yargılama giderlerinin davalı idareye YÜKLETİLMESİNE, ancak 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/J maddesi uyarınca muaf tutulan idare aleyhine HARCA HÜKMEDİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
5. Davacılar tarafından peşin yatırılan 565,50 YTL. (BEYÜZALTMIŞBEŞ YENİ TÜRK LİRASI ELLİ YENİ KURUŞ) harcın istemleri halinde davacılara İADESİNE,
6. Davacılar tarafından peşin yatırılan ve sarfedilen 56,50 YTL. (ELLİALTI YENİ TÜRK LİRASI ELLİ YENİ KURUŞ) posta giderinin davalı idareden alınarak davacılara VERİLMESİNE,
7. Davacılar tarafından peşin yatırılan ve sarfedilen 200,00 YTL. (İKİYÜZ YENİ TÜRK LİRASI) bilirkişi ücretinin davacılar üzerinde BIRAKILMASINA,
8. Hükmedilen manevi tazminat miktarı üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca nispi olarak hesap edilen 1.100,00 YTL. (BİNYÜZ YENİ TÜRK LİRASI) Avukatlık Ücretinin davalı idareden alınarak DAVACILARA VERİLMESİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy