(2709 S. K. m. 125)
Davacılar, 26 Kasım 2004 tarihinde Safranbolu Asliye Hukuk Mahkemesine verdikleri ve 30 Kasım 2004 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kayıtlarına geçen dava dilekçesinde özetle; psikolojik rahatsızlık geçiren müteveffa oğullarının silahlı nöbete gönderilmeyerek kontrol altında tutulması gerektiğini, nöbetin nezaretsiz devredilmesinin hizmet kusuru teşkil ettiğini belirterek, 15.000er YTLden toplam 30.000 YTL. manevi tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgeler ile müteveffanın şahsi dosyasının incelenmesinden; Şırnak/Akçay -6.İ.G.Tug.Top.Tb.K.lığı emrinde görevli müteveffa P.Er
..nın, 09.08.2003 günü 04:00-07:00 saatleri arasında Tugay Karargah binası Kapı-1 sancak nöbetçisi olduğu, kendisinden sonra nöbet görevine devam edecek olan personelin tek başına nöbet yerine gelmesi üzerine kimsenin nezaretinde olmaksızın tek başına nöbet yerinden ayrıldığı, ancak birliğine dönmediği, 07.45 sıralarında doldur-boşalt istasyonundan bir el silah sesi duyulması üzerine batarya karargahında nöbetçi astsubayı olarak görevli olan Astsb.
..ın hemen silah sesinin geldiği doldur boşalt istasyonuna gittiği, etrafta kimsenin olmadığını gördüğü, P.Er
..yı beton üzerinde kafası parçalanmış, başı öne eğilmiş, tüfeği namlusu havaya yönelmiş halde bulduğu, Cumhuriyet Savcısı gelene dek olay yerinin emniyete alındığı, olay yerinde Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan incelemede, P.Er
.nın doldur boşalt istasyonunun batı yönünde, yerden yaklaşık 30 cm. yüksekliğindeki beton set üzerinde oturur vaziyette ve başı öne eğilmiş durumda, kendisine zimmetli G3 piyade tüfeği bacaklarının arasında, namlusu yukarıya gösterecek şekilde, baş tarafı parçalanmış vaziyette bulunduğu, müteveffanın cesedi üzerinde icra edilen ölü muayenesi sonucunda vücudunda herhangi bir darp ve cebir izine rastlanmadığı, Tugay serasında görevli olan müteveffanın olaydan önce 11.07.2003 tarihinde sera işinden fazla anlamadığını, görevin sıkıcı olduğunu, rahatsız olduğunu beyanla bölük astsubayı
a başvurduğu, bunun üzerine bölük astsubayının müteveffayı viziteye çıkararak revire sevkini sağlattığı, 12.07.2003 günü yapılan muayenesinde ankisiyete teşhisi konan müteveffanın görev yerinin değiştirildiği, bölük astsubayı ile yaptığı mülakatlarda sıkıldığını, askerliğin kendisine zor geldiğini beyan etmesi üzerine 17.07.2003 günü tekrar revire sevk edildiği, anksiyete tanısı ile ilaç tedavisine başlandığı, müteveffanın askerliğin zor olduğunu, askerlikten sıkılıp bunaldığını, arkadaşları ve birlik subayına muhtelif tarihlerde söylediği, tanık beyanlarından bunun dışında askerlik hizmeti yada askeri personel ile ilgili herhangi bir sorunu olmadığının anlaşıldığı, müteveffanın ilaç tedavisine başlandığı 17 Temmuz 2003 tarihinden sonra olay gününe kadar, revire giderek ilaçlarını içmediği, olayla ilgili hazırlık soruşturmasını yürüten Diyarbakır 2 nci Hava Kuvvet Komutanlığı Askeri Savcılığının 31.12.2003 gün ve Esas No.:2003/1319, Karar No.:2003/834 sayılı kararıyla kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği anlaşılmıştır.
İdare hukuku ilkelerine ve T.C. Anayasası'nın 125 nci maddesine göre idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. İdarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği Anayasada belirtilmemiş olup, bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın idarenin tazminle sorumlu tutulabilmesi için bir zararın varlığı, zararı doğuran eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zararlı sonuçla eylem arasında doğrudan bir illiyet bağının bulunması zorunludur.
Olayı müteakip, Şırnak Akçay 6 ncı İç Güvenlik Tugay Komutanlığı tarafından yaptırılan idari tahkikat sonucunda; Tugay Karargah Bölük Astsubayı Tnk.Bçvş
.., anksiyete teşhisi konulan personeli takip etmemek ve bölük komutanına bilgi vermemekten; bölük nöbetçi çavuşu P.Onb
ve devriye nöbetçi onbaşısı P.Er
., rütbeli personele haber verilmeksizin yapılan nöbet değişikliklerine göz yummaktan, P.Er
, sancak nöbetçisinin nöbet yerine, nöbette bulunan nöbetçiyi doldur-boşalt yapmak üzere bölük nöbetçi astsubayına götürmemekten; Tugay Karargah Bölük Astsubayı Tnk.Bçvş
., anksiyete teşhisi konulan ve ilaç tedavisi verilen personeli takip ve kontrol altında tutmamak, ilaçlarını düzenle alması için gerekli kontrol ve gözetim önlemlerini almamaktan, Tugay Karargah Bölük Nöbetçi Subayı Lv.Tek.Bçvş
.., gerekli kontrolleri yapmayarak müteveffanın nöbet sonrası silahı ile birlikte kontrolsüz ve nezaretsiz kalmasına neden olmaktan, Tugay revirinde görevli doktorlar ve eczacının; ankisiyete teşhisi konulan ve Şırnak Asker Hastanesince takip edilmesi gerektiği belirtilen personelin takibinin sağlanmasında ve ilaçlarının alınmasının kontrolünde nezaret noksanlığı göstererek, bu konuda bölük komutanı ve bölük astsubayını uyarmamaktan kusurlu bulunmuşlardır.
Psikolojik rahatsızlıkları bulunan ve en son 17 Temmuz 2003 tarihinde Şırnak Asker Hastanesince anksiyete teşhisi konularak ilaç tedavisi verilen ve takip edilmesi gerektiği belirtilen müteveffanın, bu tarihten olay tarihi olan 09 Ağustos 2003 tarihine kadar ilaçlarını düzenli alıp almadığının takibinde gösterilen ihmal, bu durumda olan bir personelin silahlı nöbete gönderilmesi ve nöbet sonrası nezaretçi olmaksızın doldur-boşalt istasyonuna gönderilerek bir süre tek başına kontrolsüz bırakılması hususları birlikte değerlendirildiğinde, idarenin birimlerinde hizmetin iyi işlemediği, dolayısıyla mevcut zararın hizmet kusuru ilkesi uyarınca davalı idarece karşılanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Devlet adına kamu hizmetini yürüten idarenin halin icaplarına ve ihtiyaçlarına göre hizmeti devamlı ve en iyi şekilde topluma arz etmesi hizmeti yürütürken kimsenin zarara uğramaması için gerekli önlemleri alması zorunludur. Bu zorunluluğun gereği gibi yerine getirilmemesi hizmetin kusurlu işlediğinin açık bir delilidir. Olayda idarenin ajanlarının hizmet kusuru olmakla birlikte ölüm olayının müteveffanın kendi eylemi sonucu olması nedeniyle müteveffanın müterafik kusurunun bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Davacılara, yakınlarını kaybetmeleri nedeniyle duydukları ve ömürboyu duyacakları acı ve ızdırabı kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla, olayın meydana geliş şekli, tarihi, müteveffanın askerlik statüsü, davacıların sosyal durumları, paranın alım gücü ve işletilecek yasal faizi ile müteveffanın müterafik kusuru dikkate alınarak olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1. Takdiren ve müteveffanın müterafik kusuru dikkate alınarak anne
. ve baba
.ya ayrı ayrı 1.200er YTL. (BİNİKİYÜZER YENİ TÜRK LİRASI) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ait istemlerinin REDDİNE,
2. Hükmedilen manevi tazminat miktarlarına olay tarihi olan 09 Ağustos 2003 tarihinden 31 Aralık 2003 tarihine kadar yıllık %30 (YÜZDE OTUZ), 01 Ocak 2004 tarihinden 31 Aralık 2004 tarihine kadar yıllık %15 (YÜZDE ONBEŞ), 01 Ocak 2005 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık %12 (YÜZDE ONİKİ) YASAL FAİZ YÜRÜTÜLMESİNE,
3. 1602 sayılı Askerî Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 71 nci maddesi gereğince yargılama giderlerinin DAVALI İDAREYE YÜKLETİLMESİNE, ancak 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi gereğince muaf tutulan davalı idare aleyhine harca hükmedilmesine YER OLMADIĞINA,
4. Davacılar tarafından peşin yatırılan 420,30 YTL. (DÖRTYÜZYİRMİ YENİ TÜRK LİRASI OTUZ YENİ KURUŞ) harcın istemleri halinde DAVACILARA İADESİNE
5. Davacılar tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 38,50 YTL. (OTUZSEKİZ YENİ TÜRK LİRASI ELLİ YENİ KURUŞ) posta giderinin DAVALI İDAREDEN ALINARAK, DAVACILARA VERİLMESİNE,
6. Kastamonu Pınarbaşı Askerlik Şubesi Başkanlığınca Hizmete Özel gizlilik derecesiyle gönderilen müteveffaya ait askerlik şubesi şahsi dosyasının aynı gizlilik derecesiyle İADESİNE,
7. Diyarbakır 2 nci Hava Kuvvet Komutanlığı Askeri Savcılığının Esas No.:2003/1319 sayılı soruşturma dosyasının İADESİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy