(2709 S. K. m. 7) (1111 S. K. m. 1, 2, 10) (403 S. K. m. 6, 7, 10) (2510 S. K. m. 3)
Davacı vekili, 23 Mart 2005 tarihinde Bursa Üçüncü İdare Mahkemesi Başkanlığına verdiği ve 28 Mart 2005 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kayıtlarına geçen dava dilekçesinde özetle; davacının Türk asıllı Bulgaristan vatandaşı olduğunu ve Bakanlar Kurulunun 13 Mayıs 2004 gün ve 2004/7318 sayılı kararı ile Türk vatandaşlığına alındığını, Bulgaristanda askerlik hizmeti yapmasına rağmen Türkiyede askerlik hizmetinden muaf tutulmaması işleminin hukuka aykırı olduğunu, zira 1111 sayılı Askerlik Kanununun 10/10 maddesinin bu konuda açık düzenleme içerdiğini, davacının yabancı statüsünde Türk vatandaşlığına alınmasının haksız bir karar olduğunu, bu işlemin iptali için de dava açılacağını, Bulgaristanda askerlik yapan davacıya 1111 sayılı Askerlik Kanununun 2 nci maddesinin uygulanmaması gerektiğini, bu maddenin Anayasanın hukuk devleti, adalet ve eşitlik ilkelerine aykırı olduğunu ve iptali gerektiğini belirterek, davacının askerlik hizmetinden muaf tutulmaması işleminin iptalini ve yürütmenin durdurulmasını talep etmiştir.
Davacının yürütmenin durdurulması istemi, AYİM İkinci Dairesinin 29 Haziran 2005 gün ve Esas No.:2005/300 sayılı kararıyla reddedilmiştir.
Dava dosyası ile davacıya ait askerlik şubesi şahsi dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; Bursa Yıldırım Askerlik Şubesi Başkanlığı yükümlüsü olan 19 Kasım 1983 doğumlu davacının, 1996 yılında Türkiyeye geldiği ve 14 Ağustos 2003 tarihinde Türk Vatandaşlığına geçmek üzere müracaatta bulunduğu, bu talebi uygun görülen davacının, Bakanlar Kurulunun 13 Mayıs 2004 gün ve 2004/7318 sayılı kararı ile 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun 7 nci maddesi uyarınca yabancı statüsünde Türk Vatandaşlığına kabul edildiği, ayrıca Bulgaristan vatandaşlığı da devam eden davacının, bilahare 01 Şubat 2005 tarihinde Yıldırım Askerlik Şubesi Başkanlığına müracaat ederek, 25 Haziran 2002-25 Mart 2003 tarihleri arasında Bulgaristanda askerlik hizmeti yaptığını, dolayısıyla Türkiyede askerlik hizmetinden muaf tutulması gerektiğini belirterek askere sevk edilmemesi yönünde talepte bulunduğu, davacının bu talebinin M.S.B. ASAL Daire Başkanlığının 14 Şubat 2005 tarihli yazısı ile reddi üzerine iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Dava konusu uyuşmazlık, yabancı statüsünde Türk vatandaşlığına alınan davacının, Türk vatandaşı olmadan önce Bulgaristanda yapmış olduğu askerlik hizmeti nedeniyle Türkiyede askerlik hizmetinden muaf tutulup tutulmayacağı noktasındadır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Vatan hizmeti başlıklı 72 nci maddesi aynen Vatan hizmeti her Türkün hakkı ve ödevidir. Bu hizmetin Silahlı Kuvvetlerde veya kamu kesiminde ne şekilde yerine getirileceği veya getirilmiş sayılacağı kanunla düzenlenir. şeklindedir.
1111 sayılı Askerlik Kanununun 1 nci maddesi ise ; Türkiye Cumhuriyeti tebaası olan her erkek, iş bu Kanun mucibince askerlik yapmaya mecburdur. hükmünü amirdir.
1111 sayılı Kanunun 3358 Sayılı Kanunla değişik 2 nci maddesinin birinci fıkrasında, askerlik çağının nüfus kütüğünde yazılı olan yaşa göre yirmi yaşına girildiği senenin Ocak ayının birinci gününden başlayacağı, 41 yaşına girildiği senenin Ocak ayının birinci günü biteceği belirlenmiştir.
1111 sayılı Kanunun 2580 sayılı Kanunla değişik 2 nci maddesinin 10 ncu fıkrası Kanunen muhacir tanınmayan mülteciler ve ecnebilerden Türk Vatandaşlığına girenler vatandaşlığa alındıkları tarihte hangi yaşta iseler o yaştaki yerli erbaş ve er gibi askerliğini yaparlar. şeklinde düzenleme getirmiştir.
Aynı maddenin 3. fıkrasında ise, geldikleri yıl ikinci Kanunun birinde 22 yaşını bitirmiş olan muhacirlerin, muvazzaf hizmete tabi tutulmayıp yaşıtları erbaş ve er arasına yedeğe geçirilecekleri belirlenmiştir.
Aynı Kanunun 10 ncu maddesinin 10 ncu bendinde, Türkiyeye girdikleri tarihte yirmiiki yaşını doldurmuş veya geldikleri memlekette askerlik yapmış oldukları anlaşılan, Türkiye Cumhuriyeti uyruğuna girmiş göçmenlerin; 12 nci bendinde de, mülteciler ve Türkiye Cumhuriyeti uyruğunda olmayanların asker edilmeyecekleri hüküm altına alınmıştır.
2510 Sayılı İskan Kanununun 3. maddesine göre, Türkiyede yerleşmek maksadıyla olmayıp bir zaruret nedeniyle muvakkat oturmak için sığınanlara MÜLTECİ, bir devletin ülkesinde bulunan ve o devletin vatandaşlığını iddiaya hakkı olmayan kimselere ECNEBİ (yabancı), Türkiyede yerleşmek maksadıyla dışarıdan münferiden gelmek isteyen Türk soyundan meskun veya göçebe fertler, aşiretler ve Türk Kültürüne meskun kimselere ise MUHACİR denilmektedir.
403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunun 6 ncı maddesi; Aşağıdaki şartları taşıyan yabancılar Bakanlar Kurulu Kararı ile Türk Vatandaşlığına alınabilirler.
Vatandaşlığa alınmasını isteyen kişi,
a) Kendi milli Kanununa, vatansız ise Türk Kanununa göre reşit olmalıdır.
b) Müracaat tarihinden geriye doğru Türkiyede 5 yıl ikamet etmiş olmalıdır.
c) Türkiyeye yerleşmeye karar verdiğini davranışları ile teyit etmiş olmalıdır.
ç) İyi ahlak sahibi olmalıdır.
d) Genel Sağlık bakımından tehlike teşkil eden hastalığı bulunmamalıdır.
e) Yeteri kadar Türkçe konuşabilmelidir.
f) Türkiyede kendisinin ve geçimi ile yükümlü olduğu kimselerin geçimlerini sağlayacak gelire veya mesleğe sahip olmalıdır. hükmünü amirdir.
403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun İstisnai vatandaşlığa alınma başlıklı 7 nci maddesi ise; Aşağıdaki hallerde 6 ncı maddenin (b) ve (c) bentlerindeki şartlar aranmaksızın yabancılar, istekleri üzerine, İçişleri Bakanlığının teklifi ve Bakanlar Kurulu kararıyla Türk vatandaşlığına alınabilirler.
a) Türk vatandaşlığını herhangi bir şekilde kaybetmiş olanların sonradan doğmuş reşit çocukları,
b) Bir Türk vatandaşı ile evli olanlarla, bunların reşit çocukları,
c) Türk soyundan olanlarla, eşleri ve reşit çocukları,
ç) Bir Türk vatandaşı ile evlenme kararıyla Türkiyede yerleşmiş olanlar,
d) Türkiyeye sanayi tesisleri getiren sosyal, ekonomik alanlarda veya bilim, teknik yahut sanat alanlarında olağan üstü hizmeti geçmiş veya hizmeti geçeceği düşünülen kimseler,
e) Vatandaşlığa alınması Bakanlar Kurulunca zaruri görülenler. hükmünü içermektedir.
Aynı Kanunun 10 ncu maddesinin birinci fıkrasında ise; şartsız olarak vatandaşlığa alınmanın Bakanlar Kurulu kararı tarihinden itibaren hüküm ifade edeceği belirtilmiştir.
Davacının, 13 Mayıs 2004 tarihi itibariyle yabancı statüsünde Türk vatandaşlığını kazandığı, bu tarih itibariyle 18 Kasım 1983 doğumlu olan davacının yaşıtlarının askerlik hizmetini tamamlamadığı dikkate alındığında, 1111 sayılı Askerli Kanununun 2 nci maddesinin açık hükmü karşısında Türkiyede askerlik hizmetinden muaf tutulmaması işleminin tüm yönleriyle hukuka uygun olduğu sonucuna ulaşmıştır.
Davacı vekilince, 1111 sayılı Askerlik Kanununun 2 nci maddesi hükmünün Anayasanın hukuk ve adalet devleti ile eşitlik ilkelerine aykırı olduğu, bu maddenin iptali için Anayasa Mahkemesine gidilmesi gerektiği belirtilmiş ise de; 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununda Türk vatandaşlığına alınmanın farklı statülere göre farklı maddelerde düzenlenmesi, bu bağlamda 1111 sayılı Askerlik Kanununun 2 ve 10 ncu maddelerinde de, göçmen, mülteci veya yabancı statüsünde olanların durumlarının ayrı ayrı değerlendirilerek bu kişilerin farklı hükümlere tabi kılınması, bu kişiler arasındaki eşitliğin Anayasanın 10 ncu maddesi anlamında kişisel durumları özdeş olanlar arasındaki hukuksal eşitlik de olmaması karşısında, davacı vekilinin Anayasaya aykırılık iddiasına iştirak olunmamıştır.
Açıklanan nedenlerle;
Yasal dayanaktan yoksun davanın REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy