(1111 S. K. m. 1, 3, 26, 28, 35, Ek m. 1) (Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği Yönetmeliği m. 52) (Dövizle Askerlik Hizmetinin Uygulanması Esasları Hakkında Yönetmelik m. 27)
Davacı vekilleri, 25 Mart 2003 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; yaklaşık 20 yıldır yurt dışında isçi olarak çalışmakta olan davacının, 12 Şubat 2003 tarihinde Strasbourg Başkonsolosluğuna dövizle askerlik hizmetinden yararlanmak maksadıyla müracaat ettiğini, başvurusu kabul edilen davacının 5112 Euro dövizi 29 Aralık 2003 tarihinde ödediğini, bu arada Strasbourg Başkonsolosluğu'nca 10 Aralık 2003 tarihinde doktora sevk edilen davacının Hepatit-B hastası olduğunun, dolayısıyla askerliğe elverişli olmadığının 16 Haziran 2004 tarihli raporla tespit edildiğini, buna rağmen davacının 22 Eylül 2004 tarihinde askere çağrıldığını, TSK. Sağlık Yeteneği Yönetmeliğin'de 23 Aralık 2004 tarihinde yapılan aleyhe değişikliğin davacıya uygulanamayacağını, askerliğe elverişsiz olan davacıdan 5112 Euro alınarak mağdur edildiğini belirterek, davacının askere alınması işleminin iptaline, mesnetsiz olarak alınan 5112 Euro dövizle askerlik bedelinin, fiili ödeme tarihinde geçerli olan kur üzerinden 8.982,82 YTL. olarak yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini ve yürütmenin durdurulmasını talep ve dava etmiştir.
Davacının yürütmenin durdurulması istemi, AYİM İkinci Dairesinin 27 Temmuz 2005 gün ve Esas No.:2005/517 sayılı kararıyla kabul edilmiştir.
Dava dosyası ile davacıya ait askerlik şubesi şahsi dosyasının incelenmesinden; 01 Ocak 1965 doğumlu olan davacının 01 Ocak 1984 tarihinde askerlik çağına girdiği, yurt dışında işçi olarak çalışması nedeniyle askerlik hizmetinin 1111 sayılı Askerlik Kanununun 35/G maddesi uyarınca 17 Ağustos 1985, 12 Temmuz 1993, 04 Eylül 1997 tarihlerinde ve en son da 17 Kasım 2000 tarihinde 31 Aralık 2003 tarihine kadar ertelendiği, bilahare dövizle askerlik hizmetinden yararlanmak isteğinde bulunan davacının 10 Aralık 2003 tarihinde Strasbourg Başkonsolosluğu'nca son yoklama sağlık muayenesine gönderildiği, muayene sonucunda iki tabip tarafından davacı hakkında Hepatit-B, ASKERE GİDER- HEYET MUAYENESİ GEREKİR. kararı verildiği, davacı tarafından son yoklama sağlık formunun arkasına karara itiraz etmiyorum ibaresi yazılarak imzalandığı ve 29 Aralık 2003 tarihinde dövizle askerlik bedeli olarak 5112 Euro yatırıldığı, bunun üzerine Strasbourg Başkonsolosluğu'nca davacı hakkında 12 Şubat 2004 tarihinde dövizle askerlik hizmetine tabi yükümlü başvuru belgesi düzenlenerek Aksaray Askerlik Şubesi Başkanlığı'na gönderildiği, belgeye, son yoklama sağlık formu, banka dekontu ve pasaport fotokopilerinin de eklendiği, son yoklama sağlık formunda davacı hakkında heyet muayenesi gerektiği belirtildiği halde davacının sağlık kuruluna sevki yapılmaksızın sağlam kabul edilerek askerlik kararının alındığı ve sevkinin Ekim 2004 celbine planlandığı, buna ilişkin sevk çağrı pusulasının davacıya tebliğ edilmediği, Ekim 2004 celbinde temel askerlik hizmetini yapmayan davacının bu nedenle dövizle askerlik hizmeti kapsamından çıkarıldığı, bu arada davacının 22 Aralık 2004 tarihinde Aksaray Askerlik Şubesi Başkanlığı'na müracaat ederek rahatsızlığı nedeniyle askeri hastaneye sevkini istediği, Aksaray 1 nolu Sağlık Ocağı Tabipliği'ne sevk edilen davacıda Kronik Hepatit-B rahatsızlığı tespit edilmesi üzerine aynı gün Konya 100 Yataklı Hava Hastanesi Baştabipliği'ne sevk edilen davacının, anılan hastanede enfeksiyon hastalıkları uzmanı bulunmaması üzerine bu hastanece 24 Aralık 2004 tarihinde Ankara Etimesğut 600 Yataklı Hava Hastanesine sevk edildiği, anılan hastaneye 27 Aralık 2004 tarihinde müracaat eden davacının tetkikleri sonucunda, hastanenin 31 Aralık 2004 gün ve 5781 protokol numaralı kararıyla davacı hakkında HBs Ag Taşıyıcılığı A/52 F3e uyar Askerliğe Elverişlidir. kararı verildiği, davacı tarafından 12 Ocak 2005 tarihli dilekçesiyle bu rapora itiraz edildiği, ancak davacının aynı gün iki gün yol süresi verilerek 15 aylık er statüsünde askerlik hizmetini yapmak üzere Erzurum Aşkale 4 ncü Zırhlı Tugay Komutanlığı emrine sevk edildiği, bu arada davacının kontrol muayenesi için 1 Şubat 2005 tarihinde Ankara 600 Yataklı Asker Hastanesine sevkine karar verildiği, sevk edildiği birliğine katılmayan davacının halen bakaya olarak arandığı anlaşılmıştır.
Dövizle askerlik hizmetinden yararlanmak için başvuran ve bu kapsamda temel askerlik eğitimini yapmak üzere Ekim 2004 celbinde sevki planlanan davacının, temel askerlik eğitimine katılmaması üzerine dövizle askerlik hizmeti kapsamından çıkarılması konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık yoktur.
Dava konusu olayda tartışılması gereken ilk husus, 10 Aralık 2003 tarihli son yoklaması sırasında Strasbourg Başkonsolosluğu'nca sevk edildiği çifte tabip muayenesi sonucu hakkında Hepatit-B Askere Gider-Heyet Muayenesi Gerekir kararı verilen davacının, sağlam kabul edilerek askere sevki işleminin hukuka uygun olup olmadığı noktasındadır. Anayasanın Vatan hizmeti başlıklı 72 nci maddesi; Vatan hizmeti; her Türkün hakkı ve ödevidir. Bu hizmetin Silahlı Kuvvetlerde veya kamu kesiminde ne şekilde yerine getirileceği veya getirilmiş sayılacağı Kanunla düzenlenir hükmünü amirdir.
Bu madde uyarınca çıkarılan kanunlar ise 1111 sayılı Askerlik Kanunu ile 1076 sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askeri Memurlar Kanunudur.
1111 sayılı Askerlik Kanununun 1 nci maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti tebaası her erkeğin, bu kanun mucibince askerlik yapmaya mecbur olduğu hüküm altına alınmıştır.
Aynı Kanununun 3 ncü maddesinde, askerlik çağının, yoklama, muvazzaflık ve yedek olmak üzere üç devreye ayrıldığı belirtildikten sonra, son yoklamaya ilişkin usul ve esaslar Kanunun 20 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.
1111 sayılı Askerlik Kanununun 26 nci maddesinin son fıkrası ... Askerliğe elverişli olmadıklarını öne sürerek bulundukları yabancı ülkelerdeki elçilik veya konsolosluklara başvuranların sağlık muayeneleri, elçilik veya konsolosluklar tarafından uygun görülen resmi hastanelerde yaptırılır ve bu muayene sonucu alacakları raporlar elçilik veya konsolosluklar tarafından onaylanarak Milli Savunma Bakanlığı'na gönderilir. Bunların askerlik işlemleri, Milli Savunma Bakanlığı tarafından raporları üzerinde yapılacak inceleme sonucu kararlaştırılır. Bu kararlara itiraz halinde, yurt içindeki askeri hastanelerde yaptırılacak muayene sonucu verilecek raporlara göre işlem yapılır.... hükmünü amirdir.
Aynı Kanunun 28 nci maddesinde ise, askerliğe elverişli olmayanların asker edilmeyeceği hüküm altına alınmıştır. Son yoklama sırasında yabancı ülkelerde bulunan Türk vatandaşlarının sağlık işlemlerinin nasıl yürütüleceği konusu ise, MSY:70-1C Asker alma Yönergesinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.
Asker alma Yönergesinin 3 ncü bölüm 11/a (2) nci maddesinde Herhangi bir hastalık ve arızası olduğunu beyan eden veya görünüşlerinden bu durumları belli olan yükümlüler, konsolosluklardan alacakları son yoklama formu ile sevk edildikleri resmi sağlık kuruluşlarında (en az iki tabibe) muayene olduktan sonra alacakları raporları, rapora esas olan klinik veya laboratuvar bulgularını ve röntgen filmlerini son yoklama formu ile birlikte konsolosluklarına teslim ederler. denildikten sonra; Aynı yönergenin 3 ncü bölüm 11/a (3) ncü maddesinde ise; Milli Savunma Bakanlığı Sağlık Dairesi Başkanlığınca hakkında kesin karar verilmek üzere yurt içinde bir hastanede muayenesi uygundur kararı ile onaylananlar, erteleme süresi içinde olmak kaydıyla (38 yaşını tamamladığı yılın sonu dikkate alınarak) uygun bir zamanda yurda dönerek yurt içinde muayenelerini yaptırırlar hükmünü içermektedir.
Hastalık ve arızası olanlar hakkında Konsolosluklar tarafından yapılacak işlemler ise; Yönergenin 3 ncü bölüm 11 nci maddesinin (b) alt bendinde belirtilmiştir.
Yönergenin 3 ncü bölüm 11/b (1) nci maddesinde; askerliklerine esas olacak sağlık muayenelerini yaptırmak üzere başvuranların, son yoklama formu tanzim edilerek uygun görülecek tabip veya sağlık kurulusuna sevk edilecekleri belirtildikten sonra; muayene sonrası, hastalık ve ariza tespit edilenler hakkında yapılacak işlem ise (3) ncü madde de düzenlenmiştir. Buna göre; hastalık ve ariza olanların gönderildikleri resmi sağlık kuruluşlarınca düzenlenmiş raporları onaylanarak varsa konsolosluk görüşleri ile birlikte Milli Savunma Bakanlığı Sağlık Dairesi Başkanlığına doğrudan gönderilir.
Aynı maddenin b(4/d ve e) bentlerine göre; hastalık ve arızalar açık ve belirgin cinsten değilse bu hastalığı belirten röntgen filmleri, her türlü klinik veya laboratuvar bulguları, tetkikleri de rapora eklenir. Raporda, muayene ve tetkik yapan klinik ve laboratuvarların tanıları, bulguları, kararları ilgili tabiplerin kimlikleri, imzaları ve sağlık kuruluşları ile konsolosluğun onayı bulunur. Belirtilen bu hususlarda eksiklik varsa, raporlar yükümlüye iade edilerek tamamlandığında Sağlık Dairesi Başkanlığına gönderilir.
Asker alma Yönergesinin 3 ncü bölüm 11/b (5) nci maddesinde de, yükümlülerin sağlık durumlarına ilişkin yazışmaların doğrudan Sağlık Dairesi Başkanlığı ile yapılacağı, raporların, Sağlık Daire Başkanlığına gönderilmek üzere Asker alma Daire Başkanlığına gönderilemeyeceği belirtilmiştir.
Yukarıda açıklanan mevzuat hükümleri çerçevesinde maddi olayımıza bakıldığında, davacının, 2001 yılından bu yana Hepatit-B rahatsızlığı bulunduğunu beyan etmesi üzerine, Strasbourg Başkonsolosluğu'nca 1111 sayılı Askerlik Kanununun 26/son maddesi ve Asker alma Yönergesi hükümleri uyarınca sağlık kurulusuna sevk edildiği, sağlık kurulusunda yapılan muayene ve tetkikleri sonucu hakkında Hepatit B-Askere Gider-Heyet Muayenesi Gerekir kararı verilerek, buna ilişkin bulguların iki tabip tarafından el yazısı ile son yoklama sağlık formuna yazıldığı görülmektedir. Bu asamadan sonra, davacı hakkındaki bu raporun, Strasbourg Başkonsolosluğu tarafından Asker alma Yönergesi hükümleri uyarınca, varsa, klinik ve laboratuvar tanıları da eklenerek (bu konudaki bulguların son yoklama sağlık formunda belirtilmesi nedeniyle davacıya verilmediği veya varsa bile bunların konsoloslukça davacıdan istenmediği kanaatine varılmıştır.) doğrudan Milli Savunma Bakanlığı Sağlık Dairesi Başkanlığına gönderilmesi gerekirken, 12 Şubat 2004 gün ve DÖV-ASK-3373-2163 sayılı yazı ekinde davacının yükümlüsü olduğu Aksaray Askerlik Şubesi Başkanlığına gönderildiği görülmektedir.
Müteakiben davacı hakkında Hepatit B Heyet Muayenesi Gerekir kararı bulunan bu rapor, kendisine Asker alma Yönergesi hükümlerine aykırı olarak gönderilen Aksaray Askerlik Şubesi Başkanlığı'nca Milli Savunma Bakanlığı Sağlık Dairesi Başkanlığına gönderilerek davacının sağlık işlemleri sonuçlandırılacağı yerde, davacının sağlam kabul edilerek askerlik kararı aldırılmış ve Ekim 2004 celbinde dövizle askerlik kapsamında sevki planlanmıştır. Dolayısıyla, gerek Strasbourg Başkonsolosluğu gerekse davalı idarece, mevzuat hükümlerine aykırı olarak bir işlem tesis olunduğu ve 12 Şubat 2004 tarihinde yürürlükte bulunan T.S.K. Sağlık Yeteneği Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde davacının rahatsızlığı konusunda kesin karara varılmadığı ve bu konuda bir rapor aldırılmadığı açıktır.
Davalı idarece, davacının, rahatsızlığına ilişkin tahlil, bilgi ve belgeleri raporuna eklenmediğinden 1111 sayılı Askerlik Kanununun 26 nci maddesinde açık bir şekilde belirtildiği halde, usulüne uygun rapor almadığı iddia olunmuştur. Oysa ki davacı, Strasbourg Başkonsolosluğu'nca kendisine verilen son yoklama sağlık formu ile sağlık kurulusuna müracaat etmiş, muayene olduğu iki doktor tarafından ilgili klinik bulguları doğrudan bu forma el yazısı ile yazılmıştır. Bir an için bu iddianın doğru olduğu düşünülse bile, Asker alma Yönergesinin 3 ncü bölüm 11/4 ncü maddesi uyarınca, bu eksiklikleri takip ve tamamlatma mükellefiyeti konsolosluklara aittir. Strasbourg Başkonsolosluğu'nca davacının raporunu ibrazından sonra, bir eksiklik görülmediği ve raporun diğer belgelerle birlikte yurda gönderildiği açıktır. Var olduğu iddia olunan bu eksikliğin sorumlusunun askerlik mevzuatını kendisinden bilmesi beklenemeyen davacıya yüklenmesinin hakkaniyet ilkeleriyle bağdaşmayacağı açıktır. Kaldı ki, söz konusu raporun, bu haliyle bile Milli Savunma Bakanlığı Sağlık Daire Başkanlığı'na gönderilmesi halinde, idarece gerekli eksikliklerin tamamlattırılabileceği izahtan varestedir. Kaldı ki, davacı Asker alma Yönergesi uyarınca bu haliyle yurda döndüğünde heyet muayenesine tabi tutulabilecektir.
Davacıya, gerek 10 Aralık 2003 tarihli son yoklama sağlık muayenesi sırasında gerekse Ankara 600 Yataklı Hava Hastanesinin 31 Aralık 2004 tarihli raporunda HbsAg Taşıyıcılığı tanısı konulduğu hususunda taraflar arasında bir uyuşmazlık yoktur.
T.S.K. Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinin, 23 Aralık 2004 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan değişiklikten önce yürürlükte bulunan 52 nci maddesinde, HbsAg Taşıyıcılığı bir askerliğe elverişsizlik nedeni olarak düzenlenmiştir. Bu durumda, Strazbourg Başkonsolosluğu tarafından, davacı hakkındaki sağlık raporunun 12 Şubat 2004 tarihinde Asker alma Yönergesine uygun olarak Milli Savunma Bakanlığı Sağlık Dairesi Başkanlığına gönderilmesi veya yanlışlıkla gönderildiği Aksaray Askerlik Şubesi Başkanlığı'nca bu birime iletilmesi halinde, davacı hakkında o tarihte yürürlükte bulunan TSK Sağlık Yeteneği Yönetmeliği'nin 52 nci maddesinin tatbik olunacağı ve neticede davacı hakkında (gerekli tetkikler yapılsa dahi) askerliğe elverişli değildir kararı verileceği açıktır. Hal böyle iken, davacı hakkında dövizle askerlik hizmet kapsamında askere sevk kararı alınması, müteakiben tabi olduğu celbe katılmadığından bahisle dövizle askerlik hizmeti kapsamından çıkarılmasından sonra tabi olduğu statüde askere sevki işleminin, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Bu bağlamda, davacının 22 Aralık 2004 tarihinde askerlik şubesine müracaatını müteakip hakkında tesisi olunan sağlık işlemlerinin, asil işlemin sakatlığı karşısında bir öneminin olmadığı izahtan varestedir.
Dava konusu olayda ikinci uyuşmazlık konusu, dövizle askerlik hizmeti kapsamından çıkarılan davacıya, bu kapsamda ödediği 5112 Euro dövizin geri ödenip ödenmeyeceği noktasındadır.
Dövizle askerlik hizmetinin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar 1111 sayılı Askerlik Kanunun EK-1 nci maddesinde düzenlenmiştir. Davacının dövizle askerlik hizmetinden yaralanmak üzere başvurduğu tarihte yürürlükte olan 1111 sayılı Askerlik Kanunun EK-1 nci maddesi; Oturma veya çalışma iznine sahip olarak işçi, işveren sıfatıyla veya bir meslek yada sanatı icra ederek en az üç yıl süre ile fiilen yabancı ülkelerde bulunan 1111 sayılı Askerlik Kanunu ile 1076 sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askeri Memurlar Kanunu'na tabi yükümlüler, durumlarını ispata yarayan belgelerle birlikte bağlı bulundukları Türk Konsoloslukları aracılığıyla askerlik şubelerine başvurmaları halinde; 10.000 Alman Markı veya karşılığı kadar yönetmelikte belirtilecek yabancı ülke parasını, başvuru tarihinden itibaren 38 yaşını tamamladıkları yılın sonuna kadar ödemeleri ve bir aylık temel askerlik eğitimine tabi tutulmaları kaydıyla muvazzaf askerlik hizmetini yerine getirmiş sayılırlar....Dövizle askerlik hizmetinden yaralanmak üzere yaptıkları başvuruları kabul edilen yükümlülerden; gereken şartları taşımadıkları anlaşılanlar, ödemeleri gereken yabancı ülke parasını yönetmelikte belirtilen sürelere uygun ödemeyenler, belirtilen yas siniri sonuna kadar temel askerlik eğitimini yapmayanlar, ücret veya maaşları yurt içinden transfer edilenler, yabancı ülkelerde resmi bir görevde bulunanlar, dövizle askerlik hizmetinden yararlanmak için gereken yükümlülüklerinin devamı süresince toplam olarak altı aydan fazlasını yurt içinde geçirenler, yurda kesin dönüş yapanlar, istekleriyle vazgeçenler, askerliğe elverişsiz oldukları tespit edilenler; Milli Savunma Bakanlığınca dövizle askerlik hizmeti kapsamından çıkartılarak, durumlarına uygun askerlik işlemine tabi tutulurlar.
Yükümlülerin ödemiş oldukları dövizler; dövizle askerlik hizmeti kapsamından çıkartılmaları halinde tabi oldukları statüde askerlik hizmetini tamamladıktan sonra, temel askerlik eğitimi sırasında veya daha önce ölmeleri veya askerliğe elverişsiz hale gelmeleri halinde ise hemen kendilerine, vekillerine veya kanuni mirasçılarına iade tarihindeki kurdan Türk Lirası olarak yurt içinde gösterecekleri banka hesabına ödenir. Temel askerlik eğitimini tamamladıktan sonra ölen, askerliğe elverişsiz hale gelen veya yükümlülüklerini tamamladıktan sonra vazgeçenlere geri ödeme yapılmaz hükmünü amirdir.
Kanunda belirtilen esaslara göre dövizle askerlik hizmetinden istifade edebilecek veya edemeyecek yükümlüler ile ilgili şartların, ödeme işlemlerinin, toplanan dövizin kullanılmasının celp, sevk, eğitim, izin, sağlık, özlük hakları, geçici ve kesin terhis, çağırmanın, beyan edilen bilgi ve belgelerin doğruluğunun araştırılmasının, yurt içinde ve yurt dışında yürütülen faaliyetlerin denetlenmesi usulleri ile diğer işlemlerin, Bakanlar Kurulunca çıkartılacak yönetmelikte düzenleneceği 1111 sayılı Askerlik Kanunun EK-13 ncü maddesinde belirtilmiştir.
Bu madde uyarınca çıkartılan Dövizle Askerlik Hizmetinin Uygulanması Esasları Hakkındaki Yönetmelik, 12 Ocak 1993 gün ve 21463 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Anılan Yönetmeliğ'in 27 nci maddesi; Dövizle askerlik hizmeti için ödenmiş ve özel döviz hesabına alınmış olan dövizler, geri ödeme yapılması gerektiğinde Türk Lirası olarak ödenir.
Yükümlülerin dövizle askerlik hizmetinden yaralanmak için ödedikleri dövizler aşağıdaki hallerde iade edilir.
a) Yönetmeliğin 26 nci maddesine göre dövizle askerlik hizmeti kapsamından çıkarılanlara; askerlik görevlerini, tabi oldukları statülerden biri ile yerine getirmelerinden sonra;
b) Bir aylık temel askerlik eğitimini tamamlamadan ödeme safhasında ölen veya askerliğe elverişsiz hale gelenlere ise; bu durumlarının belirlenmesi halinde, ödemiş oldukları dövizin iade tarihindeki Türk Lirası karşılığı, kendilerinin, vekillerinin veya kanuni mirasçılarının yurt içinde gösterecekleri banka hesabına ödenir... hükmünü amirdir.
Buna göre, dövizle askerlik hizmeti kapsamında temel askerlik hizmetini yapmadan önce Hepatit-B rahatsızlığı nedeniyle askerliğe elverişli olmadığı anlaşılan davacıya, dövizle askerlik hizmeti kapsamında ödediği 5112 Euro döviz bedelinin iade tarihindeki Türk Lirası karşılığının geri ödenmemesi işleminin de sebep unsuru yönünden hukuka aykırı olduğu açıktır. Her ne kadar davacı vekillerince, döviz bedeline yasal faiz yürütülmesi talep edilmiş ise de; söz konusu ödeme, davalı idarece iade tarihindeki kur üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığı şeklinde yapılacağından ve davacının herhangi bir maddi kaybı söz konusu olmayacağından davacı vekillerinin bu isteminin yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle;
Davacı
..in dövizle askerlik hizmeti kapsamından çıkarılmasını müteakip 15 aylık er statüsünde askere sevkine dair idari işlemin İPTALİNE
KARŞI OY GEREKÇESİ
01 Ocak 1965 doğumlu olan davacı, askerlik çağına girdiği 01 Ocak 1984 tarihinden itibaren yurt dışında çalışması sebebiyle askere sevkini en son 31 Aralık 2003 tarihine kadar erteletmiştir. 10 Aralık 2003 tarihinde son yoklama sağlık formu ile sağlık muayenesine sevk edilmiş, sevkin neticesi 16 Ocak 2004 tarihinde Askere gider - Heyet muayenesi gerekir. kararı verilmiş ve davacı buna itiraz etmeyerek 12 Şubat 2004 tarihinde Dövizli Askerlik hizmetinden yararlanmak için başvurmuş, başvurusu uygun görülmüş ve Ekim 2004 celbinde temel askerlik eğitimini yerine getirmesi planlanmıştır. Ancak davacı bu eğitime katılmamış bu nedenle de idare tarafından Dövizli Askerlik hizmeti kapsamından çıkarılmıştır.
Davacı daha sonra 22 Aralık 2004 tarihinde sevk için müracaat ettiğinde, rahatsızlığını beyan etmiş ve idarece mevcut mevzuata göre sevk işlemi yapılmıştır. Etimesğut 600 Yataklı Hava Hastanesince 31 Aralık 2004 tarihinde mevcut mevzuata göre HBs Ag taşıyıcılığı teşhisi ile A/52 F3e uyar Askerliğe elverişlidir. kararı verilmiştir.
Yukarıda belirtilen hususlar çerçevesinde halihazırda hukuk aleminde geçerliliğini koruyan 31 Aralık 2004 tarihli raporun esas alınması gerektiğini ve idarece bu rapora istinaden yapılan işlemin hukuka ve mevcut mevzuata uygun olarak yapıldığını düşündüğümden davacı Hikmet DOĞANAYın dövizli askerlik hizmeti kapsamından çıkartılmasını müteakip 15 aylık er statüsünde askere sevkine dair idari işlemin İPTALİNİ yönünde alınan çoğunluk katılamadım. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy