(2709 S. K. m. 125)
Davacılar vekili, 27 Eylül 2006 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kaydına geçen dava dilekçesinin, AYİM İkinci Dairesinin 04 Ekim 2006 tarih ve Esas No.:2006/1152, Karar No.:2006/901 sayılı kararı ile reddedilmesi üzerine, 26 Ekim 2006 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kaydına geçen yenileme dava dilekçesinde özetle; davacıların kardeşi P.Uzm.Çvş
..ın, Kayseri 1 nci Komd.Tug.K.lığı emrinde görev yapmakta iken, 23 Ağustos 2005 günü operasyon sırasında üzerindeki el bombasının patlaması sonucu şehit olduğunu, müteveffa ile birlikte büyüyen kardeşlerin ölüm olayı nedeniyle derin bir manevi acı ve ızdırap içerisine düştüklerini, davacıların bu manevi zararlarının idare tarafından karşılanması gerektiğini belirterek, her bir davacı için ayrı ayrı 4.000,00 YTL. olmak üzere toplam 16.000,00 YTL. manevi tazminata, olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle hükmedilmesini, talep ve dava etmiştir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerden; davacıların kardeşi P.Uzm.Çvş
ın, 1 nci Komd.Tug. 2 Komd.Tb. 6 ncı Komd.Bl.K.lığı emrinde görev yapmakta iken, 23 Ağustos 2005 tarihinde, Hakkari-Çukurca-Çukurtepe mevkiinde bölücü teröristlere yönelik icra edilen Süleyman Köse-2 operasyonuna katıldığı, operasyon sırasında devriye görevi için uyandırıldığı sırada, kalkmasında bir süre sonra üzerindeki hücum yeleğinde bulunan savunma tipi el bombasının patlaması sonucu şehit olduğu, olay sonrası yapılan idari tahkikatta; el bombasının emniyet pimi ve halkasının bombanın maşasına takılı ve oynamadığı halde patladığının belirlendiği, bu durumun el bombasındaki teknik bir kusur ihtimalinden meydana geldiğinin değerlendirildiği, belirtilen şekilde vefat eden P.Uzm.Çvş
.ın kardeşleri olan davacıların, ölüm olayı nedeniyle manevi zararlarının bulunduğunu belirterek, bu zararlarının karşılanması istemiyle 11 Temmuz 2006 tarihinde davalı idareye yaptıkları müracaata yanıt verilmemesi üzerine süresinde işbu davayı açtıkları anlaşılmıştır.
İdare Hukuku İlkelerine ve T.C.Anayasasının 125 nci maddesine göre idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği Anayasada belirtilmemiş olup bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru, ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın, idarenin hukuki sorumluluğu için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zararla eylem arasında illiyet bağının bulunması yeterlidir. İlliyet bağının kesilmiş sayılması için zararın tümüyle hizmete ve idare tüzel kişiliğine yabancı unsurlarından doğması gerekmektedir. Davacıların kardeşinin, bölücü terör örgütü mensuplarına karşı icra edilen asayiş görevi esnasında, üzerinde bulunan el bombasının teknik bir hata ihtimaliyle patlaması sonucu ölümü olayında, idareye yüklenebilecek bir hizmet kusuru bulunmadığı gibi, davacılar yakınının da herhangi bir kusuru bulunmamaktadır. Ancak, zararlı sonucu doğuran olay ile hizmet arasında illiyet bağı bulunduğundan, zararın zarar gören üzerinde bırakılmayarak topluma yayılması adalet, eşitlik ve hakkaniyet esaslarına uygun düşeceğinden, davacıların, kardeşlerinin ölümü nedeniyle uğradıkları zararının kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince davalı idare tarafından karşılanmasının gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Davalı idare, dava açılmadan önce yapılan idari müracaatla istenen tazminat miktarının daha sonra dava dilekçesinde arttırılarak uyuşmazlık konusu yapılmasına imkan bulunmadığı yönünde itirazda bulunmuş ise de; 1602 sayılı Kanunun 46/4 maddesinde yer alan Taraflar sürenin geçmesinden sonra verecekleri savunmalara veya ikinci dilekçelere dayanarak hak iddia edemezler. hükmüne istinaden askeri idari yargıda da uygulanan iddia ve savunmanın değiştirilmesi ve genişletilmesi yasağı, usulüne uygun biçimde açılmış davalarda söz konusu edilebilir. 1602 sayılı Kanunun 43 ncü maddesiyle getirilen ve idari eylemlerden doğan zararın tazmininde dava açmadan önce idareye ön başvuru koşulu bir idari müracaat niteliğindedir. Dava açılmadan idareye yapılan bu başvurunun zımnen ya da sarahaten reddi üzerine açılan davada istenen tazminat miktarının artırılmasına engel değildir. Dairemizin bu konudaki istikrar kazanmış uygulaması da bu doğrultudadır. Bu nedenle davalı idarenin bu yöndeki itirazına itibar edilmemiş, dava dilekçesinde belirtilen manevi tazminat miktarı esas alınmıştır.
Bu itibarla davacılara, kardeşlerini kaybetmeleri nedeniyle duydukları ve ömür boyu duyacakları acı ve ızdırabı kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla olayın meydana geliş şekli, tarihi, müteveffanın askerlik statüsü, davacıların sosyal durumu, paranın alım gücü ve işletilecek yasal faiz dikkate alınarak uygun miktarda ve olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacılar
,
..,
.
.a, takdiren ve istemleri gibi, ayrı ayrı 4.000,00 YTL. (DÖRTBİN YENİTÜRKLİRASI ) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE,
2. Hükmedilen manevi tazminat miktarlarına olay tarihi olan 28 Ağustos 2005 tarihinden 31 Aralık 2005 tarihine kadar yıllık %12 (YÜZDE ONİKİ), 01 Ocak 2006 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık %9 (YÜZDE DOKUZ) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
3. 1602 sayılı Askeri Yüksek idare Mahkemesi Kanununun 71 nci maddesi uyarınca yargılama giderlerinin (posta giderleri dahil) DAVALI İDAREYE YÜKLETİLMESİNE, ancak 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi gereğince harçtan muaf tutulan idare aleyhine HARCA HÜKMEDİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
4. 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca davacı tarafından peşin yatırılan 292,00 YTL (İKİYÜZDOKSANİKİ YENİTÜRKLİRASI) harcın istemi halinde DAVACILARA İADESİNE,
5. Davacılar tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 12,00 YTL (ONİKİ YENİTÜRKLİRASI) posta giderinin, DAVALI İDAREDEN ALINARAK DAVACILARA VERİLMESİNE,
6. Hükmedilen manevi tazminat miktarları üzerinden, hükmün verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince nisbi olarak hesaplanan 1.720,00 YTL. (BİNYEDİYÜZYİRMİ YENİTÜRKLİRASI) avukatlık ücretinin, DAVALI İDAREDEN ALINARAK DAVACILARA VERİLMESİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy