(2709 S. K. m. 125)
Davacı vekili 09.11.2006 tarihinde AYİM kaydına geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 4 yıl Deniz Lisesinde öğrenim gördükten sonra Deniz Harp Okuluna girdiğini, müvekkiline Haydarpaşa Askeri Hastanesinde yapılan periyodik kontrollerde Aort yetmezliği teşhisi ile konularak 42/0 F10 Askeri öğrenciliğe devam edemez kararlı sağlık kurulu raporu verildiğini, bu rapor üzerine müvekkilinin Deniz Harp Okulundan çıkarıldığını ve söz konusu idari işlemin hukuka uygun olmadığını, zira sivil bir sağlık kurumunda yapılan muayenesinde davacıya ameliyatla söz konusu rahatsızlığının tamamen iyileştirileceğinin bildirildiğini, öte yandan davacının askeri öğrenciliğe alınırken yapılan muayenesinde bahse konu rahatsızlığının tespit edilmemesi nedeniyle davacının Harp Okulundan çıkarılarak mağdur olduğunu, bu nedenle davacının bu mağduriyeti dolayısıyla uğradığı manevi zararların davalı idarece tazmini gerektiğini belirterek, askeri okuldan çıkarılma işleminin iptalini ve davacının uğradığı manevi zararlara karşılık olmak üzere 20.000 YTL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerden; davacının Kasımpaşa Deniz Hastanesinin 16 Ağustos 2000 gün ve 1119 sayılı sağlık raporu ile Askeri öğrenci olur kararı alarak Deniz Lisesi Komutanlığında öğrenimine başladığı, Deniz Lisesi öğrenimini başarı ile tamamlamasını müteakip Kasımpaşa Deniz Hastanesinin 28 Mayıs 2004 gün ve 546 sayılı raporu ile Deniz Harp Okuluna Devam Eder kararına istinaden Deniz Harp Okulunda eğitimine devam ettiği, 30 Kasım 2005 tarihinde Deniz Harp Okulunda yapılan periyodik muayeneler esnasında Kalp çarpıntısı şikayetinde bulunduğu, bunun üzerine ilki 01 Aralık 2005 tarihinde olmak üzere Aralık 2005 ayı içinde devam eden tetkikler nedeniyle toplam 4 defa GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi Kardiyoloji polikliniğine gönderildiği, müteakiben 27- 30 Aralık 2005 tarihleri arasında 4 gün süre ile Kardiyoloji servisine yatırıldığı GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi Komutanlığının 30 Aralık 2005 gün ve 14115 sayılı sağlık raporu ile 3 ncü Derece Aort Yetmezliği Tanısı ve SMK ile 2 Ay Hava Değişimi kararı verilerek taburcu edildiği, hava değişimi istirahatından sonra 01 Mart 2006 kadar tekrar GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi Kardiyoloji polikliniğine sevk edildiği ve 01-14 Mart 2006 tarihleri arasında burada yatırılarak gerekli muayenelerinin ardından 15 Mart 2006 tarihinde GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi Komutanlığının 13 Mart 2006 gün ve 86 sayılı sağlık raporu ile Askeri Öğrenciliğe Devam Edemez kararı alarak taburcu olduğu, söz konusu raporun Mili Savunma Bakanlığı tarafından 02 Kasım 2006 tarihinde Deniz Harp Okulu Komutanlığından ilişiği kesildiği anlaşılmıştır.
Davacı vekilince davacının rahatsızlığı ile ilgili ileri sürdüğü iddiaların incelenmesi ve davacının halen askeri öğrenciliğe devam edip edemeyeceği hususunun belirlenmesi için davacı Mahkememizce GATA Profesörler Sağlık Kuruluna sevk edilmiş, anılan Sağlık Kurulunun 30.04.2007 tarih ve 58 numaralı raporunun mütalaa ve sonuç bölümünde; Yukarıda belirtilen fizik muayene ve tanı testleri ışığında hastada romatizmal kalp hastalığına bağlı gelişen Aort yetmezliği olduğu anlaşılmıştır. Romatizmal kalp hastalığı sonucu olarak gelişen kapak hastalıkları farklı şekilde başlar. Ya romatizmal hastalığın geçirildiği dönemde aniden oluşabilmekte ya da yıllar sonra ortaya çıkabilmektedir. Ayrıca romatizmal kalp hastalığına bağlı gelişen Aort yetmezlikleri, sinsi bir seyir göstererek ilerleyici bir karakteri sahip olabilmekte ve belli bir süre sonra belirgin hale gelmektedir. Buna göre Aort Yetmezliğinin ne zaman başladığının kesin olarak tespiti mümkün değildir. Dolayısıyla hastada belirlenen Aort Yetmezliği, askeri okul döneminde ya da okul öncesi dönemde geçirilmiş romatizmal kalp hastalığına bağlı gelişmiş olabilir. Hastanın askeri okula müracaat ettiği dönemlerde Aort Yetmezliğinin fizik muayene ile tespit edilemeyecek kadar hafif olma olasılığı da söz konusudur. Hafif Aort Yetmezliği fizik muayene ile hiçbir bulgu vermeyebilir. Romatizmal kalp hastalığına bağlı gelişen Aort Yetmezliğinin askeri öğrenciliğinin sebep ve tesiriyle oluşması söz konusu değildir. Romatizmal kalp hastalığına bağlı gelişen kapak hastalıklarında tedavi klinik takip ve gerekli görülen vakalarda da operasyondur. Ancak hastamızın şu an itibariyle herhangi bir şikayeti yoktur. Ekokardiyografik verilere göre de sol ventrikül çapları operasyonu gerekli kılacak boyuta ulaşmamıştır. Hastanın tedavi olarak üç yada altı aylık aralarla ekokardiyografik takibe alınması gerekmektedir. Bu takipler neticesinde, hastanın şikayet ve ekokardiyografik bulgularına göre de operasyon zamanı saptanır. Tanı: Aort yetmezliği, Karar: D-42 F10 Askeri öğrenciliğe devam edemez kararı verildiği anlaşılmıştır.
GATA Profesörler Sağlık Kurulunun davacının hastalığı ile ilgili vermiş olduğu mütalaa ve sonuç kararı karşısında, davacıdaki rahatsızlığın bünyesel nitelik taşıdığı, teşhis ve tedavisi ile ilgili olarak idareye atfı kabil bir kusur bulunmadığı, mevcut sağlık durumu itibariyle de askeri öğrenciliğe devamının mümkün bulunmadığı kanaatine varıldığından, davacı vekilinin okuldan çıkarılma işleminin iptali ile manevi tazminat ödenmesi yönündeki taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının sağlık nedeniyle Deniz Harp Okulu öğrenciliğinden çıkarılma işleminin iptali istemine yönelik DAVANIN REDDİNE OYBİRLİĞİ ile,
2. Davacının manevi tazminat isteminin REDDİNE, üyeler Kur.Alb.İlyas ÇOLPAN ve Hak.Yb.Metin ULUKANLIGİLin karşı oyları ile OYÇOKLUĞU ile,
KARŞI OY GEREKÇESİ
Davacı hakkında 30.04.2007 tarihinde GATA Prof.Sağ.Krl. tarafından verilen raporda Romatizmal kalp hastalığına bağlı gelişen Aort yetmezliklerinin sinsi bir seyir göstererek ilerleyici bir karaktere sahip olduğu, belli bir sonra belirgin hale geldiği, buna göre Aort yetmezliğinin askeri okul döneminde ya da okul öncesi dönemde geçirilmiş romatizmal kalp hastalığına bağlı gelişmiş olabileceği, hastanın askeri okula müracaat ettiği dönemlerde Aort yetmezliğinin fizik muayene ile tespit edilemeyecek kadar hafif olma olasılığının da söz konusu olduğu, hafif Aort yetmezliğinin fizik muayene ile hiçbir bulgu vermeyebileceği şeklinde mütalaada bulunulduğu, bu rapor gözönüne alındığında davacının rahatsızlığının daha önceki yıllarda fizik muayene ile değil de daha hassas muayene teknikleriyle tespit edilebileceğinin anlaşıldığı, bu tespiti yapmayan idarenin hizmet kusurunun bulunduğu, davacıya takdir edilecek bir miktarın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verilmesi gerektiği kanaatinde olduğumuzdan sayın çoğunluk görüşüne katılamadık.03.10.2007 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy