(2709 S. K. m. 125)
Davacı vekili, 13.11.2006 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesine kaydına geçen dava dilekçesinde özetle; davacının, 23.P.Tug.Mot.P.A.K.lığında askerlik hizmetini yapmakta iken 13.06.2005 tarihinde, spor ve terlik istirahatlısı olduğu sırada, garaj sorumlusu Uzm.Çvş,
.in emrine istinaden MAN marka kamyonun lastiklerini değiştirirken, meydana gelen lastik patlamasında gözüne yabancı cisim girmesi, ayak bileğinin kırılması ve kulağında çınlama oluşması suretiyle yaralandığını, rahatsızlığın tedavi ve iyileşme sürecinde çok büyük manevi sıkıntılar çektiğini, halen devam eden kulak çınlaması ve ayak ağrıları nedeniyle maddi ve manevi açıdan yıprandığını, sıkıntılarının devam ettiğini belirterek, davacının uğradığı manevi zararlara karşılık 5.000 YTL. manevi tazminata olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı idare üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda; davacının, İstanbul/Samandıra 23 ncü Mot.P.A.K.lığı emrinde P.Çvş. olarak muvazzaf askerlik hizmetini yapmakta iken, 13.06.2005 günü, aynı birlikte görevli P. Uzm.Çvş.
tarafından, 190801 plaka numaralı MAN aracının lastiklerinin değiştirilmesi işinde hava kompresörüyle lastiğe hava basması ve yardımcı olması için bölük garajına çağrıldığı, bunun üzerine garaja giden davacının, lastik değiştirilmesi faaliyeti sırasında kompresörle lastiğe hava bastığı sırada iç lastiğin eski ve jantın aşırı paslı olması nedenleriyle lastiğin patlaması sonucunda yaralandığı, söz konusu yaralanma olayı nedeniyle muayene ve tedavi gördüğü GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi kayıtlarına göre, 15.06.2005-05.01.2006 tarihleri arasında Tinnitus (kulak çınlaması) şikayetiyle KBB kliniğine müracaat ettiği, yapılan işitme testlerinde, Sol HY:12 dB Sol KY:10 dB, Sağ HY:15 dB Sağ KY:10 dB tespit edildiği, bu değerlerin normal işitme değerleri kabul edildiği, kan tetkiklerinde anormallik tespit edilmediği, bu sonuçlarla KBB açısından işlem veya tedavi gerektirir bir durumu olmadığının belirlendiği, GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesinin Ortopedi Kliniğince yapılan muayenesi sonucunda da, 22.06.2005 tarih ve 191 sayılı üç uzman tabip imzalı raporla; Sağ Ayak Bileği Medial Malleol Fraktürü tanısı ile, SMK ile bir buçuk ay hava değişimi verildiği, 11.08.2005 tarihinde yapılan kontrolde bir ay spor istirahatı ile birliğine katılmasının uygun görüldüğü, ayağındaki şikayetinin devamı üzerine, 06.09.2005 tarihinde Sağ ayak bileği eski kırıklısı+RSD tanısıyla Fizik Tedavi Polikliniğine sevk edildiği, bilahare on beş aylık askerlik hizmet süresini tamamlaması nedeniyle 24.02.2006 tarihinde terhis edildiği, terhisinden sonra 17.07.2006 tarihinde kayıtlara geçen dilekçesi ile davalı idareye müracaat ederek, yaralanma olayı nedeniyle manevi tazminat ödenmesi isteminde bulunduğu, davalı idarenin, müracaatı yanıtlamayarak istemini zımnen reddetmesi üzerine süresinde işbu davayı açtığı anlaşılmıştır.
İdare Hukuku İlkelerine ve T.C.Anayasasının 125 nci maddesine göre idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği Anayasada belirtilmemiş olup bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru, ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın, idarenin hukuki sorumluluğu için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zararla eylem arasında illiyet bağının bulunması yeterlidir. İlliyet bağının kesilmiş sayılması için zararın tümüyle hizmete ve idare tüzel kişiliğine yabancı unsurlarından doğması gerekmektedir.
Davacının yaralanması olayında davacının bir kusurunun bulunmadığı gibi idareye atfı kabil bir hizmet kusurundan da söz edilemeyeceği, bununla birlikte olayın bir kamu hizmeti olan askerlik hizmetinin ifası sırasında meydana geldiği, hizmetten kaynaklandığı, meydana gelen zararla eylem arasında illiyet bağı bulunduğu anlaşılmakla, zararın sadece zarar gören üzerinde bırakılmayıp tüm topluma yansıtılması adalet, eşitlik ve hakkaniyet prensiplerine uygun düşeceğinden, davacının uğradığı zararın kusursuz sorumluluk kuram ve ilkesi gereğince davalı idarece karşılanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Davacıya olay nedeniyle duyduğu ve ömür boyu duyacağı acı ve üzüntüsünün karşılığı olmak üzere olayın meydana geliş şekli, tarihi, davacının sosyal durumu, paranın alım gücü ve işletilecek yasal faiz dikkate alınarak olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacı
e, takdiren ve istemi gibi 5.000,00 YTL. (BEŞBİN YENİTÜRKLİRASI ) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE,
2. Hükmedilen manevi tazminat miktarına olay tarihi olan 13 Haziran 2005 tarihinden 31 Aralık 2005 tarihine kadar yıllık %12 (YÜZDEONİKİ), 01 Ocak 2006 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık %9 (YÜZDEDOKUZ) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
3. 1602 sayılı Askeri Yüksek idare Mahkemesi Kanununun 71 nci maddesi uyarınca yargılama giderlerinin (posta giderleri dahil) DAVALI İDAREYE YÜKLETİLMESİNE, ancak 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi gereğince harçtan muaf tutulan idare aleyhine HARCA HÜKMEDİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
4. 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca davacı tarafından peşin yatırılan 90,00 YTL (DOKSAN YENİTÜRKLİRASI ) harcın istemi halinde DAVACIYA İADESİNE,
5. Davacı tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 8,00 YTL (SEKİZ YENİTÜRKLİRASI) posta giderinin davalı idareden alınarak, DAVACIYA VERİLMESİNE,
6. Hükmedilen manevi tazminat miktarı üzerinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince nisbi olarak hesap edilen 600,00 YTL. (ALTIYÜZ YENİTÜRKLİRASI) avukatlık ücretinin, DAVALI İDAREDEN ALINARAK DAVACIYA VERİLMESİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy