(1602 S. K. m. 40, 42, 43, 44) (2709 S. K. m. 125)
Davacı vekili, 22 Temmuz 2005 tarihinde İzmir Nöbetçi İdare Mahkemesi Başkanlığına verdiği ve 28 Temmuz 2005 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; 2001 yılında Maltepe Askeri Lisesine alınan davacının, 3 üncü sınıfta öğrenim görmekte iken sağlık nedeniyle okuldan çıkarıldığını, davacıda mevcut rahatsızlığın okula girişte tesbiti gerekirken doktor kusuru sonucu belirlenemediğini, ayrıca rahatsızlığının askeri lisede yapılan ağır spor ve eğitim ile arttığını, neticede Anadolu Öğretmen Lisesini de kazanan davacının, askeri liseye gitmekle zarara uğradığını belirterek, davacı lehine 20.000 YTL. maddi ve 5.000 YTL. manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
Dava dosyasındaki mevcut bilgi ve belgelerden, davacının 2001-2002 yılı öğretim yılında Maltepe Askeri Lisesini kazandığı, okula kaydı için gerekli olan sağlık kurul raporunu almak için İzmir Mevki Hastanesine (Hatay/İZMİR) sevk edildiği, bu hastanede yapılan sağlık muayenesinde A/30-F1 kararı ile Askeri Öğrenci Olamaz raporu aldığı ve rapora itiraz ettiği, itiraz sonucu kontrol muayenesinin yapılması için İzmir Hava Hastanesine sevk edildiği, bu hastaneden Askeri Öğrenci Olur kararı aldığı, her iki hastaneden de farklı muayene sonuçları alması sebebiyle daha sonra hakem muayenesinin yapılması için ANKARA GATA Hastanesine sevk edildiği ve bu hastaneden de Askeri Öğrenci Olur raporu alması sonucu okula kaydının yapıldığı, 2003-2004 eğitim-öğretim yılında 03 Mayıs 2004 tarihinde rahatsızlığını beyan ederek muayene olmak için Okul Revirine viziteye çıktığı, Okul Revir Tabibi tarafından da dispne, Aort Yetmezliği teşhisi ile İzmir Mevki Hastanesi (Hatay-İZMİR) Kardiyoloji Polikliniğine sevk edildiği, muayeneleri neticesi 26 Mayıs 2004 tarihinde 600 Yataklı Mevki Asker Hastanesi Baştabipliği tarafından muayenesi yapılarak Hafif Orta Aort Yetersizliği tanısı ile 42/D F/10 T.S.K.de Görev Yapamaz. Askeri Öğrenciliğe Devam Edemez kararı verildiği, asıl raporu onaydan gelinceye kadar izne gönderildiği, MSB.lığı Sağlık Daire Başkanlığı tarafından 19 Temmuz 2004 tarihli onayı ile onaylanan sağlık raporu üzerine davacının 04 Ağustos 2004 tarihinde tazminatsız olarak okulla ilişiğinin kesildiği anlaşılmaktadır.
1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 44 üncü maddesinde, davanın süresinde açılıp açılmadığı ilk inceleme sırasında davanın esasına girilmeden incelenecek hususlar arasında sayılmıştır.
Dava açma süresi, kamu düzeni ile ilgili olup hak düşürücü niteliktedir. Davanın süresinde açılıp açılmadığı yargılamanın her safhasında dikkate alınması hukuk alanında tartışmasız kabul edilen bir zorunluluk olduğundan, bu husus öncelikle incelenmiştir.
T.C.Anayasasının 125 ve 1602 sayılı Askerî Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 40 ncı maddelerinde dava açma süresinin her çeşit işlemlerde yazılı bildirim tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı belirtilmiştir.
1602 sayılı AYİM Kanununun Dava Açma Süresi başlıklı 40 ıncı maddesi; ...Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açma süresi her çeşit işlemlerde yazılı bildirim tarihinden itibaren kanunlarda ayrı süre gösterilmeyen hallerde 60 gündür. Adresleri belli olmayanlara özel kanunlardaki hükümlere göre ilan yolu ile bildirim yapılan hallerde, özel kanunda aksine hüküm bulunmadıkça süre son ilan tarihinden itibaren on beş gün sonra başlar.
Kanuna göre ilanı gereken düzenleyici ve genel tasarruflara karşı, ilan tarihini izleyen günden itibaren altmış gün içinde dava açılabilir. Ancak bu tasarrufların kendilerine uygulanması üzerine ilgililer düzenleyici tasarruf ve uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açmakta muhtardırlar. İlgililer ayrıca; düzenleyici tasarrufun kaldırılması, değiştirilmesi veya yeni bir düzenleme yapılmasını uygulamadan itibaren altmış gün içinde idareden isteyebilirler. Bu isteklerin reddi veya altmış gün içinde cevap verilmemesi halinde altmış günün bitiminden itibaren isteklilerin yerine getirilmemesi işleme karşı altmış gün içinde dava açabilirler. Düzenleyici tasarrufun kaldırılmaması, değiştirilmemesi veya dava yoluyla iptal edilmemiş olması bu tasarrufa dayalı işlemin iptaline engel olmaz. hükmünü amirdir.
İdari işlemlerden kaynaklanan tam yargı davalarında süre konusu düzenleyen 1602 sayılı AYİM Kanununun 42 nci maddesi İlgililer, haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davaları ile birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı, icra tarihinden itibaren altmış gün içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 35 inci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır. hükmünü içermektedir.
İdari eylemlerden kaynaklanan tam yargı davalarında dava açma süresine ilişkin hususlar ise 1602 sayılı AYİM Kanununun 43 üncü maddesinde düzenlenmiştir Buna göre İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açmadan önce, bu eylemlerin yazılı bildirimi üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde yetkili makama başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri lazımdır. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde bu konudaki işlemin tebliği tarihinden ve altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren altmış gün içinde tam yargı davası açabilirler.
Görevli olmayan adli yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görevden reddi halinde sonradan Askeri Yüksek İdare Mahkemesine açılan davalarda, birinci fıkrada öngörülen idareye başvurma şartı aranmaz. hükmünü içermektedir.
Davacı vekilinin ilk talebi, askeri okula girişte yapılan sağlık muayeneleri sırasındaki tıbbi hata sonucu alınmaması gerekirken Maltepe Askeri Lisesine alınan davacının maddi zarara uğradığı iddiasına ilişkindir. Bu talebin idari işlemden kaynaklanan bir zarara ilişkin ve uğranılan zararın tazmini istemi niteliğinde olduğu açıktır. 1602 sayılı AYİM Kanunun 40 ve 42 nci maddeleri hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, idari işlemden dolayı zarara uğradığını en geç okuldan ilişiğinin kesildiği 04 Ağustos 2004 tarihinde öğrenen davacının, bu tarihten itibaren 60 günlük yasal süre içerisinde davasını açması gerekirken açmadığı, bu süre geçirildikten çok sonra 22 Temmuz 2005 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunduğu kanaatine varılmıştır.
Davacı vekilinin ikinci iddiası, kalp rahatsızlığı bulanan davacının bu rahatsızlığının, askeri lisede yapılan ağır spor ve eğitim ile daha da arttığıdır. Bu talebin de idari eylemden kaynaklanan bir tam yargı davasının konusunu oluşturduğu görülmektedir. 1602 sayılı AYİM Kanununun 43 ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin yerleşik içtihatları uyarınca, davacının hakkındaki TSKda Görev Yapamaz- Askeri Öğrenciliğe Devam Edemez kararlı İzmir Asker Hastanesi Sağlık Kurulunun 26 Mayıs 2004 gün ve 465 sayılı raporunun onay tarihi olan 19 Temmuz 2004 tarihinden itibaren 1 yıllık yasal süre içerisinde davalı idareye müracaatla, davalı idarece 60 günlük yasal süre içerisinde cevap verilmesi halinde bu tarihten, cevap verilmemesi halinde 60 günlük sürenin bitimini müteakip ikinci 60 günlük süre içerisinde davasını açması gerekirken açmadığı, idari müracaatta bulunulmaksızın 22 Temmuz 2005 tarihinde açılan tam yargı davasında bu açıdan da süre aşımı bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle;
Davanın süre aşımı yönünden REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy