(1602 S. K. m. 43, 45, 46) (1086 S. K. m. 87)
Davacı vekilleri, 24 Mart 2006 tarihinde İzmir Nöbetçi İdare Mahkemesinde, 29 Mart 2006 tarihinde de Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; davacının askerlik hizmeti esnasında arka arkaya nöbet görevi verilmesi, 48 saat ayakta kalması, kızgın güneş altında saatlerce bekletilmesi, ağır hakaret ve dövme fiillerine maruz kaldığını ve bu nedenle beyin kanaması geçirdiğini, bunun sonucunda ameliyat edildiğini, sol hemiparazi kol 0/5, bacak 4/5, dilinin kısmi felç olduğunu, epilepsi hastalığına yakalandığını, çalışma gücünün %60ını kaybederek kalıcı sakatlığının oluştuğunu, beyin kanaması geçirmeden buçuk hafta kadar evvel çok şiddetli baş ağrısı rahatsızlığı nedeni ile birlik revirine müracaat ettiğini, burada doktorun sinüzit teşhisini yanlış koyduğunu, ağrı kesici tedavisi uygulandığını, zamanında teşhis konulmuş olsaydı müvekkilinin %60 malul kalacak şekilde felç olmayacağını, idarenin zararı tazmin sorumluluğunun bulunduğunu, bu sebeple fazlaya ilişkin hakların saklı olması kaydı ile Bir Milyar TL. maddi ve on Milyar TL. manevi tazminat ödenmesi istemiyle açtıkları tam yargı davası sonucunda Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesinin 15 Şubat 2006 gün ve Esas No: 2004/467 Karar No: 2006/169 sayılı kararı ile davacının istemine bağlı kalınarak davacıya 1.000,00 YTL. maddi tazminat ve 10.000,00 YTL. manevi tazminat verilmesine karar verildiğini, ilk dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulduğunu, karara dayanak yapılan 16.12.2005 tarihli bilirkişi raporunda davacı
..un maddi tazminat hak edişinin 119.805,00 YTL. olarak belirlendiğini belirterek, fazlaya ilişkin 118.805,00 YTL. maddi tazminatın davacıya olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, öncelikle adli yardım istemlerinin kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Davacının adli yardım istemi Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesinin 05 Nisan 2006 gün ve Esas No: 2006/346 sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Dava dosyası, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Genel Sekreterliğinin 10 Temmuz 2006 gün ve GENSEK:2006/953/İd. Ks. sayılı yazısı ekinde, davanın yazılı bildirim tarihini takip eden 60 günden sonra açıldığından bahisle 1602 Sayılı AYİM Kanununun 45 nci maddesi gereğince bir karar verilmek üzere Dairemize gönderildiği görülmüştür.
Dava açma süresi kamu düzeni ile ilgilidir. Davanın her safhasında dikkate alınması hukuk alanında tartışmasız kabul edilen bir zorunluluktur. Bu nedenle işin esasına geçilmeden önce davanın süresinde açılıp açılmadığı hususu incelenmiştir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacıya askerlik hizmetinin ifası sırasında arka arkaya nöbet görevinin verildiği, bu görev ve diğer hizmetlerin yerine getirilmesi sırasında 48 saat ayakta bırakıldığı, kızgın güneş altında saatlerce bekletildiği, ağır hakaret ve dövme fiillerine maruz bırakıldığı ve bu nedenle beyin kanaması geçirdiği, bunun sonucunda ameliyat edildiği, sol hemiparazi kol 0/5, bacak 4/5, dilinin kısmi felç olduğu, epilepsi hastalığına yakalandığı, çalışma gücünün %60ını kaybederek kalıcı sakatlığının oluştuğu, beyin kanaması geçirmeden buçuk hafta kadar evvel çok şiddetli baş ağrısı rahatsızlığı nedeni ile birlik revirine müracaat ettiği, burada doktorun sinüzit teşhisini yanlış koyduğu, ağrı kesici tedavisi uygulandığı, zamanında teşhis konulmuş olsaydı %60 malul kalacak şekilde felç olmayacağı, idarenin zararı tazmin sorumluluğunun bulunduğu, bu sebeple fazlaya ilişkin hakların saklı olması kaydı ile bir milyar TL. maddi ve on milyar TL. manevi tazminat ödenmesi istemiyle açtıkları tam yargı davası sonucunda Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesinin 15 Şubat 2006 gün ve Esas No: 2004/467 Karar No: 2006/169 sayılı kararı ile davacının istemine bağlı kalınarak davacıya 1.000,00 YTL. maddi tazminat ve 10.000,00 YTL. manevi tazminat verilmesine karar verildiği, 16.12.2005 tarihli hesap bilirkişi raporunda davacı
..un maddi tazminat hak edişinin 119.805,00 YTL. olarak belirlendiği, davacı vekilince, bu kararın tebliğini müteakip, bu rapordaki maddi tazminat hak edişi dikkate alınarak iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
1602 sayılı Kanunun 43 ncü maddesinin birinci fıkrasında İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açmadan önce, bu eylemlerin yazılı bildirimi üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve herhalde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde yetkili makama başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri lazımdır. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde bu konudaki işlemin tebliği tarihinden ve altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren altmış gün içinde tam yargı davası açabilirler İkinci fıkrasında Görevli olmayan adli yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görevden reddi halinde sonradan Askerî Yüksek İdare Mahkemesine açılan davalarda, birinci fıkrada öngörülen idareye başvurma şartı aranmaz hükmü getirilmiştir.
Davacının istemi, bir ıslah (ek dava) niteliğindedir. Islahın konusu, tarafların yapmış olduğu usul işlemlerinin düzeltilmesidir. 4 Kasım 2000 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesi kararı incelendiğinde söz konusu HUMKnun 87 nci maddesindeki kuralın, davacıları ikinci kez dava açmaya zorlaması nedeniyle hak arama özgürlüğünü kısıtladığından bahisle iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır. Adli Yargıda zamanaşımı süreleri dikkate alındığında bu süreler içerisinde dava devam ederken bilirkişi raporları sonrasında ortaya çıkan tazminat farkının ikinci bir ek dava ile istenebileceği açıktır. Oysa ki 1602 sayılı Askerî Yüksek İdare Mahkemesinde açılan davalarda 1 yıllık ve idari başvurudan sonra altmışar günlük dava açma süreleri işlemektedir. Bu süreler geçirildikten sonra müddeabinin miktarının değiştirilemeyeceği yine 1602 sayılı AYİM Kanununun 46/4 maddesinin amir hükmüdür. Ayrıca, idari yargıda fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması müessesesi mevcut değildir.
Davacının hakkında GATA Askeri Hastahanesinin 28.02.2003 tarih ve 1731 sayılı ve D/10 F-1, D/14 F-2 Askerliğe elverişli değildir. Kararlı Sağlık Kurulu raporunun Kara Kuvvetleri Komutanlığı Sağlık Daire Başkanlığınca onaylanarak 25 Mart 2003 tarihinde kesinleştiği anlaşıldığından, bu tarihten itibaren bir yıl ve herhalde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde yetkili makama başvurularak tam yargı davası açılması gerekirken bu süreler geçirildikten çok sonra 24 Mart 2006 tarihinde İzmir Nöbetçi İdare Mahkemesinde, 29 Mart 2006 tarihinde de Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde kayda geçen dava dilekçesi ile açılan iş bu ek davanın, süre aşımı yönünden reddine karar verilmesi sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle;
Davacı
..un maddi tazminat istemine ilişkin davanın süre aşımı yönünden REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy