(2709 S. K. m. 72) (1076 S. K. m. 3, 8) (1111 S. K. m. 5) (1632 S. K. m. 30, 31, 52, 131) (765 S. K. m. 95, 121, 122) (1412 S. K. m. 416, 420)
Davacı vekili, 04 Mayıs 2006 tarihinde İstanbul 5 nci İdare Mahkemesi ve 11 Mayıs 2006 tarihine Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kayıtlarına geçen dava dilekçesinde özetle; davacının 22 Temmuz 2006 tarihinde Erzurum Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun olduğunu, 09.08.2004 tarihinde son yoklamasını yaptırarak yedek subay aday adayı olarak askerlik kararını aldırdığını, Mart 2006 tarihinde askerlik durumunu öğrenmek üzere Askerlik Şubesine gittiğinde 15 ay süreyle er olarak askerlik yapacağını öğrendiğini, 20 Mart 2006 tarihinde MSB. ASAL Daire Başkanlığına dilekçe ile başvurarak askerliğini yedek subay olarak yapma isteğinde bulunduğunu, ASAL Daire Başkanlığının, davacının talebini reddederek, 1076 sayılı Kanunun 8 nci maddesi gereğince, 15 ay süreyle er veya erbaş olarak askerlik yapması gerektiğini bildirdiğini, davacının öğrencilik yıllarından 18 yaşını dahi doldurmadan işlemiş olduğu bir eyleminden dolayı TCKnun 491/3, 522, 647 sayılı Kanunun 4 ve 6 ncı maddeleri uyarınca neticeten 200.000 TL. tecilli para cezası aldığını, bu cezanın Erzurum 3 ncü Asliye Ceza Mahkemesinin 16 Temmuz 2004 tarih ve 2004/122 Müt. sayılı kararı ile adli sicilden silindiğini ve Gaziantep 3 ncü Ağır Ceza Mahkemesinin 28 Eylül 2004 tarih ve 2004/197 sayılı kararı ile memnu haklarının iadesine karar verildiğini, anılan ceza mahkumiyetinin geçen süre zarfında 765 sayılı TCKnun 95 nci maddesi uyarınca esasen vaki olmamış sayıldığını, bunlara rağmen bu mahkumiyet hükmüne istinaden davacının yedek subay aday adayı olarak alınan askerlik kararının er olarak tadil edilmesi işleminin hukuka aykırı olduğunu belirterek, işlemin iptaline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı idareye yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; 17 Ocak 1977 doğumlu olan davacının, 22 Temmuz 2004 tarihinde Erzurum Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun olduğu, 09 Ağustos 2004 tarihinde son yoklamasını yaptırarak 2004/8 nci grup yedek subay aday adayı olarak askerlik kararını aldırdığı, bilahare Kara Kuvvetleri Komutanlığınca yaptırılan arşiv araştırması sonucuna göre davacının, 07 Mart 1995 tarihinde işlemiş olduğu hırsızlık suçu nedeniyle Gaziantep 1 nci Sulh Ceza Mahkemesinin, 10 Kasım 1995 tarih ve 1995/1445-2166 E.K.sayılı hükmü ile TCKnun 491/3, 522, 647 sayılı Kanunun 4 ve 6 ncı maddelerini tatbiki suretiyle ertelenmiş 200.000 TL. ağır para cezasına mahkum olduğunun tespit edildiği, bu nedenle yedek subay aday adayı olarak alınan askerlik kararının er olarak tadil edildiği, belirtilen mahkumiyet hükmünün Erzurum 3 ncü Asliye Ceza Mahkemesinin 16 Temmuz 2004 tarih ve 2004/122 Müt. sayılı kararı ile adli sicilden silinmesine karar verildiği, Gaziantep 3 ncü Ağır Ceza Mahkemesinin 28 Eylül 2004 tarih ve 2004/197 sayılı kararı ile de memnu haklarının iadesine karar verildiği, davacının askerlik kararının tadil edildiğini öğrenmesi üzerine 20 Mart 2006 tarihinde Milli Savunma Bakanlığına dilekçe ile başvurarak askerlik hizmetini yedek subay olarak yerine getirme isteğinde bulunduğu, davacının bu talebinin, MSB.lığının 30 Mart 2006 tarih ve MİY.:4017-98-06/ASAL.D. Yd.Sb.Ş. CST.Ks. (305) sayılı işlemi ile anılan mahkûmiyetinden dolayı 1076 sayılı Kanunun 8 nci maddesi uyarınca, askerlik hizmetini er ve erbaş olarak yerine getirmesi gerektiği belirtilerek davacının talebinin reddedildiği, davacının da belirtilen işlemin iptali istemiyle süresinde iş bu davayı açtığı anlaşılmıştır.
T.C. Anayasasının 72 nci maddesinde, askerlik hizmetinin her Türkün hakkı ve ödevi olduğu, bu hizmetin Silahlı Kuvvetlerde veya kamu kesiminde ne şekilde yerine getirileceği veya getirilmiş sayılacağının kanunla düzenleneceği öngörülmüştür.
Anayasanın bu hükmüne uygun olarak askerlik hizmeti, 1111 Sayılı Askerlik Kanunu ve 1076 sayılı Yedek Subay ve Yedek Askeri Memurlar Kanununda düzenlenmiştir.
1076 sayılı Kanunun 3 ncü maddesinde, dört yıl ve daha fazla süreli fakülte, akademi, yüksekokul ve enstitüler ile Milli Eğitim Bakanlığınca bunların dengi olduğu kabul edilen yurtdışı öğrenim kurumu mezunu olup ta, Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği Yönetmeliğine göre askerliğe elverişli olanlar yedek subay olabilecekleri, ancak yükümlülerin Silahlı Kuvvetlerin ihtiyaç duyduğu yedek subay miktarından fazla olması halinde isteklilerin, yükümlülüklerini erbaş-er olarak yerine getirebilecekleri, isteklilerin ayrılmasından sonra kalan yükümlüler ihtiyaçtan fazla ise Silahlı Kuvvetlerin ihtiyacının bunların arasından seçilerek saptanacağı, yedek subayların hizmet sürelerinin 18 ay olduğu, hizmet sürelerinin barışta Genelkurmay Başkanlığının teklifi ve Bakanlar Kurulu kararı ile oniki aya kadar indirilebileceği belirtilmiştir.
1111 sayılı Askerlik Kanununun 5 nci maddesi de, 1076 sayılı Kanun hükmüne tabi yükümlülerden; bu yükümlülüklerini istekleriyle veya seçim sonucu yedek subay adayı olmadıkları için erbaş veya er olarak yerine getireceklerin hizmet süresinin, aynı celbe tabi olup yedek subay adayı olarak ayrılanların hizmet süresinin yarısı kadar olduğu hükmüne yer verilmiştir.
Bakanlar Kurulunun 23 Haziran 2003 tarih ve 2003/5795 sayılı kararı ile, 15 Temmuz 2003 tarihinden geçerli olmak üzere ve silah altındaki yükümlüleri de kapsayacak şekilde, askerlik hizmetinin erbaş ve erler için 18 aydan 15 aya, yedek subaylar için 16 aydan 12 aya indirilmesine karar verildiğinden bugün için yedek subay adayı olarak ayrılanların hizmet süresi 12 ay olarak belirlenmiş olup, yedek subay olabilme imkanı ve hakkı mevcutken yedek subay adayı olamadıkları için yükümlülüklerini erbaş ve er olarak yerine getirecek olanların hizmet süresi belirtilen 12 aylık sürenin yarısı olan 6 aydır. Bu kapsamda 6 aylık hizmete tabi tutulacak yükümlülerde öncelikle yedek subay adayı olabilme şartı aranacaktır. Yedek subay adayı ve dolayısıyla yedek subay olabilme şartlarını taşımayan kişiler ise 1111 sayılı Askerlik Kanunu gereğince, er statüsünde asker edilecekler ve bunların muvazzaflık hizmet süreleri aynı Kanunun 5 nci maddesi gereğince 15 ay olacaktır.
1076 sayılı Yedek Subay ve Yedek Askeri Memurlar Kanununun 8 nci maddesinde Yedek subay adayı olarak askere sevkten evvel veya yedek subay yetiştirilmekte iken aşağıda engel hali olduğu anlaşılanlar askerlik hizmetlerini durumlarına göre er veya erbaş olarak tamamlarlar.
a) 1. Türk Silahlı Kuvvetlerinde subaylıktan çıkarmayı gerektiren bir suçtan mahkum olanlar,
2. Kamu hizmetlerinden müebbeden yasaklı olanlar,
3. Hileli müflis olduğu ilan edilenler,
b)Yönetmelikte belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde;
1. Disiplinsizlik ve ahlaki durumları sebebiyle yedek subay çıkarılması uygun görülmeyenler,
2. Türk Silahlı Kuvvetlerinin manevi şahsiyetine gölge düşüren veya askerliğin şeref ve haysiyetiyle bağdaşmayacak eylemlerde bulunanlar ile tutum ve davranışlarıyla yasa dışı siyasi, yıkıcı, bölücü ideolojik görüşü benimsemiş olduğu anlaşılanlar,
Okul disiplin kurallarının vereceği subay olamaz kararı üzerine er olurlar.
c) Yedek subay öğreniminde başarı gösteremeyenler, erbaş olurlar,
Bunların yerine getirecekleri hizmet süresi 1111 sayılı Kanunun 5 nci maddesinin 1 nci fıkrasında belirtilen süre kadardır. hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre; Türk Silahlı Kuvvetlerinde subaylıktan çıkarmayı gerektiren bir suçtan mahkum olanların yedek subaylık statüsünü kazanamayacakları dolayısıyla yedek subay veya bu statüde erbaş ve er olamayacakları, açıkça belirtilmiştir.
1632 sayılı Askeri Ceza Kanununun 30 ncu maddesinde; Aşağıda yazılı hallerde subay, astsubay, uzman jandarmalar ve özel kanunlarında bu cezanın uygulanacağı belirtilen asker kişiler hakkında, askeri mahkemeler veya adliye mahkemelerince asıl ceza ile birlikte, Türk Silahlı Kuvvetlerinden çıkarma cezası da verilir. Bu husus mahkeme hükmünde belirilmemiş olsa dahi, Silahlı Kuvvetlerden çıkarmayı gerektirir.
A) Taksirli suçlardan verilen cezalar hariç olmak üzere ölüm, ağır hapis, bir seneden fazla hapis cezası ile hükümlülük halinde,
B) Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla basit ve nitelikli zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı suçtan veya istimal ve istihlak kaçakçılığı hariç kaçakçılık, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma suçlarından biriyle hükümlülük halinde,
Taksirli suçlardan verilen cezalar hariç olmak üzere, askeri mahkemelerce üç aydan fazla hapis cezası ile birlikte Türk Silahlı Kuvvetlerinden çıkarma cezası da verilebilir.
Aynı Kanunun 31 nci maddesinde Türk Silahlı Kuvvetlerinden çıkarma cezasının niteliği, hükümlünün Silahlı Kuvvetlerden ilişiğinin kesilmesidir. Bu ceza, ayrıca bir hükme gerek kalmaksızın;
A) Askeri rütbe ve memuriyetlerin kaybedilmesi,
B) Subay, astsubay, uzman jandarma ve Devlet memuru olarak tekrar Türk Silahlı Kuvvetlerine kabul edilmeme, sonuçlarını doğurur. hükümleri yer almaktadır.
926 sayılı TSK.leri Personel Kanununun 50/d maddesi ile de Aşağıda belirtilen suçlardan hükümlü olma nedeniyle ayırma: Ertelenmiş, para cezasına veya tedbire çevrilmiş, affa uğramış olsalar bile, Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanununun 131 inci maddesinin birinci fıkrasının az vahim hali hariç basit ve nitelikli zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas, iftira gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyet kırıcı nitelikteki suçlardan veya istimal ve istihlak kaçakçılığı hariç kaçakçılık, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma suçlarından hükümlü olan subaylar hakkında, hizmet sürelerine bakılmaksızın Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu hükümleri uygulanır. hükmü getirilmiştir.
Davacının, 07 Mart 1995 tarihinde işlemiş olduğu hırsızlık suçundan Gaziantep 1 nci Sulh Ceza Mahkemesinin, 10 Kasım 1995 tarih ve 1995/2166 E.K. sayılı hükmü ile ertelenmiş ağır para cezasına mahkum olduğu, bu mahkumiyet hükmünün, Erzurum 3 ncü Asliye Ceza Mahkemesinin 16 Temmuz 2004 tarih ve 2004/122 Müt. sayılı kararıyla adli sicilden silinmesine, yine bu mahkumiyet hükmüne ilişkin olarak Gaziantep 3 ncü Ağır Ceza Mahkemesinin 28 Eylül 200 tarih ve 2004/197 sayılı kararı ile memnu haklarının iadesine karar verildiği hususunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır.
1076 sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askeri Memurlar Kanununun 8/1-a maddesi; Türk Silahlı Kuvvetlerinde subaylıktan çıkartılmayı gerektiren bir suçtan mahkum olanlar ın yedek subay olamayacaklarını hüküm altına almış ise de, bu mahkumiyet nedeniyle kaybedilen ehliyetsizliklerin memnu hakların geri verilmesi kararı ile ortadan kalkması halinde ne gibi bir işlem yapılacağı hususunda herhangi bir hüküm getirmemiştir.
Sorunu çözmek için önce memnu hakların geri verilmesi müessesesinin kısaca incelenmesi gerekmektedir.
Memnu Hakların iadesi müessesesi, 01 Haziran 2005 tarihinde yürürlükten kaldırılan, 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 121- 124 ve 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 416-420 maddelerinde düzenlenmiştir. 765 sayılı Kanunun 121 nci maddesi: Müebbeden hidematı ammeden memnuniyet ve ceza mahkumiyetinden mütevellit diğer nevi ademi ehliyet cezaları memnu hakların iadesi tarikiyle izale olunabilir. hükmünü içermekte, böylece ceza mahkumiyetinden doğan ve sürekli bir nitelik taşıyan ehliyetsizliklerin, aynı Kanunun 122 nci maddesinde öngörülen koşulların varlığı halinde, 124 ncü madde uyarınca yargı kararıyla ortadan kaldırılmasına olanak sağlanmıştır. Memnu hakların geri verilmesi kararı, gerek ceza kanunu, gerek diğer özel kanunlar gereğince verilen mahkumiyeti ortadan kaldırmamakla birlikte bu mahkumiyetten doğmuş bulunan kamu hizmetlerinden ömür boyu yasaklılık ve diğer ömür boyu yasaklılıklar ile ehliyetsizlikleri karar tarihinden itibaren ve geleceğe yönelik olarak ortadan kaldırmaktadır.
Memnu hakların iadesiyle ilgili olarak As.C.K.nun 52/2, Kara Yolları Kanununun 41/e 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48/5, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 8/h, Siyasi Partiler Kanunu, Pasaport Kanunu, Avukatlık Kanunu gibi kanunlar yönünden konu incelenebilecektir.
Askeri Ceza Kanununun 52/2 aynen; Memnu hakların geri verilmesine karar verildiği takdirde mahkumiyetle zayi olan bilcümle askeri rütbe, unvan, memuriyet, nişan ve askeri hizmet esnasında kazanılan tekaütlük ve sair haklar geri gelmez. Şu kadar ki bu kararı alan tekrar orduya girerse yeni baştan rütbe, nişan ve madalya ve tekaüt hakkı kazanabilir. şeklindedir.
Görülmektedir ki, asker kişiler yönünden verilen memnu hakların iadesi kararının etkisinin ne olacağı bu maddede açıkça belirtilmiştir. Maddenin son cümlesi olan ... şu kadar ki bu kararı alan tekrar orduya girerse yeni baştan rütbe, nişan ve madalya ve tekaüt hakkı kazanabilir. hükmü bize ışık tutan bir yasa maddesidir.
Sorun, diğer kamu hizmetleri yönünden memnu hakların iadesi müessesesi ehliyetsizliği ortadan kaldırdığı halde bir kişinin yedek subay statüsünü kazanmasında herhangi bir fonksiyonunun olup olamayacağı noktasında odaklanmaktadır.
Yukarıda belirttiğimiz Yasalarda öngörülen görevlere giriş için memnu hakların iadesi kararı uygulandığı halde, 1076 sayılı Yedek Subaylıkla ilgili Kanunlarda uygulanamayacağını ileri sürme olanağı olamaz. Zira yasada istisnai bir hüküm bulunmamaktadır. Tam aksine, Askeri Ceza Kanununun 52/2 de tekrar Orduya girme halinde bilcümle rütbe ve sair haklardan yararlanacağı açıkça hükme bağlanmıştır.
Memnu Hakların İadesi ile ilgili yasa hükümlerinin herkese uygulanması Anayasanın Eşitlik kuralının da bir gereğidir.
Davacının hükümlülüğünün yasal sonucu olarak ortaya çıkan yedek subay aday adayı olma ehliyeti, memnu hakların iadesi kararı ile karar tarihinden itibaren geleceğe yönelik olarak yeniden kazanıldığından, memnu hakların iadesi kararı üzerine askerlik hizmeti için müracaat eden davacının yedek subay aday adayı olmasına engel bir durumu kalmamıştır. 1076 sayılı Kanunun 8 nci maddesinde, memnu hakları geri verilse bile Türk Silahlı Kuvvetleri subaylıktan çıkarmayı gerektiren bir suçtan mahkum olanların yedek subay olamayacaklarına ilişkin bir hüküm de bulunmamaktadır.
Diğer yandan, davacının anılan cezası tecil edilmiş olup tecil süresi içinde başka suç işlemediği de anlaşılmıştır. Tecil, öğretide kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezaların yerine konmuş bir hukuki müessese olarak tanımlanmıştır. Tecilin ilk sonucu cezaların infazına engel oluşudur. Ancak tecilin esas sonucu, deneme süresinin sonunda husule gelir ve Mahkumiyetin esasen vaki olmamış sayılması sonucunu doğurur. 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanununun 95 nci maddesi; II. Cürüm ile mahkum olan kimse hüküm tarihinden itibaren beş sene içinde işlediği diğer bir cürümden dolayı evvelce verilen ceza cinsinden bir cezaya yahut hapis veya ağır hapis cezasına mahkum olmazsa cezası tecil edilmiş olan mahkumiyeti esasen vaki olmamış sayılır. Aksi takdirde her iki ceza ayrı ayrı tenfiz olunur. hükmünü amirdir.
1995 yılında işlediği hırsızlık suçundan 10 Kasım 1995 tarihinde mahkum olan davacının, tecil edilmiş mahkumiyeti, hüküm tarihinden itibaren beş yıllık deneme süresi içerisinde yeni bir suç işlememesi nedeniyle belirtilen Yasa hükmü gereği 10 Kasım 2000 tarihi itibarıyla esasen vaki olmamış sayılmaktadır. Davacının esasen vaki olmamış sayılan bu mahkumiyetinin, 09 Ağustos 2004 tarihinde yedek subay aday adayı olarak alınan askerlik kararının, bilahare uzun dönem er olarak tadil edilip askere bu statüde alınacağına dair tesis edilen işleme esas alınmasına hukuken olanak bulunmamaktadır. Zira işlemin tesis edildiği tarihte davacının 1995 yılında işlediği suçla ilgili ertelemeli mahkumiyet hükmü hukuk nazarında esasen vaki olmamıştır.
Hukuken vaki olmamış sayılan mahkumiyetin, hüküm ve sonuçlarını devam ettiriyormuş ve hayatiyetini koruyormuşcasına bir idari işleme esas alınmasının idari işleme hukuki geçerlik kazandırmayacağı tabidir.
Sonuç itibariyle, davacının yedek subay aday adayı olarak alınan askerlik kararının er olarak tadil edilmesi işleminin hukuka aykırı olduğu kanaat ve sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle;
Davacı
.in, yedek subay aday adayı olarak alınan askerlik kararının er olarak tadil edilerek bu statüde askere sevk İŞLEMİNİN İPTALİNE
KARŞI OY GEREKÇEMİZ
Davacının, askere sevkinden önce yaptırılan arşiv araştırması sonucu; hırsızlık suçundan eylemine uyan TCKnın 491/3 ncü maddesi gereğince verilen bir ay on gün hapis cezasının para cezasına çevrildiği, bu para cezasının 647 sayılı kanunun 6 ncı maddesi gereğince ERTELENMESİNE Gaziantep 1 nci Sulh Ceza Mahkemesinin 10.11.1995 gün ve E:1995/1445, K:1995/2164 sayılı karar ile karar verildiği anlaşılmıştır.
1076 sayılı Kanunun 3 ncü maddesinde, dört yıl ve daha fazla süreli fakülte, akademi, yüksekokul ve enstitüler ile Milli Eğitim Bakanlığınca bunların dengi olduğu kabul edilen yurtdışı öğrenim kurumu mezunu olup da Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği Yönetmeliğine göre askerliğe elverişli olanlar yedek subay olabilmekte ancak yükümlülerin Silahlı Kuvvetlerin ihtiyaç duyduğu yedek subay miktarından fazla olması halinde isteklilerin, yükümlülüklerini erbaş - er olarak yerine getirebilecekleri, isteklilerin ayrılmasından sonra kalan yükümlüler ihtiyaçtan fazla ise Silahlı Kuvvetlerin ihtiyacının bunların arasından seçilerek saptanacağı, yedek subayların hizmet sürelerinin 18 ay olduğu, hizmet sürelerinin barışta Genelkurmay Başkanlığının teklifi ve Bakanlar Kurulu kararı ile oniki aya kadar indirilebileceği belirtilmiştir. 1111 sayılı Askerlik Kanununun 5 nci maddesinde de, 1076 sayılı Kanun hükmüne tabi yükümlülerden; bu yükümlülüklerini istekleriyle veya seçim sonucu yedek subay adayı olmadıkları için erbaş veya er olarak yerine getireceklerin hizmet süresinin, aynı celbe tabi olup yedek subay adayı olarak ayrılanların hizmet süresinin yarısı kadar olduğu hükmüne yer verilmiştir.
Bugün için yedek subay adayı olarak ayrılanların hizmet süresi 12 ay olarak belirlenmiş olup (23.06.2003 tarih 2003/5795 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı) yedek subay olabilme imkanı ve hakkı mevcutken yedek subay adayı olamadıkları için yükümlülüklerini erbaş ve er olarak yerine getirecek olanların hizmet süresi belirtilen 12 aylık sürenin yarısı olan 6 aydır. Bu kapsamda 6 aylık hizmete tabi tutulacak yükümlülerde öncelikle yedek subay adayı olabilme şartı aranacaktır. Yedek subay adayı ve dolayısıyla yedek subay olabilme şartlarını taşımayan kişiler ise 1111 sayılı Askerlik Kanunu gereğince, er statüsünde asker edilecekler ve bunların muvazzaflık hizmet süreleri aynı Kanunun 5 nci maddesi gereğince 15 ay olacaktır.
1076 sayılı Yedek subay ve Yedek Askeri Memurlar Kanununun 8 nci maddesinde Yedek subay adayı olarak askere sevkten evvel veya yedek subay yetiştirilmekte iken aşağıda engel hali olduğu anlaşılanlar askerlik hizmetlerini durumlarına göre er veya erbaş olarak tamamlarlar. - a)1. Türk Silahlı Kuvvetlerinde Subaylıktan çıkarmayı gerektiren bir suçtan mahkum olanlar, - 2. Kamu hizmetlerinden müebbeden yasaklı olanlar, - 3. Hileli müflis olduğu ilan edilenler, - b) Yönetmelikte belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde; - 1. Disiplinsizlik ve ahlaki durumları sebebiyle yedek subay çıkarılması uygun görülmeyenler, - 2. Türk Silahlı Kuvvetlerinin manevi şahsiyetine gölge düşüren veya askerliğin şeref ve haysiyetiyle bağdaşmayacak eylemlerde bulunanlar ile tutum ve davranışlarıyla yasa dışı siyasi, yıkıcı, bölücü ideolojik görüşü benimsemiş olduğu anlaşılanlar, okul disiplin kurallarının vereceği subay olamaz kararı üzerine er olurlar. - c) Yedek subay öğreniminde başarı gösteremeyenler, erbaş olurlar, - Bunların yerine getirecekleri hizmet süresi 1111 sayılı Kanunun 5 nci maddesinin 1 nci fıkrasında belirtilen süre kadardır hükmü öngörülmüştür.
Buna göre; Türk Silahlı Kuvvetlerinde subaylıktan çıkarmayı gerektiren bir suçtan mahkum olanların yedek subaylık statüsünü kazanamayacakları dolayısıyla yedek subay veya bu statüde erbaş ve er olamayacakları, açıkça belirtilmiştir.
1632 sayılı Askeri Ceza Kanununun 30 ncu maddesinde Aşağıda yazılı hallerde subay, astsubay, uzman jandarmalar ve özel kanunlarında bu cezanın uygulanacağı belirtilen asker kişiler hakkında, askeri mahkemeler veya adliye mahkemelerince asıl ceza ile birlikte, Türk Silahlı Kuvvetlerinden çıkarma cezası da verilir. Bu husus mahkeme hükmünde belirilmemiş olsa dahi, Silahlı Kuvvetlerden çıkarmayı gerektirir. - A) Taksirli suçlardan verilen cezalar hariç olmak üzere ölüm, ağır hapis, bir seneden fazla hapis cezası ile hükümlülük halinde, - B) Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla basit ve nitelikli zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı suçtan veya istimal ve istihlak kaçakçılığı hariç kaçakçılık, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma suçlarından biriyle hükümlülük halinde, - Taksirli suçlardan verilen cezalar hariç olmak üzere, askeri mahkemelerce üç aydan fazla hapis cezası ile birlikte Türk Silahlı Kuvvetlerinden çıkarma cezası da verilebilir.
Aynı Kanunun 31 nci maddesinde Türk Silahlı Kuvvetlerinden çıkarma cezasının niteliği, hükümlünün Silahlı Kuvvetlerden ilişiğinin kesilmesidir. Bu ceza ayrıca bir hükme gerek kalmaksızın- A) Askeri rütbe ve memuriyetlerin kaybedilmesi, - B) Subay, Astsubay, Uzman Jandarma ve Devlet memuru olarak tekrar Türk Silahlı Kuvvetlerine kabul edilmeme, sonuçlarını doğurur. hükümleri yer almıştır.
926 sayılı TSK.leri Personel Kanununun 50/d maddesi ile de Aşağıda belirtilen suçlardan hükümlü olma nedeniyle ayırma: Ertelenmiş, para cezasına veya tedbire çevrilmiş, affa uğramış olsalar bile, Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanununun 131 nci maddesinin birinci fıkrasının az vahim hali hariç basit ve nitelikli zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas, iftira gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyet kırıcı nitelikteki suçlardan veya istimal ve istihlak kaçakçılığı hariç kaçakçılık, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma suçlarından hükümlü olan subaylar hakkında, hizmet sürelerine bakılmaksızın Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu hükümleri uygulanır. hükmü getirilmiştir.
Buna göre, ertelenmiş, para cezasına veya tedbire çevrilmiş, affa uğramış olsa bile hırsızlık suçundan hükümlülük hali, TSK. Personel Kanununun 50 nci maddesinde yazılı suçlardan olması nedeniyle subaylıktan çıkarılmayı gerektirmektedir. Bu suretle 1076 sayılı Kanunun 8 nci maddesi ile subaylıktan çıkarılmayı gerektiren suçtan mahkum olanların yedek subay statüsüne girmeleri baştan önlenmiştir. Bu çerçevede davacının yedek subay aday adayı olarak alınan askerlik kararının idarece 15 ay er olarak tadil edilmesi işleminde hukuka ve mevzuata aykırı bir yön bulunmadığı sonuç ve kanaatine vardığımızdan işlemin iptali yönünde oluşan çoğunluk oyuna katılmadık. 29.11.2006 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy