(1602 S. K. m. 35/A, 40, 44, 45) (2709 S. K. m. 69, 85, 125, 148, 153, 158) (6245 S. K. m. 10) (ANY. MAH. 04.05.2005 T. 2004/54 E. 2005/24 K.)
Davacı, 26 Nisan 2006 tarihinde Diyarbakır Nöbetçi İdare Mahkemesi, 02 Mayıs 2006 tarihinde de AYİM kayıtlarına geçen dava dilekçesinin AYİM 2 nci Dairesinin 07 Haziran 2006 tarih ve Esas No:2006/747, Karar No:2006/587 sayılı kararı ile reddine karar verilmesini müteakip öngörülen noksanlıkların ikmalinden sonra 04 Temmuz 2006 tarihinde AYİM kayıtlarına geçen yenileme dava dilekçesinde özetle; Kozluk Askerlik Şube Başkanlığında sivil memur olarak görev yapmakta iken eşinin sağlık sorunları nedeni ile atama talebinde bulunduğunu, 2004 yılı genel atamalarında Diyarbakır İç Tedarik Bölge Başkanlığına atanması nedeni ile atama emrini 26.07.2004 tarihinde tebliğ ederek 27.07.2004 tarihinde ilişiğini kestiğini, 11.08.2004 tarihinde yeni görev yerine katıldığını, harcırah almadığını, daha sonra tarafına harcırah ödenmemesinin dayanağı olan yasa hükmünün Anayasa Mahkemesince iptal edildiğini, bununla ilgili yasal düzenlemenin de yapıldığını, bunun üzerine harcırah ödenmesi için 08.12.2005 tarihinde idareye müracaat ettiğini, bu talebinin Kozluk Askerli Şube Başkanlığınca 25.01.2006 tarihinde tesis edilen işlemle reddedildiğini belirterek kendisine Kozluk/BATMAN-DİYARBAKIR arasında tahakkuk edecek harcırahın ödenmemesi işleminin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyası, ilk inceleme aşamasında, AYİM Genel Sekreterliğinin 07 Temmuz 2006 gün ve Gensek:2006/2418/İd. Ks. sayılı yazısı ekinde, yazılı bildirimi takiben 60 günlük yasal süre içerisinde açılmayan davanın süre aşımı yönünden reddine karar verilmesi istemiyle Dairemize gönderilmiştir.
1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 44 üncü maddesinde, davanın süresinde açılıp açılmadığı ilk inceleme sırasında davanın esasına girilmeden incelenecek hususlar arasında sayılmıştır.
Dava açma süresi, kamu düzeni ile ilgili olup hak düşürücü niteliktedir. Davanın süresinde açılıp açılmadığı yargılamanın her safhasında dikkate alınması hukuk alanında tartışmasız kabul edilen bir zorunluluk olduğundan, bu husus öncelikle incelenmiştir.
T.C.Anayasasının 125 ve 1602 sayılı Askerî Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 40 ıncı maddelerinde dava açma süresinin her çeşit işlemlerde yazılı bildirim tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı belirtilmiştir.
1602 sayılı AYİM Kanununun Dava Açma Süresi başlıklı 40 ıncı maddesi; ..Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açma süresi her çeşit işlemlerde yazılı bildirim tarihinden itibaren kanunlarda ayrı süre gösterilmeyen hallerde 60 gündür. Adresleri belli olmayanlara özel kanunlardaki hükümlere göre ilan yolu ile bildirim yapılan hallerde, özel kanunda aksine hüküm bulunmadıkça süre son ilan tarihinden itibaren onbeş gün sonra başlar.
Kanuna göre ilanı gereken düzenleyici ve genel tasarruflara karşı, ilan tarihini izleyen günden itibaren altmış gün içinde dava açılabilir. Ancak bu tasarrufların kendilerine uygulanması üzerine ilgililer düzenleyici tasarruf ve uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açmakta muhtardırlar. İlgililer ayrıca; düzenleyici tasarrufun kaldırılması, değiştirilmesi veya yeni bir düzenleme yapılmasını uygulamadan itibaren altmış gün içinde idareden isteyebilirler. Bu isteklerin reddi veya altmış gün içinde cevap verilmemesi halinde altmış günün bitiminden itibaren isteklilerin yerine getirilmemesi işleme karşı altmış gün içinde dava açabilirler. Düzenleyici tasarrufun kaldırılmaması, değiştirilmemesi veya dava yoluyla iptal edilmemiş olması bu tasarrufa dayalı işlemin iptaline engel olmaz. hükmünü amirdir.
1602 sayılı AYİM Kanununun 35/A maddesi; kesin işlem yapmaya yetkili makamlarca tesis edilen idari işlemlerin geri alınması, kaldırılması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması, üst makamdan yoksa işlemi yapmış olan makamdan idari dava açmak için belli olan süre içinde istenebilir. Bu müracaat işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurur. hükmünü; Kanunun 35/b maddesi ise; İlgililer, hakkında idari davaya konu olabilecek bir eylem veya işlemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler. Bu halde yetkili makamlar en çok altmış gün içinde bir cevap verirler. Bu süre içinde cevap verilmez ise, istek reddedilmiş sayılır. İlgililer altmış günün bitiminden itibaren idari dava açma süresi içinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açabilirler. hükmünü içermektedir.
Dava açma süresi geçirildikten sonra açılan davaların reddine karar verilecektir. 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun, 44/f ve 45/A maddeleri uyarınca,
İdari işlemin iptali niteliğindeki bu davada, dava dosyasındaki mevcut bilgilerden; davacının eşinin sağlık sorunları nedeni ile atama talebinde bulunduğu, atamasının bu sebebe bağlı olarak kendi isteğiyle Diyarbakır As. Da. Başkanlığının 08 Temmuz 2004gün ve As. Da:4300-612-04/1 Ks.Per.(1410) sayılı emri ile yapıldığı,yeni görev yerine katılmak üzere 27.07.2004 tarihinde ilişiğinin kesildiği,ilişiğinin kesildiği tarihte düzenlenerek kendisine verilen ayrılış-katılış bildiriminde yolluk verilmediğinin belirtildiği,buna göre davacının ilişiğinin kesilmesini takip eden altmış gün içinde davasını açması veya ihtiyarı müracaatta bulunarak işlemeye başlayan dava açma süresini durdurması, isteğin reddi veya zımni reddi hallerinde müracaat tarihine kadar geçen süre de hesaba katılarak kalan süre içerisinde davasını açması gerektiği halde, belirtilen dava açma süresi geçirdikten çok sonra 08.12.2005 tarihinde ihtiyari müracaatta bulunduğu,idarenin 25.01.2006 tarihli cevabi yazısı ile talebinin reddine dair cevap verildikten sonra iş bu davasını açtığı,Yasada belirtilen süre geçirildikten sonra yapılan müracaatın geçirilmiş olan süreyi yeniden ihya etmeyeceği, bu şekilde davada süre aşımı bulunduğu, dolayısıyla davanın süre aşımından reddinin gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Davacı, kendisine harcırah verilmesine engel teşkil eden yasa hükmünün Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi üzerine bu davayı açtığını ifade etmektedir.
Anayasanın 148 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca; Anayasa Mahkemesi, kanunların, kanun hükmünde kararnamelerin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İç Tüzüğünün şekil ve esas bakımından, Anayasa değişikliklerini ise şekli bakımından Anayasaya uygunluğunu denetlemek amacıyla kurulmuş bir Yüksek Mahkemedir. Bunun dışındaki görevleri ise Anayasanın 148/3, 69/4-6, 85 ve 158/2 nci maddelerinde sıralanmıştır.
Anayasa Mahkemesinin temel görevi ise kanunların Anayasaya uygunluğunu denetlemektir. Burada kanun deyiminin maddi anlamda değil şekli anlamda kullanıldığı açıktır. Kanunun esas bakımından denetimi ise, o normun muhtevasının Anayasa hükümleri ile çatışması demektir. (Ergun ÖZBUDUN Türk Anayasa Hukuku, 6 ncı Bası, Ank. 2000, s.377, 385)
Bu denetim yapılırken de, sebep unsuru, yani kanunun çıkarılmasında rol oynayan amiller; amaç unsuru, yani Anayasada belirtilen amaçlara uygun olup olmadığı ve konu unsuru, yani Anayasanın açıkça yasakladığı hususlarda düzenleme yapılıp yapılmadığı, belli bir konunun düzenlenmesinde öngörülen esaslara riayet edilip edilmediği noktaları irdelenecektir.(Erdoğan TEZİÇ, Anayasa Hukuku, İst.1999, s.185-194; ÖZBUDUN, s.385-389).
Anayasa Mahkemesi kararlarının niteliği ve sonuçları ise Anayasanın 153 üncü maddesinde düzenlenmiştir.
Buna göre, Anayasa Mahkemesi kararları kesin olup; Resmi Gazetede yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idari makamları, gerçek ve tüzel kişileri bağlar. Bir başka ifadeyle, bu karar; dava konusu normu ortadan kaldırdığı için somut norm denetiminde sadece davanın taraflarını, soyut norm denetiminde ise sadece bu denetim yoluna başvuranlar ile yasama organı değil herkes için hüküm ifade eder.(ÖZBUDUN, s.408 v.d.; TEZİÇ, s.204 v.d.; Yılmaz ALİEFENDİOĞLU, Anayasa Yargısı ve Türk Anayasa Mahkemesi, Ank.1996, s.293 v.d.)
Anayasa Mahkemesince iptal edilen kanun, kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İç Tüzüğü yada bunların hükümleri, iptal kararının Resmi Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmi Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez. (Anayasa md.153/4)
İdari yargıda iptal kararlarının geriye yürümesi, bir başka ifadeyle iptal edilen idari işlemini doğduğu andan itibaren yok sayılması esas olmasına karşın, Anayasa yargısında ise Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının geriye yürümemesi asıldır. Bu husus, Anayasanın 153/5 inci maddesinde, iptal kararları geriye yürümez şeklinde ifade edilmiştir. İptal kararlarının geriye yürümezliği ilkesi, kazanılmış hakları ve hukuksal güvenliği ortadan kaldırıcı yada toplumun adalet anlayışını zedeleyici sonuçlar doğurmasından kaygı duyulması ve Devlete güven ilkesini sarsmamak için Anayasada kabul edilmiştir. (ALİEFENDİOĞLU, s.300). Zira, böyle bir durumun, kanuna dayanılarak o tarihe kadar yapılmış yüzlerce, binlerce bireysel işlemi geçersiz kılacağı, bu yüzden kişilerin hukuki güvenliği ve hukuk düzeninin istikrarı açısından sakıncalar doğuracağı ortadadır.(ÖZBUDUN, s.411)
Bu kuralın istisnaları, Anayasaya aykırı olduğu iddia olunan kanun hükmüne istinaden hakkında bir idari işlek tesis olunan kimsenin, idari yargıdaki dava açma süreleri içerisinde açtığı iptal davasında, Anayasaya aykırılık iddiasında bulunması ve Mahkemece de bu iddia ciddi görülerek söz konusu kanun hükmünün iptali için Anayasa Mahkemesine gidilmesi veya yasal süreler içerisinde açılan iptal davalarını gören idari yargı mercilerince, dava konusu kanun hükmünün iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine gidildiğinin tespit edilmesi halinde, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar bu durumun bekletici mesele sayılması yahut süresinde açılan davanın Anayasa Mahkemesi kararına kadar neticelenmemesi halleridir.
Bu hallerin varlığı halinde, idare mahkemeleri Anayasa Mahkemesinin iptal kararını müteakip uyuşmazlığı çözümleyecektir. İdari yargıdaki dava açma süreleri içerisinde davasını açmamış olanlar tarafından açılacak iptal davaları ise, idari yargıda süre hak düşürücü nitelikte olduğundan süre aşımı nedeniyle reddolunacaktır.
Davacının durumu da, bu ikinci hale uymaktadır. Kendisi tarafından, harcırahın ödenmemesine ilişkin olumsuz işlemin tesis edildiği 27 Temmuz 2004 tarihinden (ilişik kesme tarihinden) itibaren 60 gün içinde ihtiyari müracaatta bulunulmadığı yada iptal davası açılmadığından, davacının, Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümezliği ilkesi uyarınca, Harcırah Kanununun 10 uncu maddesinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 04.05.2005 gün ve E.2004/54, K.2005/24 sayılı kararından istifade etmesi mümkün değildir.
Açıklanan nedenlerle; Davanın süre aşımı yönünden REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy