(2709 S. K. m. 125)
Davacılar vekili, 01 Kasım 2005 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kaydına geçen dava dilekçesinde özetle; davacıların yakını Uzm.J.Kad.Çvş.
.ın Tunceli Çemişgezek İlçe J.K.Lığı emrinde 23.09.2004 tarihinde Nöbetçi Astsubay olarak görev yapmakta iken voleybol sahası inşaatında yaptığı kontrol sırasında temas ettiği harç karma makinesinde kaçak elektrik akımına kapılarak vefat ettiğini, olaya ilişkin yapılan adli soruşturma sonucunda 8 nci Kolordu K.lığı Askeri Savcılığının 19.01.2005 tarih ve E:2005/43, K: 2005/57 sayılı kararı ile olayda herhangi bir kimseye atfedilecek kusur bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verdiğini, J.Gn.K.lığı Nakdi Tazminat Komisyonunun 10.02.2005 tarih ve 2005/57 sayılı kararı ile olayın emniyet ve asayişin teminine yönelik bir görev sırasında değil, birlik içindeki nöbetçi astsubaylığı görevi sırasında meydana gelmesinden dolayı 2330 Sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun kapsamına girmediği gerekçesiyle müteveffanın mirasçılarına nakdi tazminat ödenmemesine karar verdiğini, davacıların uğradığı maddi ve manevi zararların tazmini istemiyle davalı idareye 08.08.2005 tarihinde yapılan başvurunun yasal süre içinde cevap verilmeyerek reddedildiğini, bunun hukuka aykırı olduğunu belirterek davacı baba ve kardeşe ayrı ayrı 6.000 YTL. manevi, davacı anneye 10.000 YTL. maddi ve 6.000 YTL. manevi tazminatın yasal faizleri ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinde; davacıların yakını Uzm.J.Çvş
ın Tunceli/Çemişgezek İlçe J.K.lığı emrinde görevli iken 23.09.2005 tarihinde nöbetçi astsubay nöbeti tutmakta olduğu sırada İlçe J.K.lığı binası önündeki voleybol sahası inşaatında çalışmakta olan personeli ve aletleri kontrol etmek maksadıyla gittiği inşaat alanında harç karma makinesinde elektrik kaçağına kapılıp vefat ettiği, olaya ilişkin yapılan adli soruşturma sonucunda 8 nci Kolordu K.lığı Askeri Savcılığının 19.01.2005 tarih ve E:2005/43, K: 2005/57 sayılı kararı ile olayda herhangi bir kimseye atfedilecek kusur bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, J.Gn.K.lığı Nakdi Tazminat Komisyonunun 10.02.2005 tarih ve 2005/57 sayılı kararı ile olayın emniyet ve asayişin teminine yönelik bir görev sırasında değil, birlik içindeki nöbetçi astsubaylığı görevi sırasında meydana gelmesinden dolayı 2330 Sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun kapsamına girmediği gerekçesiyle müteveffanın mirasçılarına nakdi tazminat ödenmemesine karar verdiği, davacıların uğradığı maddi ve manevi zararların tazmini istemiyle davalı idareye 08.08.2005 tarihinde yapılan başvurunun yasal süre içinde cevap verilmeyerek zımnen reddi üzerine davacıların yasal süre içinde vekilleri aracılığıyla bu davayı açtıkları anlaşılmıştır.
İdare Hukuku ilkelerine ve T.C.Anayasasının 125 nci maddesine göre idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği Anayasada belirtilmemiş olup bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın, idarenin hukuki sorumluluğu için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zararla eylem arasında illiyet bağının bulunması yeterlidir. İlliyet bağının kesilmiş sayılması için zararın tümüyle hizmete ve idare tüzel kişiliğine yabancı unsurlardan doğması gerekmektedir.
Davacıların yakını Uzm.J.Çvş
.ın ölüm olayının bir kamu hizmeti sırasında meydana geldiği dikkate alındığında, hizmetle doğrudan doğruya ilgili olduğu, hizmetle zararlı sonuç arasında uygun illiyet bağının bulunduğu anlaşılmaktadır. Gerek öğretide gerekse yargı kararlarında kabul edildiği üzere, özellikle Silahlı Kuvvetler tarafından yerine getirilen bazı hizmetlerle, hizmetin ifasında kullanılan uçak, helikopter, silah, top, mayın gibi araç ve gereçler yapıları gereği hem ilgililer hem de üçüncü kişiler için tehlike arz ederler. Bunların taşıdığı tehlikelerin ne zaman ortaya çıkacağını tahmin edip önceden tedbir alarak önlemek mümkün olamaz. İşte bu gibi tehlike taşıyan hizmetlerle araç ve gereçlerden sağlanan yararlar nasıl ki bunların sahibine ait oluyor ise doğan zararlarda onların sahibine ait olmalıdır, şeklinde ifade edilebilecek olan risk ilkesinin bir gereği olarak davacıların uğradığı zararların, hizmetin sahibi olan idare tarafından kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca karşılanmasının gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Davalı idarenin ölenin müterafik kusurunun bulunduğu şeklindeki iddiasına olaya ilişkin yapılan adli soruşturma sonucunda 8 nci Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığının 19.01.2005 tarih ve E.2005/43, K.2005/57 sayılı KYOK kararında olayda herhangi bir kimseye atfedilecek bir kusur bulunmadığı belirtildiğinden ve dosyadaki bilgi ve belgelerden ölenin müterafik kusurunun bulunmadığı kanaatine varıldığından idarenin bu yöndeki iddiasına itibar edilmemiştir.
Mahkememizin yerleşmiş içtihatları uyarınca T.C. Emekli Sandığı iştirakçisi olan kimselerin kamu hizmetinin ifası sırasında vefat etmeleri halinde mirasçılarına olay sebebiyle T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce bağlanan aylıklar ve ödenen tütün ikramiyeleri yarar kabul edilerek maddi zararlardan düşülmekte, diğer taraftan 2629 sayılı Kanun kapsamında ödenen tazminat, maddi ve manevi zararlar karşılığı ödendiğinden bunlar da yarar kabul edilerek maddi zararlardan düşüldüğünden bu hususlar araştırılmıştır.
T.C.Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü Tahsisler Dairesi Başkanlığının 17 Mart 2006 tarih ve B.07.1.EMS.0.10.01.01/78.515.03 sayılı yazısıyla; Yönetim kurulunun 14 Ekim 2005 tarih ve 590 sayılı kararı ile vazife malullüğünün kabul edilerek davacı baba hakkında 5434 sayılı yasanın vazife malullüğüne ilişkin hükümlerinin uygulanmasına karar verildiği davacı baba
.a Genel Müdürlüğün 31.10.2005 tarih ve 365872 sayılı işlemi ile 15.10.2004 tarihinden itibaren 420,36 YTL. 1 nci derece TSK vazife malullüğü aylığı bağlandığı, 6 tam hizmet yılına karşılık 4.001,11 YTL. emeklilik ikramiyesi ödendiği, bağlanan bu aylığın 01.01.2006 tarihinden itibaren 497,80 YTL.ye yükletildiği, 5434 sayılı Kanunun EK 79 ncu maddesi uyarınca 2004 yılı için (2,5 aylık) 334,17 YTL. ek ödeme yapıldığı, anne
..ın evlilik birlikteliğinin devam etmesi sebebiyle aylık bağlanmadığı, ikramiye ve ek ödeme yapılmadığı bildirilmiştir.
Davacı anne ve babanın maddi zararlarının tespiti için bilirkişi incelenmesine karar verilmiş, resen seçilen bilirkişi tarafından düzenlenerek Mahkememize ibraz edilen 08.05.2006 tarihli bilirkişi raporunda; davacı anne ve babanın sağladıkları maddi yararlar uğradıkları maddi zararlardan fazla olduğundan, her ikisinin de maddi tazminat hakedişinin mevcut olmadığı bildirilmiştir.
Taraflara tebliğ edilen ve itiraz edilmeyen bilirkişi raporu, Mahkememizce kabul edilen kıstaslara ve ilmi verilere uygun bulunduğundan bilirkişi raporu dikkate alınarak uygulama yapılmış ve davacı anne
.ın maddi tazminat hakedişi bulunmadığından maddi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Davacılara olay sebebiyle duydukları ve ömür boyu duyacakları acı ve ızdırabı kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla olayın meydana geliş şekli, tarihi, müteveffanın askerlik statüsü, davacıların sosyal durumları, paranın alım gücü ve işletilecek yasal faiz dikkate alınarak uygun miktarlarda ve olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1. Bilirkişi raporu uyarınca davacı anne
..ın MADDİ TAZMİNAT İSTEMİNİN REDDİNE,
2. Davacı anne
., davacı baba
a takdiren ve istemleri gibi ayrı ayrı 6.000,00er (ALTIBİNER YENİ TÜRK LİRASI) , davacı kardeş Nihal DUMANa takdiren 3.700,00 YTL. (ÜÇBİNYEDİYÜZ YENİ TÜRK LİRASI) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin isteminin REDDİNE,
3. Hükmedilen manevi tazminat miktarlarına olay tarihi olan 23 Eylül 2004 tarihinde 31 Aralık 2004 tarihine kadar yıllık % 15 (YÜZDE ONBEŞ), 01 Ocak 2005 tarihinden 31 Aralık 2005 tarihine kadar yıllık % 12 (YÜZDE ONİKİ), 01 Ocak 2006 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık %9 (YÜZDE DOKUZ) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
4. 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 71 nci maddesi gereğince yargılama giderlerinin (posta giderleri dahil) DAVALI İDAREYE YÜKLETİLMESİNE, ancak 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi gereğince muaf tutulan idare aleyhine harca hükmedilmesine YER OLMADIĞINA,
5.492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca davacı tarafından peşin yatırılan 397,00 YTL (ÜÇYÜZDOKSANYEDİ YENİ TÜRK LİRASI) harcın, istemi halinde DAVACILARA İADESİNE,
6. Davacı tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 42,00 YTL (KIRKİKİ YENİ TÜRK LİRASI) posta giderinin, DAVALI İDAREDEN ALINARAK DAVACILARA VERİLMESİNE,
7. Davacı tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 220,00 YTL. (İKİYÜZYİRMİ YENİ TÜRK LİRASI) bilirkişi ücretinin DAVACILAR ÜZERİNDE BIRAKILMASINA,
8. Hükmedilen manevi tazminat miktarı üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca nispi olarak hesap edilen 1.690,00 YTL. (BİNALTIYÜZDOKSAN YENİ TÜRK LİRASI) Avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak DAVACILARA VERİLMESİNE,
9. Davalı idare Milli Savunma Bakanlığı tarafından savunma ekinde gönderilen bilgi ve belgelerin aynı gizlilik derecesi ile İADESİNE (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy