(1632 S. K. m. 134) (657 S. K. m. 137, 138, 140, 145)
Davacı vekilinin 18.08.2006 tarihinde kayda geçen dilekçesinde özetle; davacı hakkında resmi bölgede sahtecilik suçunu işlediği iddiası ile 2.Kor. K.As. Sav. lığınca açılan kamu davası esnasında Askeri Mahkemece 30.03.2006 tarihli ilk duruşmada 765 sayılı TCKnun 280. ve 244. maddeleri ve A.C.K.nun 134 ncü maddeleri uyarınca ek sorgu ve savunmasının alındığını, suç vasfının değiştirilmesi sebebi ile görevden uzaklaştırma tedbirinin kaldırılması talepli 19.06.2006 tarihli dilekçe ile yapılan müracaat üzerine Gnkur. Bşk.lığının 04.07.2006 tarihli yazısı ile olumsuz cevap verildiğini; davacının eyleminin basit derecede kaldığını ve suç vasfının değiştiğini ve davacının yargılandığı suçun memuriyet hizmetine devam etmesine engel olmadığını belirterek görevden uzaklaştırma eyleminin kaldırılmaması talebinin iptal edilmesini ve yürütmenin durdurulmasını talep ve dava etmiştir.
AYİM Nöb.D.nin 31.08.2006 tarihli kararı ile yürütmenin durdurulması talebinin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili 30.10.2006 tarihli cevaba cevap layihasında davalının davayı kabul ettiğini, görevden uzaklaştırma tedbirinin kaldırıldığını bu sebeple davanın esası hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına dair karar ihdasını istemiştir.
Dosyada mevcut bilgi ve belgeler incelendiğinde; Sarıkamış Asker Hastanesi Baştabipliği emrinde görevli davacı hakkında Zincirleme resmi belgede sahtecilik suçundan KKK. lığının 2 nci Kor.K.lığı Askeri Savcılığının 17.10.2005 gün ve 2005/1600-961 E-K sayılı iddianamesinin düzenlendiği, bu suçtan dolayı Gnkur.Bşk.lığının 07.02.2006 tarihli onayı ile 21.02.2006 tarihinden itibaren görevden uzaklaştırıldığı, davacı hakkında KKK.lığı 2 nci Kol.K.lığı Askeri Mahkemesinin 30.03.2006 gün ve 2006/573 sayılı ara kararı 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 230/2, 240, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 257/2, 257/1, Askeri Ceza Kanununun 134 ncü maddelerinde yazılı suçu oluşturması ihtimaline binaen ek sorgu ve savunmalarının tespit edilmesine karar verilmiştir. Gnkur Bşk.lığının 07.06.2006 tarihli onayı ile davacının görevden uzaklaştırılması tedbirinin uzatılmasına karar verilmesi üzerine davacının 19.06.2006 tarihli dilekçe ile tedbirin kaldırılmasını istediği, Gnkur. Bşk.lığının 04.07.2006 tarihli kararı ile aksi yönde işlem tesis edildiği, ancak bilahare Gnkur. Bşk.lığının 05.10.2006 tarih ve PER:7200-100-06/Mrk.D.Svl.Me.ve İşçi Ks.(4114) sayılı Svl.Memur ..nin Görevden Uzaklaştırma Tedbirinin Kaldırıldığına dair onay emri ile onay tarihinden geçerli olmak üzere görevden uzaklaştırma tedbirinin kaldırılarak görevine iade edildiği anlaşılmıştır.
Öncelikle dava konusu olaya ilişkin mevzuat incelendiğinde 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 8 nci bölümünde Görevden Uzaklaştırma başlığı altında düzenleme yapıldığı görülmektedir. Kanunun 137 nci maddesi Görevden uzaklaştırma, Devlet kamu hizmetlerinin gerektirdiği hallerde, görevi başında kalmasında sakınca görülecek Devlet memurları hakkında alınan ihtiyati bir tedbirdir. Görevden uzaklaştırma tedbiri, soruşturmanın herhangi bir safhasında da alınabilir. hükmünü amirdir. Kanunun 140 ncı maddesi Haklarında mahkemelerce cezai kovuşturma yapılan Devlet memurları da 138 inci maddedeki yetkililer tarafından görevden uzaklaştırılabilirler. hükmünü amirdir. Kanunun 145 ncı maddesinde Bir ceza kovuşturması icabından olduğu takdirde görevinden uzaklaştırmaya yetkili amir (Müfettişlerin görevinden uzaklaştırdıkları memurlar hakkında atamaya yetkili amir) ilgilinin durumunu her iki ayda bir inceleyerek görevine dönüp dönmemesi hakkında bir karar verir ve ilgiliye de yazı ile tebliğ eder. hükmü bulunmaktadır.
Bir memurun görevinden uzaklaştırılabilmesi için Devlet memuru hizmetlerinin gerektirdiği hallerde, görevi başında kalmasında sakınca görülmesi gerekir. Görevden uzaklaştırma bir tedbirdir. Ancak görevden uzaklaştırma yetkisi görevden uzaklaştırmayı gerektirebilecek olayın ağırlığına ve kamu hizmetinin gereklerine göre memurun görevinin başında kalmasında sakınca görüldüğü takdirde kullanılabilecektir. Görevden uzaklaştırma, ceza kovuşturması veya disiplin soruşturması bulunan kamu görevlileri hakkında sözü geçen kovuşturma ve soruşturmanın her türlü kuşkudan uzak biçimde esenlikle yürütülmesi ve delillerin karartılmasının önlenmesi amacıyla uygulanan bir önlemdir ve kamu yararını sübjektif çıkarların önünde ve üstünde tutma düşüncesinden kaynaklanan bir araçtır.
Davacı hakkında açılmış bulunan kamu davaları nedeniyle isnat olunan eylemlerden dolayı görevi başında kalmasında sakınca görülmesi ve bu sakıncanın devam ettiğinin takdir edilmesi nedeni ile görevden uzaklaştırılması kararının kaldırılmaması hususu, davalı idarenin takdirinde olup, davacının yargılandığı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu dikkate alındığında, davalı idarenin takdir yetkisini objektif ve ölçülü kullandığı ve dolayısıyla da davacı hakkındaki açığa alma işleminin tesisinde hukuka ve mevzuata aykırılık görülmediğinden yasal dayanaktan yoksun davanın reddinin gerektiği sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; Davacının Görevden Uzaklaştırma İşleminin İptali İstemi ile açtığı DAVANIN REDDİNE,
KARŞI OY GEREKÇESİ
657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 8 nci bölümünde Görevden Uzaklaştırma başlığı altında düzenleme yapıldığı görülmektedir. Kanunun 137 nci maddesi Görevden uzaklaştırma, Devlet kamu hizmetlerinin gerektirdiği hallerde, görevi başında kalmasında sakınca görülecek Devlet memurları hakkında alınan ihtiyati bir tedbirdir. Görevden uzaklaştırma tedbiri, soruşturmanın herhangi bir safhasında da alınabilir. hükmünü amirdir. Kanunun 140 ncı maddesi Haklarında mahkemelerce cezai kovuşturma yapılan Devlet memurları da 138 inci maddedeki yetkililer tarafından görevden uzaklaştırılabilirler. hükmünü amirdir. Kanunun 145 ncı maddesinde Bir ceza kovuşturması icabından olduğu takdirde görevinden uzaklaştırmaya yetkili amir (Müfettişlerin görevinden uzaklaştırdıkları memurlar hakkında atamaya yetkili amir) ilgilinin durumunu her iki ayda bir inceleyerek görevine dönüp dönmemesi hakkında bir karar verir ve ilgiliye de yazı ile tebliğ eder. hükmü bulunmaktadır.
Bir memurun görevinden uzaklaştırılabilmesi için Devlet memuru hizmetlerinin gerektirdiği hallerde, görevi başında kalmasında sakınca görülmesi gerekir. Görevden uzaklaştırma bir tedbirdir. Ancak görevden uzaklaştırma yetkisi görevden uzaklaştırmayı gerektirebilecek olayın ağırlığına ve kamu hizmetinin gereklerine göre memurun görevinin başında kalmasında sakınca görüldüğü takdirde kullanılabilecektir. Görevden uzaklaştırma, ceza kovuşturması veya disiplin soruşturması bulunan kamu görevlileri hakkında sözü geçen kovuşturma ve soruşturmanın her türlü kuşkudan uzak biçimde esenlikle yürütülmesi ve delillerin karartılmasının önlenmesi amacıyla uygulanan bir önlemdir ve kamu yararını sübjektif çıkarların önünde ve üstünde tutma düşüncesinden kaynaklanan bir araçtır.
926 sayılı TSK. Personel Kanununun 65 nci maddesinde subaylar ve 106 ncı maddesinde Astsubaylar hakkında açığa alma şeklinde düzenlenen görevden uzaklaştırma için belirli suçlardan dava açılması gerekli görülmüş iken 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 137 nci maddesinde, Devlet Memurunun görevden uzaklaştırılması için soruşturma açılmış olması yeterli görülmüştür. Hatta 10 gün içinde soruşturmaya başlamak kaydıyla soruşturma başlamadan önce mülki amir veya atamaya yetkili amir veya müfettiş memura görevden el çektirme yetkisine sahip bulunmaktadır. İşten el çektirmede Devlet Memurları açısından çok daha fazla takdir hakkı tanındığı görülmektedir. Takdir hakkının geniş tutulması, takdir hakkının objektif ve ölçülü kullanılmasından uzaklaşmayı gerektirmemelidir.
Dava konusu olaya baktığımızda; davacı hakkında 2000 yılında adli soruşturmaya başlandığı, soruşturma konusunun görevden uzaklaştırmayı gerektiren bir suç isnadı olduğu anlaşılmaktadır. Davacının, soruşturmanın selameti açısından 2000 yılında görevden uzaklaştırılması durumunda, takdir hakkının objektif ve ölçülü kullanılmış olacağı hususu tartışmasızdır.
Ancak 2000-2001 yıllarında vuku bulduğu iddia edilen olaylar nedeniyle 2005 yılında açılan kamu davasından sonra ve davacının görev yaptığı garnizon değiştikten sonra uygulanan görevden uzaklaştırma işleminde görevi başında kalmasında sakınca görülecek gerekçesinin, takdir hakkının objektif kullanılmadığına delalet edeceği açıktır. Kaldı ki davacı görevden uzaklaştırma işlemini değil görevden uzaklaştırılma tedbirinin kaldırılmama işlemini dava etmiştir. 21 Şubat 2006 tarihinde görevden uzaklaştırılan davacının görevden uzaklaştırma tedbiri 07 Haziran 2006 tarihinde tekrar uzatılmıştır. Davacının bu uzatma işleminden sonra 19.06.2006 tarihli dilekçeyle davalı idareye başvurarak tedbirin kaldırılmasını istemiştir. Dava konusu bu başvuruya karşı verilen olumsuz cevabın yani, tedbirin kaldırılmaması işleminin iptalidir. Bu tarih itibarıyla davacının görevden uzaklaştırılmasını gerektirecek haklı nedenlerin bulunduğunu söylemek ölçülülük sınırlarını aşmak olacaktır. Davacının istemi olan tarih itibarıyla görevden uzaklaştırma işleminin iptaline karar verilmesi gerektiği, takdir hakkının objektif ölçülü kullanılmadığı, kanaati ile sayın çoğunluk görüşüne katılmadım.24.01.2007 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy