(657 S. K. m. 109, 112, 113, 115, 121, 122) (Devlet Memurları Sicil Yönetmeliği 13, 17)
Davacı, 15.12.2006 tarihinde AYİMde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; davacının 19 Ekim 1993-16 Aralık 2005 tarihleri arasında Tarsus Askerlik Şubesi Başkanlığında görev yaptığı, MSB.lığının 01.11.2005 gün ve MİY.: 4310-3810-05/ASAL D.Per.Ş.Svl.Me.Ks.6658 -45375 sayılı emri ile Sağlık Bakanlığı emrine atamasının yapıldığı, söz konusu emre istinaden Adana İl Sağlık Müdürlüğünde göreve başlamasını müteakip sicillerinin bildirilmesini talep ettiği, sicillerinin kendisine bildirilmesi neticesinde 2003 yılından itibaren sicil notlarında ciddi düşüş olduğunu tespit ettiğini belirtilerek 2003, 2004 ve 2005 yılı 1 nci ve 2 nci sicil üst notlarının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacının, davacının 19 Ekim 1993-16 Aralık 2005 tarihleri arasında Tarsus Askerlik Şubesi Başkanlığında görev yaptığı, MSB.lığının 01.11.2005 gün ve MİY.: 4310-3810-05/ASAL D.Per.Ş.Svl.Me.Ks.6658 -45375 sayılı emri ile Sağlık Bakanlığı emrine atamasının yapıldığı, söz konusu emre istinaden Adana İl Sağlık Müdürlüğünde göreve başlamasını müteakip sicillerinin bildirilmesini talep ettiği, sicillerinin kendisine bildirilmesi neticesinde 1994-2005 yılları arasındaki 12 sicil belgesinin kendisine verildiği, 2003 yılına kadarki sicil notlarının ortalamasının 92.71 olduğu, 2003 yılında ortalama 60, 2004 yılında 68.5, 2005 yılında da 71.95 olduğu, 2003 yılı sicil döneminde 1 nci sicil üstü, 2004 yılında ise 2 nci sicil üstünün davacı ile birlikte 6 aylık çalışma süresini tamamlanmadan sicil verildiği, yönetmelikte istisnai olarak öngörülen 3 aylık birlikte çalışma şartı kuralının uygulanmasını gerektirir bir durumun mevcut olmadığı anlaşılmıştır.
Devlet Memurları hakkında sicil düzenlenmesine ilişkin usul ve esaslar, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 109-122 nci maddeleri ile aynı Kanunun 121 nci maddesi gereğince çıkarılmış olan Devlet Memurları Sicil Yönetmeliği ve yine aynı Kanunun 112 nci maddesi gereğince çıkarılan Milli Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı ve Kuvvet Komutanlıkları Karargah ve Bağlılarında Görevli Devlet Memurları İçin Sicil Düzenleyecek Yetkili Amirler Hakkında Yönetmelikte ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 113 ncü maddesinde; Sicil amirleri belli zamanlarda düzenleyecekleri sicil raporlarında, memurların liyakat derecesini not esasına göre kıymetlendirerek tespit eder. 115 nci maddesinde; Sicil amirleri maiyetlerindeki memurların sicil raporları ile birlikte, bunların genel durum ve davranışları bakımından da olumlu ve olumsuz nitelikleri, kusur ve eksiklikleri hakkında mütalaalarını bildirirler. hükümleri yer almaktadır.
Devlet Memurları Sicil Yönetmeliğinin 17 nci maddesinde, Sicil amirleri sicil raporunu doldurdukları her memuru; a) Dış görünüşü, (Kılık, Kıyafet), b) Zekâ derecesi ve kavrayış kabiliyeti, c) Azim ve sebatkârlık, dürüstlük, sır saklamada güvenirlilik ve beşeri münasebetlerde başarısı, d) Alkol, kumar vb. alışkanlıkları memuriyetle bağdaşmayacak ölçüde sürdürme halleri, e) Güvenilir olmama, şahsi menfaatlerini aşırı ölçüde düşünme, yalan söyleme, dedikodu yapma, kıskançlık, kin tutma gibi kötü huy ve davranışları bakımından genel bir değerlendirmeye tabi tutarlar. Sicil döneminde edinilen bilgi memurların olumlu ve olumsuz yönleri, kusur ve noksanları hakkındaki düşünceler sicil raporunun şahsiyet değerlendirmesine ait bölüme ayrı ayrı, açık ve gereğine göre kısa ve teferruatlı olarak yazılır. Sicil amirlerinin, memurların genel durum ve davranışları hakkındaki düşünceleri not takdirlerinde dikkate alınır. hükmüne yer verilmiştir.
Devlet Memurları Sicil Yönetmeliğinin 13 ncü maddesinde; Haklarında sicil raporu düzenlenecek memurların, değerlendirilmelerini yapacak sicil amirlerinin yanında en az altı ay çalışmış olmaları şarttır. Üç sicil amiri bulunan memurlar hakkında sicil verecek amirlerden bir veya ikisinin bulunmaması halinde mevcut amirlerin raporuna itibar edilir. İki sicil amiri bulunan memurlar hakkında da yukarıdaki fıkrada belirtilen durumda birinci veya ikinci sicil amirinin dolduracağı sicil raporu o yıl için geçerli sayılır. Bir sicil amiri bulunan memurlar hakkında o sicil amirinin değerlendirmesine göre işlem yapılır. Sicil amirlerinin hiçbirinin bulunmaması veya sicil verecek süre görevde kalmamaları halinde sicil raporları sonradan göreve atananlar veya vekilleri tarafından üç aylık bir sürenin sonunda derhal doldurulur. Bu uygulama sonunda da memura o yıl için sicil raporu verme imkanı bulunmazsa sicil raporu, düzenleme döneminde üç aydan az olmamak üzere memurla en fazla çalışan sicil amiri tarafından doldurulur. Sicil amirinin yanında çalışırken alınan mazeret izinleri ile yıllık izinler ve doktor veya sağlık kurulu raporuna dayanan hastalık izinleri, hizmet içi eğitimde geçen süreler, sicil raporu düzenlenmesi için gereken 6 aylık süreye dahildir. Şu kadar ki amirin yanında 3 ay fiilen çalışmış olmak şarttır. Hizmet içi eğitimin veya hastalığın sicil raporu doldurmak için gerekli sürenin geçmesine imkan vermeyecek kadar uzun sürmesi ve dolayısıyla memur hakkında sicil raporu doldurma imkanının bulunmaması halinde, bir defaya mahsus olmak üzere geriye doğru en çok üç yılın sicil notlarının ortalaması esas alınır. hükmü, 14 ncü maddesinde; Bir görevde 6 ay veya daha fazla bir süre bulunup başka göreve atananların sicil raporları, bunların atanmalarından önceki sicil amirlerince ayrıldıkları tarihi takip eden onbeş gün içinde doldurulur ve yeni görev yerlerine gönderilmek üzere ilgili makamlara teslim edilir. Sicil raporlarının doldurulma zamanı gelmeden ve yeni sicil amirine sicil raporu doldurmak için yeterli süre kalmadan görevlerinden ayrılan sicil amirleri en az 6 ay beraber çalıştıkları memurların sicil raporlarının kendilerine ait bölümü, görevlerinden ayrılmadan önce doldurarak sicil raporlarını saklamakla görevli makamlara teslim ederler. hükmü yer almaktadır.
Yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerine göre devlet memurlarına sicil düzenleyecek amirlerin, sicil düzenleyeceği memurla birlikte en az altı ay çalışması gerekmektedir.
Milli Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı ve Kuvvet Komutanlıkları Karargah ve Bağlılarında Görevli Devlet Memurları İçin Sicil Düzenleyecek Yetkili Amirler Hakkında Yönetmelik (MSB.40-10, 1987 tarihli)in Sicillerin Tanzimi başlıklı 9 uncu maddesinde ise; ...Sicil amirleri; sicil raporlarındaki niteliklere tam bir tarafsızlık, adalet ve vicdani kanaatle not verirken, kişi ile kamu yararını gözetmek ve sicil belgesinin objektifliğini sağlamak için de, olumsuz olarak değerlendirilen her nitelik için bu değerlendirmeyi açıklayan yeterli ve geçerli belgeleri sicil raporuna eklemek zorundadırlar. hükmü yer almaktadır.
Sicil üstleri emri altındakiler hakkında her sicil döneminde önceki sicillerden tamamen bağımsız surette, amirliğin en önemli olan özel yetkilerini kullanılmak suretiyle sicil düzenlerler. Türk Silahlı Kuvvetlerinin görevini en iyi şekilde yapabilmesi için sicil üstlerinin hakkında sicil düzenlenecek personeli çok iyi tanıması, her türlü tavır ve hareketlerini, disiplin ve itaatini, yeteneklerini tam ve doğru bir şekilde tespit etmesi gerekmektedir.
Sicil üstleri, önceki sicillerle bağımlı olmaksızın astlarını değerlendirir ve sicil notunu yükseltebileceği gibi daha aşağıya da indirebilir. Ne var ki sicil üstleri sicil verme görevinin yerine getirilmesinde, taktir yetkisine sahip olmakla birlikte tam bir tarafsızlık, adalet ve vicdani kanaatle değerlendirme yapmakla yükümlüdürler.
Sicil üstleri emri altındakiler hakkında sicil düzenlerken, üstlük ve amirliğin en önemli ve özel yetkilerinden birini kullandıklarının ayırtında olarak sicil belgesindeki nitelikleri tam bir tarafsızlık, adalet ve vicdani kanaatle değerlendirmekten sorumludurlar.
Sicil üstlerinin kabul edilebilir nedenlere dayanmaksızın astlarının istikrarlı olan ve yüksek seviyede gerçekleşen sicil eğiliminden ani ve açık bir sapmaya yol açacak ve safahatıyla çelişecek bir şekilde not ve kanaat belirtmeleri durumunda takdir yetkisinin hukuka aykırı kullanıldığından söz edilebilir.
Diğer taraftan, sicil üstleri sicil düzenledikleri astları hakkında her sicil döneminde, önceki yıllara ait sicil notları ve kanaatleri ile bağlı olmaksızın, personelin görevinde gösterdiği çalışma düzeyini bağımsız surette takdir etmek ve değerlendirmek, objektif ve yansız surette sicil düzenlemek görev ve yetkisiyle donatılmıştır. Aksi görüşe itibar edilirse o zaman sicil üstünün sicil verdiği personelin o sicil dönemindeki çalışma seviyesini gerçeklere uygun surette değerlendirmesi olanağı kalmamış olur ki bu durum sicil müessesine ait kamu yararı ilkesine aykırı olur.
Dava konusu olayda 2003 yılı sicil döneminde 1 inci sicil üstü, 2004 yılında ise 2 nci sicil üstünün davacı ile birlikte 6 aylık çalışma süresini tamamlanmadan sicil verdiği, Yönetmelikte istisnai olarak öngörülen 3 aylık birlikte çalışma şartı kuralının uygulanmasını gerektirir bir durumun mevcut olmadığı, bu nedenle 2003 yılında davacı hakkında 31.12.2003 tarihinde 1inci sicil amiri olarak Askerlik Şubesi Başkanı olarak görevli Per.Bnb.
.(göreve katılış tarihi 20.07.2003) tarafından, 2004 yılında davacı hakkında 31.12.2004 tarihinde 2nci sicil amiri olarak Askerlik Daire Başkanı olarak görevli Per.Alb.
.(göreve katılış tarihi 15.07.2004) tarafından sicil düzenlenmiş ise de 2003 1 inci sicil üstü ve 2004 yılı 2 nci sicil üstü not ve kanaatlerinin yetki unsuru yönünden hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Diğer yandan, 2003 tarihine dek davacı hakkında düzenlenen sicil notları ortalamasının 92.71 olduğu, hiçbir cezasının bulunmadığı, dava konusu olmayan önceki yıllara ait sicil üstü kanaatlerinin genelde olumlu yönde olduğu, 2003 yılında, dava konusu sicilleri öncesi 31.12.2002 tarihinde verilen(2002 yılı) sicil notlarının da yüksek seviyede(ortalama 97.75) gerçekleştiği görülmektedir. 2003, 2004 ve 2005 yılı için düzenlenen sicil işleminde ise 1 ve 2 nci sicil üstlerince davacının istikrarlı olarak yüksek seviyedeki sicil notlarından ani ve bariz bir şekilde düşük not takdir edilmiş olup, gerek sicil notlarının düşüşünü gerekse olumsuz kanaatlerin haklılığını ortaya koyacak bir bilgi ya da belge bulunmadığı görülmekle, 2003, 2004 ve 2005 yılı 1 inci ve 2 nci sicil üstü not ve kanaatlerinin hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Nihai olarak, 2003 yılı sicil döneminde 1 inci sicil üstü, 2004 yılında ise 2 nci sicil üstü tarafından altı aylık birlikte çalışma şartını sağlamadığı halde sicil düzenlendiği, işlemin yetki unsuru yönünden hukuka aykırı olduğu, diğer yandan 2003 yılı 2inci, 2004 yılı 1nci sicil üstü ve 2005 yılı 1 nci ve 2 nci sicil üstü notlarının davacının genel sicil alma eğilimine uygun olmadığı, ani ve bariz düşüş gösterdiği, sicil döneminde davacı hakkında bu ani ve bariz bir düşüşü haklı kılacak bir belgenin de bulunmadığı, bu sebeplerle; 2003, 2004 ve 2005 yılı 1 inci ve 2 nci sicil üstü sicil notlarının ve menfi kanaatlerinin hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle;
1. Hukuka aykırı olduğu sonucuna varılan 2003, 2004 yılları 1 inci ve 2 nci sicil üstlerince düzenlenen sicil notları ile menfi kanaatlerin İPTALİNE OYBİRLİĞİ ile,
2. Hukuka aykırı olduğu sonucuna varılan 2005 yılı 1 inci ve 2 nci sicil üstlerince düzenlenen sicil notları ile menfi kanaatlerin İPTALİNE OYÇOKLUĞU ile,
KARŞI OY GEREKÇESİ
Sicil notunun daha yüksek veya daha düşük verilmesi, Devlet Memurları Sicil Yönetmeliği gereğince sicil amirinin takdir yetkisindedir. Bu nedenle, daha yüksek veya daha düşük sicil verilmesi gerektiği sicil üstlerinin takdir yetkisine girmekte ve bu takdir yetkisi de T.C.Anayasasının 125/4, AYİM Kanununun 21/2 nci maddeleri ile korunmaktadır.
Bu çerçevede, her sicil döneminin ayrı olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Zira, personelin çeşitli nedenlerle performanslarında düşme ve yükselme olması ve bu durumların da sicil notlarına yansıması doğaldır. Aksi halde, mevzuatta belirlenen dönemlerde sicil düzenlenmesinin anlamı ortadan kalkacaktır. Başarısız performans gösterilen bir döneme iptal gerekçesi olarak diğer yılların gösterilmesi haklı bir gerekçe olamaz. Aksi halde bir dönem iyi performans gösteren bir personele çalışma grafiğinde düşme olsa bile düşük sicil notu verilmemesi gündeme gelir ki, bu öncelikle hukuka aykırı olacağı gibi hakkında kötüye kullanılmasıdır. Bunun kabulü, sicil sistemin kullanılmaz ve kendisinden istifade edilemez hale gelmesine neden olacaktır.
2003 yılında ortalama 60, 2004 yılında 68.5, olan sicil notu ortalamalarının iptaline yetki ve sicil üstlerince davacının istikrarlı olarak yüksek seviyedeki sicil notlarından ani ve bariz bir şekilde düşük not takdir edilmesi sebepleriyle iştirak etmekle birlikte, 2005 yılında 71.95 olan sicil notu ortalamasının Amirlerin takdir hakkı içinde olduğu ve sicillerin verilme anında yürürlükteki 2003 ve 2004 sicillerine göre bir yükselişi de göstermekte olduğu, bunun da 2005 yılı sicilinin takdir yetkisi içinde verilmiş olduğunun göstergesi olduğu, iptaline iştirak edilen 2003 ve 2004 yılı sicillerindeki yetki ve sicil üstlerince davacının istikrarlı olarak yüksek seviyedeki sicil notlarından ani ve bariz bir şekilde düşük not takdir edilmesi gerekçelerinin, 2005 yılı sicillerinin iptali için yeterli bir gerekçe olamayacağı sonucuna varılmıştır. Aksi takdirde, personelin çeşitli nedenlerle performanslarında düşme ve yükselme olması durumunda amirlerin bunu sicil notlarına yansıtma imkanı kalmayacak ve adil bir performans değerlendirmesi yapılamayacaktır.
Sonuç olarak, yukarıda belirtilen hususlar dikkate alındığında, dava konusu sicil dönemlerinden 2005 yılı sicil işlemlerinin hukuka uygun olduğunu düşündüğümüzden 2005 yılı sicillerinin iptali hakkındaki çoğunluk görüşüne katılmadık. 03.10.2007 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy