(657 S. K. m. 68, 74) (1602 S. K. m. 56) (1086 S. K. m. 91, 95)
Davacı, 15.02.2007 tarihinde Kütahya Asliye İkinci Hukuk Mahkemesinde, 21.02.2007 tarihinde AYİMde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; Kütahya İl Jandarma Komutanlığı emrinde sivil memur olarak görev yapmakta iken, 06 Eylül 2004 tarihinde Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesinden mezun olduğunu, 06 Haziran 2005 tarihinde, Kütahya Valiliği İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğüne yatay geçiş yapmak istediğini, ancak Jandarma Genel Komutanlığının 12 Temmuz 2005 tarihli yazısı ile personel ihtiyacı gerekçesi ile muvafakat verilmediğini, kendi kurumunda yükselebilme imkanının bulunmadığını, eğitim durumu kendisinden daha alt düzeyde olan bir (lise mezunu bir astsubaydan) emir almak durumunda kaldığını, maaşının ise ortaokul mezunu bir uzman çavuştan bile az olduğunu, bu durumun, Anayasanın eşitlik, kişisel hak ve özgürlüklerin kısıtlanamayacağı ilkesi ile bağdaşmadığını belirterek, muvafakat verilmemesi yönündeki işlemin iptali ve bu sebeple uğradığı manevi zararın karşılığı olarak 5.000,00 YTL. manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda; İçişleri Bakanlığına 06.06.2005 tarihli dilekçe ile 4 yıllık fakülte bitirdiği, kendi kurumunda statü ve özel Kanunlar gereğince yükselebilme imkanının bulunmadığı, Kütahya Valiliği İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğüne yatay geçiş yapmak istediğine dair müracaatta bulunan davacının talebinin J.Gn.K.lığının 12.07.2005 tarihli yazısı ile Jandarma Genel K.lığı birlik, karargah ve kurumlarındaki personel ihtiyacı gerekçe gösterilerek reddedildiği, bunun üzerine Ankara 3.İdare Mahkemesinde 21.07.2005 tarihinde kayda giren dilekçe ile bahsi geçen idari işlemin iptali istemiyle açılan davada 15.11.2005 tarih ve E.2005/1608, K.2005/1736 sayılı karar ile davanın yetki yönünden reddine karar verildiği, bunun üzerine dava dosyasının gönderildiği Eskişehir İdare Mahkemesinin 20.03.2006 tarih ve E.2006/728, K.2006/602 sayılı kararı ile bu kez davanın görev yönünden reddine karar verildiği, davacının kararı temyizi üzerine Danıştay 5 nci Dairesinin 15.12.2006 tarih ve E.2006/5024, K.2006/6425 sayılı kararı ile temyiz isteminin reddedilerek Eskişehir İdare Mahkemesinin davanın görev yönünden reddine dair kararının onanmasına karar verildiği, kararın 05.02.2007 tarihinde davacıya tebliği üzerine 15.02.2007 tarihinde kayda giren dilekçe ile işbu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 74 ncü maddesinin 1 nci fıkrasında; Memurların bu Kanuna tabi kurumlar arasında, kurumların muvafakatı ile kazanılmış hak dereceleri üzerinden veya 68 inci maddedeki esaslar çerçevesinde derece yükselmesi suretiyle, bulundukları sınıftan veya öğrenim durumları itibariyle girebilecekleri sınıftan, bir kadroya nakilleri mümkündür. Kazanılmış hak derecelerinin altındaki derecelere atanabilmeleri için ise atanacakları kadro derecesi ile kazanılmış hak dereceleri arasındaki farkın 3 dereceden çok olmaması ve memurların isteği de şarttır. hükmü yer almıştır.
Kanun, memurlara farklı kurumlar arasında mutabakatın oluşması halinde, naklen atanmaya imkan tanımıştır. Bu hüküm ile kurumlar açısından naklen atanma işlemine muvafakat verip vermeme idareye tanınmış bir takdir bir yetkisi olarak kendini göstermektedir. İdarenin takdir yetkisi mutlak olmayıp, idare kanunlarla tanınan bu yetkisini, kişinin naklen atanması ile hizmetin yürütülmesinde aksaklık meydana gelip gelmeyeceği ve atamayı talep eden kişinin atama talebine esas menfaati arasındaki dengeyi gözeterek kullanmalıdır.
Dava konusu uyuşmazlığın çözümü için davalı idarenin bu taktir yetkisini objektif ölçütlere uygun olarak kullanıp kullanmadığının tespiti gerekli ve zorunludur. Bunun tespiti de ancak davacının görev yaptığı kadroda davalı idarenin iddia ettiği gibi personel ihtiyacının bulunup bulunmadığının araştırılması ile mümkün olabilecektir. Davacının istemi üzerine 28 Kasım 2007 tarihinde yapılan duruşma sırasında davacı tarafından ibraz edilen Kütahya İl J.K.lığının 28 Kasım 2002 tarih ve 10347 sayılı yazısından Kütahya İl J.K.lığında 29 sivil memur kadrosuna karşılık 9 sivil memurun görev yaptığı yine Kütahya İl J.K.lığının 28 Haziran 2007 tarih ve 23621 sayılı yazısından Kütahya İl J.K.lığında 17 sivil memur kadrosuna karşılık 9 sivil memurun görev yaptığının belirtildiği görülmüş olup 28 Kasım 2002 tarihinden 28 Haziran 2007 tarihine kadar geçen yaklaşık 5 yıllık süre sonunda sivil memur kadrosu daraltılmasına rağmen tam kadroya ulaşılamadığı ve personel ihtiyacı mevcudiyetinin devam ettiği anlaşılmıştır.
Ayrıca Kütahya Valiliği İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğünün 24.06.2005 tarih ve 205/246 sayılı yazısında da davacının kurumlar arası yer değişikliği suretiyle atanma talebinde bulunduğu bildirilerek dilekçesinin Valiliğe gönderildiği ancak adı geçenin görevinden ayrılmasında sakınca bulunmadığı takdirde
.. denilmek suretiyle kurumlar arası yer değişikliği suretiyle atama yapılabilmesi için öncelikle kendi kurumunun muvafakatının gerekli olduğu belirtilmek istenmiştir.
Hizmetin devamlılığının esas olduğu idarede hizmetin aksamadan yürütülebilmesi bu hizmeti arz eden personel ile olabilmektedir. Hizmetin aksaması ile ortaya çıkan sorunların telafisi bazı kurumlar için mümkün olabilmektedir. Ancak T.S.K.de personel eksikliği nedeni ile ortaya çıkabilecek sorunların telafisi güç, hatta zaman zaman imkansız ve yaratabileceği hasar büyük olabilmektedir. Bu nedenledir ki T.S.K.de kadro ihtiyacı kadar personel istihdam edilmektedir. Davacının naklen atanması halinde Kütahya İl J.K.lığı bünyesinde bulunan sivil memur kadrosunda azalma olacağından davalı idarenin naklen atanma işlemine muvafakat vermemede takdir yetkisini objektif kullandığı, dava konusu işlemde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Öte yandan davacı her ne kadar dava dilekçesinde olay nedeni ile 5.000,00 YTL. manevi tazminat isteminde bulunmuş ise de 28.11.2007 tarihinde AYİMde kayda geçen dilekçesinde manevi tazminat isteminden feragat ettiği anlaşılmıştır.
Bilindiği üzere 1602 Sayılı Kanunun 56 ncı maddesinin atfıyla davadan feragatle ilgili uygulanacak hükümler HUMKnun 91-95 nci maddelerinde yer almaktadır.
Anılan yasal hükümlere göre davadan feragat, iki taraftan birinin (davasının) neticei talebinden vazgeçmesidir. Davasından vazgeçen davacı, bununla dava dilekçesinin talep sonucu bölümünde istemiş olduğu haktan (talepten) vazgeçmektedir. Davacının davasından feragat etmesi ile dava konusu uyuşmazlık sona erer. Zira feragat kesin hükmün bütün hukuki sonuçlarını doğuran bir irade beyanıdır. Bu itibarla hüküm kesinleşinceye kadar davadan feragat edilmesi mümkündür. Bu nedenlerle; davacının manevi tazminat istemi ile ilgili olarak Feragatı Nedeniyle Uyuşmazlığın Esası Hakkında Bir Karar Verilmesine Yer Olmadığına kararı verilmesi cihetine gidilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının naklen atanma istemine muvafakat verilmemesi işleminin iptali istemi ile açtığı Yasal dayanaktan yoksun davanın REDDİNE,
2. Davacının manevi tazminat istemi ile ilgili olarak Feragat Nedeniyle Uyuşmazlığın Esası Hakkında Bir Karar Verilmesine Yer Olmadığına, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy