(657 S. K. m. 125, 130, 135, 136) (2709 S. K. m. 129) (1602 S. K. m. 21)
Davacı vekili, 16.04.2007 tarihinde Anamur Asliye Hukuk Mahkemesinde, 24.04.2007 tarihinde de AYİMde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; davacı Svl.Me
ın Adana İnş.Eml.Bşk.lığında görevli iken kendi isteği üzerine 2002 yılında Anamur Askerlik Şb.Bşk.lığına atandığını, davacının Anamur Askerlik Şb.nde göreve başladıktan sonra o zamanki Askerlik Şb.Bşk.nı tarafından dozajı gittikçe artan bir şekilde baskı altına alındığını, her fırsatta ve haksız olarak azarlandığını, psikolojisinin bozulmasına sebep olduğunu, hakkaniyete uymayacak şekilde görevlendirme yapılarak diğer personele nazaran daha ağır görev verildiğini, hatta bununla da yetinilmeyerek görevlendirme emrinde (görev bölümü çizelgesinde) diğer personelin görevine giren bir kısım evrağın davacıya havale edilerek adeta hata yapmaya zorlandığını, bütün bunların yanında davacı dışındaki her sivil memura bilgisayar tahsis edildiği halde sadece davacıya tahsis edilmediğini, davacının, görevini yapabilmek için kendisine de bilgisayar tahsis edilmesini veya diğer memurlara tahsis edilen bilgisayarlardan birinin günün belirli saatlerinde kendisine tahsis edilmesini ya da bilgisayardan birinin iki memur masasının arasına konularak memurlardan biri başka bir görev yaparken bilgisayardan diğer memurun faydalanması için yaptığı müracaatların neticesiz kaldığını, her seferinde kendisine bilgisayar için arkadaşlarından rica et, müsaade ederlerse kullanabilirsin cevabı verildiğini, davacının diğer memurlardan bilgisayarda çalışabilmek için müsaade etmelerini istediğinde bilgisayarlarda işleri olmadığı halde bilgisayara müsaade etmedikleri gibi zaman zaman bilgisayarı baban mı aldı, vermiyorum gibi sözler sarfederek işi hakarete kadar götürdüklerini, bilgisayar tahsis edilmemesi sebebiyle davacının mesai bittikten sonra çalışmaya zorlandığını, o zamanki görev bölümü çizelgesine göre yedek subayların terhis kaydı müracaatlarında davacı görevli olmamasına rağmen bir yedek subayın terhis müracaat dilekçesi bilgisayara işlenmek üzere davacıya havale edildiğini, bu belgenin her nasıl olduysa bilgisayara işlenmeden şahsın dosyasına konulduğunu, Svl.Me
..ın şikayeti üzerine davacının savunması alınarak 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125 nci maddesine göre kınama cezası verildiğini, ceza verilmeden kısa bir müddet önce davacının Askerlik Şubesi Bşk.nın eşinin paralı gününden çıktığı için Şube Bşk.nın davacıya hakaret ettiğini ve sana kan kusturacağım dediğini, ayrıca şikayet eden Svl.Me
.ın daha önce davacıyı rahatsız ettiğini, davacının kendisinden şifahi olarak şikayetçi olduğunu, davacıya ceza verilmeden önce Kanunun öngördüğü savunma hakkının tanınmadığını, en az yedi gün savunma için süre tanınması gerekirken davacıya bu sürenin tanınmadığını, davacının, verilen kınama cezasının hem haksız hem de usulsüz olduğu kanaatinde olduğundan cezaya itiraz ettiğini, Adana Askerlik Daire Bşk.lığının 16.02.2007 tarihli cevabi yazısı ile kınama cezasının kaldırılması isteğinin reddedildiğini belirterek davacının verilen kınama cezasının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacının Anamur Askerlik Şubesi Bşk.lığı emrinde Svl.Me. olarak görevli olduğu, Adana Askerlik Dairesi Bşk.lığının 08.03.2005 gün ve AS.D.: 4320-49-05/1 nci Ks.Per.(421) 1386 sayılı emri ile onaylanan Anamur Askerlik Şb.Bşk.lığının görev bölümü çizelgesinin 3 ncü sayfasında kendisine tevdi edilen görevleri, Anamur Askerlik Şb.Bşk.lığının Günlük Emir No.: 56 sayılı ve Disiplin Konusunda ve İşlemlerde Yapılması Gerekenler konulu kendisine tebliğ edilen emirde açıklanan esaslar çerçevesinde yapması gereken davacıya, Bozyazı Askerlik Şb.si yükümlüsü olan Em.Hv.Ulş.Kd.Bçvş. rütbesindeki bir personelin 19.04.2005 tarihinde terhis olduğundan bahisle terhis kaydının yapılmasına dair 26.04.2005 tarihli dilekçesine, evrak üzerine düşülen not gereğince davacı tarafından işlem yapılmasının istenildiği, ancak evrakın işlem yapılmadan dosyasına kaldırıldığının tespit edilmesi üzerine Anamur Askerlik Şb.Bşk.lığının 18.01.2006 gün ve AS.Ş.: 7200-13-06/1 nci Ks.Per.(2-1) sayılı Savunma konulu yazısı ile konu ile ilgili yazılı savunmasını 19.01.2006 tarihi saat 14.00e kadar vermesinin istenildiği, 19.01.2006 tarihinde yazılı savunmasını veren davacının savunması yeterli görülmeyerek Anamur Askerlik Şb.Bşk.lığının 03.02.2006 gün ve AS.Ş.: 7200-31-06/ 1 nci Ks.Per.(13-13) sayılı yazısı ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125 nci maddesinin (b) fıkrasının (a), (c), (h), (j) ve (l) bentleri gereğince kınama cezası verildiği, davacının bu cezaya bir üst disiplin amiri olan Adana Askerlik Dairesi Bşk.lığı nezdinde itiraz ettiği, Adana Askerlik Dairesi Bşk.lığının 16.02.2007 gün ve AS.D.: 7200-14-07/Per.Ks.(03) 77 sayılı yazısı ile kınama cezasının kaldırılması talebi uygun görülmeyerek reddedilmesi üzerine davacının, vekili aracılığı ile işbu davayı açtığı anlaşılmıştır.
T.C.Anayasasının 129 ncu maddesi; Memurlar ve diğer kamu görevlileri Anayasa ve kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunmakla yükümlüdürler.
Memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemez.
Uyarma ve kınama cezalarıyla ilgili olanlar hariç, disiplin kararları yargı denetimi dışında bırakılamaz.
Silâhlı Kuvvetler mensupları ile hâkimler ve savcılar hakkındaki hükümler saklıdır.
Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancak idare aleyhine açılabilir.
Memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında işledikleri iddia edilen suçlardan ötürü ceza kovuşturması açılması, kanunla belirlenen istisnalar dışında, kanunun gösterdiği idari merciin iznine bağlıdır. hükmüne,
1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunun 21 nci maddesinin son fıkrası; ... disiplin suç ve tecavüzlerinden ötürü disiplin amirlerince verilen cezalar yargı denetimi dışındadır. hükmüne,
657 sayılı Devlet Memurları Hakkında Kanunun 125 nci maddesi; Devlet memurlarına verilecek disiplin cezaları ile her bir disiplin cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:
...
B - Kınama: Memura, görevinde ve davranışlarında kusurlu olduğunun yazı ile bildirilmesidir.
Kınama cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:
a) Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçlerin korunması, kullanılması ve bakımından kusurlu davranmak,
b) Eşlerinin, reşit olmayan veya mahcur olan çocuklarının kazanç getiren sürekli faaliyetlerini belirlenen sürede kurumuna bildirmemek,
c) Görev sırasında amire hal ve hareketi ile saygısız davranmak,
d) Hizmet dışında Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak,
e) Devlete ait resmi araç, gereç ve benzeri eşyayı özel işlerinde kullanmak,
f) Devlete ait resmi belge, araç, gereç ve benzeri eşyayı kaybetmek,
g) İş arkadaşlarına, maiyetindeki personele ve iş sahiplerine kötü muamelede bulunmak,
h) İş arkadaşlarına ve iş sahiplerine söz veya hareketle sataşmak,
ı) Görev mahallinde genel ahlak ve edep dışı davranışlarda bulunmak ve bu tür yazı yazmak, işaret, resim ve benzeri şekiller çizmek ve yapmak,
j) Verilen emirlere itiraz etmek,
k) Borçlarını kasten ödemeyerek hakkında yasal yollara başvurulmasına neden olmak,
l) Kurumların huzur, sükün ve çalışma düzenini bozmak.
m) (Ek:17/9/2004-5234/1 md.)Yetkili olmadığı halde basına, haber ajanslarına veya radyo ve televizyon kurumlarına bilgi veya demeç vermek. hükmüne
657 sayılı Kanunun 130 ncu maddesi; Devlet memuru hakkında savunması alınmadan disiplin cezası verilemez.
Soruşturmayı yapanın veya yetkili disiplin kurulunun 7 günden az olmamak üzere verdiği süre içinde veya belirtilen bir tarihte savunmasını yapmayan memur, savunma hakkından vazgeçmiş sayılır. hükmüne,
657 sayılı Kanunun 135 nci maddesi; Disiplin amirleri tarafından verilen uyarma ve kınama cezalarına karşı itiraz, varsa bir üst disiplin amirine yoksa disiplin kurullarına yapılabilir.
Aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması ve Devlet memurluğundan çıkarma cezalarına karşı idari yargı yoluna başvurulabilir. hükmüne,
657 sayılı Kanunun 136 ncı maddesi; Disiplin amirleri ve disiplin kurulları tarafından verilen disiplin cezalarına karşı yapılacak itirazlarda süre, kararın ilgiliye tebliği tarihinden itibaren 7 gündür.
Bu süre içinde itiraz edilmeyen disiplin cezaları kesinleşir.
İtiraz halinde, itiraz mercileri kararı gözden geçirerek verilen cezayı aynen kabul edebilecekleri gibi cezayı hafifletebilir veya tamamen kaldırabilirler.
İtiraz edilmeyen kararlar ile itiraz üzerine verilen kararlar kesin olup, bu kararlar aleyhine idari yargı yoluna başvurulamaz.
İtiraz mercileri, itiraz dilekçesi ile karar ve eklerinin, kendilerine intikalinden itibaren 30 gün içinde kararlarını vermek zorundadırlar.
Kaldırılan cezalar sicilden silinir. hükmüne amirdir.
1602 sayılı AYİM Kanununun 21 nci maddesinin son fıkrası; .... disiplin suç ve tecavüzlerinden ötürü disiplin amirlerince verilen cezalar yargı denetimi dışındadır. hükmü karşısında disiplin amirlerince emrindeki personele disiplin suç ve tecavüzleri nedeniyle verecekleri cezaların yargı denetimi dışında tutulması öngörülmüş ise de; tüm idari işlemlerin yokluk haliyle sınırlı olarak yargı denetimine tabi olacağı yadsınamaz. Gerek AYİMin gerekse Danıştayın istikrar bulmuş içtihatlarına göre disiplin cezaları yokluk haliyle sınırlı olarak denetlenmekte, yokluk hali saptandığında tesis edilen işlemin iptaline karar verilmektedir.
İdari bir işlemin herhangi bir unsurunda görülen çok ağır derecede hukuka aykırılıklar ya da esaslı bir unsurdan yoksun olması anlamına gelen yokluk halinde işlem hiç yapılmamış, hukuk yaşamında doğmamış gibi değerlendirilir. Yokluk teorisine göre, işlemlerde geçerlilik koşulları ile varlık koşullarının birbirinden ayırt edilmesi gerekir. Birincisinin oluşmaması halinde işlem sadece iptal edilebilir nitelikte iken, varlık koşullarının oluşması için gerekli olan kurucu unsurların işlemde bulunması bir zorunluluk ve bizatihi işlemin varlık sebebidir.
Sonuç olarak dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile mevcut yasal mevzuat ışığında; yetkili disiplin amirince savunması alınarak, disiplin amirinin yetki sınırları içerisinde takdir edilip, tebliğ edilen ceza kararına göre davacıya verilen kınama disiplin cezasında, itiraz kanun yolunun da tüketilerek tüm unsurlarının tam olduğu görülen disiplin cezasının Anayasanın 129 ncu maddesi ve 1602 sayılı AYİM Kanununun 21 nci maddesi uyarınca yargı denetimi dışında kalması nedeniyle bu hususta açılan davanın inceleme kabiliyetinin bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Davacı vekili dava dilekçesinde davacıya ceza verilmeden önce Kanuna göre savunma için en az yedi gün süre tanınması gerekirken Kanunun öngördüğü bu süre tanınmadan savunmasının alınarak ceza verildiğini, dolayısı ile davacının savunma hakkının kısıtlandığını bu nedenle usul yönünden açıkça hukuka aykırılık bulunduğundan verilen kınama cezasının iptal edilmesi gerektiğini iddia etmektedir.
Gerçektende 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 130ncu maddesine göre davacıya ceza verilmeden önce savunmasını hazırlayabilmesi için 7 günden az olmamak üzere bir süre verilmesi gerekirken 18 Ocak 2006 tarihinde kendisine savunma yazısının verilerek 19 Ocak 2006 günü saat 14.00e kadar savunmasının bildirilmesinin istenildiği, davacının da bu süre içerisinde yazılı savunması hazırlayarak yetkili amirine verdiği anlaşılmaktadır.
Burada tartışılması gereken husus davacıya savunmasını hazırlayabilmesi için verilmesi gerekli olan sürenin kanuna aykırı olarak kısıtlanmasının verilen ceza işlemini yoklukla malul hale getirip getirmediği hususudur.
Dava konusu olayda davacıya Kanuna göre savunmasını hazırlayabilmesi için verilmesi gereken süre verilmemekle birlikte, isnat edilen suçun yazılı olduğu savunma belgesinin verildiği ve bu istada göre savunmasını yapmasının istenildiği davacının da bu aşamada savunmasını hazırlayabilmek için süre talebinde bulunmadığı kendisine isnat edilen eylemleri bilerek buna göre bildirilen süre içerisinde savunmasını yaptığı dolayısıyla davacının savunma hakkının mutlak surette kısıtlanmasının söz konusu olmadığı, yapılan usulü eksikliğin ise (Kanuna göre verilmesi gereken savunma süresinin kısıtlanması) yokluk değil iptal edilebilir nitelikte hukuka aykırılık oluşturduğu, yukarıda belirtilen mevzuat gereğince dava konusu işlemin yargı denetimi dışında olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; İnceleme kabiliyeti bulunmayan davanın REDDİNE,
KARŞI OY GEREKÇESİ
T.C. Anayasasının 129 uncu maddesi, ...Memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilmez. Uyarma ve kınama cezalarıyla ilgili olanlar hariç, disiplin kararları yargı denetimi dışında bırakılamaz... hükmünü amirdir.
1602 sayılı AYİM Kanununun 21 nci maddesinin son fıkrası; .... disiplin suç ve tecavüzlerinden ötürü disiplin amirlerince verilen cezalar yargı denetimi dışındadır. hükmü karşısında disiplin amirlerince emrindeki personele disiplin suç ve tecavüzleri nedeniyle verecekleri cezaların yargı denetimi dışında tutulması öngörülmüş ise de; tüm idari işlemlerin yokluk haliyle sınırlı olarak yargı denetimine tabi olacağı yadsınamaz. Gerek AYİMin gerekse Danıştayın istikrar bulmuş içtihatlarına göre disiplin cezaları yokluk haliyle sınırlı olarak denetlenmekte, yokluk hali saptandığında tesis edilen işlemin iptaline karar verilmektedir.
İdari bir işlemin herhangi bir unsurunda görülen çok ağır derecede hukuka aykırılıklar ya da esaslı bir unsurdan yoksun olması anlamına gelen yokluk halinde işlem hiç yapılmamış, hukuk yaşamında doğmamış gibi değerlendirilir. Yokluk teorisine göre, işlemlerde geçerlilik koşulları ile varlık koşullarının birbirinden ayırt edilmesi gerekir. Birincisinin oluşmaması halinde işlem sadece iptal edilebilir nitelikte iken, varlık koşullarının oluşması için gerekli olan kurucu unsurların işlemde bulunması bir zorunluluk ve bizatihi işlemin varlık sebebidir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4 üncü Kısım 7 nci Bölüm Disiplin başlığını taşımakta ve 124-136 ncı maddeleriyle konuyu düzenlemektedir. Kınama cezasını ve bu cezayı gerektiren eylemler ve haller 125/B maddesinde belirtilip sayılmıştır.
Yasanın 126 ncı maddesi uyarı cezasının disiplin amiri tarafından verileceğini, 127 nci maddesi disiplin soruşturmasının bir ay içinde başlaması gerektiğini, 130 uncu maddesi soruşturmayı yapanın en az (7) gün süre vererek savunma alacağını düzenlemiştir.
Yukarıda anlatılan mevzuat ve açıklamalar gözönüne alındığında, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 130ncu maddesine göre davacıya ceza verilmeden önce savunmasını hazırlayabilmesi için 7 günden az olmamak üzere bir süre verilmesi gerekirken 18 Ocak 2006 tarihinde kendisine savunma yazısının verilerek 19 Ocak 2006 günü saat 14.00e kadar savunmasının bildirilmesinin istenildiği, davacının da bu süre içerisinde yazılı savunması hazırlayarak yetkili amirine verdiği anlaşılmaktadır.
Davacıya ceza verilmeden önce Kanuna göre savunma için en az yedi gün süre tanınması gerekirken Kanunun öngördüğü bu süre tanınmadan savunmasının alınarak ceza verildiği, dolayısı ile davacının savunma hakkının kısıtlandığı bu nedenle usul yönünden açıkça hukuka aykırılık bulunduğundan verilen kınama cezasının inceleme kabiliyetinin bulunduğu ve yoklukla malul işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluk görüşüne katılmadım. 12.12.2007 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy