(657 S. K. m. 125, 130) (1632 S. K. m. 162, 165/A)
Davacı vekili, 17.04.2007 tarihinde AYİMde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; davacının psikolojik yardım aldığı halde görev yaptığı Maslak Orduevi Müdürü tarafından davacıya yardımcı olunmadığını, sürekli uyarı cezası ile cezalandırıldığını, davacıya yönelik ayrımcı tavırlarda bulunulduğunu, nizamiye defterlerindeki kayıtların gerçeği yansıtmadığını belirterek, davacı hakkında tesis edilen 27.03.2007 tarihli aylıktan kesme cezasının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyası ve davacıya ait şahsi dosyada mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda; davanın açıldığı tarihte Meslek Asts. Orduevi Müdürlüğü emrinde sivil memur olarak görev yapan davacı hakkında orduevi müdürü tarafından mesaiye geç gelmek ve/veya bu eylemlerini alışkanlık haline getirmek fiilleri nedeniyle 31.08.2006, 11.10.2006, 27.12.2006 ve 02.02.2007 tarihlerinde uyarı cezalarının verildiği, davacının 02-06-08-09.03.2007 tarihlerinde de mesaiye geç geldiği ve bu eyleminin amiri tarafından defalarca ikaz edilmesine rağmen ısrarla aynı yönde hareket etmesi nedeniyle askeri disiplin ve terbiyeyi önemli derecede ihlale yönelik tutum ve davranış niteliğinde kabul edilerek, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125 nci maddesinin C bendi ve 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunun 162(1-A) ve 165/A-2 maddeleri uyarınca maaş katı cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, davacının bu karara yönelik itirazını değerlendiren 1.Ordu K.lığının 26.03.2007 tarihli kararı ile itirazın reddedilmesi üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Davacı hakkında verilen cezalandırma yazısından, davacının eylemiyle ilgili olarak 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125 nci maddesi C bendi ve Askeri Ceza Kanununun 162/1-A-165/A-2 maddeleri gereğince cezalandırıldığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle öncelikle davacının eyleminin hangi Kanuna göre cezalandırılması gerektiğinin hususu aydınlığa kavuşturulması gerekmektedir.
Askeri Ceza Kanununun 165 nci maddesi; Askerî şahıslar hakkında verilebilecek disiplin cezaları şunlardır:
A) Subaylar, astsubaylar, Millî Savunma Bakanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli Devlet memurları, uzman jandarmalar ve uzman erbaşlar hakkında:
1. Uyarı.
2. Aylık Kesilmesi: Ek göstergeler dahil, cezalının brüt aylığından 1/30-1/8 arasında kesinti yapılmasıdır.
3. Göz hapsi: Dört haftaya kadar.
4. Oda hapsi: Dört haftaya kadar.
Millî Savunma Bakanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli Devlet memurlarına, sadece amire saygısızlık ve emre itaatsizlik suçlarından dolayı disiplin cezası verilebilir. Disiplin bozucu diğer eylemleri hakkında ilgili kanun hükümleri uygulanır.
Bu düzenlemeye göre Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli Devlet Memurlarına sadece amire saygısızlık ve emre itaatsizlik suçlarından dolayı Asker Ceza Kanununa göre ceza verilecek diğer suçlardan dolayı ilgili Kanun olan Devlet Memurları Kanununa göre ceza verilecektir.
Dava konusu olayda davacıya isnat edilen suç; mesaiye geç gelmek suçudur. Bu suçun cezası 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125 nci maddesinin 1 nci fıkrasının A bendinde düzenlenmiştir. Anılan Kanunun 125 nci maddesi; Devlet Memurlarına verilecek disiplin cezaları ile her bir disiplin cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:
A - Uyarma: Memura, görevinde ve davranışlarında daha dikkatli olması gerektiğinin yazı ile bildirilmesidir.
Uyarma cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:
a) Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçlerin korunması, kullanılması ve bakımında kayıtsızlık göstermek veya düzensiz davranmak,
b) Özürsüz veya izinsiz olarak göreve geç gelmek, erken ayrılmak, görev mahallini terketmek,
c) Kurumca belirlenen tasarruf tedbirlerine riayet etmemek,
d) Usulsüz müracaat veya şikayette bulunmak,
e) Devlet memuru vakarına yakışmayan tutum ve davranışta bulunmak,
f) Görevine veya iş sahiplerine karşı kayıtsızlık göstermek veya ilgisiz kalmak,
g) Belirlenen kılık ve kıyafet hükümlerine aykırı davranmak,
h) Görevin işbirliği içinde yapılması ilkesine aykırı davranışlarda bulunmak.... hükmünü amirdir.
Dolayısıyla davacının, işlemiş olduğu mesaiye geç gelmek suçundan dolayı 657 sayılı Devlet Memurları Kanununu 125 nci maddesinin 1 nci fıkrası A bendi gereğince cezalandırılması gerekmektedir. Yani davacıya bu eyleminden dolayı uygulanması gereken Kanun Askeri Ceza Kanunu değil 657 sayılı Devlet Memurları Kanunudur. Bu nedenle davacıya verilen cezanın bu Kanuna göre irdelenmesi ve denetlenmesi gerekmektedir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun125 nci maddesinin 2 nci fıkrası; Disiplin cezası verilmesine sebep olmuş bir fiil veya halin cezaların sicilden silinmesine ilişkin süre içinde tekerrüründe bir derece ağır ceza uygulanır. Aynı derecede cezayı gerektiren fakat ayrı fiil veya haller nedeniyle verilen disiplin cezalarının üçüncü uygulamasında bir derece ağır ceza verilir. hükmünü amirdir.
Yine aynı Kanunun savunma hakkı başlıklı 130 ncu maddesi; Devlet memuru hakkında savunması alınmadan disiplin cezası verilemez. Soruşturmayı yapanın veya yetkili disiplin kurulunun 7 günden az olmamak üzere verdiği süre içinde veya belirtilen bir tarihte savunmasını yapmayan memur, savunma hakkından vazgeçmiş sayılır. hükmünü içermektedir.
Bu hükümlere göre davacıya verilen maaş katı cezası irdelendiğinde; davacının 05-06 Mart 2007 tarihlerinde mesaiye geç gelmesinden dolayı 12 Mart 2007 tarihinde davacıya savunma yazısı verilerek aynı gün saat 17.00ye kadar savunmasını orduevi müdürlüğünde bulundurmasının istenildiği, bu nedenle davacının 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 130 ncu maddesinde düzenlenen savunma hakkının kısıtlandığı, bu yönüyle cezalandırma işleminin hukuka aykırı olduğu, ayrıca davacının suçu mesaiye geç gelmek olmasına ve bu suçun cezasının 657 sayılı Kanunun 1 nci fıkrasının A bendinde düzenlenerek uyarma cezası yaptırımına bağlanmasına rağmen davacıya anılan maddenin C bendine göre Aylıktan Kesme cezasının verildiği, her ne kadar davacı daha öncede mesaiye geç gelmek suçunu işlediğinden dolayı birkaç kez uyarma cezasıyla cezalandırılmış ve buna rağmen aynı suçu işlemeye devam etmiş ise de, davacının daha önce işlemiş olduğu mesaiye geç gelme suçundan dolayı verilen cezaların davacı aynı suçu tekrar işlediğinde 657 sayılı Kanunun 125 nci maddesinin 2 nci fıkrası gereğince bir üst cezası uygulanması gerekirken uygulanmadığı dolayısıyla davacının mesaiye geç gelmek suçundan dolayı aldığı son cezanın uyarı cezası olduğu dikkate alındığında bu suçundan dolayı uygulanması gereken cezanın 657 sayılı Kanunun 125 nci maddesinin 1 nci fıkrasının B bendi gereğince Kınama cezası olması gerekirken aynı fıkranın C bendi gereğince aylıktan kesme cezasının verildiği bu yönüyle de cezalandırma işleminin hukuka aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; Davacıya verilen aylıktan kesme cezasının İPTALİNE,
KARŞI OY GEREKÇESİ
1602 Sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 21 nci maddesinin son fıkrası; Cumhurbaşkanın, Yüksek Askeri Şûranın tasarrufları ve Sıkıyönetim Komutanlarının 1402 sayılı Kanunda yazılı tasarrufları ile disiplin suç ve tecavüzlerinden ötürü disiplin amirlerince verilen cezalar yargı denetimi dışındadır. hükmünü amirdir.
Diğer yandan; 22.5.1930 tarihli Askeri Ceza Kanununun Askeri Memurlara verilecek cezalar konusunda sadece emre itaatsizlik ve amire saygısızlıktan kullanılabileceği değerlendirilebilirse de, 04.01.1961 tarihli TSK İç Hizmet Kanununun 115 nci maddesi; Silâhlı Kuvvetlerde çalışan sivil memur, müstahdem, müteferrik müstahdem ve gündelikçi sivil personel bu kanunun askerlere tahmil ettiği sorumluluk ve hizmetlerin ifası bakımından Bütün sivil personel emrinde çalıştıkları askerî âmirlere karşı ast durumunda olup bu kanunun 14 üncü maddesinin asta tahmil ettiği vazifeleri aynen yapmaya mecburdurlar. Hilâfına hareket edenler askerlerin tabi olduğu cezai müeyyidelere tabi olurlar. hükmünü içermektedir.
Bu açıklamalar çerçevesinde konu değerlendirildiğinde; davacı hakkında Maslak Astsubay Orduevi Müdürlüğü tarafından daha önceki tarihlerde mesaiye geç gelmesi ve/veya bunu alışkanlık haline getirmesi eylemleri sebebi ile verilmiş dört ayrı uyarı cezasının bulunduğu, davacının aynı eylemini tüm cezalara ve ikazlara rağmen çok sık aralıklarla devamlı olarak tekrarlaması ve en son 02, 06, 08 ve 09 Mart 2007 tarihlerinde art arda mesaiye geç gelmesi, dava konusu işleme sebep bu eylemlerinin askeri disiplin ve itaat hissini ağır derecede ihlal etmeye yönelik tutum ve davranış olarak vasıflandırılmasını gerektirmektedir. Bunun sonucu olarak davacının eyleminin İç Hizmet Kanununun 115/1 nci maddesi kapsamında değerlendirilmesi gereken bir eylem olup davacının iptalini istediği maaş katı cezasının hukuka uygun olduğunun kabulü gerekmektedir. Kaldı ki, dosyanın incelenmesinden amirin tüm uyarılarına ve daha önce bu konuda işlem yapılmasına rağmen yapılan eylemin emre itaatsizlik ve amire saygısızlık kapsamında da değerlendirilebileceği açıkça görülmektedir. Bu mevzuda tesis edilen ceza kararı ise Anayasanın 129/3, 4 ve 1602 Sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 21/son maddeleri uyarınca disiplin cezalarının iptal davasına konu olması ve yargı denetimine tabi tutulması mümkün bulunmadığından inceleme kabiliyeti bulunmadığı anlaşılmıştır. İşlemin kurucu unsurlarında ağır ve bariz bir sakatlığın bulunmadığı eylemlerle ilgili savunma hakkı tanındığı, savunma hakkının kısıtlandığına dair davacı vekilinin de herhangi bir itirazının bulunmadığı, usulüne uygun yazılı savunmalarının tespit edildiği, bir üst komutanlığa yapılmış olan itirazın da savunma hakkının kullanılmasının bir göstergesi olduğu, Vekil vasıtası ile açılan davanın da cezanın esası konusunda olduğu, yok hükmünde sayılmayı gerektirecek şekli bir itirazın söz konusu olmadığı, bu konuda değerlendirme yapılmasını gerektirecek bir unsurun zorlayıcı bir yorum olacağı ve vekilin esasa ilişkin itirazlarının ise disiplin cezalarının iptal davasına konu olması ve yargı denetimine tabi tutulması mümkün bulunmadığından inceleme kabiliyeti bulunmadığı kanatine varılmıştır. Yetkili disiplin amirlerince uygun ceza takdir edildiği görülmekle tesis edilen işlemlerin yok hükmünde sayılmasını gerektirecek bir durumun bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Yukarıda açıklanan sebeplerle; davanın reddi gerekirken aksi yönde oluşan çoğunluk kararına katılamadık. 12.12.2007 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy