(657 S. K. m. 68, 72, 76) (2709 S. K. m. 125, 128)
Davacı 21.05.2007 tarihinde AYİM kaydına geçen dava dilekçesinde özetle; 19 Ekim 1996 tarihinde Milli Savunma Bakanlığına bağlı Adana İç Tedarik Bölge Başkanlığında sivil memur olarak göreve başladığını, 13 Ekim 1998 tarihine kadar bu göreve devam ettiğini, bu tarihten sonra ise disiplinli ve özverili çalışmalarının karşılığı olarak K.K.K.lığı Des.Kıt'aları Gr.K.lığı Özel Ulş.Oto BI.K.lığına atamasının yapılarak daha sonra protokole bağlı makam araçlarında şoför olarak görevlendirildiğini, görev yaptığı süre zarfında mesai mefhumu gözetmeksizin verilen tüm görevleri şevk ve heyecanla yürüttüğünü, nitekim çeşitli tarihlerde aldığı 13 adet takdirle bu çalışmalarının karşılığının ödüllendirildiğini, ancak 02 Nisan 2007 tarihinde mesaiye geldiğinde Alay Komutanının emri ile tayinin çıkartıldığını öğrendiğini, oysaki Alay Komutanının Ağustos 2006 tarihinde alaya atandığını, kendisiyle sadece Ankara dışından gelen komutanların karşılanması-uğurlanması sırasında çok kısa süreli karşılaştığını ve bu karşılaşmaları esnasında konuşmalarının dahi olmadığını, buna rağmen atamasının yapılarak 05 Nisan 2007 tarihinden bu yana K.K.Loj.K.lığı Elektronik Optik Sistemler Bkm.Mrk.Müd.lüğü emrinde sayım düzeltme memuru olarak çalıştığını, tesis edilen bu atama işleminin haklı ve hukuki bir sebebe dayanmadığını öne sürerek iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda; davacının 13.10.1998 tarihinden bu yana ANKARA KKK.lığı Destek Kıtaları Grup K.lığı Özel Ulaştırma Oto Bl.K.lığı emrinde sivil memur şoför olarak görev yapmakta olduğu, bilahare NİSAN 2007 tarihinde söz konusu görev yerinden ANKARA/YENİKENT KK.Loj.K.lığı Elektronik Optik Sistemler Bakım Merkez Md.lüğü emrine atanması üzerine bahse konu atama işleminin iptali istemiyle AYİMde bu davayı açmış olduğu anlaşılmıştır.
Konu ile ilgili mevzuat incelendiğinde; Anayasanın 128 inci maddesi memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işlerinin kanunla düzenleneceği belirtmektedir.
Anayasanın belirtilen kuralı gereğince yürürlüğe konulan 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun, Yer Değiştirme Suretiyle Atanma başlıklı 72 nci maddesinin 1 nci fıkrası; Kurumlarda yer değiştirme suretiyle atanmalar; hizmetlerin gereklerine, özelliklerine, Türkiyenin ekonomik, sosyal, kültürel ve ulaşım şartları yönünden benzerlik ve yakınlık gösteren iller gruplandırılarak tespit edilen bölgeler arasında adil ve dengeli bir sistem içinde yapılır. hükmünü amirdir.
Aynı Kanunun Memurların Kurumlarınca Görevlerinin ve Yerlerinin Değiştirilmesi başlıklı 76 ncı maddesinin 1 nci fıkrasında da; Kurumlar, görev ve unvan eşitliği gözetmeden kazanılmış hak aylık dereceleriyle memurları bulundukları kadro derecelerine eşit veya 68 inci maddedeki esaslar çerçevesinde daha üst, kurum içinde aynı veya başka yerlerdeki diğer kadrolara naklen atayabilirler. hükmü öngörülmüştür.
657 sayılı Kanunun 2 ve 72 nci maddelerine dayanılarak hazırlanan, Milli Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı ve Kuvvet Komutanlıklarında görevli Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmelik (MSYT-52/2)in, 3 ncü maddesi (a) fıkrası uyarınca, yer değiştirme suretiyle atamanın; aynı kurumda çalışan memurların 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 76 ncı maddesindeki esaslar çerçevesinde atanmasını ifade ettiği, söz konusu Yönetmeliğin 4 ncü maddesinin (d) fıkrası uyarınca yer değiştirme suretiyle atamalarda; Hizmet ihtiyacı nedeniyle yapılacak atamalarda, görevin özelliğine göre hizmet bölgeleri ve alanları arasında memurların adil ve dengeli dağılımının sağlanması esastır. ilkesinin benimsendiği anlaşılmaktadır.
Yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri incelendiğinde; 657 sayılı Kanununun 72 nci maddesi uyarınca memurların, hizmetin gereği olarak yer değiştirme suretiyle atanabileceği, aynı Kanunun 76 ncı maddesinin, memurların isteklerine bakmaksızın doğrudan doğruya görev yerlerini değiştirebilme konusunda idareye geniş bir yetki tanıdığı, Yönetmeliğin (MSYT 52-2) 4/d maddesinde, hizmet ihtiyacı nedeniyle yapılacak atamalarda görevin özelliğine göre hareket edilebileceğinin vurgulandığı görülmektedir.
Yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri uyarınca idarenin, davacıyı atama yetkisinin bulunduğu, atamanın mevzuatta öngörülen usulle yapıldığı anlaşılmaktadır. Zaten bu konuda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Dava konusu uyuşmazlığın çözümünde, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 76 ncı maddesinden kaynaklanan takdir yetkisinin objektif şekilde kullanılıp kullanılmadığı önem taşımaktadır. Kamu hizmetinin verimliliği, etkinliği ve kamu yararı ile kişi yararı arasında bir denge kurulması zorunluluğu, bu hak ve yetkinin sınırını oluşturmaktadır. Takdir hakkı ve yetkisi, idarece takip edilen amaca uygun olarak, keyfilikten, kişisel ve duygusal, sübjektif değerlendirmelerden uzak şekilde kullanılması suretiyle işlem tesis edildiği, bir diğer ifadeyle objektif kıstaslara bağlı kullanıldığı sürece yargı denetimi dışında tutulması gerektiği kuşkusuzdur.
Anayasanın 125 inci maddesinin 3 üncü fıkrasında düzenlenmiş bulunan İdarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez. tarzındaki hükmün; idarenin sınırsız ve mutlak takdir hakkına sahip olduğu ve böylece takdir hakkının idari yargı denetimine tabi olmadığı şeklinde yorumlanması ve uygulanması, yine Anayasa ile öngörülen Hukuk Devleti ilkesi ile bağdaşmamaktadır. Takdir yetkisinin sınırlarının yargı yerlerince çizilebileceği ve bu konuda hiçbir yasal sınırlamanın kabul görmeyeceği konusunda öğretide ve içtihatlarda ittifak bulunmaktadır.
Belirtilen mevzuat hükümleri ile idareye atamalar konusunda takdir yetkisinin verildiği anlaşılmakla birlikte, bu takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda kullanılmasının gerektiği açıktır. İdare hukukunun finalist özelliğini belirten bu durumun yanı sıra idare hukukunun kozalist özelliğinin bir gereği olarak her idari işlemin bir sebebinin de bulunması gerekmektedir.
Dava konusu uyuşmazlığın çözümünde, davalı idarenin açıklanan mevzuat hükümlerince sahip olduğu takdir yetkisini objektif bir şekilde kullanmış olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Davacının özlük dosyasının incelenmesinden, davalı idarece davacı hakkında icra takiplerinin olması ve çeşitli defalar ikaz edilmesine rağmen K.K.K.lığı Des.Kt.Grp.K.lığı personeline yakışmayacak tutum ve davranışı nedeniyle Komutanlığınca atama teklifinin yapıldığı, ayrıca gönderildiği yeni yerinde de personel ihtiyacının bulunduğu, atamanın ortaya çıkan ihtiyaç doğrultusunda meydana gelen zaruretten yapıldığı, buna göre davalı idarenin, dava konusu atama işlemini 657 sayılı Kanunun 76 ncı maddesinden kaynaklanan takdir yetkisine dayanarak yaptığı ve takdir yetkisini kullanırken kamu yararı ve hizmet gereklerini dikkate aldığı anlaşılmaktadır.
Bu nedenlerle, davalı idare tarafından tesis edilen dava konusu atama işleminin, mevzuatta öngörülen usulle, kamu hizmetinin daha etkin ve verimli şekilde yürütülmesi amacıyla tesis edildiği, işlemde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, davalı idarenin atama işlemini tesis ederken kullandığı takdir yetkisinde sübjektif davrandığına dair somut bir delilin de bulunmadığının anlaşılması karşısında hukuki dayanaktan yoksun bulunan davanın reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacının, K.K.K.lığı Destek Kıt Grup K.lığı Özel Ulaştırma Oto Bl.K.lığından Ankara/Yenikent K.K. Loj.K.lığı Elektronik Optik Sistemler Bakım Merkez Müdürlüğüne atanma işleminin iptali istemiyle açtığı yasal dayanaktan yoksun davanın REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy