(1602 S. K. m. 43, 44)
Davacı vekili, 08.06.2007 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; davacı
.un Erzincan 59 ncu Top.Er Eğt.Tug.K.lığında acemi eğitimini yapmakta iken 04.04.2003 tarihinde Uz.Çvş
.nın kasten darp etmesi sonucu yaralandığını, bu tarihte başlayan tedavisinin 07.01.2005 tarihinde askerliğe elverişli olduğu, hayati tehlikeye maruz kalmadığı, 25 gün mutad iştigaline engel olduğu çehrede sabit eser olduğu, uzuv zaafı veya uzuv tadili olmadığı kanaatiyle taburcu olmasıyla sona erdiğini, davacıyı darp eden
hakkında tahribatı mucip asta müessir fiili suçundan 3 ncü Ordu K.lığı Askeri Mahkemesinde dava açıldığını, yargılama esnasında Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumunun davacı hakkında 25.05.2006 tarihinde 167 sayılı raporunu tanzim ettiğini bu raporun dosyaya ulaşması üzerine 22.01.2007 tarihinde Uz.Çvş
nın kasten tahribatı mucip asta müessir fiili suçunu işlediğinin sabit görülerek cezalandırıldığını davacının da 22.01.2007 tarihli duruşmada okunan Adli Tıp Kurumu raporu üzerine tam olarak zararını öğrendiğini ve bu tarihten itibaren bir yıllık süre içerisinde idareye başvurduğunu, davacının olay nedeniyle 2 yıl süreyle tedavi gördüğünü bu nedenle maddi ve manevi zarara uğradığını belirterek davacının bu zararının hizmet kusuru ilkesi gereğince karşılanarak 30.000 YTL. maddi, 50.000 YTL. manevi tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı idare tarafından davada süre aşımı bulunduğu yönünde savunma yapılmıştır.
1602 Sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 44 ncü maddesinde, davanın süresinde açılıp açılmadığı ilk inceleme sırasında davanın esasına girilmeden incelenecek hususlar arasında sayılmıştır. Zira dava açma süresi, kamu düzeni ile ilgili olup hak düşürücü nitelikte olduğundan davanın her safhasında dikkate alınması hukuk alanında ihtilafsız kabul edilen bir keyfiyettir. Bu nedenle davanın süresinde açılıp açılmadığı hususu Mahkememizce öncelikle incelenmiştir.
Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda; 27.02.2003 tarihinde eğitim birliğine sevk edilen davacının 01.03.2003 tarihinde 59.Topçu Eğt.Tug.Topçu Çvş.Eğt.Tb.4.Bt.K.lığına katıldığı, askerlik hizmetini yerine getirirken aynı birlikte görevli Uzm.Çvş
nın 04.04.2003 tarihinde müessir fiili sonucu çenesinin kırıldığı, tedavileri neticesi GATA Sağ.Kurulunun 05.01.2005 tarih ve 5994 sayılı raporu ile A/27 F.1e Uyar. Askerliğe Elverişlidir. 1.Hayati Tehlikeye maruz kalmadığı, 2.Yirmibeş gün mutad iştigaline engel teşkil ettiği, 3. Çehrede sabit eser olduğu, 4.Uzuf zaafı veya uzuv tadili olmadığına karar verildiği, raporun 07.01.2005 tarihinde onaylandığı, davacının askerlik süresini tamamlayarak 11.02.2005 tarihinde terhis edildiği, davacıya müessir fiilde bulunan Uz.Çvş
.nın 3 ncü Ordu K.lığı Askeri Mahkemesinde devam eden yargılaması esnasında suç vasfının tayini için Mahkemece davacı hakkında Adli Tıp Kurumu 2 nci Adli Tıp İhtisas kurulundan rapor aldırıldığı, Adli Tıp Kurumu 2 nci Adli Tıp İhtisas Kurulunun 16.12.2005 tarihli ve 7260 sayılı raporu ile GATA K.lığının 05.01.2005 tarihli raporu arasında çelişki bulunduğunun Mahkemece anlaşılması üzerine bu çelişkinin giderilmesi için Adli Tıp Kurumu Genel Kurulundan rapor istenildiği, Adli Tıp Kurumu Genel Kurulunun 25.05.2006/167 sayılı raporuna göre, davacının maruz kaldığı eylem nedeniyle hayati tehlikeye maruz kalmadığı, 45 gün mutad iştigaline engel teşkil edeceği, kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi bir müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı, kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarını orta (3) derecede etkilediği, çehrede sabit eser olduğu, çene fonksiyonlarındaki kısıtlılığın devamlı uzuv zaafı niteliğinde olduğu, bu rapora dayanılarak 3 ncü Ordu K.lığı As.Mah.nin 26.02.2007 gün ve Esas No.:2007/8, Karar No.:2007/27 sayılı kararıyla sanık Uz.Çvş
nın Tahribatı Mucip Asta Müessir fiil suçunu işlediğinden bahisle cezalandırıldığı, bu karardan sonra davacı vekili tarafından 22.03.2007 tarihinde idari müracaatta bulunulduğu süresinde cevap verilmemesi üzerine de iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu'nun 43 ncü maddesi; İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açmadan önce, bu eylemlerin yazılı bildirimi üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri lazımdır. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde bu konudaki işlemin tebliği tarihinden ve altmış gün içinde, cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren altmış gün içinde tam yargı davası açabilirler hükmünü amirdir.
Bu hüküm gereğince; idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların, haklarının yerine getirilmesi için eylemin yazılı bildirimi veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içerisinde idareye müracaatta bulunmuş olmaları, idarece altmış gün içinde bir ön karar tesis edilmişse (cevap verilmiş ise) bu ön kararın tebliğ edildiği tarihten itibaren altmış gün içinde davanın açılması, idarece altmış gün içinde ön karar tesis edilmemiş ise (cevap verilmemişse) müracaat tarihinden itibaren altmış günlük sürenin bittiği tarihten başlayacak ikinci altmış gün içinde davanın açılması mecburi dava şartlarındandır.
Dava konusu olay nedeniyle davacının tedavileri neticesinde GATA K.lığı Sağlık Kurulunun 05.01.2005 tarih ve 5994 sayılı raporu ile 05.01.2005 tarih ve 5994 sayılı raporu ile A/27 F.1e Uyar. Askerliğe Elverişlidir. 1.Hayati Tehlikeye maruz kalmadığı, 2.Yirmibeş gün mutad iştigaline engel teşkil ettiği, 3. Çehrede sabit eser olduğu, 4.Uzuf zaafı veya uzuv tadili olmadığına karar verildiği, raporun 07.01.2005 tarihinde onaylandığı ve davacının da kalan askerlik süresini tamamlayarak 11.02.2005 tarihinde terhis edildiği, AYİMin yerleşik içtihatlarına göre terhis tarihi olan 11.02.2005 tarihinde davacının zararını öğrendiği, bu tarihten itibaren bir yıl içerisinde idareye müracaat etmesi gerekirken bu süreyi geçirdikten sonra 22.03.2007 tarihinde idari müracaatta bulunduğu, bu nedenle davada süre aşımı bulunduğu sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
Davacı vekili her ne kadar dava dilekçesi ve cevaba cevap dilekçesinde davacının zararını Adli Tıp Genel Kurulunun 25.05.2006 tarihli raporuyla öğrendiğini dolayısıyla bir yıllık sürenin bu tarihten itibaren işlemeye başladığını, iddia etmiş ise de, Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu raporunun doğrudan davacının zararının tespiti amacıyla değil davacıya müessir fiilde bulunan Uz.Çvş
nın suç vasfının tayini amacıyla ceza mahkemesi kararıyla aldırıldığı, davacının zararının bu tarihten önce davacı hakkında kesin işlem yapmaya yetkili olan GATA K.lığı Sağlık Kurulunun 05.01.2005 tarihli raporunun kesinleştiği 07.01.2005 tarihinde öğrenildiği davacı lehine yorumla terhis olduğu 11.02.2005 tarihinde öğrendiği kabul edildiğinde bir yıllık sürenin de bu tarihten itibaren işlemeye başladığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; davanın süre aşımı yönünden REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy