(2709 S. K. m. 125)
Davacı 05.04.2007 tarihinde AYİMde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; MSB.lığı karargahında boş bulunan müdür, müdür yardımcısı ve uzman kadroları için Mayıs 2006 ayında eğitim, Haziran 2006 ayında ise sınav yapılacağının duyurulduğunu, 20.04.2006 tarihinde en geç başvuruda bulunulmasının istenildiğini, 20.04.2006 tarihinde yaptığı başvurunun Şube Müdürü tarafından uygun görülmediğinin şifahi olarak söylendiğini, 25.04.2006 tarihinde de yazılı bildirildiğini, bir üst makama yaptığı başvurunun da süresinde yapılmadığı için reddedildiğini, 2006 yılında yapılan görevde yükselme sınavına giremediğini, işlemin iptali istemiyle açtığı davada AYİM 2.D.nin 17 Ocak 2007 tarih ve Esas No.: 2006/775, Karar No.: 2007/57 sayılı kararı ile işlemin iptaline karar verildiğini, idarenin hukuka aykırı işlemi nedeni ile kanunen verilen bir hakkı kullanmaktan yoksun bırakıldığını ve telafisi imkansız zarara uğradığını,duyduğu üzüntü ve acı nedeniyle 15.000 YTL. manevi tazminatın işlemin tesis edildiği 03 Mayıs 2006 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinde; AYİM İkinci Dairesinin 17.01.2007 tarih ve Esas No.: 2006/775, Karar No.: 2006/57 sayılı kararı ile davacının görevde yükselme eğitim ve sınavlarına başvurusunun uygun olup olmadığının değerlendirilmesi yetkisinin, Milli Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Bşk.lığı ve Kuvvet Komutanlıklarında Görevli Devlet Memurlarının Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliği ve Türk Silahlı Kuvvetlerinde Görevli Devlet Memurlarının Görevde Yükselme Yönergesi hükümleri gereğince Personel Daire Başkanlığına ait bir yetki olduğu, bu itibarla davacının 20.04.2006 tarihi dilekçesinin,bağlı bulunduğu ...Ted.Şube Müdürlüğünce derhal Milli Savunma Bakanlığı Personel Daire Başkanlığına gönderilmesi gerekirken şube müdürünce yetkisi olmadığı halde uygun nitelikleri taşımadığı gerekçesi ile müracaatının kabul edilmediği ve bir üst makama gönderilmediği, Şube Müdürlüğünce dava konusu müracaatın ilgili Personel Dairesine zamanında iletilmemesi bir idari işlem olarak kabul edilirse bunun İç Hizmet Kanununun ve Yönetmeliğin personel müracaatları hususunda yapılacak işlemlere dair hükmüne açıkça aykırılık teşkil ettiği, davacının daha önceden müracaat yapmasını mümkün kılacak şekilde eğitim ve sınava dair emrin davacıya tebliğ edilmemiş olduğu hususu da göz önüne alındığında davacının müracaatının, incelemeye yetkili Milli Savunma Bakanlığı Personel Dairesine geç ulaştırılmasının idarenin yanlış ve yetkisiz tesis ettiği işlemden kaynaklandığı, bu sebeple Milli Savunma Bakanlığı Personel Daire Başkanlığınca tesis edilen davacının müracaatının 20.04.2006 tarihinden sonra gelmesi nedeni kabul edilmemesi sonucunu doğuran 03.05.2006 tarihli olumsuz idari işlemin de sebep unsuru yönünden hukuka aykırı olduğu gerekçesi ile iptaline karar verildiği bu iptal kararı üzerine davacının mahkeme kararı ile de sabit olan idarenin tesis ettiği hukuka aykırı işlemi nedeni ile kanunen verilen bir hakkı kullanmaktan yoksun bırakıldığı ve telafisi imkansız zarara uğradığı iddiası ile, duyduğu üzüntü ve acı karşılığı 15.000 YTL. manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemi ile işbu tam yargı davasını ikame ettiği anlaşılmıştır.
T.C. Anayasasının 125 nci maddesi gereğince; İdare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak Anayasada idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş, bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın genel olarak idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte bulunması zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması zorunludur.
Dava konusu uyuşmazlık idarenin hukuka aykırı olarak tesis ettiği olumsuz idari işlemin iptaline karar verilmesi üzerine açılan tam yargı davasından ibarettir.
İdari işlemden doğan sorumlulukta, sorumluluğu doğuran nedenler yönünden idari eylemlere nazaran bir farklılık yoktur. Hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk kuram ve ilkeleri, genel çizgileriyle bu alanda da yürürlüktedir. Dava konusunda kusursuz sorumluluk kuramının tatbikini gerektirir hukuki nedenler gerçekleşmediğinden, konuya hizmet kusuru ilkesi yönünden yaklaşmak gerekli bulunmaktadır.
Bir idari işlemden dolayı hizmet kusuruna dayalı olarak tazmin sorumluluğundan söz edilebilmesi için hukuka aykırılığın varlığı şarttır. Genelde, idari işlemleri sakatlayan ağır ve önemli nitelikler, hukuki yanlışlıklar, hizmet kusuru olarak nitelendirilebilir. İdari işlemlerin iptalini gerektiren nedenlerle, hizmet kusurunu doğuran nedenler arasında bir bağlılık ve ayniyet olup olmadığı, yani bir işlemin herhangi bir yönden mevzuata ve hukuk kurallarına aykırı görülerek iptal edilmiş olması halinin, hizmet kusurunun varlığını kabule yeterli olup olmadığı konusunda öğretide bir birlik bulunmadığı görülmektedir. Ancak, bu konudaki baskın görüş, şekil ve yetki unsurlarındaki sakatlıklar (o da belli koşullarla-mazur görülebilecek hukuki ve maddi tavsif, takdir hatalarında, iptal edilen kararın sahih ve muteber şekilde tekrar yapılması mümkün veya zaruri olan ya da karar araya girmeseydi dahi zararın başka sebepten meydana geleceği hallerde) hariç; her iptal sebebinin idarenin hizmet kusuruna sebebiyet verdiği, dolayısıyla işlemden doğan bu zararı mutlak surette tazmini gerektiği yönündedir.
AYİMin bu konudaki yerleşik kararları da sorumluluğu ortadan kaldıran nedenlerin (tazmini gereken zarar bulunmaması, zararın zarar gören kişinin kendi kusurlu davranışından kaynaklanması, zararın üçüncü kişilerin işlem ve eylemlerinden doğması, zararla idari işlem arasında illiyet bağının olmaması, içtihadi hata, ilmi takdir yetkisinin kullanılması sonucu verilen zarar, her idarenin işleyebileceği türden, olağan nitelikteki hukuki yanlışlık ve aykırılıklar sebebiyle verilen zarar, hukuka uygun idari işlemler sebebiyle verilen zarar) bulunmadığı hallerde, ağır kusur koşulu aranmaksızın iptal kararı ile saptanan hukuka aykırılığın yol açtığı tüm zararların tazmini doğrultusundadır.
AYİM İkinci Dairesinin 17 Ocak 2007 tarih ve Esas No.: 2006/775, Karar No.: 2007/57 sayılı kararında da açıklandığı üzere idarenin hizmet kusurunun bulunduğu maddi bir gerçek olup meydana gelen zararının da hizmet kusuru ilkesi gereği tazmininin gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Davacının müracaatının, incelemeye yetkili Milli Savunma Bakanlığı Personel Dairesine geç ulaştırılmasının idarenin yanlış ve yetkisiz tesis ettiği işlemden kaynaklandığı, bu sebeple Milli Savunma Bakanlığı Personel Daire Başkanlığınca mevzuata ve hukuka aykırı olarak tesis edilen davacının müracaatının 20.04.2006 tarihinden sonra gelmesi nedeni kabul edilmemesi sonucunu doğuran 03.05.2006 tarihli olumsuz idari işlem nedeni ile duyduğu elem ve ızdırabını kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla olayın vukua geliş şekli, yasal faizin işlemeye başladığı olay tarihi, paranın alım gücü ve davacının statüsüyle sosyal durumu gözönünde bulundurularak uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1. Takdiren davacıya 500,00 YTL (BEŞYÜZ YENİ TÜRK LİRASI) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ait isteminin REDDİNE,
2. Hükmedilen manevi tazminat miktarına iptal edilen işlemin tesis edildiği 03 Mayıs 2006 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık %9 (YÜZDEDOKUZ) yasal faiz yürütülmesine, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy