(2709 S. K. m. 72)
Davacı, 11.07.2007 tarihinde İzmir Nöbetçi İdare Mahkemesinde, 17.07.2007 tarihinde de AYİMde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; 1931 doğumlu olan eşi
un askerlik hizmetini 1952 yılında İSTANBUL/Selimiye Kışlasında muhabereci olarak yaptığını ve 1954 yılında terhis olduğunu, vefat eden eşinin SSKdan hakettiği emeklilik maaşını alabilmesi için eşinin askerlik hizmetini yaptığının tespiti için davalı idareye müracaat ettiğini, ancak eşi hakkında Seyhan Askerlik Şubesi Başkanlığındaki kütük defterinde askere sevk tarihinin 13.02.1952 tarihi olduğuna ve 1957 yılında Seyhan İlçesinden nakil gittiğine dair kayıt bulunduğu, başkaca bir bilgi ve belge bulunmadığından bahisle davalı idarece olumsuz cevap verildiğini, tesis edilen işlemin hukuka aykırı olduğunu belirterek eşinin askerlik hizmetini yapmış sayılmaması işleminin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacının, eşi, 06.07.1931 doğumlu, .. oğlu,
un 1952-1954 tarihleri arasında askerlik hizmetini ifa ederek terhis olduğunu belirterek askerlik hizmetini yaptığının tespiti maksadıyla yapmış olduğu başvuruya davalı idarece, davacının eşi
un Seyhan Askerlik Şubesi Başkanlığındaki kütük defterinde askere sevk tarihinin 13.02.1952 olarak kayıtlı olduğu ve 1957 yılında Seyhan İlçesine nakil gittiği ancak nakil işleminin nüfus idaresince Konak Askerlik Şubesi Başkanlığına bildirilmediği ve Konak Askerlik Şubesindeki kayıtlarda da yükümlünün askere sevk tarihinin 13 Şubat 1952 olarak kayıtlı olduğu ancak terhisine ilişkin bir bilginin mevcut olmadığının tespit edildiği, başkaca bir bilgi ve belge bulunmadığı belirtilerek olumsuz cevap verilmesi üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
T.C. Anayasasının 72 nci maddesinde; vatan hizmeti, her Türk için hak ve ödev olarak kabul edilmiş, yükümlülerin sahip bulundukları niteliklere göre bu hak ve ödevlerini, hangi statüde nasıl yerine getirecekleri 1111 sayılı Askerlik Kanunu ile 1076 sayılı Yedek Subay ve Yedek Askeri Memurlar Kanununda düzenlenmiştir. Bahse konu Kanun hükümlerine göre; askerlik çağına giren yükümlülerin, yoklama döneminden başlayarak muvazzaflık hizmeti için çağrılmaları ve sevkleri, muvazzaflık hizmetini bitirenlerin terhisleri, kıtalarından izinli ayrılacaklar, cezalı askerlik, firar ve izin tecavüzü suçunu işleyenler hakkında yapılacak işlemlerin neler olduğu ayrıntılı şekilde belirtilmiştir. Askerlik hak ve ödevi, idarenin hüküm ve tasarrufu altında Kanunlarda belirtilen hallere uygun olarak belli süre kadar, belli bir yerde hizmet görmek suretiyle yerine getirilen bir kamu hizmetidir. Bu yönüyle de bir yükümlülüktür. İdarenin hüküm ve tasarruf alanında yerine getirilen askerlik hizmeti ile ilgili tüm kayıtların idare tarafından tutulması, saklanması ve korunması bu işlevin gereği gibi yerine getirilmemesinin olumsuz sonuçlarının davacıya yükletilmemesi gerekmektedir.
Davacının eşi yönünden idarenin hizmeti iyi kuramadığı, düzenli ve sağlıklı biçimde işletemediği görülmektedir. Usul hukukunda iddia eden, iddiasını kanıtlamak zorundadır (beyyine külfeti) kuralı ve kanıt yükünün olayına özgü olarak bu davada, davalı idareye ait olduğu, zira bireylerin devlete, bir diğer ifade ile idareye karşı olan yükümlülüğünü ifa edip etmediğini kanıtlama külfeti, bu konuyla ilgili tüm kayıt ve kuyudatı tutmakla ve de muhafaza etmekle görevli olan idareye ait olması gerekir.(AYİM İkinci Dairesinin 24.01.2007 gün ve 2007/82 Esas, 2007/63 Karar sayılı kararı) Dava konusu olaya dönüldüğünde; davacının eşinin 13.02.1952 tarihinde askere sevk edildiği hususunda taraflar arasında bir uyuşmazlık yoktur. Davacının eşinin askerlik yükümlülüğünü yerine getirip terhis edildiğine dair davalı idare kayıtlarında herhangi bir bilgi ve belge bulunmamakta ise de; askerlik yükümlülüğünü yerine getirmediği kanıtlanamadığına ve bakaya, firar, izin tecavüzü suçlarından herhangi bir takibat yapıldığına, başka bir ifade ile askerlik yükümlülüğünü yerine getirmediğine dair kanıt olarak herhangi bir şekilde somut bilgi, belge ve delil de ileri sürülemediğine göre davacının eşinin askerlik yükümlülüğünü yerine getirmiş olduğunun kabulünün gerektiğini, bu nedenle tesis edilen dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle;
un 2 yıl (24 ay) askerlik yükümlülüğünü tamamladığı kabul edilerek askerlik hizmeti yapmış sayılmama ve terhis belgesi verilmemesi İŞLEMİNİN İPTALİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy