(2933 S. K. m. 1, 2, 13) (2709 S. K. m. 125) (Devlet Madalya ve Nişanları Yönetmeliği m. 9)
Davacı 19.08.2003 tarihinde kayda giren dava dilekçesinde özetle; 2 nci Or.Is.Svs.Tb. 2 nci Is.Svs.Bl.(Şırnak) emrinde askerlik görevini yaparken, Harabati Tepe mevkiinde teröristlerce döşenen mayınların arama ve imha görevi esnasında bir mayına basma sonucunda sol ayak bileğini kaybetmek suretiyle ağır yaralandığını, tarafına Devlet Övünç Madalyası verilmesi yönünde K.K.K.lığına yapmış olduğu başvuru sonucunda ilgili Bakanlık tarafından olumsuz cevap verildiğini ve bu yazıyı 28.07.2003 tarihinde tebliğ ettiğini iddia ederek, Devlet Övünç Madalyası verilmesi talebinin reddi işleminin iptaline karar verilmesi istemiyle bu davayı açtığı görülmektedir.
Dosya belgelerinin incelenmesinde; davacının 2 nci Or.Is.Svs.Bl.nde askerlik hizmetini yaptığı,15 Eylül 2001 tarihinde Şırnak İl Merkez Jandarma Komutanlığınca Harabati Tepe Koordinatında icra edilen muhabere güçlü kesif kolu faaliyetinde, bölgede mayın olduğu değerlendirmesi üzerine, mayın temizleme timinde görevlendirilerek görevin icrası esnasında muhtemelen teröristlerce daha önceden yerleştirilen mayına sol ayağı ile basması sonucu sol ayak bileğinin kopması suretiyle yaralanması ile meydana geldiği, olay sonrasında Şırnak 30 Yataklı Seyyar Cerrahi Hastahanesine kaldırıldığı, müteakiben Diyarbakır Asker Hastahanesinde ilk müdahalesinin yapıldığı, sol diz altı amputasyon uygulandığı, takiben GATA K.lığına sevk edildiği, burada sütürleri alındıktan sonra rehabilitasyon amacıyla TSK Rehabilitasyon ve Bakım Merkezine yatırıldığı, hakkında GATA Sağlık Kurulunun 22.11.2001 tarih ve 163 sayılı raporu ile mayına basma sonucu sol diz altı Amputasyonlusu teşhisiyle, D/57 F2 Askerliğe elverişli değildir, 40 (Kırk) gün iş ve gücünden kalmıştır, hayati tehlike geçirmiştir, uzuv tadili vardır, bir adet sol diz altı modüler tip protez temini ve kullanması uygundur kararı ile Emekli Sandığı Sağlık Kurulunun 20 Mayıs 2002 tarihli raporu ile de maluliyetinin 5 nci derece olduğunun tespit edildiğini, davacının başvurusu üzerine Yönerge uyarınca oluşturulan Madalya Teklif Komisyonunca 20 Mayıs 2003 tarihinde yapılan toplantıda durumu görüşülerek meydana gelen olayın Kanun, Yönetmelik ve Yönergede yer alan koşullardan özellikle hakli gurur kaynağı teşkil etmek. Koşulunu taşımadığı gerekçesiyle, Başbakanlığa, davacıya Devlet Övünç Madalyası verilmesi için teklif yapılmamasına oy çokluğu ile karar verildiği anlaşılmaktadır.
Konu ile ilgili yasal mevzuatın incelenmesinde; 2933 sayılı Madalya ve Nişanlar Kanunun 1 nci maddesi Bu Kanun; Devlet madalya ve nisanlarının çeşidini, verilecek kişileri, verilme, tescil, taşıma ve geri alınma usullerini, mirasçılara intikal şeklini, zayi halinde yapılacak işlemleri, bunların giderleri ile cezai müeyyidelere ilişkin esasları düzenler. Diğer Kanunlardaki madalya ve nisan hükümleri saklıdır. hükmünü amirdir.
Kanunun 2 nci maddesinde; Devlet madalyaları, Devlet Şeref Madalyası, Devlet Övünç Madalyası ve Devlet Üstün Hizmet Madalyası şeklinde belirlenmiş, ayrıca bu madalyaların kimlere verileceği düzenlenmiştir.
Kanunun 2 nci maddesinin (b) fıkrasında; Devlet Övünç Madalyası ilgili bakanın teklifi, Bakanlar Kurulunun onayı ve Cumhurbaşkanının tevcihi ile yurt içinde veya yurt dışında gösterdiği sorumluluk ve görev anlayışı içinde feragat ve fedakarlık, başarı ve yararlılık dolu çalışmalarıyla Türkiye Cumhuriyeti ve Türk Milleti adına haklı gurur kaynağı teşkil ederek malul olanlara ve şehit olan kişilerin bu Kanunun 5 nci maddesinde belirtilen mirasçılarına verilir hükmünü havidir.
Aynı Kanunun 13 ncü maddesine istinaden yürürlüğe konulan Devlet Madalya Ve Nişanları Yönetmeliğinin 9 ncu maddesinde de; Genel Müdürlükte toplanan teklif yazılarında madalya ve nisana layık görülen kişinin kimliği, talep sebepleri açıkça belirtilir ve bunlara varsa verilme sebebini gerektiren belgeler de eklenir. Söz konusu teklifin red veya kabulü halinde durum, teklif sahibine bir yazı ile bildirilir. hükmü yer almaktadır.
Buna göre, Devlet Övünç Madalyası, Milli Savunma Bakanının teklifi Bakanlar Kurulunun onayı ve Cumhurbaşkanının tevcihi ile verilmektedir. Şüphesiz anılan madalyanın kimlere verileceğinin belirlenmesinde yukarıda belirtilen 2933 sayılı Madalya ve Nişanlar Kanununun 2 nci maddesinin (b) fıkrasında açıklandığı şekilde yurtiçinde veya yurtdışında gösterdiği sorumluluk ve görev anlayışı içinde feragat ve fedakarlık, başarı ve yararlılık dolu çalışmalarıyla Türkiye Cumhuriyeti ve Türk Milleti adına haklı gurur kaynağı teşkil etmek, unsurunun bulunması gerekmekte olup, davacının teröristlerce daha önceden yerleştirilen mayına sol ayağı ile basması sonucu sol ayak bileğinin kopması suretiyle yaralanması olayında olduğu gibi yurt sathında benzer birçok bireysel takdiri gerektiren olayların anılan madalyayı almaya hak kazanabilecek mahiyette bulunup bulunmadığının tespitinde idareye Kanunla tanınan bir takdir hakkı bulunduğu göz ardı edilememelidir.
Takdir yetkisinin objektif şekilde kullanılıp kullanılmadığı davada önem taşımaktadır. Kamu hizmetinin verimliliği, etkinliği ve kamu yararı ile kişi yararı arasında bir denge kurulması zorunluluğu, bu yetkinin sınırını oluşturmaktadır. Takdir yetkisi, idarece takip edilen amaca uygun olarak, keyfilikten, kişisel ve duygusal, sübjektif değerlendirmelerden uzak şekilde kaçınılarak kullanılması suretiyle işlem tesis edildiği, bir diğer ifadeyle objektif kıstaslara bağlı kullanıldığı sürece yargı denetimi dışında tutulması gerektiği kuskusuzdur. Anayasanın 125 nci maddesinin 3 ncü fıkrasında düzenlenmiş bulunan İdarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez. tarzındaki hükmün; idarenin sınırsız ve mutlak takdir hakkına sahip olduğu ve böylece takdir hakkının idari yargı denetimine tabi olmadığı şeklinde yorumlanması ve uygulanması, yine Anayasa ile öngörülen Hukuk Devleti ilkesi ile bağdaşmamaktadır. Takdir yetkisinin sınırlarının yargı yerlerince çizilebileceği ve bu konuda hiçbir yasal sınırlamanın kabul görmeyeceği konusunda öğretide ve içtihatlarda ittifak bulunmaktadır. Bahse konu takdir hakkinin kullanımında duyarlı idarenin yapması gerekenin objektif kıstaslar belirleyerek idari tasarrufun objektif olarak tesisini sağlamaktır.
Bu cümleden olarak, davalı idare tarafından Kanun, Yönetmelik hükümleri doğrultusunda çıkarılan TSK Personeline Devlet Övünç Madalyası Teklif Edilmesi Hakkında Yönerge gereği oluşturulan Devlet Övünç Madalyası Teklif Komisyonu tarafından yapılan değerlendirmede, davacının takdire sayan görev anlayışı ile hareketinin yukarıda zikredilen Kanunun koyduğu koşul olan Türkiye Cumhuriyeti ve Türk Milleti adına haklı gurur kaynağı teşkil etmek kıstası mesabesinde görülemediği yolunda tecelli eden kararın, tamamen idareye tanınan takdir yetkisinin sınırları içerisinde alındığı, kullanılan takdir yetkisinde objektiflikten uzak sübjektif değerlendirilmeleri ortaya koyacak her hangi bir bilgi ve belgenin de bulunmaması karşısında takdir yetkisi ile yapılan değerlendirmede hukuka aykırılıktan söz edilemeyeceği, bu nedenle yapılan işlemde idari işlemin unsurları bakımından da hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; yasal dayanaktan yoksun olan DAVANIN REDDİNE (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy