(1086 S. K. m. 91, 92, 93, 94, 95 ) (818 S. K. m. 113) (1602 S. K. m. 56)
Davacı vekili 03.09.2003 tarihinde AYİM kayıtlarına geçen dava dilekçesinde özetle; davacının sözleşmeli uzman erbaş olarak Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapmakta iken sınıfı görevini yapamayacağına dair hakkında sağlık raporu düzenlendiğini ve sağlık nedeniyle sözleşmesinin feshedildiğini, T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü tarafından davacının önce adi malul olarak kabul edilip, adi maluliyet aylığı bağlandığını, ancak sonradan davalı kurum tarafından alınan yeni bir karar ile davacı hakkındaki adi maluliyet kararının iptal edildiğini ve 01.06.2003 tarihinden itibaren aylıklarının kesildiğini, bu işlemin hukuka aykırı olduğunu belirterek işlemin iptaline ve yürütmenin durdurulmasına, kesilen aylıkların kesildiği tarihten itibaren ödenmesine ve yasal faiz uygulanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
AYİM 3 ncü Dairesinin 23.09.2003 tarih ve Gensek No:2003/2029, Esas No:2003/170 sayılı kararı ile yürütmenin durdurulmasına karar verilmiştir.
Davalı kurumun AYİM kayıtlarına geçen yazılarında, Emekli Sandığı Yönetim Kurulunun 16.05.2003 tarih ve 328, 24.07.2003 tarih ve 548 sayılı kararlarının iptaline karar verildiği ve davacının kesilen aylıklarının yeniden bağlandığı bildirilmiştir. Sandık yönetim kurulunun ilgili kararının iptal edilerek davacının maaşının yeniden bağlanması kısmi kabul olarak değerlendirilmiştir.
Kabul iki taraftan birinin diğerinin netice-i talebine muvafakat etmesi olarak Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 92 nci maddesinde tanımlanmış olup uyuşmazlığı kesin surette sona erdiren, davanın esasına girilmesini önleyen ve kesin hükmün tüm sonuçlarını doğuran taraf beyanıdır.
Davacının adi maluliyet aylığının yeniden bağlanması ile davacının bu yöndeki isteminin davalı idarece kabul edilmesi nedeniyle adi maluliyet aylığının kesilmesine dair işlemin iptali istemi ile ilgili olarak uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Diğer yandan davalı kurumun, davacının faiz istemine ilişkin bir kabul beyanı bulunmadığından, uyuşmazlığın konusunu adi maluliyet aylığının ödenmemesi nedeniyle faiz ödenip ödenmeyeceği hususu oluşturmaktadır.
Bilindiği üzere, konusu bir miktar paranın ödenmesinden ibaret olan borçlarda, borcun doğduğu veya muaccel olduğu tarihten ödemesinin yapıldığı tarihe kadar bir süre geçmiş olabilir. Verilmesi gereken hakkin doğum tarihi ile verildiği tarih arasında bir süre geçmiş ise alacaklının mal varlığında bir eksilme meydana gelmiş olacaktır ve bu eksilmenin telafisi gereklidir. İşte faiz, borçlunun borcunu ödemesi gereken tarih ile ödediği tarih arasındaki süreden faydalanması nedeniyle alacaklıya, kanun veya sözleşme gereğince ve bir oran dahilinde olmak üzere ödenmesi gereken para miktarıdır. Faiz borcu hukuki mahiyeti itibariyle feri bir borçtur. Zira faiz borcunun doğum ve hatta kural olarak varlığı, asıl borcun doğum ve varlığına bağlıdır. Faiz alacağın bir bölümü olmayıp, onun feri niteliğinde ve fakat ayrı bir alacaktır. Faizin talep şekli Borçların ferilerin sükutu başlıkla Borçlar Kanununun 113 ncü maddesinde düzenlenmiştir.
Her ne kadar davalı kurum 5434 sayılı Kanunda Sandıktan olan alacakların faizi ile birlikte ödeneceğine dair bir hüküm yer almadığını belirtmekte ise de; yukarıda açıklandığı üzere davacıya ödenen asıl alacağının (aylıklarının) haksız ve geç ödenmesinden kaynaklanan mal varlığındaki eksilmenin telafisine yönelik olarak yasal faiz uygulanması gerektiği kanaatine varılmıştır.
Davacının adi maluliyet aylığının kesilmesi işleminin iptali istemi ile ilgili olarak davanın esası hakkında bir karar verilmemiş ise de; faiz konusunda kabul bulunmaması, faiz yönünden uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmesi nedeniyle, Avukatlık Ücret Tarifesi uyarınca davacı vekili lehine avukatlık ücretinin tamamının ödenmesi hüküm altına alınmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1. Adi maluliyet kararının iptaline ve adi maluliyet aylığının kesilmesine ilişkin işlemin iptali istemi hususunda 1602 sayılı Kanunun 56 ncı maddesi delaletiyle H.U.M.K.nun 91-95 nci maddeleri uyarınca kabul nedeniyle DAVANIN ESASI HAKKINDA BİR KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2. Davacının kesilen adi maluliyet aylıklarına kesildiği tarihten yeniden ödendiği tarihe kadar yasal FAİZ ÖDENMESİNE (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy