(657 S. K. m. 54, 56 57) (Devlet Memurları Sicil Yönetmeliği m. 12)
Davacı vekilinin 07.10.2002 tarihinde İzmir Nöbetçi İdare Mahkemesi, 16.10.2002 tarihinde AYİM kayıtlarına geçen dava dilekçesinde özetle; Davacının Edremit 100 Yataklı Asker Hastanesinde hademe kadrosunda 04.06.2001 tarihinde göreve başladığını, 1 yıl kadar genel cerrahi servisinde, iki ay kadar da acil serviste görev yaptığını, adaylık süresi sonunda olumlu sicil alamadığından bahisle, MSB. lığının 2002/41 karar nolu 12.07.2002 tarihli kararı üzerine 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 56 ve 57 nci maddeleri gereğince davacının görevine son verildiğini, davacının bu kararı 08.08.2002 tarihinde tebellüğ ettiğini ve 14.08.2002 ilişiğinin kesildiğini, olumlu sicil alamama nedeniyle aday memuriyete son verilebilmesi için 2 yıllık sürenin geçmesi gerektiğini, henüz bu sürenin dolmadığını, davacının sicil amirinin Tbp.Yzb. ...................... olduğunu, olumsuz sicilin Tbp.Yzb. ...................... izindeyken başkası tarafından düzenlendiğini, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 56 ncı maddesine göre davacının görevine son verme koşullarının bulunmadığını, eğitim ve staj devrelerinde başarısızlığın söz konusu olmadığını, memuriyetle bağdaşmayacak hareketleri ve ahlaksızlığının bulunmadığını, ise geç kalma olgusunun mazeretleri dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini olumsuz sicillerin objektif kriterlere, hukuki nedenlere dayanmadığını, ileri sürerek olumsuz sicilin ve bu nedenle aday memurluk görevine son verme işleminin iptalini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili, 20.02.2003 tarihinde AYİM kayıtlarına geçen cevaba cevap dilekçesinde ve 13.11.2003 tarihinde yapılan duruşmadaki sözlü beyanlarında aynı hususları tekrarlamıştır. Davacının çözümünde dayanak olacak mevzuat hükümleri incelendiğinde; 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 54 ncü maddesinde Aday olarak atanmış Devlet Memurunun adaylık süresi bir yıldan az, iki yıldan çok olamaz ve bu süre içinde aday memurun başka kurumlara nakli yapılamaz. denilmekte; Adayların Yetiştirilmesi başlıklı 55 nci maddesi Aday olarak atanan memurların önce bütün memurların ortak vasıfları ile ilgili temel eğitime, bilahare sınıfları ile ilgili hazırlayıcı eğitime ve staja tabi tutulmaları ve Devlet Memuru olarak atanabilmeleri için başarılı olmaları şarttır... hükmü yer almakta; Adaylık devresi içinde göreve son verme başlıklı 56 ncı maddesi Adaylık süresi içinde temel ve hazırlayıcı eğitim ve staj devrelerinin her birinde başarısız olanlarla, adaylık süresi içinde hal ve hareketlerinde memuriyetle bağdaşmayacak durumları, göreve devamsızlıkları tespit edilenlerin sicil amirlerinin teklifi ve atamaya yetkili amirin onayı ile ilişkileri kesilir... hükmünü amir bulunmakta; Adaylık süresi sonunda başarısızlık başlıklı 57 nci maddesinde ise Adaylardan en geç iki yıl içinde Devlet Memuru olabilmeleri için olumlu sicil alamayanların sicil amirlerinin teklifi ve atamaya yetkili amirin onayı ile ilişkileri kesilir... denilmektedir.
Yukarıda belirtilen yasal hükümlere göre bir aday memurun, adaylık döneminde ilişiğinin kesilebilmesi ancak su hallerde mümkündür:
- Temel eğitim, hazırlayıcı eğitim veya staj devrelerinin herhangi birinde başarısız olma,
- Adaylık süresi içinde hal ve hareketlerinde memuriyetle bağdaşmayacak durumların tespit edilmesi,
- Adaylık süresi içinde göreve devamsızlık halinin saptanması,
- Adaylık süresi içinde en geç iki yıl içinde olumlu sicil alınamaması.
657 sayılı Kanunun 55 nci maddesinde öngörülen adayların yetiştirilmesine ilişkin Usul ve Esaslar ise Aday Memurların Yetiştirilmelerine İlişkin Genel Yönetmelikle düzenlenmiş bulunmaktadır.
Anılan Yönetmeliğin 33 ncü maddesi uyarınca çıkartılan Türk Silahlı Kuvvetlerinde Görevli Aday Memurların Yetiştirilmesine İlişkin Yönetmelik'in (MSB/40-8, 1985 tarihli) 5-9 uncu maddeleri de temel eğitim, hazırlayıcı eğitim ve staj dönemleri ile ilgili çok kapsamlı düzenlemeler öngörmüş ve tüm aday memurlar için EK-1'de belirtilen Staj Değerlendirme Belgesi'nin düzenlenmesi gerektiğini belirtmiştir. Aynı Yönetmeliğin 5/c maddesinde de Bütün eğitimleri başarı ile tamamlayamayan aday memurlar asli memurluğa atanamazlar. Asli memurluğa atanabilmek için eğitimde başarılı olmak ve eğitim döneminde aldığı sicilin müspet olması gerekir. hükmü yer almıştır.
Her ne kadar göreve son verme kararında, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 56 ve 57 nci maddelerine göre davacının görevine son verildiği belirtilmiş ise de, kararın göreve son verme gerekçesini davacının adaylık süresi sonunda olumlu sicil alamaması oluşturduğundan ve esasen göreve son verme, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 57 nci maddesine dayandırıldığından, dava konusu bakımından irdelenmesi gereken konu yukarıda sayılan göreve son verme nedenlerinden dördüncüsü olan olumlu sicil alınamaması halidir.
657 sayılı Kanunun 113 ncü maddesinde Sicil amirleri, belli zamanlarda düzenleyecekleri sicil raporlarında, memurların liyakat derecesini not esasına göre kıymetlendirerek tespit ederler. denilmekte; 115 nci maddesi Sicil amirleri maiyetlerindeki memurların sicil raporları ile birlikte, bunların genel durum ve davranışları bakımından da olumlu ve olumsuz nitelikleri, kusur ve eksiklikleri hakkında mütalaalarını bildirirler. hükmünü taşımakta; 119 ncu maddesi ...Sicil raporlarındaki sicil notu ortalaması 60'in altında olanlar olumsuz sicil almış sayılırlar... hükmünü taşımakta ve 121 nci maddesi sicile ilişkin kapsamlı düzenlemelerin bir Yönetmelikle yapılmasını öngörmektedir.
657 Sayılı Kanunun 121 nci maddesine dayanılarak çıkarılan Devlet Memurları Sicil Yönetmeliğinin 12 nci maddesinde ...Aday memurların sicil raporları ise başladıkları tarihi takip eden birinci yılın dolmasından sonraki 15 gün içinde, 2 yıl süre ile adaylığa tabi tutulan aday memurların ikinci yıl sicilleri aynı şekilde doldurulur... denilmekte; 17 nci maddesinde Sicil amirleri sicil raporunu doldurdukları her memuru;
a) Dış görünüşü (kılık, kıyafet),
b) Zeka derecesi ve kavrayış kabiliyeti,
c) Azim ve sebatkarlık, dürüstlük, sır saklamada güvenirlilik ve beşeri münasebetlerdeki başarısı,
d) Alkol, kumar vb. alışkanlıkları, memuriyetle bağdaşmayacak ölçüde sürdürme gibi halleri,
e) Güvenilir olmama, şahsi menfaatlerini aşırı ölçüde düşünme, yalan söyleme, dedikodu yapma, kıskançlık, kin tutma gibi kötü huy ve davranışları,
Bakımından genel bir değerlendirmeye tabi tutarlar. Sicil döneminde edinilen bilgi ve müşahedelerden yararlanılarak yapılacak değerlendirme sonuçlarına göre memurların olumlu ve olumsuz yönleri, kusur ve noksanları hakkındaki düşünceler sicil raporunun şahsiyet değerlendirilmesine ait bölümüne ayrı ayrı, açık ve gereğine göre kısa veya teferruatlı olarak yazılır. Sicil amirlerinin memurların genel durum ve davranışları hakkındaki düşünceleri, not takdirlerinde dikkate alınır. hükmü yer almakta; 19 uncu maddesinde Sicil amirleri sicil raporlarını itinalı, doğru ve tarafsız bir şekilde düzenlerken; Devlete sadakat ve bağlılığı, memuriyet sıfatının gerektirdiği şeref ve itibar ile hizmetlerin süratli ve ekonomik bir şekilde yürütülmesini; güvenilir ve yetenekli memurların yükselmelerini, diğerlerinin ise kamu hizmetlerinden uzaklaştırılmaları gerektiğini esas alır... denilmektedir.
Milli Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı Ve Kuvvet Komutanlıkları Karargah Ve Bağlılarında Görevli Devlet Memurları İçin Sicil Düzenleyecek Yetkili Amirler Hakkında Yönetmelik'in (MSB.40-10, 1987 tarihli) Sicillerin Tanzimi başlıklı 9 uncu maddesinde ise ...Sicil amirleri; sicil raporlarındaki niteliklere tam bir tarafsızlık, adalet ve vicdani kanaatle not verirken, kişi ile kamu yararını gözetmek ve sicil belgesinin objektifliğini sağlamak için de, olumsuz olarak değerlendirilen her nitelik için bu değerlendirmeyi açıklayan yeterli ve geçerli belgeleri sicil raporuna eklemek zorundadırlar. hükmü yer almaktadır.
Açıklanan tüm bu mevzuat hükümlerinin ışığında, bir devlet memuruna (aday memurlar dahil) yetkili sicil amirlerince sicil düzenlenmesinde, objektif ölçüt ve kriterlerin esas alınması, sicil yılı boyunca vaki başarı ya da başarısızlığın, görev zafiyeti hallerinin, disiplin bozucu tutum ve davranışların, bir kelime ile liyakat ya da liyakatsizliğin yargı denetimine elverişli somut neden ve gerekçelerinin ortaya konması gerektiği, tam bir tarafsızlık, adalet ve objektif vicdani kanaatle hareket etme halinin ise ancak bu halleri somut bir şekilde ortaya koyan yazılı bilgi ve belgelerin mevcudiyeti durumunda gözlenebileceği, salt takdir yetkisine dayanılarak verilmiş, hiçbir belgeye dayanmayan görevde başarısızlık iddiasına dayalı bir olumsuz sicilin, sübjektif bir sicil mesabesinden öteye gidemeyeceği, kaldı ki kamu yararına kullanılması zorunluluğu olan takdir yetkisinin objektif ölçütlere göre kullanıldığının kanıtlanmasında başkaca bir hukuki olanağın da mevcut olmadığı, belirtilen bu esaslara aykırı şekilde düzenlenen sicillerin ise hukuken sakatlanmış olacağı bilinen bir olgudur ve esasen Mahkememizin yerleşik kararları da bu doğrultudadır.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile davacının özlük dosyasının incelenmesi neticesinde;
Davacının, KKK. lığının 23.05.2001 gün ve PER:4313-23-01/Tay.D.Svl.Me.S. (178425) sayılı atama emri ile Edremit 19 ncu P. Tug. K.lığı 100 Yat. As. Hst. Baştabipliği, Anasteziyoloji ve Reanimasyon servisi hademe kadrosuna aday memur olarak atandığı, 04.06.2001 tarihinde kuruma katılarak bu görevine başladığı, 05.07.2001 tarihinde özürsüz olarak mesaiye geç gelmesi nedeniyle uyarı cezası ile, 04.10.2001 tarihinde görevine ilgisiz olması nedeniyle uyarma cezası ile, 05.12.2001 tarihinde mazeretsiz mesaiye geç gelmek nedeniyle uyarma cezası ile, 03.04.2002 tarihinde görev yerinde bulunmamaktan dolayı uyarma cezası ile cezalandırıldığı, 16.04.2002 tarihinde alışveriş yaptığı bir mağaza sahibinin şikayeti üzerine borcunu ödememenin devlet memurluğuna yakışmayacağı şeklinde yazılı olarak uyarıldığı, 06.05.2002 tarihinde görev yerinden izinsiz ayrılmaktan dolayı aylıktan kesme cezası ile cezalandırıldığı, davacının ev sahibi olan sivil şahsın 03.07.2002 tarihli dilekçesiyle Edremit Asker Hastanesi Baştabipliğine başvurarak davacının evinde kiracı olarak oturmakta iken kira, elektrik ve su parasını ödemeden ayrıldığını, toplam 480.000.000 TL. borcu olduğunu belirterek mağduriyetinin giderilmesini istemesi üzerine, bu konuda 08.07.2002 tarihinde yazılı olarak uyarıldığı, Edremit Mal Müdürlüğünün 30.07.2002 tarihli yazısıyla davacı hakkında yapılan icra takibi gereğince toplam 648.290.000 TL. Borcunun aylığından kesilmesinin istendiği, davacının göreve başladığı tarihten, ilişiğinin kesildiği tarihe kadar hiç takdirinin bulunmadığı verilen ceza kararlarından ve savunma istemi yazılarından aynı konularda davacının sözlü olarak da birçok kez uyarıldığının anlaşıldığı, davacının bir yıllık adaylık süresinin tamamlanmasından sonra 2002 yılı Haziran ayının başlarında düzenlenen sicil belgesinde, 1 ve 3 ncü sicil amirlerinin davacıyı yetersiz görüp olumsuz sicil notu takdir ettikleri, davacı hakkında olumsuz kanaatler belirttikleri, 2 nci sicil amirinin ise orta seviyede sicil notu takdir ettiği ve sicil notuna uygun kanaat belirttiği, davacının adaylık devresi sonunda yeterli sicil alamaması nedeniyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 56 ve 57 nci maddeleri gereğince 17.07.2002 tarih ve 2002/41 sayılı Bakanlık onayı ile memuriyet görevine son verildiği, karar gereğince 14.08.2002 tarihinde ilişiğinin kesildiği anlaşılmıştır. Yukarıda açıklandığı üzere bir yıllık adaylık süresi döneminde davacının çeşitli tarihlerde altı kez uyarıldığı bir kez aylıktan kesme cezası ile cezalandırıldığı yine savunma isteme yazılarından ve ceza kararlarından sözlü olarak da defalarca uyarıldığının anlaşıldığı, tüm bu uyarılara rağmen davacının durumunda değişme olmadığı görevine karşı ilgisiz ve kayıtsız kalmaya devam ettiği, bu somut olayların 1 ve 3 ncü sicil amirlerince olumsuz sicil düzenlenmesinin hukuki sebebini oluşturduğu, davacının sicil ortalamasının %60ın altında kaldığı, takdir edilen sicil notunun objektif kriterlere dayandığı, davacı vekilinin bu yöndeki iddia ve itirazların yersiz olduğu kanaatine varılmıştır.
Davacı vekilinin olumsuz sicilin yetkili sicil amiri tarafından düzenlenmediği şeklindeki iddiası da yerinde görülmemiştir. Bilindiği üzere 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 112 nci maddesinde devlet memurları hakkında sicil raporu vermeye yetkili sicil amirlerinin kimler olacağının çıkarılacak özel yönetmeliklerde belirleneceği ifade edilmiştir. Bu hükme istinaden çıkartılan MSB, Genkur Bşk.lığı Kuvvet Komutanlıkları Kh. Ve Bağlılarında Görevli Devlet Memurları için sicil düzenleyecek yetkili amirler hakkında Yönetmeliğin 5 nci maddesine göre devlet memuru hakkında sicil düzenleyecek olan 1 nci sicil amiri kuruluş bağlantısına göre hakkında sicil raporu düzenlenecek sivil memurun en az kısım amiri ve eşidi ile daha üst görev yerinde bulunan komutan ve amirlerdir. Aynı Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde de astsubayların devlet memuru hakkında sicil düzenleyebilmesi için memurdan bir üst derecede bulunması gerektiği belirtilmiş, subaylar için böyle bir koşul öngörülmemiştir.
Askeri Hastaneler Yönetim Yönergesinin (MY:33-1(A)) Birinci Bölüm İkinci Kısmında Hastane personelinin görev ve yetkileri belirlenmiştir. Davacının Edremit 100 Yat.As.Hst. Anasteziyoloji ve Reanimasyon servisine atandığı, dosyada başka bir birimde görevlendirildiğine dair bir bilgi ve belge bulunmadığı, görülmüştür. Davacı vekilinin dilekçesine göre ise bir yıl kadar genel cerrahi servisinde 2 ay kadar acil serviste görev yaptığı belirtilmiştir. Yönergenin birinci bölüm ikinci kısım 7 nci maddesine göre Genel Cerrahi Servisi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Servisi, Kadın Hastalıkları Servisi, Göz Servisi, Kulak Burun Boğaz Servisi, Üroloji Servisi ve Ortopedi Servislerinin tümü, Cerrahi hastalıkları Servisinin alt birimleri olarak belirlenmiştir. 15 nci maddenin (b-1) fıkrasında servis kıdemli hemşiresinin servis ve laboratuarın hemşirelik hizmetleri yönünden sorumlusu olan bir yüksek hemşire olduğu, serviste bulunan diğer hemşire ve hademelerin amiri olduğu belirtilmiştir. Davacı hakkında düzenlenen sicil belgesi incelendiğinde 1 nci sicil amiri olarak Cerrahi Hastalıkları Servisi Kıdemli. Hemşiresi olan Yüksek Hemşire Sağlık Yüzbaşı ......................nun sicil belgesini düzenlediği, bu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır.
Bir an için davacı vekilinin iddiaları doğru kabul edilerek davacının genel cerrahi bölümünde görev yaptığı kabul edilse dahi davacının 1 nci sicil amiri yine cerrahi hastalıkları servisi kıdemli hemşiresi olacaktır.
İkinci sicil amiri olarak 1 nci sicil amirinin ilk amiri durumunda olan Cerrahi Hastalıklar Servisi şefi (aynı zamanda baştabip yardımcısı) Tb.Yb. ....................in sicil belgesini doldurduğu, 3 ncü sicil amiri olacakta Hst. Baştabibi Tpb. Alb. ...................in sicil düzenlediği, davacı hakkında sicil düzenleyen tüm amirlerin Yönerge ve Yönetmelik hükümlerine göre yetkili amirler oldukları anlaşılmıştır. Sonuç itibariyle sicil düzenlemesi işleminde yetki ve şekil açısından her hangi bir sakatlık görülmemiştir.
Davacı vekilinin olumlu sicil alamama nedeniyle aday memuriyete son verilebilmesi için iki yıllık sürenin geçmesi bekleneceği, davacının henüz iki yıllık süreyi doldurmadığı yönündeki iddiası, yukarıda içerikleri açıklanan 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 54 ve 57 nci maddelerin ve Devlet Memurları Sicil Yönetmeliği 12 nci maddesinin açık hükümleri karşısında hukuki dayanaktan yoksundur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yasal dayanaktan yoksun olan DAVANIN REDDİNE (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy