(1076 S. K. m. 17) (926 S. K. m. 38) (657 S. K. m. 43) (5434 S. K. m. 16, 31, 41, 103, 100)
Davacılar vekili 29.08.2003 tarihinde AYİM kaydına geçen dava dilekçesinde özetle; davacıların eşi ve babası olan
..in binbaşı iken emekli olduğunu, emekli binbaşı maaşı alırken 30.08.1996 tarihinde yarbay rütbesine terfi ettiğini, daha sonra 16-24 Eylül 1996 tarihleri arasında seferberlik tatbikatında görevlendirildiğini ve terhis edildiğini, tatbikat sırasında kendisine yarbay aylığı ödendiğini, ancak bu aylık ödenirken emekli keseneği kesilmediğini, 22.09.1998 tarihinde vefat ettiğini, eşi ile kızına emekli dul ve yetim aylığı bağlandığını, davacıların 2003 yılı ilkbaharında bir vesile ile emekli aylığını yarbay rütbesi karşılığında almaları gerektiğini öğrenmeleri üzerine KKK.lığına başvurarak emeklilik keseneğinin kesilerek davalı kuruma yatırılmasını talep ettiklerini, ancak bu talebin KKK.lığı tarafından reddedildiğini, 5434 sayılı Kanun hükümleri gereğince intibak işleminin yapılarak emekli binbaşı statüsünden emekli yarbay statüsüne geçirilmesi gerektiğini, aksi yönde tesis edilen emekli aylığı intibakının yapılmaması ve yarbay rütbesine ilişkin emekli aylığının ödenmemesi işleminin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyası ile emeklilik sicil dosyasında yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde; davacılar yakını
.in kıdemli binbaşı rütbesinde Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapmakta iken kendi isteği ile emekliye ayrıldığı, 04.05.1987 tarihinde birliği ile ilişiğinin kesildiği, yedek statüsünde iken 30.08.1986 tarihinden geçerli olmak üzere yarbay rütbesine terfi ettirildiği, daha sonra seferberlik tatbikatı kapsamında silah altına alınıp yarbay rütbesi ile 16-24 Eylül 1996 tarihleri arasında Kırklareli 33 ncü Mknz. Tuğ. K.lığında Yıldırım Seferberlik tatbikatında görev aldığı ve terhis edildiği, tatbikat sırasında yarbay maaşı ödendiği ancak maaş ödenirken emekli sandığı kesintilerinin yapılmadığı, daha sonra 22.09.1998 yılında vefat etmesi üzerine emekli maaşının eşi ve kızı olan davacılara kaldığı, davacıların vekilleri aracılığı ile 9 günlük tatbikatta geçen hizmet süresi karşılığında ödenen aylık için Emekli Sandığına kesenek kesilmesi ve davalı kuruma yatırılması için 04.07.2003 tarihli dilekçe ile Kara Kuvvetleri Komutanlığına müracaat ettikleri, Kara Kuvvetleri Komutanlığının 20.08.2003 tarihli yazısıyla davacıların talebinin reddedildiği ve davacıların 29.08.2003 tarihinde iş bu davayı açtıkları anlaşılmaktadır.
Davacılar, yakınlarının yedekte yarbay rütbesine terfi ettirilip bu rütbede seferberlik tatbikatına katılmasına karşın emekli intibakının yapılmayarak yarbay rütbesine ait aylıklarının ödenmemesi işleminin iptalini talep etmektedirler. Bu konuda kesin işlem yapmaya yetkili makam Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü olmakla beraber, Emekli Sandığının bu işlemi yapabilmesi için emekli keseneklerinin kesilip, kurum hesabına yatırılması görevi ve yetkisi de ilgilinin birlik mutemetliğidir. Dolayısıyla kesin işlemin oluşmasında bir başka makamın iradesi gereklidir. Kural olarak çok aşamalı idari işlemlerde nihai işlemin oluşumu için gerekli olan diğer idare ya da makamların iradesi idari faaliyet açısından içsel niteliktedir ve bu işlemler dışsal hukuki etkiye sahip idari işlem olarak nitelendirilemez. Ancak açıklanan irade kişiler için tek taraflı ve doğrudan hukuki sonuçlar doğuruyorsa idari dava konusu olabilen bağısız bir idari işlemin varlığını kabul etmek gerekir. Sonuç itibariyle dava konusu nihai işlemin oluşumunda davalı Milli Savunma Bakanlığının da katkısı bulunduğundan (emeklilik kesenekleri kesip kuruma göndermemek) husumet mevkiinden çıkarılması talebi yerinde görülmemiştir.
Her ne kadar Başsavcılık düşüncesinde davacıların Emekli Sandığına bir müracaatları bulunmadığı, ortada dava konusu olabilecek kesin ve yürütülebilir bir işlem bulunmadığı belirtilerek görevli mercie tevdi kararı verilmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de; davacılara ödenen emekli maaşı halen emekli binbaşı maaşı olup, ortada emekli yarbay maaşı ödenmemesi seklinde kesin ve halen yürütülen ve her üç ayda bir tekrarlanan bir işlem söz konusudur. Emekli Sandığının davacılar yakınının yedekte yarbay statüsündeyken seferberlik tatbikatına katıldığına ilişkin bilgisinin bulunmaması, idarenin iç işleyişinden kaynaklanan bir sorun olup, bu durum dava açma hakkını, ortadan kaldırmaz. Bir an için Başsavcılık düşüncesine itibar edilerek ortada bir idari işlem bulunmadığı kabul edilecek olsa dahi, davalı Emekli Sandığı savunmasında açıkça davacıların taleplerini yerine getirmeyeceğini beyan ederek davanın esası hakkında savunma yapmıştır. Hal böyleyken görevli mercie tevdi kararı vermekte hiçbir hukuki fayda görülmediğinden, bu durumun yargılamanın uzamasından başka bir amaca hizmet etmeyeceği kanaatine varıldığından Başsavcılık düşüncesine itibar edilmemiştir.
Yasal mevzuatın incelenmesinden; 1076 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin (A) fıkrasının 4 ncü bendi ..... Binbaşı olmak ve binbaşıdan yukarı rütbelere çıkabilmek Harp Okulu tahsilini ikmal etmek ve muvazzaf subaylara mahsus Terfi Kanununda yazılı kayıt ve şartları ibraz etmekle meşruttur hükmünü amirdir.
Anılan Kanun hükmünün, yedek subayların barış zamanında silah altında geçmeyen sivil hayattaki müddetlerinin de hizmet sürelerinden sayılarak muvazzaf subaylar gibi terfi ettirileceklerini, dava konusu ile ilişkili olan bölümün ise binbaşıdan yukarı rütbelere çıkabilmek için Harp Okulu mezunu olmak ve muvazzaf subaylara mahsus Terfi Kanununda yazılı kayıt ve şartları yerine getirmekle söz konusu olabileceğini belirtmektedir. Türk Silahlı Kuvvetlerine mensup subayların rütbeleri, bekleme süreleri, nasıpları, rütbe terfi ve kademe ilerlemesi şartlarının 926 TSK Personel Kanununda düzenlendiği dikkate alındığında muvazzaf subaylara mahsus Terfi Kanununun 926 sayılı TSK Personel Kanunu olduğu ve 926 sayılı TSK Personel Kanununun 38 nci maddesi ise rütbe terfi şartları ve esaslarını gösterdiği anlaşılmaktadır.
Davacının P.Kd. Bnb olarak emekli olması, seferberlik tatbikatı nedeniyle tekrar hizmete çağrılması, yaptığı yeni hizmetin özlük haklarına yansıması ise 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununda düzenlenen esaslara göre belirlenmektedir. Kanunun 103 ncü maddesi aynen; Emekli, adı malullük veya vazife malullüğü aylığı alanlardan talim, manevra, seferberlik veya harp için silahaltına alınanlar hakkında aşağıdaki hükümler uygulanır. Aylıkları, rütbe aylıklarından az ise aradaki fark ilgili kurumlarınca ödenerek, rütbeleri aylıklarından kesenek alınır. b) Aylıkları, rütbeleri aylıklarından çok ise farkları Sandıkça ödenerek kurumlarca yalnız rütbeleri aylıklarından kesenek alınır. c) Er olarak silahaltına alınanlardan aylıkları kesilmez. (a) ve (b) fıkralarında yazılı olanların terhislerinde rütbeleri aylıkları üzerinden 100 ncü madde hükümleri uygulanır. hükmünü amirdir.
Anılan maddenin aynı Kanunun 100 ncü maddesine atıf yapması nedeniyle anılan 100 ncü madde metni incelendiğinde; Emekli, adi malullük veya vazife malullüğü aylığı almakta iken (Erlerle emeklilik hakkı şartı bağlı olanlar hariç) emeklilik hakki tanınan bir vazifeye tayin edilenlerin tekrar emekliye ayrılmalarını istemeleri veya emekliye sevk edilmeleri halinde kendilerine veya ölümlerinde dul ve yetimlerine eski ve yeni hizmetlerinin toplamı üzerinden ve bu kanun hükümleri dairesinde aylık bağlanır şeklinde düzenlendiği görülmektedir.
Yine aynı Kanunun emekli kesenekleriyle ilgili 16 ncı maddesi, 103 ncü maddesindeki düzenlemeye paralel olarak; Emeklilik kesenekleri kurumlarca aylık, ücret veya, ödeneklerin bordrolarında gösterilir ve bunların hak sahiplerine ödenmesi sırasında kesilir.
Aylık ücret veya ödeneklerin emanet hesaplarına alınması hak sahiplerine ödeme sayılır. Bunların 15 nci maddenin (g) fıkrasında yazılı haller dışında kanun veya hüküm ile veyahut idari, inzibati sebeplerle eksik verilmesi emekli keseneğinin eksik hesaplanmasını icabettirmez.
Talim ve manevra için rütbe ile silah altına alınan iştirakçilerden rütbeleri aylıkları, vazife aylık veya ücretlerinden fazla olanların istihkak farklarına ait emekli kesenekleri vazife aylık veya ücretlerinden kurumlarınca ve seferberlik ve harb için silah altına alınanlardan vazife aylık veya ücretleri rütbeleri aylıklarından fazla olanların istihkak farklarına ait emekli kesenekleri de, rütbeleri aylıklarını ödeyen kurumlarca kesilerek Sandığa gönderilir. hükmünü içermektedir.
Kanunun 31 nci maddesi; Fiili hizmet müddeti, iştirakçinin 30 ncu madde gereğince bu kanunla tanınan haklardan faydalanmaya başladığı tarihten itibaren tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği müddettir. Ay başlarından sonra vazifeden ayrılanlar için ayrıldıkları ayın tamamı fiili hizmet müddeti sayılır. ........ şeklinde tanımlanmıştır.
Aynı Kanunun 41 nci maddesi ise a) Emekli, adi malullük ve vazife malullüğü aylıklarının hesaplanmasında 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 43 ncü maddesinde yer alan gösterge tablosu ve Personel Kanunlarındaki ek gösterge esas alınır. b) Emekli, adi malullük ve vazife malullüğü aylıkları, (a) fıkrasına göre tespit edilen rakamların her yıl Bütçe Kanununda tespit edilen katsayı ile çarpılmasın sonunda bulunacak tutarın fiili ve itibari hizmet toplamı 25 yıl olanlara %75i 25 yıldan az olanlara her tam yıl için %1 eksiği, fazlası olanlara da her tam yıl için %1 fazlası üzerinden bağlanır. Fiili ve itibari hizmet toplamındaki ay kesirleri tam ay sayılır. Yıl kesirlerinin her ayı için emekli aylığı bağlanmasına esas aylık tutarının %1inin onikide biri emekli aylığına ayrıca eklenir.
Bağlanacak aylıkların toplamı, emekli ve adi malullük aylıklarında emekli aylığı bağlanmasına esas aylıklarının %100ünü geçemez. Vazife malullüğü aylıkları hakkında bu tahdit uygulanmaz şeklindedir. Davacının emeklilik sicil dosyasının tetkikinde silahaltında bulunduğu süre içinde emekli kesenek ve karşılığının alınmadığı anlaşılmıştır.
Uyuşmazlık konusunun, davacının yedeklikte yarbaylığa terfi ettirilmiş olmasının emeklilik yaşantısının bundan sonraki döneminde yarbaylık özlük haklarına hak kazandırıp kazandırmayacağı hususunda olduğu görülmektedir. Yukarıda belirtilen mevzuat ışığında; talim ve manevra, seferberlik ve harb için silah altına yeni rütbeleriyle çağrılan yükümlülerin bu silah altı statüleri devam ettiği müddetçe yeni rütbelerinin özlük hakları önceki vazifesindeki aylık ya da ücretlerinden yani silah altına alınmadan önceki aylığından fazla ise; istihkak farkları kurumlarınca ödeneceği ve emekli keseneğinin de kurumlarınca kesileceğine amirdir. Önceki aylıkları silahaltında bulundukları rütbenin aylıklarından az ise fark kurumunca ödenerek, emekli keseneği rütbeleri aylıkları üzerinden kurumunca kesilerek ödeneceğini düzenlemektedir. Talim manevra, seferberlik ya da harb hali sona erdiğinde de Kanunun 100 ncü maddesi uyarınca silahaltında sürdürülen hizmetin silah altına alınmadan önceki hizmet süresine ekleneceği ve yeni aylıkların bu suretle hesaplanacağı ancak her halükârda silah altına alınmadan önceki aylıklarından az olamayacağı anlaşılmaktadır.
Kanunun 31 nci maddesinde belirtilen fiili hizmet müddetine eklenecek hizmet hesabında; talim, manevra, seferberlik veya harb hali için silahaltında bulunulduğu süre içerisinde aylık veya karşılıkların önceki hizmet sürelerine ekleneceği belirtilmektedir. Bir diğer ifadeyle Kanunun 103 ncü maddesi son fıkrası, silah altında iken bulunulan rütbenin aylıkları göz önüne alınarak yapılacak keseneklerin 100 ncü madde gereğince silah altındaki hizmetten önceki bulunulan derece ve kademeye esas olan hizmet müddetine eklenmesini zorunlu kılmakta yoksa yeni rütbe üzerinden aylık verilmesi hususunu öngörmemektedir.
Davacının, katıldığı seferberlik tatbikatında 16-24 Eylül 1996 tarihleri arasında 9 gün süre ile Kırklareli 33 ncü Mknz. Tuğ. K.lığında Yıldırım Seferberlik tatbikatında görev yaptığı, bu süre içinde Yedek Yarbay rütbesi ile özlük haklarını aldığı, davalı kurum ise savunmasında, davacının Ekim 1996 ayı maaşını almadan görevi sona erdiğinden, yani yeni hizmeti, emekli kesenek ve karşılıklarının kesilme zamanı olan maaş (aylık) ödeme, alma ve kesenek gönderme gününü (ayın 15ini) kapsamaması nedeniyle de Kanunun 100 ncü maddesi gereğince eski hizmet süresine eklenebilmesine olanak bulunmadığı şeklinde olduğu görülmekte ise de; 5434 sayılı Kanunun yukarıda zikredilen 41 nci madde 2 nci fıkrası amir hükmü gereği olarak davacının seferberlik tatbikatında aldığı maaşından, emekli kesenek ve karşılıkların kesilmesi ile Kanunun 100 ncü maddesi gereğince seferberlik tatbikatında geçirilen hizmet süresinin eski hizmet süresine birleştirilmesi gerektiğinden kurum savunmasına itibar edilememiştir.
Ayrıca davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü gibi seferberlik tatbikatı nedeniyle yeniden silahaltında görev ifa etmiş olmasının terfi için 926 sayılı TSK. Personel Kanununda belirtilen rütbe bekleme süreleri göz önüne alınarak yeterli asgari sebep ve şartları ihtiva etmediği hususu bir yana, yukarıdaki açıklamalara göre silahaltı süresinde rütbeleri aylığından kesenek ve karşılıkların kesilmesi ve silah altından terhisleri halinde, yükümlülerin silah altında geçirdikleri hizmet sürelerinin 5434 sayılı Kanunun 16 ncı, 31 nci, 103, 100 ve 41 nci maddeleri gereğince silah altına alınmadan önceki hizmet süreleriyle birleştirilmeleri gerekeceği ve özlük hakları ve aylığının ise ortaya çıkan nihai hizmet süresine göre belirleneceği, diğer ifade ile davacının, silah altından terhisi üzerine emekliliğe esas rütbesi olan kıdemli binbaşılığa ait özlük haklarına esas olan hizmet süresine, seferberlik tatbikatında geçirdiği hizmet süresi eklenerek, oluşacak yeni hizmet süresi üzerinden belirlenecek maaşı alabileceği gerçeği karşısında, terhislerini müteakip yarbay rütbesinin özlük haklarını alabilmesinin hukuken mümkün bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacı hakkında tesis olunan işlemlerde idari işlemlerin unsurları bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığından,
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Emekli aylığı intibakının yapılmaması ve yarbay rütbesi karşılığı emekli aylığı ödenmemesi işleminin iptaline yönelik davanın REDDİNE,
KARŞI OY GEREKÇESİ
Emekli olduğu tarih itibariyle binbaşılıkta 2/3 oranında sicil almış olan davacının, davalı idarece diğer terfi şartlarını da taşıması nedeniyle yedekte yarbaylığa terfi ettirilmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmayıp, sorun yedekte terfi eden kişinin bu terfinin emekli aylığını etkileyip etkilemeyeceğinde düğümlenmektedir.
Kuskusuz, davacının yedekte iken seferberlik tatbikatına celbedilememiş olması halinde, salt yedekte yarbaylığa terfi etmesi, emekli aylığının değişmesini gerektirmeyecekti. Ancak 5434 sayılı Kanunun 103 ncü maddesinde de çok açık şekilde düzenlendiği üzere davacının seferberlik tatbikatı için yarbay rütbesiyle silahaltına alınması, davalı sandık açısından yeni bir iştirakçilik haline sebebiyet vermiştir ve aynı maddenin (a) bendinde öngörülen emekli keseneğinin, hem kurumdan hem de davacıdan tahsil edilerek sandığa yatırılması gerekmektedir. Davacının bu iştirakçilik hali yarbay rütbesiyle 9 gün sürmüş ve bu süre sonunda seferberlik tatbikatı sona erdiğinden, davacı yeniden terhise tabi tutulmuştur. Terhis sonrası davacının emeklilik aylığının ne olacağı sorusunun cevabı, yine 5434 Kanunun 103 ncü maddesinin son fıkrasında verilmiş olup, bu durumda olanların aynı Kanunun 100 ncü maddesi hükmünün uygulanacağı belirtilmiştir. Anılan 100 ncü madde ise, eski ve yeni hizmetler toplamı üzerinden bu kanun hükümleri dairesinde aylık bağlanacağı ifade edilmektedir. Bu halde, davacı emekliye ayrıldığı rütbe ile yeniden silahaltına alınsaydı, kuskusuz yeni emekli aylığının hesabında emeklilik hizmet süresi yönünden yeni bir hesaplama yapılacak, ancak yine de aynı (Bnb) rütbenin emekli aylığı (belki kademesi değişerek) bağlanacaktı. Oysa davacının seferberlik tatbikatı öncesinde yedekte yarbaylığa yükseltilmiş ve bu rütbesiyle ikinci kez silahaltına alınmıştır. Doğal olarak da 9 günlük bu görevine ilişkin aylığı yarbay rütbesi üzerinden tahakkuk ettirilmiş olup 5434 sayılı Kanunun öngördüğü emeklilik keseneğinin de bu rütbe üzerinden alınması gerekmektedir. Bu kesintinin yapılmasından itibaren, artik davacı 9 günlük fiili yarbaylık yapmış bir iştirakçi konumundadır.
5434 sayılı Kanunun 103 ncü maddesinin değişiklik gerekçesinde bu hususa açıklık getirilmediği gibi, meclis görüşmelerinde de konu sadece hizmet birleştirilmesi ve keseneklerin ödeneceği kurum bağlamında tartışılmış olduğundan hükmün yorumunda tutanaklara itibar etmek mümkün değildir. Ayrıca, meclis tutanaklarında bir vekilin madde hükmüne göre yeni görev aylığı üzerinden emekli aylığını iktisap bakımından sakınca olup olmadığı sorusuna, kanun hükmünün bunu engellemediği veya öngörmediği şeklinde değil, esasen emekli maaşlarına son çıkan bir kanun ile yükseltilmiş olduğundan bir mahzur yoktur şeklinde cevap verilmiştir. Yani, iştirakçinin son hizmetine göre aylık talep edebileceği öngörüsüne karşı verilen cevap, bunun mümkün olmadığı şeklinde değil, emekli aylıkları yenice artırıldığından (pratikte) bu sorunun yaşanmayacağı yönündedir.
Gerçekten de, nasıl 103 ncü maddenin a bendindeki ...aylıkları, rütbe aylıklarından az/çok ise... ibaresinde, ilk aylık kesilmesi eski (önceki) aylığını, rütbe aylığı ise yeni (sonraki) aylığını ifade ediyorsa, buna paralel bir şekilde son fıkradaki terhisinde rütbeleri aylıkları üzerinden ibaresinden de yeni ve son rütbe aylığı anlaşılmak gerekir.
Bu sebeple, nasıl ki 30 Ağustos tarihinde yarbay olduktan bir gün sonra 31 Ağustosta (seçim vs. gibi hemen emekliliğin kabulü gibi gereken bir durumda) emekli olan bir subay için, bu bir günlük yarbaylık süresi için kist esasına göre aylık tahakkuk ettirilip, bu aylık üzerinden de emekli keseneği kesildikten sonra, bu kişiye yasam boyu emekli yarbay aylığı ödenmesi gerekliyse; 9 gün fiili yarbaylık yapan (üniforma giyip, seferlik görevi ifa eden) ve bu rütbesi üzerinden aylık tahakkuk ettirilip, emekli keseneği alınması gereken davacılar yakınlarına da; bu görevinden terhis olmasının akabinde, sandıkça yarbay rütbesi üzerinden emekli aylığı ödenmesi hukuki bir zorunluluk bulunmaktadır. Diğer bir deyişle, bu 9 günlük sürede davacılar yakını, yeniden fiili iştirakçi olmuş ve sandığa prim ödedikten sonra ikinci kez emekli olmuş bir memur konumundadır. Bu bakımdan, davalı idarece tesis edilen işlem hukuka aykırılıkla sakatlanmıştır.
Aksinin kabulü halinde, meselâ harp için silahaltına alınıp uzun yıllar ve bilfiil savaştıktan sonra bir rütbeye terfi ederek emekliye sevk edilenlerin de yeni değil, eski ve ilk emekliye ayrıldıkları tarihteki rütbeleri üzerinden emekli aylığı almaya devam etmeleri sonucu ortaya çıkar ki hükmün tarihi ve gai yorumundan böyle bir anlam çıkarmak mümkün gözükmemektedir. Zira, emekli ve müstafi subayların harp, seferberlik gibi sebeplerle yeniden ordu hizmetine alınmaları halinde, terfi ettikleri rütbe aylıkları üzerinden emekli aylığı bağlanacağına ilişkin hükümler 1325 tarihli Askeri Tekaüd ve İstifa Kanunu (m.32,56,57) ile 1930 tarih ve 1683 sayılı Askeri ve Mülki Tekaüd Kanununda (m.18) da bulunmaktadır. Şu farkla ki bu kanunları takip ve ilga eden 1949 tarih ve 5434 sayılı Kanunun 103 ncü maddesi, talim ve manevra yönünden genişletilmiş ve paralelliğin sağlanması için 100 ncü maddeye yollamada bulunmuştur. Bu sebeple, talim, manevra, seferberlik veya harp için silah altına almanın kısa veya uzun süreli olmasından farklı sonuçlar çıkarılmaz.
Nitekim, AYİM 1 nci Dairesinin 09 Mart 1993 tarih 1993/85-166 sayılı içtihadında bu görüsü benimseyerek, 12 günlük bir tatbikata katılan ve Kanunda öngörülen diğer şartları taşıyan, yedekte yarbaylığa terfi etmiş bir davacının 5434 sayılı Kanunun 103 ncü maddesi gereğince yarbay rütbesi karşılığı emekli aylığı bağlanmaması işlemini oybirliği ile iptal etmiştir. Aynı kabul, AYİM 1 nci Dairesinin 22 Haziran 1999 gün ve 1999/144-651 sayılı ilamında da yer almıştır.
Bu itibarla 5434 sayılı Kanunun 103 ncü maddesinin son fıkrası hükmü gereğince, yedekte yarbay rütbesinde iken tatbikata katılan davacının yarbay rütbesi üzerinden aylık bağlanmaması işleminin hukuka aykırı olduğu kanaatinde olduğumdan bu yöndeki talebin reddi yönünde tecelli eden çoğunluk görüşüne katılmam mümkün olmamıştır. 09.06.2004 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy