(926 S. K. m. 33, 65, 137) (2709 S. K. m. 10, 128)
Davacı, 08 Ağustos 2003 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; 31 Ağustos 1997-19 Haziran 2003 tarihleri arasında yargılandığı Teşekkül Halinde Uyuşturucu Madde Kaçakçılığı ve Uyuşturucu Kaçakçılığı İçin Teşekkül Oluşturma suçundan beraat ettiğini ve beraat kararının Yargıtay ilamı ile onanarak 25 Temmuz 2003 tarihinde kesinleştiğini, tutuklulukta ve açıkta geçen döneme ait maaş farkı olan 1.320.000.000 TL. yi aldığını, ancak faizinin halen ödenmediğini, ayrıca 30.08.1998-Haziran 2003 tarihleri arasındaki rütbe kıdemliliği maaş farkının 926 sayılı Kanunun 33 ncü maddesi uyarınca ödenmediğini, anılan 33 ncü maddenin Anayasanın 2, 10 ve 38 nci maddelerine aykırı olduğunu, aykırılık iddiasının ciddi bulunması durumunda Anayasa Mahkemesi önüne götürülmesini ve tutuklulukta açıkta kaldığı döneme ait ödenen 1.320.000.000 TL. nin faizinin ve 30.08.1998-Haziran 2003 tarihleri arasındaki rütbe kıdemlilik özlük haklarının ödenmemesi işleminin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava ve özlük dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde; davacı hakkında Teşekkül Halinde Uyuşturucu Madde Kaçakçılığı ve Uyuşturucu Kaçakçılığı İçin Teşekkül Oluşturma suçlarından dolayı Van DGM Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 21.10.1997 tarih ve 1997/269-224 E.K.sayılı iddianamesiyle kamu davası açıldığı, yargılama sonucunda, Van Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından 22.10.2002 tarih ve E:2001/329, K:2002/133 sayılı kararı ile davacı hakkında beraat kararı verildiği, bu kararın Yargıtay tarafından 19.06.2003 tarihinde onandığı ve 25.07.2003 tarihinde karara kesinleşme şerhi konulduğu, bu kesinleşmiş beraat kararı üzerine davacının, kararın Yargıtay tarafından onanma tarihi olan 19 Haziran 2003 tarihi itibariyle 30.08.1998 tarihinden geçerli olmak üzere rütbe kıdemliliğinin onaylandığı, davacının açıkta ve tutuklulukta kaldığı 31 Ağustos 1997-19 Kasım 1998 tarihler arasındaki maaş farkının ödendiği ancak faizlerinin ödenmediği, 30.08.1998-19.06.2003 tarihleri arasına ait rütbe kıdemliliği nedeniyle maaş farkının ödenmediği davacının 01.08.2003 tarihli dilekçesi ile 31.08.1997-19.10.1997 tarihleri arasında tutuklulukta, 06.11.1997-19.11.1998 tarihleri arasında açıkta kaldığını belirterek noksan ödenen özlük haklarının hesaplanarak yasal faizi ile birlikte ödenmesini talep ettiği, davacının tutuklulukta ve açıkta kaldığı günlere ait maaş farkı olarak 1.320.000.000. TL. nin tahakkuk ettirilerek davacıya ödenmek üzere dûyundan talep edildiği, davacıya faiz verilmedigi anlaşılmaktadır.
926 sayılı TSK Personel Kanununun 65 nci maddesinde; hangi suçlardan dolayı personelin açığa alınacağı ve açığa alınan ve tutuklanan subay ve askeri memurlar hakkında hangi esaslara göre işlem tesis edileceği, açığa alınan ya da tutuklananların özlük haklarının nasıl verileceği belirtilmiştir. Ayrıca aynı maddenin (e) bendinde açıkta bulunanların, açığı kaldırılmış olup da henüz hükümleri kesinleşmemiş olanların terfi ve kademe ilerlemelerinin yapılmayacağı hüküm altına alınmıştır.
926 Sayılı TSK Personel Kanununun 65-f-2 maddesinde ise Açığa alınanlara açıkta kaldıkları sürece aylıklarının üçte ikisi, tutuklulara ise yarısı ayrıca ödenir. Ancak bu gibilerden haklarında kovuşturmaya yer olmadığına, mahkemenin menine, beraate, her ne sebeple olursa olsun kamu davasının düşmesine veya ortadan kaldırılmasına karar verilenlerin ödenmeyen veya noksan ödenen her türlü özlük hakları ödenir. hükmü bulunmaktadır.
926 sayılı Kanunun 33 ncü maddesinde ise; Muvazzaf subayların terfileri her yıl 30 Ağustos Zafer Bayramı günü yapılır. Kıdem alanlar, Kazai ve idari kararlarla nasıpları lehe düzeltilenler ile açığa alınmaları, tutuklanmaları, kısa süreli kaçma ve izin süresini geçirme hariç firar veya izin tecavüzünde bulunmaları nedeniyle terfi edemeyen ve rütbe kıdemliliği onanmayanlardan, haklarında kovuşturmaya yer olmadığına, muhakemenin menine, kamu davasının düşmesine yahut ortadan kaldırılmasına, beraatine, kısa hapis cezasına veya verilen cezanın teciline, tedbire veya para cezasına çevrilmesine karar verilenler hakkında, emsalleri terfi etmiş veya rütbe kıdemliliği onanmış olmak şartıyla yukarıdaki fıkra hükmü uygulanmaz. Ancak bu durumda olanların rütbe terfi ve rütbe kıdemlilikleri, hükmün kesinleşme tarihinden geçerli olarak yapılıp emsalleri tarihine götürülür. Bu şekilde yapılan terfi ve rütbe kıdemliliklerinde maaş farkı ödenmez. hükmü bulunmaktadır.
Somut olayda davacıya tutuklulukta ve açıkta kaldığı döneme ait maaş farklarının ödendiği, ancak bu farklarının yasal faizinin ödenmediği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, konusu bir miktar paranın ödenmesinden ibaret olan borçlardan, borcun doğduğu veya muaccel olduğu tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar kısa veya uzun bir süre geçmiş olabilir. İşte faiz borçlunun böyle bir süreden faydalanması dolayısıyla alacaklıya Kanun veya sözleşme gereğince ve bir oran dahilinde olmak üzere ödenmesi gerekli olan para miktarıdır. Faiz borcu hukuki mahiyeti itibarıyla feri bir borçtur. Faiz borcunun doğumu ve hatta kural olarak varlığı asil borcun doğumu ve varlığına bağlıdır. Faiz, alacağın bir bölümü olmayıp onun feri niteliğinde ve fakat ayrı bir alacaktır.
Davacının tutuklulukta ve açıkta kaldığı tarihten uzun bir süre sonra bu döneme ait maaş farkları ödenmiş, davacı alacağına geç kavuşmuş ayrıca alım gücünde azalma meydana gelmiştir. Bu nedenle davacıya faiz ödenmemesi hukuka aykırıdır.
926 sayılı TSK Personel Kanununun 137 nci maddesine göre subay ve astsubay aylıklarının rütbe, rütbedeki kıdem ve kademe esasına göre saptanacağı açıktır. Davacı aynı Kanunun 65 nci maddesi uyarınca tutuklulukta ve açıkta kaldığı için yargılaması devam ettiği süre içinde rütbe kıdemliliğini alamamıştır.
Anayasa Mahkemesinin yerleşik Kararlarında da belirttiği üzere; Hukukun temel ilkeleri arasında yer alan eşitlik ilkesine Anayasanın 10 ncu maddesinde yer verilmiştir. Buna göre yasa önünde eşitlik ilkesi hukuksal durumları aynı olan için söz konusudur. Bu ilkeyle eylemli değil hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı kişileri yasalar karsısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle aynı hukuki durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayni kurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin çiğnenmesi yasaklanmıştır.
Anayasanın 128 nci maddesinde ise aylık ve özlük haklarının statü kanunları ile düzenleneceği belirtilmiştir. Davacının yargılama süresinde rütbe, rütbedeki kıdem ve kademe esasına göre emsalleri ile ayni statüde olmadığından fiilen taşımadığı statüye ait aylığa müstahak olması hukuken mümkün değildir. Davacı Personel Kanununun 33 ncü maddesinin Anayasaya aykırı olduğunu ileri sürmüş ise de Anayasada eylemli değil hukuksal eşitliğinin öngörülmüş olması nedeniyle bu iddia ciddi görülmemiştir. TSK Personel Kanunun 33 ncü maddesi uyarınca beraat kararından sonra rütbesinin emsalleri tarihine getirilmesinden sonra rütbe kıdemlilik farkının ödenmesi mümkün değildir.
Davacının rütbe kıdemliliğinden kaynaklanan maaş farklarının ödenmemesinde hukuka aykırılık bulunmadığından bu talebin reddine, davacının tutuklulukta ve açıkta kaldığı süreye ait maaş farklarına yasal faiz ödenmemesi hukuka aykırı olduğundan iptaline karar verilmiştir. AYİM 1 nci Dairesinin 29.01.1999 tarih ve E.1999/58, K.1999/823 sayılı kararı da aynı doğrultudadır.
Yukarıda açıklanan nedenle;
1- Davacıya rütbe kıdemliliğine ilişkin özlük haklarının ödenmemesi işleminin iptali isteminin REDDİNE oybirliği ile,
2- Davacıya tutuklulukta ve açıkta kaldığı döneme ait maaş farkına yasal faiz ödenmemesi işleminin İPTALİNE, davacıya ödenen maaş farklarına ödenmesi gereken tarihten ödemenin yapıldığı tarihe kadar YASAL FAİZ YÜRÜTÜLMESİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy