(Hava Kuvvetleri Komutanlığı Uçuculuk Niteliği Yönergesi Bölüm 3, Kısım 1)
Davacı vekili, 01.11.2002 tarihinde AYİM kayıtlarına geçen dava dilekçesinde ve 13.11.2003 tarihinde yapılan duruşmadaki sözlü beyanlarında özetle; davacının 1994 yılında Hava Harp Okulundan pilot adayı olarak mezun olduğunu, pilotaj eğitimini tamamladıktan sonra 1995 yılında pilot olduğunu, 5 yıl süreyle Malatya 7 nci Ana Jet Üs K.lığında görev yaptığını, görevi süresince hiç uyarı almadığını, çok sayıda takdirname aldığını, iç güvenlik ve sınır ötesi görevlere katıldığını, uçuş emniyet takdirnamesi bulunduğunu, normal subay sicilleri ile uçuş sicillerinin mükemmel düzeyde olduğunu, 1 nci kategori uçucu niteliğini aldığını, başarılı uçuş safahatı nedeniyle İzmirde bulunan İkinci Ana jet Üs 122 nci Filo Komutanlığında bulunan Uçuş Okuluna uçucu yetiştiren öğretmen olarak atandığını, bu görevine Temmuz 2001 tarihinde katıldığını, 17.07.2002 tarihinde son görevinde Burhaniye güneyi yedi mil civarında yanında bulunan pilot adayına uçuş eğitimi yaptırdığı sırada, dağlık arazide yüksek gerilim destek hattına çarptığını, bu olayda hasarın yok denecek kadar az olduğunu, kazanın sebebinin alçak uçuş olarak gösterildiği, gerçekten emir ve yönergede yerden 5000 fitten daha alçak uçuş yapılmamasının belirtildiğini, ancak tüm pilotların uçuş cazibesi nedeniyle zaman zaman alçaktan uçtuğunu, davacının pilot adayını kıtaya hazırlamak için otuz saniye kadar alçaktan uçtuğunu, kazanın bu esnada meydana geldiğini, davacının bunun hata olduğunu kabul edip pişmanlık duyduğunu, alçak uçuşa çeşitli gerekçeler göstermek mümkün iken dürüst davranarak amirlerine doğruyu söylediğini, tüm uçuş safahatındaki tek hata olmasına rağmen doğrudan uçuştan çıkarılmasının hakkaniyetle bağdaşmadığını, davacıya verilen haritanın eski olduğunu, yüksek gerilim hattının belirtilmediğini, alçak uçuşun HKY 164-1 yönergesinde belirtilen eğitim uçuşlarından biri olduğunu, davacının uçuştan çıkarılmasında kamu yararı bulunmadığını, gerçekte alçak uçuş yapmayan pilot bulunmadığını, alçak uçuş yapan tüm pilotların uçuştan çıkarılması durumunda Hava Kuvvetlerinde pilot kalmayacağını, birçok pilotun kaza yaptığını, daha vahim kazalar olmasına rağmen birçoğunun uçuştan çıkarılmadıklarını, üst üste gelen birkaç uçak kazası nedeniyle davacının ibret olması düşüncesi ile ceza niteliğinde uçuştan çıkarıldığını, Uçuş Kıymetlendirme Kurulu raporunda davacının taktir ve ödüllerinin gösterilmediğini, kurul kararına yapılan itirazın Hava Kuvvetleri Komutanı yerine Hava Kuvvetleri Harekat Başkanı tarafından reddedildiğini, olumsuz uçuş sicilinin geçmiş uçuş safahati ile bağdaşmadığını, sicil düzenleyen birinci sicil üstünün 09.07.2002de göreve katıldığını, davacıyla 3 ay birlikte çalışmadan sicil düzenlediğini, önceki sicil amiri tarafından davacıya takdirname verildiğini, sonuç itibariyle uçuştan çıkarılma işleminin ve bunun dayanaklarından birini teşkil eden olumsuz uçuş sicilinin iptaline öncelikle yürütmenin durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacının Yürütmenin Durdurulması talebi AYİM 2 nci Dairesinin 13.11.2002 tarih 2002 /871 Esas sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Dosyada mevcut bilgi ve belgeler ile gizli belgelerin incelenmesinden; Davacının İzmir 2 nci Ana Jet Üs 122 nci Filo Komutanlığı Uçuş Okulunda uçuş jet öğretmeni olarak görevli olduğu ve 17 Temmuz 2002 tarihinde pilot adayı Tğm......................... ile birlikte S/S-1 görevini uygularken alçak uçuş profili gösterdiği sırada Burhaniye yakınlarında yüksek gerilim hattının kılavuz teline çarptığı ve Emercensi bildirerek Çiğli meydanına indiği, davacının emir ve kurallara aykırı hareketle 5000 feetin altında uçması sonucu enerji yüksek gerilim destek hattına çarparak uçağa zarar verip aynı zamanda kendisinin ve pilot adayının hayatını tehlikeye attığı gerekçesiyle hakkında sicil üstlerince uçuşu durdurularak 20.08.2002 tarihli mesaj emri ile Hv.K.K.lığı Uçuş Kıymetlendirme Kuruluna sevk edildiği, Uçuş Kıymetlendirme Kurulunun 27.08.2002 tarihli kararı ile davacının uçuştan çıkarılmasına karar verildiği, kararın 27.08.2002 tarihinde Hv.K.K.nı tarafından onaylandıktan sonra davacının uçuştan çıkarıldığı, davacının 06.09.2002 tarihli dilekçesi ile karara itiraz ettiği, itirazın incelenmesi sonucu Hava Kuvvetleri Komutanının 10.10.2002 tarihli onayı ile Özel Uçuş Kıymetlendirme Kurulunun toplanmasına gerek görülmeyerek davacının itirazının reddedildiği, kaza sonucu oluşan hasarın giderilmesi için malzeme ve işçilik gideri dahil toplam 24.345.807.000 TL. si harcandığı, uçağın kaza sonrası acil iniş sırasında meydan aydınlatma sistemine verdiği hasarın giderilmesi için de 144.8000.000 TL.si harcandığı anlaşılmıştır.
Hv.Eğt.K.lığı HEY (164-2) Pilotaj Eğitim Yönergesinde, davacının kaza sırasında ifa etmekte olduğu S/S-1 görevinin orta irtifadan (5000-7000 feet) uçulması gerektiği belirtilmiş olup ayrıca bu görev kapsamında alçak irtifa profil uçuşu gösterme görevi bulunmamaktadır. Diğer yandan, Hv.K.K.lığı Uçuculuk Niteliği Yönergesinde (HKY 21-1 (A)) uçucu ve uçuş ekibi statüsündeki personelin hangi koşullarda uçuş hizmetine devam edeceği, hangi koşullarda uçuşlarının durdurulup uçuş hizmetinden çıkarılabileceği ve bu konudaki yetki kademeleri ile yapılacak işlemler ayrıntılı olarak açıklanmış olup, söz konusu Yönergenin 4 ncü Bölüm 1 nci Kısım 1 nci Maddesi; Bir hava aracının kontrolünden veya yönetiminden sorumlu olan bir uçucu statüsü ne olursa olsun uçuş emniyeti için yayınlanmış emir ve yönergelerle saptanmış olan kesin hükümlere aykırı davranışı genel anlamda UÇUŞ DİSİPLİNSİZLİĞİ olarak tanımlanmış ve uçuş disiplinsizliği uçuştan çıkarılma nedenleri arasında sayılmıştır.
Yukarıdaki tespitlerden sonra, davacının yönerge ve talimatlara bilerek aykırı hareket ederek alçak uçuş yapması ve kazaya sebebiyet vermesi eyleminin bir uçuş disiplinsizliği olduğunda tereddüt bulunmamaktadır. Davacı da bu eyleminin bir hata olduğunu kabul etmektedir. İdare ile davacı arasındaki uyuşmazlık, tek bir hata nedeniyle uçuştan çıkarılma işleminde Kurulun taktir yetkisini objektif kullanıp kullanmadığıdır.
Öncelikle davacı hakkında karar veren uçuş kıymetlendirme kurulunun, Hava Kuvvetleri Komutanlığı Uçuculuk Niteliği Yönergesinin üçüncü bölüm birinci kısmında belirtilen hükümlere uygun olarak teşkil edildiği, toplanma ve karar alma sürecinde yönerge hükümlerine aykırılık bulunmadığı görülmektedir. Davacı vekili kurul kararına itirazın, Hava Kuvvetleri Komutanı tarafından değerlendirilmesi gerekirken Harekat Başkanı tarafından reddedildiğini ileri sürmüş ise de, İdare tarafından savunma ekinde gönderilen gizli belgelerin incelenmesinde davacının itirazının bir rapor halinde Hava Kuvvetleri Komutanına arz edildiği ve Hava Kuvvetleri Komutanının raporu inceleyerek 10.10.2002 tarihinde Özel Uçuş Kıymetlendirme Kurulunun toplanmasına gerek olmadığına karar verdiği, bu hususun yönerge hükümlerine göre Hava Kuvvetleri Komutanının taktir yetkisinde olduğu anlaşılmıştır. Yönerge hükümlerine göre kurula sevk edilen davacının kurulda savunma hakkını kullandığı dikkate alındığında, Kurul kararında taktirlerinin belirtilmemiş olmasının, davacının kendisini savunurken lehine olan tüm bilgi ve belgeleri kurula arz edebileceği göz önüne alındığında davanın esasına bir etkisi olmayacağı değerlendirilmiştir. Davacı itiraz dilekçesinde bu hususları belirtmiş, taktir ve başarı belgelerini eklemiş ancak itirazı reddedilmiştir.
Uçuş Kıymetlendirme Kurulu yıllardır uçuculuk yapan tecrübeli personelden oluşmaktadır. Kurul yönergede belirtilen usul ve kurallara göre teşkil etmiş ve karar vermiştir. Davacının eyleminin bir uçuş disiplinsizliği olduğunda kuşku bulunmamakta ve uçuş disiplinsizliği de uçuştan çıkarılma nedenleri arasında sayılmaktadır. Havacılıkta en küçük hata ve disiplinsizliğin çok büyük zararlara can ve mal kayıplarına neden olduğu bilinen bir gerçektir. Bu nedenle uçucu personelin disiplinsizliklerinin değerlendirilmesinde daha katı bir tutum sergilenmesi yapılan işin doğası gereğidir. Sonuç olarak davacının uçuş disiplinsizliği nedeniyle uçuculuk statüsünden çıkarılarak başka bir sınıfa geçirilmesinde taktir yetkisinin objektif olarak kullanıldığı, yapılan idari işlemin hukuka uygun olduğu kanaatine varılmıştır.
Davacı vekilinin uçuş sicilini düzenleyen 1 nci sicil amirinin olaydan sekiz gün önce birliğe katıldığı, henüz 3 aylık süre geçmeden davacı hakkında uçuş sicili düzenlendiği bu olumsuz sicilin gerçeği yansıtmadığı şeklindeki iddiaları, uçuş sicilinin düzenleme esaslarının normal subay sicilinden farklı olması, Yönergenin birinci bölüm 4/a maddesi ve dördüncü bölüm birinci kısım 4/ç maddesi maddesinde, Uçuş Kıymetlendirme Kuruluna sevk edilenler için uçuş sicili düzenleneceği hükümleri bulunduğundan ve bunun için bir süre de öngörülmediğinden ve verilen olumsuz sicil somut olaya dayandırılarak objektif kriterlere göre taktir edildiğinden yerinde görülmemiştir. Yine davacının benzer olaylarda, hatta daha vahim olaylarda bir çok pilotun uçuştan çıkarılmadığını, kendisinin üst üste gelen kazalar nedeniyle bardağı taşıran son damla olması göz önüne alınarak cezalandırıldığını iddia etmektedir. Her olayın kendi şartları içerisinde değerlendirileceği kuşkusuzdur. Davacının örnek olarak sunduğu belgeler incelendiğinde de, söz konusu kazaların meydana gelmesinde farklı sebepler bulunduğu, dava konusu olayla tıpatıp benzer olmadıkları görülmüştür. Davacı hakkında yapılan işlemde, takdir hakkının sübjektif kriterlerle kullanıldığı hususunda herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığından davanın reddi gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1. Yasal dayanaktan yoksun davanın REDDİNE (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy