(1602 S. K. m. 66) (3095 S. K. m. 1) (5434 S. K. m. 44, 45, 56) (657 S. K. m. 36, 55, 66, 72)
Davalı idare, 17 Temmuz 2003 tarihinde AYİM kaydına geçen karar düzeltmesi dilekçesinde özetle; davacının oğlunun ölümünün vazife sırasında ve vazifeden kaynaklanıp kaynaklanmadığına ilişkin yeterli bilgi ve belge bulunmadığını, aynı sebeple 3480 sayılı Kanun uyarınca tütün ikramiyesi ödenmesinin mümkün olmadığını, ayrıca 5434 sayılı Kanunda Sandıktan olan alacaklara faiz ödeneceğine dair herhangi bir hüküm bulunmadığı gibi her dönemin faiz miktarı farklı olduğundan dava tarihinden itibaren tamamen % 60 faiz ödenmesine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek AYİM 1 nci Dairesinin kararının düzeltilmesini talep etmiştir.
1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 66 ncı maddesine göre; Daireler ile Daireler Kurulunca verilen kararlar hakkında bir defaya mahsus olmak üzere, ilamın tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde;
a) Kararın esasına etkisi olan iddia ve itirazların, kararda karşılanmamış olması,
b) İlamda birbirine aykırı hükümlerin yer alması,
c) Kararın usul ve kanuna aykırı bulunması, sebepleriyle kararın düzeltilmesi istenebilir.
Düzeltilmesi istenen karar incelendiğinde, aylıklara dava tarihinden itibaren % 60 faiz ödenmesinin hüküm altına alındığı görülmektedir. Faiz, talep edilmesi halinde idari yargıda da mahkeme tarafından hüküm altına alınması gereken zarara bağlı ve ek bir borçtur. 04.12.1984 tarih ve 3095 sayılı Kanunun 1 nci maddesinde düzenlenen kanuni faiz oranı Bütçe Kanunlarıyla her yıl için yeniden belirlenmektedir. Buna göre yasal faiz oranları, 01 Ocak 2000 tarihinden 31 Aralık 2002 tarihinde kadar yüzde 60; 01 Ocak 2003 tarihinden 31 Mart 2003 tarihine kadar yüzde 55 ve 01 Nisan 2003 tarihinden bu güne kadar yüzde 30dur. Dolayısıyla, ilamda bu icaba uyulmayarak davalı idare aleyhine dava tarihinden itibaren ödeme tarihine kadar yüzde 60 faize hükmedilmesi, kararın düzeltilmesini gerektiren bir sebep olarak kabul edilmiştir. Bunun neticesinde, davalı idarenin kararın düzeltilmesi talebinin kısmen kabulü ile, AYİM 1 nci Dairesinin yukarıda belirtilen kararının ortadan kaldırılarak davanın yeniden görüşülüp karara bağlanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Dava dosyasının davanın esası yönünden incelenmesinde; davacının oğlu P.Er ...............nun K.T.B.K.Mhfz.Bl.K.lığı emrinde askerlik görevini yapmakta iken 05 Nisan 1996 günü 07.45 sıralarında Takım Komutanı odasında bulunan Takım Komutanına ait tabanca ile sol memesinin altından yaralandığı, o sırada karargahta bulunan kişilerce hastaneye götürüldügü, ancak kurtarılamayarak öldüğü, olayla ilgili olarak askeri savcılık tarafından yapılan soruşturma sonucunda ayni birlikte bulunan bir kısım sanıklar hakkında faili gayri muayyen şekilde adam öldürmek, bir kısım sanıklar hakkında ise cürüm delillerini yok etmek suçlarından K.T.B.K.lığı Askeri Mahkemesinde açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, 16 Mart 1998 gün ve E.1998/40, K.1998/62 sayılı hükümle, davacı oğlunun 35-40 cm. mesafeden yapılan atış sonucu öldüğü, olayın bir başkası tarafından tabancanın kasten veya kaza ile ateşlenmesi sonucu meydana geldiği, ancak faili gayri muayyen şekilde adam öldürmek suçundan yargılanan sanıkların eylemlerinin maddi ve manevi unsur yönünden oluşmadığından, cürüm delillerini yok etmek suçundan yargılanan sanıkların ise eylemlerinin manevi unsur yönünden oluşmadığı belirtilerek tüm sanıkların beraatlerine, ölüm olayının ölenin kendisi tarafından kasten gerçekleştirilmediği, kendisi veya başkası tarafından kazara yahut başkası tarafından kasten gerçekleştirilmesinin mümkün bulunduğu, bu durumda maddi vakanın ortaya çıkabilecek yeni delillerle aydınlatılması olayın sürekli soruşturulması için dava dosyasının Askeri Savcılığa iadesine karar verildiği, T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünden AYİM Savcılığı tarafından 29 Kasım 2000 tarihli ve sonrasında yazılan yazılar (altı ayrı yazı ) ile davacı hakkındaki işlem dosyasının istenildiği, yazılara verilen önceki cevaplar ve en son verilen 16 Aralık 2002 tarihli cevabi yazıda, davacının vazife malullüğü durumunun tetkiki amacıyla Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Savcılığına yazdıkları yazılarla ölüm olayına ilişkin soruşturma sonucunda alınacak kararın gönderilmesinin istenildiğinin ve anılan Askeri Savcılığın en son alınan 27 Temmuz 2002 tarihli yazılarında olaya ilişkin soruşturmanın devam ettiğinin bildirildiğinin belirtildiği, Bakırköy 9ncu Asliye Hukuk Mahkemesinin 26 Mayıs 1999 gün ve E.1999/157, K.1999/285 sayılı kararı ile davacının eşi ...................nun açtığı boşanma davasında şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanmalarına karar verildiği, nüfus kaydına göre davacının 02 Şubat 2000 tarihi itibariyle de dul olduğu, Bahçelievler Kaymakamlığı İlçe İdare Kurulunun 02 Aralık 1999 gün ve 1732 no.lu kararında, davacının 5434 Sayılı T.C.Emekli Sandığı Kanununun 108nci maddesi ve Medeni Kanun hükümlerine göre yapılan tahkikat sonucu Muhtaçlığına karar verildiği, davacı vekillerinin 1 Haziran 2002 tarihli dilekçe ile davalı kuruma başvurarak davacıya aylık bağlanması ve tütün ikramiyesi ödenmesi isteminde bulunulduğu, davalı kurumun 19 Haziran 2000 tarihli cevabi yazısında ölüm olayı ile ilgili Askeri Savcılık tarafından yapılan soruşturma sonucu alınan karar kendilerine ulaşması halinde durumun incelenebileceğinin belirtildiği anlaşılmıştır.
Malullük ve vazife malullüğü konuları 5434 sayılı Kanunun 44 ve 45 nci maddelerinde düzenlenmiştir. 5434 Sayılı Kanunun 44 ncü maddesine göre; her ne sebep ve suretle olursa olsun vücutlarında hasıl olan arızalar veya duçar oldukları tedavisi imkansız hastalıklar yüzünden vazifelerini yapamayacak duruma gelen iştirakçilere malul denir ve haklarında bu kanunun malullüğe ait hükümleri uygulanır. Vazife malullüğü konusunu düzenleyen aynı Kanunun 45 nci maddesinde de; 44 ncü maddede yazılı malullüğün iştirakçilerine yaptıkları sırada vazifelerinden doğmuş olması veya vazifeleri dışında kurumların verdiği herhangi bir kuruma ait başka işleri yaparken bu işlerden doğmuş olması halinde buna vazife malullüğü ve bunlara uğrayanlara da vazife malulü deneceği belirtilmiştir. Yine 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununun 56 ncı maddesi; Muvazzaf, yedek ve gönüllü erlerin silah altında bulundukları esnada veya celp ve terhislerinde (serbest sevkler dahil) sevkleri sırasında, Yedek Subay Okulu öğrencilerinin gerek okulda, gerek okuldan evvelki hazırlık kıtasında vazife malulü olmaları halinde, kendilerine öğrenim durumlarına göre, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 36 ncı maddesinde tespit edilen giriş derece ve kademe tutarlarının, daha önce Devlet Memuriyetinde bulunmuş olanlardan kazanılmış hak aylıkları veya emekli keseneğine esas aylıkları, sözü edilen giriş derece ve kademe tutarının üzerinde olanlara bu aylıkları emeklilik gösterge tablosunda karşılığı olan derece ve kademe tutarının, %80i üzerinden aylık bağlanır. Bu suretle bağlanacak aylıklarına, maluliyet derecelerine göre, 55 nci maddede gösterilen nispetlerde zam yapılır. hükmünü; ayni Kanunun 66 ncı maddesi; Dul ve yetim aylıkları; ... d) Erlerden 56 ncı maddede yazılı vazifeden doğma sebeplerle veya aynı sebeplerden doğan kaza ve yaralanmaları üzerine tedavi sırasında veya ameliyat yüzünden ölenlerin, ... Ölüm tarihinde bu kanuna göre aylığa müstahak dul ve yetimlerine bağlanır. hükmünü; yine aynı Kanunun 72/1 nci maddesi, ölen iştirakçilerin, iştirakçi bulunmayan dul ve muhtaç anaları ile iştirakçi olmayan ve ölüm tarihinde muhtaç ve 65 yaşını doldurmuş bulunan babalarına, Sandığa müracaat tarihini takip eden aybaşından itibaren aylık bağlanır. Muhtaç babalardan çalışarak geçimini sağlayamayacak derecede malul olanlar için yaş kaydı aranmaz. hükmünü amir bulunmaktadır.
Yukarıda belirtilen mevzuat doğrultusunda dava konusu vazife malulü dul aylığı ödenmemesi işlemi tekrar değerlendirildiğinde; davacının oğlunun ölüm olayı ile ilgili K.T.B.K.K.lığı Askeri Savcılığınca yapılmakta olan soruşturma devam etmekte ise de; olayın üzerinden beş yıla yakın bir süre geçtiği halde soruşturmanın sonuçlandırılamaması, K.T.B.K.K.lığı Askeri Mahkemesinin 16 Mart 1998 gün ve E.1998/40, K.1998/62 sayılı kararında davacının oğlunun intihar etmediğinin kesin olarak kabul edilmesi, davacının oğlunun askerlik görevi sırasında takım komutanı odasında tabancanın patlaması sonucunda ölmüş olması, ölüm olayının davacının oğlunun kusurundan kaynaklandığı yönünde herhangi bir delilin mevcut olmaması hususları birlikte dikkate alındığında, ölüm olayının 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu 56 ncı maddesi kapsamında vazife maluliyeti olarak kabulünün gerektiği ve aynı Kanununun 72/1 nci maddesi gereğince, oğlunun askerlik görevi sırasında vazife malulü olarak ölmesi olayından dolayı davacı anneye vazife malulü dul aylığı bağlanabilmesi için gerekli olan dul ve muhtaç olması şartlarının mevcut olduğu nüfus kaydi ve muhtaçlık belgesi ile kanıtlanmış bulunduğundan, davacıya vazife malullüğü dul aylığı bağlanmaması işleminin hukuka aykırı olduğu vicdani kanaatine varılmıştır.
Davacı vekillerinin tütün ikramiyesi ödenmemesi işleminin iptali istemi de bulunmakta ise de; uyuşmazlığın esasen vazifeden kaynaklanıp kaynaklanmadığı noktasında düğümlendiği, bu aşamada davalı Kurumca bu konuda kesin işlem tesis etmediği nedeniyle bu aşamada bir karar verilmesine gerek bulunmamıştır.
Bu açıklamalar karşısında, davalı kurumun esasa ilişkin itirazlarının yerinde olmadığı ve işlemin iptali yönündeki kararın düzeltilmesini gerektiren bir sebep bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Davalı idarenin kararın düzeltilmesine ilişkin talebi kısmen kabul ve kısmen reddedilmekle beraber, düzeltme hususunda davacının kusur ve haksızlığının söz konusu olmamasının yanı sıra, esasa ilişkin düzeltme sebeplerinin kabul görmemesinden dolayı yargılama giderlerinin davalı idareye yükletilmesi kararlaştırılmıştır. Yukarıda açıklanan sebeplerle;
1. Davalı idarenin kararın düzeltilmesi talebinin KABULÜ ile, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi 1 nci Dairesinin 15 Nisan 2003 gün ve Gensek No:2000/1312, Esas No:2000/986, Karar No:2003/530 sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2. Davacının vazife aylığı bağlanması talebinin reddine ilişkin işlemin hukuka aykırı olması sebebiyle İPTALİNE; davacıya ödenmesi gereken aylıklara dava tarihinden 31 Aralık 2002 tarihine kadar yüzde 60, 01 Ocak 2003 tarihinden 31 Mart 2003 tarihine kadar yüzde 55, 01 Nisan 2003 tarihinden ödeme tarihine kadar yüzde 30 yasal faiz ÖDENMESİNE,
KARŞI OY GEREKÇESİ
5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununun 56 ncı maddesinde, muvazzaf, yedek ve gönüllü erlerin silah altında bulundukları esnada veya celp ve terhislerinde (serbest sevkler dahil) sevkleri sırasında vazife malulü olmaları halinde kendilerine aylık bağlanacağı hüküm altına alınmıştır. Aynı Kanunun 45 nci maddesine göre, 44 ncü maddede belirtilen malullümün vazifeden veya isten dogması halinde buna vazife malullüğü, uğrayanlara da vazife malulü denir. Ancak, 48 nci maddede sayılan hal ve şartlardan kaynaklanan vazife malullükleri adi malullük olarak kabul edilecektir.
Görüldüğü üzere, vazife malullüğü için malullüğün vazife sırasında ortaya çıkması yetmemekte, aynı zamanda vazifeden veya işten doğması gerekmektedir. Somut olay, Girne Askeri Mahkemesinin 16.03.1998 tarihli kararında, ... müteveffa kendini kazara silahla oynarken vurmuş olabilir, bir başkası müteveffayı kasden ya da kazara vurmuş olabilir... şeklinde açıklanmıştır. Müteveffa, Tk. K. .....................nun odasında ve spora çıkarken dolabına aştığı tabanca ile vurulmuştur. Kendisi dış posta olduğu için içtima ve sabah sporundan muaf tutulmuş olup her zamanki gibi bölük binasında beklemektedir.
Kendisine verilmiş bir vazife bulunmamaktadır. Salt askerlik hizmetini ifa etmesi vazife hali kabul edilse bile, ateşli silahla vurulmasının vazifesinden kaynaklandığına dair hiçbir bulgu ve belirti yoktur. Kanunun 48 nci maddesinin anlamı, sayılan hal ve şartların varlığı halinde vazifeden doğsa bile artık maluliyetin vazife maluliyeti kabul edilemeyeceğidir; yoksa bu hal ve şartlar dışında vazife sırasında oluşan her adi malullüğün vazife maluliyeti kabul edilmesi demek değildir.
Hâl böyle olunca, malullüğünün vazifeden kaynaklandığına dair hiçbir delil bulunmayan olayda salt failin ve/veya sebebin meçhul kalmasından dolayı müteveffanın vazife malulü sayılmaması, dolayısıyla davacı anneye vazife malulü aylığı bağlanmaması işleminde hukuka aykırı bir hal bulunmamaktadır. Bu sebeple, kararın kaldırılarak esastan da düzeltilmesi gerektiği kanaatinde olunduğundan çoğunluk görüşüne iştirak edilmemiştir.
Bununla birlikte, hükmedilen faiz yönünden kararın düzeltilmesi gerektiği yönündeki çoğunluk görüşüne iştirak olunmuştur. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy