(926 S. K. m. 112) (211 S. K. m. 25) (Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliği m. 41, 42)
Davacının 05.06.2003 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; çeşitli nedenlerden dolayı astsubaylık mesleğini bırakmaya karar verdiğini, 02.06.2003 tarihinde bağlı bulunduğu 172 nci Tuğ.Ds.Kt.Komutanlığına istifasının kabulü hususunda sözlü olarak başvurduğunu, 15 yıllık mecburi hizmet yükümlülüğünün dolmaması sebebi ile isteminin sözlü olarak red edildiğini, TSK de sözleşmeli subay ve astsubay alımına başlandığını, sözleşmeli subay ve astsubaylara sözleşmenin bitimine müteakip ayrılabilme özgürlüğü tanındığını,sözleşmeli subay ve astsubayların maaş ve özlük hakları bakımından diğer subay ve astsubaylarla aynı haklara sahip olmasına rağmen TSK Personel Kanunun 112 nci maddesine tabi subay ve astsubaylara istifa hakkı tanınmamasının devletin eşitlik ve adalet ilkesine ters düştüğünü belirtmiş, istifasının kabulünü talep etmiştir.
AYİM Genel Sekreterliğinin 20.06.2003 tarih ve GENSEK: 2003/1188 İd.Ks.sayılı yazısı ile bir iptal isteminin olmaması, davanın konusu ve sebepleri ile dayandığı delillerin gösterilmemesi, yazılı bildirim şeklinde bir idari işlemin tesis edilmemiş olmasından dolayı idare ile ihtilaf yaratılmadan dava açılmış olması nedeniyle dilekçenin reddi hususunda karar verilmesi istemiyle dava dosyası daireye gönderilmiştir.
Dava dosyasındaki mevcut bilgi ve belgelerden davacının istifasının kabulü hususunda sözlü olarak bağlı bulunduğu birliğe müracaat ettiğini, müracaatının sözlü olarak red edildiğini beyan ettiği anlaşılmaktadır.
TSK İç Hizmet Kanunun 25 nci maddesinde; Her askerin resmi ve şahsi işlerinden dolayı müracaatının söz ve yazı ile en yakın amirinden başlayarak silsile yolu ile yapacağı, müracaatların takip ve tahkik ve bir karara bağlanarak müracaat sahibine en kısa zamanda mutlaka bildirileceği, İç Hizmet Yönetmenliğinin 41 nci maddesinde; her askerin resmi ve şahsi işlerinden dolayı müracaatının söz ve yazı ile en yakın amirinden başlayarak silsile yolu ile yapabileceği, yazılı müracaatların dilekçe ile yapılacağı, dilekçelerin iyi düşünülerek ve açık dille maksadı en iyi ifade edecek suretle kanun ve nizamlara uygun olarak yazılması gerektiği, ağızdan yapılan müracaatlarda da aynı kaidelere uygulayacağı, aynı yönetmeliğin 42 nci maddesinde; amirlerin sözlü veya yazı ile olan her türlü müracaatlarının sükûnet ve iyi kalplilikle dinleyerek inceleyecekleri, bunlardan uygun olanları kendi salahiyetleri içinde ise kendilerinin neticelendireceği, salahiyetleri dışındakileri icab ediyorsa kendi fikirlerini de yazarak en geç üç gün zarfında daha büyük makamlara göndereceği belirtilmiştir.
Yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri uyarınca asker kişilerin sözlü müracaatta bulunmaları mümkün bulunmaktadır. Doktrinde de idari işlemlerin kural olarak yazılı şekle tabi olduğu ancak sözlü idari yapılabileceği kabul edilmektedir. Zİdari işlem ve kararlar kural olarak yazılı şekle tabidir. Bir başka deyişle, idari işlem veya kararın özünü oluşturan iradenin yazılı bir biçimde maddi aleme yansıtılması gerekir. Ayrıca yazılı olarak yapılmış işlemlerin o işlemi yapan kamu görevlisince imza edilmiş olması, işlemin belgelendirilmesi bakımından zorunludur. Bununla beraber, istisnai hallerde idari işlem ve kararların sözlü yapılabilmesi ya da alınabilmesi de mümkündür. Örneğin kolluk mevzuatı acele hallerde sözlü karar alınabilmesini mümkün kılmaktadır. (Metin GÜNDAY, İdare Hukuku 7.Bası Ankara 2003 S.133 ).
Davacı istifa hususunda sözlü müracaat ettiğini, talebinin sözlü olarak red edildiğini iddia etmiş, dava dilekçe ve eklerinde bu hususun delillendirilmesine yönelik bir belgeye rastlanmamış, davacının talebi ve talebinin red edildiği hususu davacının somut iddiasından ibaret kalmıştır. İdari yargı tarafından denetlenebilecek, yargılamaya konu bir idari işlem bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
İdare tarafından tesis edilmiş idari bir işlem bulunmadığından DAVANIN REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy