(2629 S. K. m. 14, 19) (2330 S. K. m. 3) (2709 S. K. m. 10)
Davacılar vekili dilekçesinde özetle; Müvekkillerinin murisi Hv.Plt.Yzb. ...........................in 7 nci Ana Jet Üs Komutanlığı emrinde görevli iken 09 Ocak 2003 tarihinde bir askeri görevin yerine getirildiği uçuş esnasında uçağının düşmesi sonucu şehit olduğunu, geriye eşi Özlem, kızı Simge ve oğlu Ardanın kaldığını, bu olay nedeniyle geri kalanlara 2629 sayılı Yasanın 14 ncü maddesi hükümlerine göre kanuni hak sahiplerine hisselerine göre şehitlik tazminatı ödendiğini, oysa şahadet olayının askeri bir görevin yerine getirilmesi esnasında meydana geldiğini, bu tür bir görevin de ülkenin savunulması ve güvenliğinin sağlanmasına yönelik bulunduğundan 2330 sayılı Yasanın 3 ncü maddesi hükümlerine göre en yüksek devlet memuru brüt aylığının (ek gösterge dahil ) 100 katı tutarındaki tazminatın geri kalan mirasçıları ile diğer kanuni hak sahiplerine hisselerine göre ödenmesi gerektiğini, müvekkillerine 100 kat tazminat yerine 2629 sayılı Yasanın 14 ncü maddesine göre kıstas aylığının 60 katı tazminat (şehitlik) ödenmesine ilişkin maddenin açıkça Anayasaya aykırı olduğunu belirterek 2330 sayılı Yasaya göre nakdi tazminat ödenmemesine dair işlemin iptali ile 2629 sayılı Yasanın 14 ncü maddesinin Anayasaya aykırı olduğunu ve iptal edilmesi için dosyanın Anayasa Mahkemesine gönderilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyası incelendiğinde; davacıların yakını Hv.Plt.Yzb. ...........................in 7 nci Ana Jet Üs Komutanlığı (Erhaç/MALATYA) emrinde görevli iken 09 Ocak 2003 tarihinde uçuş esnasında uçağının düşmesi sonucu vefat ettiği, olay sebebiyle müteveffanın kanuni mirasçılarına 2629 sayılı Kanuna göre nakdi tazminat ödeme yapıldığı, davacıların vekil aracılığıyla kendilerine 2330 sayılı Kanunun 3 ncü maddesi gereğince kıstas aylığın 100 kati tutarında tazminat ödenmesi için 22 Nisan 2003 tarihinde MSB lığına müracaatta bulunduğu, bu başvurunun MSB lığının 03 Mayıs 2003 tarih ve HUK.MÜS.DAV.:Müt-03-821 sayılı yazısı ile reddi üzerine 26 Mayıs 2003 tarihinde işlemin iptali için bu davanın açıldığı görülmektedir.
3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 21 nci maddesi; Memur ve kamu görevlilerinden yurtiçinde ve yurtdışında görevlerini ifa ederlerken veya sıfatları kalkmış olsa bile bu görevlerini yapmalarından dolayı terör eylemlerine muhatap olarak yaralanan, sakatlanan, ölen veya öldürülenler hakkında 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanır.
a. Malul olanlarla, ölenlerin aylığa müstahak dul ve yetimlerine bağlanacak aylığın toplam tutarı, bunların görevde olan emsallerinin almakta oldukları aylıklardan; emekli olanların öldürülmeleri halinde ise, dul ve yetimlerine bağlanacak aylığı toplam tutarı ve Kanuna göre kendisine bağlanabilecek emekli aylığından az olamaz. Yasamak için gereken hareketleri yapamayacak ve başkasının yardım ve desteğine muhtaç olacak derecede malul olanlar ile ölenlerin dul ve yetimlerine en yüksek devlet memuru aylığı üzerinden, diğerlerine mevcut aylıkları üzerinden, 30 yıl hizmet yapmış gibi emekli ikramiyesi ödenir. Bu net hükümlerine göre ilgililere fazla olarak yapılan ödemeler, faturası karşılığı ilgili sosyal güvenlik kuruluşlarınca Hazineden tahsil edilir.
b. Yurt içinde (...) kamu konutlarından yararlanmakta iken ölenlerin aylığa müstahak dul ve yetimleri (...) bir yıl süreyle kamu konutlarından yararlanmaya devam ederler. Bu süre sonunda kamu konutlarından çıkacaklar ile kamu konutlarından yararlanmayanların (...) istekleri halinde ikametgah olarak kullanacakları yurt içindeki taşınmazın kira bedeli on yıl süreyle Devletçe karşılanır... hükmünü taşımaktadır. Nakdi tazminatın ödenme usul ve esasları, 2330 Sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun ile Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Yönetmelikte düzenlenmiştir.
03.11.1980 tarih ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanunun Amaç başlığı altındaki 1 nci maddesinde, bu kanunun amacı; Barışta güven ve asayişi korumak, kaçakçılığı men, takip ve tahkikle görevli olanların bu görevlerinden dolayı ya da görevleri sona ermiş olsa bile yaptıkları hizmet nedeniyle derhal veya bu yüzden maruz kaldıkları yaralanma veya hastalık sonucu ölmeleri veya sakat kalmaları halinde ödenecek nakdi tazminat ile birlikte bağlanacak aylığın ve bu yüzden yaralanmaları halinde ödenecek nakdi tazminatın esas ve yöntemlerinin düzenlenmesidir. şeklinde belirtilmiştir. Kanununun 2 nci maddesinde ise, iç güvenlik ve asayişin korunması veya kaçakçılığı men, takip ve tahkikle görevlendirilen personelle kimlerin amaçlandığına açıklık getirilerek kanun kapsamında bulunan personel sayılmıştır.
Aynı Kanunun 10 ncu maddesinin 1 nci fıkrasında, Kanuna göre verilecek Nakdi Tazminatların ödeme şekli ile 3 ncü maddenin (b) bendi uyarınca ödenecek tazminatların tutarları ile bu kanunla ilgili diğer hususların hazırlanacak bir yönetmelikte düzenleneceği öngörülmüştür.
Kanun uyarınca düzenlenen Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Yönetmelik,18 Ocak 1993 gün ve 21469 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe konulmuş; Bakanlar Kurulunun 13 Şubat 1996 gün ve 22553 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 9 Ocak 1996 tarih ve 96/7821 sayılı kararıyla da bazı maddeleri değiştirilmiştir.
Yönetmeliğin 1 nci maddesi; Bu Yönetmeliğin amacı; 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun ile 2453 sayılı Yurt Dışında Görevli Personele Nakdi Tazminat Verilmesi ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun, 2566 sayılı Bazı Kamu Görevlilerine Nakdi Tazminat Verilmesi ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun, 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu, 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu, 3497 sayılı Kara Sınırlarının Korunması ve Güvenliği Hakkında Kanun ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununda belirtilen hallerde ölen, yaralanan ve sakat kalanlara, bu kanunlara göre nakdi tazminat verilmesi, aylık bağlanması ve yapılacak diğer yardımların esas ve usullerinin düzenlenmesidir. hükmünü amirdir.
Kapsamla ilgili 2 nci maddede, iç güvenlik ve asayişin korunması ile kaçakçılığın men, takip ve tahkiki konularında görevlendirilen personel sayılmakta, bu görev ve yardımlardan dolayı veya görev ve yardımları sona ermiş olsa bile yaptıkları bu görev ve yardımları nedeniyle ya da Devlet güçlerini sindirme amacına yönelik saldırı sonucu, derhal veya bu yüzden maruz kaldıkları yaralanma ve hastalık sonucu ölmeleri halinde hak sahiplerine verilecek Nakdi Tazminat ile bağlanacak aylığın, sakat kalmaları halinde kendilerine verilecek nakdi tazminatın esaslarını kapsayacağı açıklanmıştır.
2629 sayılı Uçucu, Paraşüt, Denizaltı, Dalgıç ve Kurbağa Adam hizmetleri Tazminatı Kanunu Ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Kanununda Değişiklik yapılması Hakkında Kanunun 19 ncu maddesi ise; Bu Kanun kapsamına girenlerden 3/11/1980 tarih ve 2330 sayılı Kanun hükümlerine göre görev yaparken bu Kanunun 13 ncü maddesindeki faaliyetlerden dolayı şehit olanlar veya sakatlananlar 14 ncü maddeye göre şehitlik ve sakatlık tazminatı alırlar, ayrıca 2330 sayılı Kanundan yararlanamazlar hükmünü amirdir.
2629 sayılı Kanunun 13/d bendinde de; Hangi meslek ve sınıfta olursa olsun; vazifeli olarak askerî uçak veya askerî maksatla kullanılan uçak ve denizaltıda bulunan askerî personel ile bir askerî hizmetin ifası için bu vasıtalarda bulunanlar uçak veya denizaltıda bulundukları esnada veya paraşütle atlayış faaliyetlerinden, şehit olan veya sakat kalanlara bu Kanun hükümlerine göre tazminat verilir. hükmü düzenlenmektedir.
2629 sayılı Kanunun 19 ncu maddesinin gerekçesinde de, aynen; 19 ncu maddede aynı olay nedeniyle aynı zamanda 3.11.1980 tarih ve 2330 sayılı Kanun kapsamına girebilecek personele çift tazminat verilmesi önlenmek istenmiştir. Örneğin bir asayiş olayında görev alan helikopterdeki görevlinin bu nedenle şehit olması, sakatlanması veya yaralanması halinde bu durumdan dolayı tek tazminat alması için madde düzenlenmiştir. denilmektedir.
Tazminat istenen ölüm olayının, terör eylemine muhatap olunmak suretiyle veya barışta güvenlik ve asayişi korumak, kaçakçılığı men, takip ve tahrik ile görevlerinin ifası esnasında değil, olağan bir uçuş görevi yerine getirilirken meydana geldiği konusunda ihtilaf yoktur. Çözümü gereken uyuşmazlık, dava konusu olay sebebiyle 2330 sayılı veya 2629 sayılı Kanunlardan birinin tatbiki ile yapılacak ödemenin eşitlik ilkesini ihlal edip etmediği, dolayısıyla Anayasaya aykırılık iddiasının ciddi bulunup bulunmadığı hususuna ilişkindir.
Yukarıda sözü edilen mevzuat hükümleri birlikte karsılaştırıldığında, bir kamu görevlisinin her ne surette olursa olsun görevinden dolayı terör eylemine muhatap olması halinde 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu; barışta güvenlik ve asayişi korumak, kaçakçılığı men, takip ve tahkik görevlerine bağlı olarak sakatlanması veya ölmesi halinde 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun ile Yönetmelik; bunların dışında salt uçuş, paraşüt, denizaltı, dalgıç ve kurbağa adam hizmetleri dolayısıyla zarar görmesi halinde ise 2629 sayılı Kanun kapsamında değerlendirme yapılacağı ortaya çıkmaktadır. Bu düzenlemelerde, davacının ileri sürdüğü gibi hizmette kullanılan araç ve taşıtın değil, görülen hizmetin mahiyetinin ve özelliklerinin esas alındığı, söz gelimi uçuş, denizaltı, dalgıç, paraşüt, ve kurbağa adam hizmetlerinde mesleki riskten dolayı tazminatın öngörüldüğü görülmektedir. Basite indirgersek; bir pilotun ölümü veya sakatlığının bir gösteri uçuşu esnasında helikopterin arızalanarak düşmesinden dolayı gerçekleşmesi halinde 2629 sayılı Kanunun tatbiki söz konusu iken, arıza veya kaza OHAL bölgesinde güvenliğin temini için devriye hizmeti yapılırken gerçekleştiği takdirde 2330 sayılı Kanuna, buna karşılık helikopterin terör eylemi sonucu düşürülmesi durumunda 3713 sayılı Kanuna göre tazminat ödenmesi gerekmektedir. Bu misale göre, ilk halde, yani yük nakli gibi olağan bir hizmet ifa etmekte iken devrilen bir askeri aracın personeli hakkında söz konusu Kanunlardan hiç biri uygulanamayacak; ancak genel hükümler uyarınca tazminat istenebilecektir.
Bu açıklamalar karşısında, yukarıda belirtilen mevzuat çerçevesinde ilgililere farklı tazminat ödemesi yapılmasının, hizmetin mahiyetinden ve görevinden kaynaklandığı ortadadır. Diğer bir deyişle, Kanun koyucu, hizmetin konusu ve niteliğine göre, farklı tazminat miktarlarını öngören ayrı düzenlemeler takdir etmiştir. Bu düzenlemelerden dolayı, farklı durum ve statüdekilerin ayrı hüküm ve sonuçlara tabi olmasında, Anayasanın 10 ncu maddesinde kayıtlanan Eşitlik ilkesine aykırı bir hal bulunmamaktadır. Zira, bilindiği üzere, Eşitlik ilkesi, hukuki durumları aynı olanlar için söz konusudur. Eşitlik ilkesinden murad, fiili değil, hukuki eşitlik olup amaç, kişilerin kanun karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayrım yapılmasını ve ayrıcalık yapılmasını önlemektir. Bu sebeple, ilgililere kıstas aylığın 60 kati tutarında tazminat ödenmesini öngören 2629 sayılı Kanunun 14 ncü maddesi hükmünün, eşitlik ilkesini ihlal ettiğini ileri sürmek mümkün değildir.
Dolayısıyla, davacının ciddi bulunmayan Anayasaya aykırılık iddiasının ve buna bağlı olarak anılan hükmün iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması talebinin reddi gerekmiştir.
Buna göre, davacıların yakınının olağan bir uçuş görevi sırasında düşmesi sonucu ölümü olayında, 2330 sayılı Kanun kapsamında barışta asayiş ve güvenliği koruma, kaçakçılığı men, takip ve tahkik etme veya 3713 sayılı Kanun çerçevesinde bir terör eylemine muhatap olma halleri bulunmakta; doğrudan doğruya 2629 sayılı Kanun uyarınca bir hizmet icra edilmektedir. Bu hizmetin ifasındaki riskin yüksekliğinden ötürü de, özel bir düzenleme ile doğan zararın tazmini cihetine gidilmiştir.
Diğer taraftan, 2629 sayılı Kanunun 19 ncu maddesinin son cümlesinde, bu Kanun kapsamında bulunanların 2330 sayılı Kanundan yararlanamayacakları hüküm altına alınmıştır ki, maddenin gerekçesinde de belirtildiği üzere, amaç, ayni olay sebebiyle her iki Kanunun uygulanabileceği hallerde personele çift tazminat verilmesini önlemektedir. Gerekçede aynen işaret edildiği gibi, örneğin, bir asayiş olayında görev alan helikopterdeki görevlinin bu nedenle şehit olması sakatlanması veya yararlanması halinde bu durumdan dolayı tek tazminat alınması için madde düzenlenmiştir.
Hal böyle olunca, olay sebebiyle 2629 sayılı Kanun gereğince kıstas aylığın 60 kati tutarında nakdi tazminat ödenen davacılara, 2330 sayılı Kanunun 3 ncü maddesinde brüt aylığın 100 kati tutarında nakdi tazminatın öngörülmesinden dolayı, davalı idarece aradaki farkın verilmemesi işleminde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1. Davacının, ciddi bulunmayan 2629 sayılı Uçucu, Paraşüt, Dalgıç ve Kurbağa Adam Hizmetleri Tazminatı Kanununun 14 ncü maddesi hükmünün Anayasaya aykırılık iddiasının ve hükmün iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması talebinin REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy