(3269 S. K. m. 16) (375 S. KHK. m. 28)
Davacının 24.10.2003 tarihinde Nazilli Asliye Hukuk Mahkemesi kayıtlarına, 31.01.2003 tarihinde AYİM kayıtlarına geçen dava dilekçesinde özetle; sözleşmesini uzatmaması nedeniyle 10.01.2003 tarihinde birliğinden ilişiğinin kesildiğini, OHAL Bölgesinde görev yapması nedeniyle almakta olduğu ek tazminatın ikramiye hesabına katılmadığını, ikramiyesinin 5.472.000.000.TL. eksik ödendiğini belirterek noksan ödenen ikramiye farkının 10.01.2003 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyasında bulunun bilgi ve belgelerin incelenmesinden; Davacının 10.01.1994 tarihinde 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu kapsamında uzman erbaş olarak göreve başladığı, Tunceli Hozat 51 nci İç Güvenlik Tugay Muhabere Bölük Komutanlığı emrinde görevli bulunduğu sırada sözleşmesini uzatmak istemediği, 10.01.2003 tarihinde sözleşmesinin fesh edilerek terhis edildiği, ikramiye hesabında OHAL tazminatının dikkate alınmadığı, davacının süresi içerisinde dava açtığı anlaşılmıştır.
Davada sorun, 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunun 16 ncı maddesinin değişik 2 nci fıkrasındaki ...kendi kusurları olmaksızın hizmet sürelerinin uzatılmaması sebebiyle veya sözleşme süresini bitirip ayrılanlara, ayrıldıkları tarihte almakta oldukları net maaşları tutarının (bütün ödemeler dahil) iki katinin hizmet yılları toplamı ile çarpımından bulunacak miktarda ikramiye verilir... hükmünün ne şekilde yorumlanacağında düğümlenmektedir. Davalı idarenin, OHAL bölgesinde sözleşmeli olduğu dönem boyunca görev yapan Davacının ikramiyesinin hesaplanmasında, evvelce almakta olduğu Ek Tazminatları (OHAL Tazminatı) dikkate almamak suretiyle, davacıya eksik ikramiye tahakkuk ettirdiği dosya kapsamında anlaşılmaktadır.
Davalı idarece ikramiye hesabına dahil edilmeyen tazminatları iki grupta mütalaa etmek mümkündür: Bunlardan birincisi, başlangıçta 285 Sayılı KHK. nin 5 nci maddesi ile düzenlenmiş olan (287 Sayılı KHK. ile ve 28.7.1987 tarih ve 19531 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 87/11989 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile de bu tazminatın uygulama şekline açıklık getirilmiştir.), akabinde 375 sayılı KHK. nin 28 nci maddesi ile değiştirilen ve nihayet 2.12.1993 tarih ve 3920 sayılı kanunla yeniden düzenlenen (375 sayılı KHK. nin değişik 28/B maddesi olarak son şeklini almıştır.) ve OHAL Tazminatı olarak adlandırılan tazminattır. Bu tazminat, OHAL bölgesi ve mücavir iller ile İçişleri Bakanlığının görüşü ve Maliye Bakanlığının teklifi üzerine Başbakan onayı ile belirlenecek diğer illerde görevli olan tüm kamu görevlilerine, ilgili bakanlıkların talebi ve Maliye Bakanlığının teklifi üzerine Başbakan onayı ile tespit edilecek esaslara göre aylık olarak ödenecektir. Nitekim, 15.1.1994 tarihinde yürürlüğe giren 7.1.1994 gün ve SAYI. B.07.0.BMK.021.117020.900 Sayılı Başbakanlık OLURu ile, bu tazminatın ödeme usul, şekil ve esasları kapsamlı bir biçimde saptanmış bulunmaktadır.
Bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere, OHAL tazminatı, kapsama dahil tüm kamu görevlilerine bölgede bulunulan süre zarfında düzenli bir biçimde aylık olarak ve eşit şekilde, saptanan tutarda ödenmekteyken; operasyon tazminatı, ancak belli özel görevleri ifa eden kamu görevlilerine, fiilen ifa edilen bu özel görev süresi ile sınırlı ve orantılı bir biçimde ödenebilmektedir. Diğer bir deyişle, operasyon tazminatında süreklilik değil, arızalık söz konusudur. Oysa OHAL tazminatında süreklilik esastır. Bu iki tazminatın mahiyetini dikkate alan Kurulumuz, 3269 sayılı Kanunun 16 ncı maddesine göre yapılacak ikramiye ödenmesinde ayrıldıkları tarihte almakta oldukları net maaşları tutarına OHAL tazminatın dahil edilmesi gerektiği, buna mukabil süreklilik unsuru taşımayan operasyon tazminatın ise hesaplamaya katılamayacağı kanaatine ulaşmıştır.
OHAL bölgesinde görev yapan kamu görevlilerine bu hizmetin getirdiği genel tehlike, risk ve güçlükler nedeniyle ödenen OHAL tazminatının ikramiye hesabında göz önüne alınmayarak, güçlük, tehlike ve riskin söz konusu olmadığı OHAL bölgesi dışında görev yapan bir personele göre ikramiye hesaplanması halinde hakkaniyet ve eşitlik ilkeleri ihlal edilmiş olacaktır. Böylesine bir yoruma bizzat 3269 Sayılı Kanunun 16 ncı maddesindeki ...ayrıldıkları tarihte almakta oldukları net maaşları tutarının (bütün ödemeler dahil) iki katı... ibaresi engel teşkil etmektedir. Yasa koyucu eğer salt ülke çapındaki tüm uzman erbaşlara eşit şekilde ikramiye ödenmesini öngörüp amaçlasaydı, bu takdirde net maaş tabirine bütün ödemelerin dahil edilmesine ilişkin özel açıklamayı ilave etmezdi. Gerçekte ise yasa koyucunun amacı, yapılan işin veya ifa edilen görevin ya da görev yerinin özellikleri ile konumu gözetilerek, uzman erbaşlara ödenen aylıkların ikramiye hesabına da aynen yansıtılmasından ibaret bulunmaktadır. OHAL bölgesinde görev yapan bir uzman erbaşla, bu bölge dışında görev yapan bir uzman erbaşın eşit aylık almadıkları bir hakikat olduğu gibi; aynı şekilde statülerinin sona ermesi aşamasında alacakları ikramiyenin hesabında dikkate alınacak net aylıkları da doğal olarak farklı kabul edilecektir. Çünkü OHAL bölgesinde görev yapan tüm personel gibi uzman erbaşlara da buradaki görev süreleri boyunca OHAL Tazminatı ödenmekte ve net maaşları kapsamına bu ödeme kalemi de dahil bulunmaktadır. Şu halde, davalı idarenin işlem tesisine dayanak gösterdiği nedenlerin hukuka uyarlı olmadığı açıkça görülmektedir.
Öte yandan, ikramiye hesabına esas alınacak ...ayrıldıkları tarihte almakta oldukları net maaşları... kavramına verilecek anlam bakımından, 3269 Sayılı Kanunun 16 ncı maddesinin birinci fıkrasında sayılan ödemelerin esas alınması gerektiği şeklindeki bir yaklaşımda da isabet olamayacağı açıktır. Böylesine daraltıcı bir yorum, yasa koyucunun açık iradesine ve yasa metninin açık anlamına da aykırıdır. Gerçekten, yasa koyucu böyle bir amaç gütseydi, 16 ncı maddenin üçüncü fıkrasındaki bütün ödemeler dahil ibaresi yerine yukarıda sayılan ödemeler dahil ibaresini koyardı. Dolayısıyla, böylesine bir yorum ve yaklaşıma da itibar etmek mümkün bulunmamaktadır.
Dosyanın incelenmesinden davacının 10.01.1994 tarihinde Bingöl 49 ncu İç Güvenlik Tugay Muhabere Bölük Komutanlığında göreve başladığı, 2000 yılında Tekirdağ 8 nci Mekanize Piyade Tugay Muhabere Bölük Komutanlığına atandığı, 2001 yılında Tunceli Hozat 51 nci İç Güvenlik Tugay Muhabere Bölük Komutanlığına atandığı, 10.01.2003 tarihinde sözleşmesinin fesh edildiği görülmektedir.
Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde, davacının ikramiyesinin hesaplanmasında, almakta olduğu son net maaşına OHAL tazminatının dahil edilmesi gerektiği kuşkusuzsa da; 3269 sayılı Kanunun 16 ncı maddesinin değişik 2 nci fıkrasındaki .... ayrıldıkları tarihte almakta oldukları net maaşları tutarının (bütün ödemeler dahil) iki katinin hizmet yılları toplamı ile çarpımından bulunacak miktarda ikramiye verilir.... şeklindeki hüküm davacıya aynen uygulanacak mıdır? Davacının tüm uzman erbaşlık süresini OHAL bölgesinde geçirmesi halinde, bu soruya verilecek cevap evet olacaktır. Ancak, davacının görev süresinin bir bölümünü bu bölgede geçirdiği dosya kapsamından anlaşılmakla beraber, bir kısmını bu bölge dışında geçirdiği maddi ve vakıa olduğundan; 3269 Sayılı Kanunun 16/2 maddesindeki ikramiye hesaplama yönteminin davacıya aynen uygulanmasının hakkaniyete aykırı sonuçlar doğuracağında ve hak edilmeyen fazla ödemeye yol açacağından kuşku yoktur. Bu nedenle, nevi şahsına münhasır olay karşısında, bu konudaki içtihadımıza esneklik ve işlevlik getirilmesi kaçınılmazdır. Sonuna getirilebilecek çözüm ise karmaşık değil, bilakis adalete uygun şekilde basit bir yöntemden ibarettir. Buna göre, davacının müstahak olduğu ikramiyenin hesabında; öncelikle OHAL tazminatı dahil edilmeden tüm hizmet yılları dikkate alınarak birinci kademe ikramiye tutarı belirlenecek, ikinci adımda ise davacının son olarak almakta olduğu OHAL tazminatının 2 katı bulanacak ve miktar OHAL bölgesinde geçirdiği süreyle (örneğin 3 hizmet yılıyla ya da küsuratlı yıl söz konusuyla geçirilen ay sayısıyla) çarpılacak ve çıkan miktar ilk adımda hesaplanan ikramiye tutarına ilave edilerek, müstahak olduğu gerçek ikramiye tutarına ulaşılacaktır. Bu şekilde, hem hakkaniyete aykırı sonuçlar meydana gelmeyecek, hem de atama, geçici görev vb. nedenlerle bu bölge dışında geçirilen süreler de, OHAL tazminatı yönünden ikramiye hesabına dahil edilmeyerek bu konudaki farazi savunma beyanlarına ve itirazlara mahal kalmayacaktır.
Bilindiği üzere, konusu bir miktar paranın ödenmesinden ibaret olan borçlarda, borcun doğduğu veya muaccel olduğu tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar, kısa veya uzun bir süre geçmiş olabilir. İşte faiz, borçlunun böyle bir süreden faydalanması dolayısıyla alacaklıya, kanun veya sözleşme gereğince ve bir oran dahilinde olmak üzere ödenmesi gerekli olan para miktarıdır. Faiz borcu, hukuki mahiyeti itibariyle feri borçtur. Zira faiz borcunun doğumu ve hatta kural olarak varlığı, asıl borcun doğumu ve varlığına bağlıdır. Faiz alacağının bir bölümü olmayıp, onun feri niteliğinde ve fakat ayri bir alacaktır. Faizin talep şekli Borçların ferilerin sükutu başlıkla Borçlar Kanununun 113 ncü maddesinde düzenlenmiştir. Davacının ikramiye hesabında OHAL tazminatının nazara alınmadan ikramiyesinin eksik ödendiği sözleşme fesih tarihinde zararının meydana gelmesi nedeniyle zararın meydana geldiği sözleşme fesih tarihinden itibaren yasal faiz isletilmesi hüküm altına alınmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1. Davacının ikramiye hesabında OHAL tazminatı dikkate alınmayarak yapılan eksik ödemeden dolayı oluşan farkın verilmemesi işleminin İPTALİNE, 5.472.000.000.TL. (Beş milyar dört yüz yetmiş iki milyon Türk Lirası)ni geçmeyecek ve yukarıda belirtilen yöntemle hesaplanacak şekilde ikramiye farkının HÜKMEN TAZMİNİNE,
Yapılacak ödemelere 10.01.2003 tarihinden itibaren 31.03.2003 tarihine kadar %55 (Yüzde elli beş), 01.04.2003 tarihinden itibaren%30 (yüzde otuz) yıllık faiz İŞLETİLMESİNE (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy