(1602 S. K. m. 20) (3713 S. K. m. 1)
Davacı vekillerinin 22.07.2003 tarihinde AYİM kayıtlarına geçen dava dilekçesinde özetle; davacının askerlik hizmetini ifa ederken OHAL bölgesinde bulunan Silvan-Kozlu karayolunda teröristlerin yola mayın döşemesi ve seyir halindeki araçlara karşı eylem düzenlemelerini engellemek amacıyla devriye görevi yapmakta iken içinde bulunduğu aracın kaza yapması neticesinde yaralanarak sakat kaldığını, yol devriyesinin tamamen terörle mücadele amaçlı olduğunu, davacının faizsiz konut kredisinden yararlanma hakkı bulunduğunu belirterek davalı kurum tarafından faizsiz konut kredisinden faydalanması için hak sahipliği belgesi verilmemesi işleminin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava ve tahsis dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacının 5 nci J. Kom. Tb. 1 nci J. Kom. Bl. K.lığı emrinde askerlik hizmetini yaptığı, 16.12.1987 günü kozluk yol ayrımı ile Malabadi köprüsü arasında J.Astsb.
.. komutasında iki zırhlı araçla birlikte yol emniyet görevinin ifası sırasında saat 23.00 sularında Kozluk ilçesi Bekirhan bucağı Karpuzlu-Samanyolu köyleri arasında seyreden 2 araçlık konvoy arasında
.. yönetimindeki
.. plakalı tanker aracının birinci askeri aracı solladıktan sonra ikinci askeri aracı sollarken
yönetimindeki
. plakalı Unimog askeri aracına arkadan çarptığı, iki aracın şarampole yuvarlandığı, askeri araç içerisinde bulunan davacı J.Kom. Onb.
..in yaralandığı, hava değişimine gönderildiği, GATA Komutanlığının 13.02.1989 tarih 1481 sayılı raporu ile askerliğe elverişli olmadığına karar verildiği, davacıya vazife malüllügü aylığı bağlandığı, davacıya faizsiz konut kredisinden faydalanması için belge verilmesi talebinin red edildiği, red işleminin iptali için davacı vekilleri tarafından Ankara İdare Mahkemesine dava açıldığı, Ankara 4 ncü İdare Mahkemesinin 20.05.2003 tarih 2002/1471 Esas, 2003/640 Karar sayılı kararı ile davanın Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde görülmesi gerektiği belirtilerek davanın görev yönünden reddine karar verildiği, AYİM de dava açıldığı anlaşılmaktadır.
Kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle öncelikle davanın süresinde açılıp açılmadığı değerlendirilmiştir. Davacı vekili tarafından dava konusu işlemin iptali hususunda İdare Mahkemesine dava açılmış Ankara İdare Mahkemesinin 20.05.2003 tarihli kararı ile görev yönünden davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili tarafından verilen ve 22.07.2003 tarihinde AYİM kayıtlarına geçen dava dilekçesinde İdare Mahkemesinin görev yönünden red kararının 17.06.2003 tarihinde tebliğ edildiği belirtilmiştir.
1602 sayılı Kanunun 41 nci maddesinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin görevine giren uyuşmazlıklardan askeri, idari ve adli yargı mercilerine açılan davaların görev noktasından reddi halinde bu husustaki kararların ve bunlara karşı kanun yolları varsa süresi içerisinde olmak şartıyla bu yollara başvurulması üzerine verilen karaların tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesine dava açılabileceği, aynı Kanunun 86 ncı maddesinde dava sürelerinin bitmesi çalışmaya ara verme zamanına rastlarsa bu sürelerin ara vermenin sona erdiği 6 Eylülden itibaren yedi gün uzatılmış sayılacağı, sürenin son günü tatile rastlarsa sürenin tatil gününü izleyen çalışma gününün bitimine kadar uzayacağı düzenlenmiştir. Görev yönünden red kararının tebliğ edildiği tarihten itibaren 30 günlük dava açma süresinin 18.07.2003 tarihinde dolması, 18.07.2003 tarihinde adli ara vermenin başlaması, dava süresinin uzaması ve 22.07.2003 tarihinde dava açılmış olması nedeniyle davada süre aşımı olmadığı sonucuna varılmıştır.
21 Eylül 1991 tarih ve 20998 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Toplu Konut Fonundan Şehit Ailelerine, Maluller ile Dul ve Yetimlerine Açılacak Faizsiz Konut Kredisi Yönetmeliğinin 3 ncü maddesinde 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 21 nci maddesi ve Geçici 8 nci maddesi gereği 01.01.1968 tarihinden sonra memur ve kamu görevlilerinden yurt içinde ve yurt dışında görevlerini ifa ederlerken veya sıfatları kalkmış olsa bile bu görevlerini yapmalarından dolayı terör eylemlerine muhatap olarak yaralanarak veya sakatlanarak malul olanların maaşa bağlanan malulün kendisi, ölümü halinde dul eşini, eşi hayatta değilse veya evlenmişse maaşa bağlanan çocuklarını müştereken konut sahibi yapmak amacıyla Fondan kredi verileceği, 6 nci maddesinde bu krediden yararlanmak için T.C. Emekli Sandığından hak sahipliğine dair belge alınması, bu belgede ölenin veya malul olunan bu yönetmeliğin 3 ncü maddesi kapsamına girdiğinin yer alması gerektiği belirtilmiştir.
Davacının Toplu Konut Fonundan faizsiz kredi alabilmesi için T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünden malüllüğüne neden olan olayın 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 21 nci maddesine girdiği konusunda davalı kurum tarafından bu hususu belirten belge verilmesi gerekmektedir. Davacıya bu belgenin verilmesi için davacının yaralanma olayının Terörle Mücadele Kanununda belirtilen görevin ifası sırasında yaralanarak maluliyete uğrayıp uğramadığı değerlendirilecektir. Davacının askerlik hizmetini yaparken hizmetten dolayı 3713 sayılı Kanun kapsamında yaralanıp yaralanmadığının tesbiti, buna göre uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekir.
1602 sayılı Kanunun 20 nci maddesinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların ilk ve son derece mahkemesi olarak yargı denetimini yapacağı, bu kanunun uygulanmasında asker kişiden maksat Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli bulunan veya hizmetten ayrılmış olan subay, askeri memur, astsubay, askeri öğrenci, uzman çavuş, uzman jandarma çavuş, erbaş ve erler ile sivil memurlar olduğu belirtilmiştir.
Dava konusu işlem nazara alındığında davacının asker kişi olduğunda kuşku bulunmamaktadır. Davacıya faizsiz konut kredisinden yaralanması için askerlik hizmetini yaparken terörle mücadeleye yönelik olarak yaralanıp malul hale gelip gelmediğinin değerlendirilmesinin uyuşmazlığın çözümüne esas alınacağı göz önüne alındığında işlemin askeri hizmete yönelik olduğu kabul edilmiştir. Ülkenin bölünmez bütünlüğünü hedef alan terörle mücadele de görev alan asker kişilerin yaptığı hizmette askerlik görevi ile terörle mücadele hizmeti çoğu zaman iç içe girmiştir, askerlik hizmeti ile terörle mücadeleyi birbirinden ayırt edebilmek güçtür. 3713 sayılı Kanunun uygulanmasından doğan uyuşmazlıklara AYİM de bakılmıştır. (AYİM 2 nci D. 16.11.2001 tarih 2001/325-824 E.K., AYİM 3 ncü D. 04.12.2003 Tarih 2003/409-171 E.K. sayılı kararları) Bu nedenle davanın görev yönünden reddi yönündeki AYİM Başsavcılık düşüncesine iştirak edilmemiş, Üye Hak.Kd.Alb. Ö. Faruk ÖZEROĞLU bu görüşe katılmamıştır.
3713 sayılı Kanunun 1 nci maddesinde Terör; baskı, cebir ve şiddet, korkutma, yıldırma sindirme veya tehdit, yöntemlerinden biriyle, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetinin varlığını tehlikeye düşürmek, devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç dış kişiler tarafından girişilecek her türlü eylemlerdir şeklinde tanımlanmıştır.
Toplu Konut Fonundan Şehit Ailelerine, Malulleri ile Dul ve Yetimlerine Açılacak Faizsiz Konut Kredisi Yönetmeliğinin 3 ncü maddesinde bu krediden faydalanmak için görevlilerin yurt içinde ve yurtdışında görevlerini ifa ederken terör eylemlerine muhatap olarak yaralanması gerektiği belirtilmiştir. Yol emniyet görevi terörle mücadele kapsamında bir görev olsa da görev sırasında bu krediden yararlanmak için görev sırasında yaralanmak yetmemekte terör eylemlerine muhatap olarak yaralanıp malul hale gelmesi gerekmektedir. Davacının yol emniyet görevi sırasında trafik kazası sonucu yaralandığı anlaşılmaktadır. Teröre muhatap olarak yaralanmaması nedeniyle davacıya faizsiz konut kredisinden faydalanmak için hak sahipliği belgesi verilmemesi işleminde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yasal dayanaktan yoksun davanın REDDİNE.
KARŞI OY GEREKÇESİ
Asker kişi sıfatında kuşku bulunmayan davacının isteminin Toplu Konut İdaresinin verdiği faizsiz konut kredisinden faydalanmak için hak sahipliği belgesinin verilmemesi işleminin iptali olduğu ve iptali istenen işlemin arkasında terörle mücadele düşüncesinin bulunduğu şüphesizdir.
1602 sayılı Kanun AYİM in görevini belirleyen 20 nci maddesinde belirtildiği üzere; dava konusunun asker kişileri ilgilendirmesi kıstasının yanı sıra askeri hizmete ilişkin olması halinde AYİM in görevine gireceği bilinmektedir. Dava konusu işlemi tesis eden makamların tesis ettikleri işlemin faizsiz konut kredisi işlemi olması nedeniyle davacı hakkında tesis olunan menfi işlemin bu yönüyle askeri hizmetle doğrudan bir illiyedi bulunmamaktadır. Bu sebeple 1602 sayılı Kanunun AYİM in görevini belirleyen 20 nci maddesinde belirtilen askeri hizmete ilişkin olma şartının mevcut olmadığı düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun dava konusunun AYİM in görevine girdiği yönündeki görüşüne katılamadım. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy