(657 S. K. m. 112, 113, 115, 121) (Devlet Memurları Sicil Yönetmeliği m. 12, 13, 16, 17, 21)
Davacı 09.04.2003 tarihinde AYİM kayıtlarına geçen dava dilekçesinde özetle; MSB İzmir İnşaat Başkanlığında 29.06.2001 - 04.09.2002 tarihleri arasında Hukuk Uzman Yardımcısı olarak görev yaptığını, 04.09.2002 tarihinde kurumlar arası nakil yoluyla Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü 16 ncı Bölge Müdürlüğüne avukat olarak atandığını, halen bu görevini sürdürdüğünü, MSB İzmir İnşaat Bşk.lığında kendisine iyi derecede sicil verildiğini, 1 nci sicil üstünce olumsuz kanat belirtildiğini, hukukçu olması nedeniyle haklarını aradığını, bunun disiplinsizlik olarak değerlendirilip 1 nci sicil üstünce düşük sicil verilip olumsuz kanaat belirtildiğini, daha önce sicil safahatının çok iyi olduğunu, amirlerinden hep övgüler aldığını, verilen bu düşük sicilin ve belirtilen olumsuz kanaatin gelecek mesleki yaşantısı için bir engel oluşturacağını, 2001 yılında sicil amirleriyle Altı ay birlikte çalışmadığını, 2001 yılı sicillerinin yetki yönünden sakat olduğunu, 1 nci sicil amirinin belirttiği olumsuz kanaatlerin tamamen gerçek dışı olduğunu, vasat bir kişi olmadığını, hemşire olarak meslek hayatına başladıktan sonra 4 ayrı üniversite bitirdiğini, 2 nci sicil üstünün kendisini yeteri kadar tanımadan, 1 nci sicil üstünün etkisinde alarak düşük sicil verdiğini, her iki sicil amirinin verdiği sicil notlarının aynı olduğunu, görev yaptığı dönemde sadece kurumlar arası nakil talebinde bulunmasından dolayı uyarı cezası aldığını, başkaca bir ceza veya ikaz almadığını, sonuç olarak 2001 yılı 1 ve 2 nci sicil üstlerince verilen sicillerin iptalini, 1 nci sicil amirince yazılan olumsuz kanaatlerin iptalini ve 2002 yılı ayrılış sicilinin iptalini talep ve dava etmiştir.
Öncelikle davanın çözümlenebilmesi için iki hususun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Birincisi davacının iddia ettiği gibi sicil üstlerinin birlikte çalışma süreleri yönünden sicil verme yetkilerinin bulunup bulunmadığı, yetkili iseler verilen sicillerin subjektif olarak düzenlenip düzenlenmediğidir.
Bilindiği üzere, 657 Sayılı DMK.nun 112 nci maddesinde devlet memurları hakkında sicil raporu vermeye yetkili sicil amirlerinin kimler olacağının çıkarılacak özel yönetmeliklerde belirleneceği ifade edilmiştir. Bu hükme istinaden çıkarılan Milli Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı ve Kuvvet Komutanlıkları Karargah ve Bağlılarında Görevli Devlet Memurları için Sicil Düzenleyecek Yetkili Amirler Hakkında Yönetmeliğin 5 nci maddesine göre devlet memuru hakkında sicil raporu düzenleyecek olan 1 nci sicil amiri, kuruluş bağlantısına göre hakkında sicil raporu düzenlenecek sivil memurun en az Kısım Amiri ve eşidi ile, daha üst görev yerinde bulunan komutan ve amirlerdir. Aynı Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde de astsubayların devlet memuru için sicil düzenleyebilmesi için memurdan bir üst derecede bulunması gerektiği belirtilmiş, subaylar için böyle bir koşul öngörülmemiş bulunmaktadır.
Dava dosyası, davacının özlük dosyası ve sicil belgeleri incelendiğinde; Davacının 01.07.1985 ile 07.09.1988 tarihleri arasında çeşitli SSK. Hastanelerinde devlet memuru statüsünde hemşire olarak çalıştığı,07.09.1988 tarihinde memuriyetten istifa eden davacının 13.09.1990 tarihinde İzmir Mevki Hastanesinde hemşire olarak yeniden göreve başladığı, 21.10.1994 tarihinde yeniden memuriyetten istifa ettiği, davacının Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olması sonrası 29.06.2001 tarihinde MSB. İzmir İnşaat Emlak Bşk.lığı Emlak Şubesinde Hukuk Uzman Yardımcısı olarak yeniden göreve başladığı ve 03.09.2002 tarihine kadar bu görevde kaldığı, 04.09.2002 tarihinde ise kurumlar arası nakil yolu ile Tarım ve Köy isleri Bakanlığı Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü İzmir 16 ncı Bölge Müdürlüğünde Avukat olarak göreve başladığı anlaşılmaktadır.
Devlet Memurları Sicil Yönetmeliğinin 12 nci maddesine göre sicil belgelerinin her yılın Aralık ayının ikinci yarısı içinde doldurulması ve en geç 31 Aralık günü, tatile rastladığında ise müteakip çalışma günü, mesai saati sonuna kadar, bunları muhafaza ile görevli makamlara teslim edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Aynı Yönetmeliğin 13 ncü maddesinde ise hakkında sicil belgesi düzenlenecek memurların sicil amirlerinin yanında en az altı ay çalışmış olmaları şartının getirildiği görülmektedir.
Davacının 29.06.2001 tarihinden itibaren sicil üstleriyle birlikte çalışmaya başladığı ve altı aylık sürenin 29.12.2001 günü sona erdiği, bir ve ikinci sicil amirinin ise 31.12.2001 tarihinde altı aylık sürenin dolmasından sonra sicil düzenledikleri görüldüğünden yetki unsuru açısından sicil işleminde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Devlet Memurlarının sicilleri konusu 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile bu kanunun 121 nci maddesine dayanılarak çıkarılmış olan Devlet Memurları Sicil Yönetmeliğinde düzenlenmiş bulunmaktadır. Konuyla ilgili olarak, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 113 ncü maddesinde; Sicil amirleri belli zamanlarda düzenleyecekleri sicil raporlarında, memurların liyakat derecesini not esasında göre kıymetlendirerek tespit ederler, 115 nci maddesinde; Sicil amirleri maiyetlerindeki memurların sicil raporları ile birlikte, bunların genel durum ve davranışları bakımından da olumlu ve olumsuz nitelikleri, kusur ve eksikleri hakkında mütalaalarını bildirirler. 121 nci maddesinde de; Devlet memurunun mesleki ehliyetinin tespiti amacı ile sicilinde bulunacak bilgiler, ayrılış sicilinin verileceği haller, sicil raporlarının şekli, taşıyacağı sorular, düzenleme zamanı, uygulanacak not usulü ve bunların değerlendirilmesi, muhafaza ile ilgili görevli makamlara dair esaslar ile itiraz ve bunu inceleyecek merciler...ve diğer hususlar genel yönetmelikçe düzenlenir hükümleri yer almıştır.
Devlet Memurları Sicil Yönetmeliğinin 16 ncı maddesinde; Sicil amirleri, sicil raporunun memurların mesleki, yöneticilik ve yurt dışı görevlerdeki ehliyetlerinin belirlenmesini sağlayan soruların her birini, ihtiva ettikleri unsurları esas almak suretiyle 100 tam not üzerinden değerlendirir ve sorulara verdikleri notların toplamını soru sayısına bölerek memurların sicil notunu tespit ederler. Her bir sicil amirince bu şekilde belirlenen sicil notlarının toplamının sicil amirlerinin sayısına bölünmesi suretiyle de memurların sicil notu ortalaması bulunur..., ve 17 nci maddesinde; Sicil amirleri sicil raporunu doldurdukları her memuru;
a) Dış görünüşü (Kılık, kıyafet)
b) Zeka derecesi ve kavrayış kabiliyeti;
c) Azim ve sebatkarlık, dürüstlük, sır saklamada güvenirlilik ve beşeri münasebetlerdeki başarısı,
d) Alkol, kumar, v.b. alışkanlıkları memuriyetle bağdaşmayacak şekilde sürdürme gibi halleri,
e) Güvenilir olmama, şahsi menfaatlerini aşırı ölçüde düşünme, yalan söyleme, dedikodu yapma, kıskançlık, kin tutma gibi kötü huy ve davranışları, bakımından genel bir değerlendirmeye tabi tutarlar. Sicil döneminde edinilen bilgi ve müşahedelerden yararlanılarak yapılacak değerlendirme sonuçlarına göre memurların olumlu ve olumsuz yönleri, kusur ve noksanları hakkındaki düşünceler sicil raporunun şahsiyet değerlendirilmesine ait bölüme ayrı ayrı açık ve gereğine göre kısa veya teferruatlı olarak yazılır. Sicil amirlerinin memurların genel durum ve davranışları hakkındaki düşünceleri, not takdirlerinde dikkate alınır. 21 nci maddesinde de; Yetersiz olarak değerlendirilmiş bulunan memurlar, bu duruma sebep olan kusur ve noksanlıklarını gidermeleri için, sicil raporlarının muhafazası ile görevli makamlara en son teslim tarihini takip eden bir ay içinde, atamaya yetkili amirlerce gizli bir yazı ile uyarılırlar. hükümleri yer almıştır.
Açıklanan tüm bu mevzuat hükümlerinin ışığında, bir devlet memuruna yetkili sicil amirlerince sicil düzenlenmesinde, objektif ölçüt ve kriterlerin esas alınması, sicil yılı boyunca vaki başarı ve başarısızlığın, görev zafiyeti hallerinin, disiplin bozucu tutum ve davranışların, tek kelime ile liyakat ya da liyakatsizliğin yargı denetimine elverişli somut neden ve gerekçelerin ortaya konması gerektiği, tam bir tarafsızlık, adalet ve objektif vicdani kanaatle hareket etme halinin ise; ancak bu halleri somut bir şekilde ortaya koyan yazılı bilgi ve belgelerin mevcudiyeti durumunda gözlenebileceği, salt takdir yetkisi ne dayanılarak verilmiş, hiçbir belgeye dayanmayan görevde başarısızlık iddiasına dayalı önceki sicil safahatına uygun olmayan düşük mahiyetteki sicilin, subjektif sicil mesabesinden öteye gidemeyeceği, kaldı ki kamu yararına kullanılması zorunluluğu olan takdir yetkisinin objektif ölçütlere göre kullanıldığının kanıtlanmasında başkaca bir hukuki olanağın da mevcut olmadığı, belirtilen bu esaslara aykırı bir şekilde düzenlenen sicillerin ise hukuken sakatlanmış olacağı bilinen bir olgudur ve Mahkememizin yerleşik kararları da bu doğrultudadır.
Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda davacının durumu incelendiğinde; davacının 07.09.1988-13.09.1990 ve 21.10.1994-29.06.2001 tarihleri arasında bir kamu kurumunda çalışmadığı, özlük dosyasında 1986, 1987, 1988, 1990, 1991, 1992, 1993, 2001 ve 2002 yıllarına ait sicil belgelerinin bulunduğu, davacı hakkında düzenlenen 1986 yılı sicil notunun çok iyi seviyede olduğu ve 1 ve 2 nci sicil üstlerince olumlu kanaatler belirtildiği, 1987 ve 1988 yıllarına ilişkin sicil notlarının orta seviyede olduğu ve her iki yıl için de 1 ve 2 nci sicil amirlerince gelişmekte olduğu yönünde kanaatler belirtildiği, 1990 yılı sicil notunun iyi seviyede (çok iyiye yakın) olduğu; hakkında kanaat belirtilmediği, 1991 yılı sicil notunun çok iyi seviyede olduğu, yine 1992 ve 1993 yılı sicil notlarının da çok iyi seviyede olduğu, bu yıllarda da davacı hakkında kanaat belirtilmediği, davacının sicil notlarının 1987 yılından itibaren sürekli yükselen bir seyir izlediği ve dava konusu sicillerinden önceki 3 döneme ait sicil notlarının çok iyi seviyede olduğu, davacının 2001 yılı içerisinde görevde başarısızlığını, görev zafiyetini, disiplin bozucu tutum ve davranışlarını ortaya koyan somut gerekçeler bulunmadığı, sicil dönemi içerisinde kurumlar arası nakil talebinde bulunması nedeniyle usulsüz müracaattan dolayı uyarı cezası aldığı, ancak bu cezanın mahiyeti itibariyle sicildeki ani ve açık bir düşüşü açıklamaya yetecek bir gerekçe olamayacağı, 2001 yılı 1 ve 2 nci sicil üstlerince düzenlenen iyi (ortaya çok yakın) seviyedeki sicil notlarının, davacının geçmiş sicil safahatı ile bağdaşmayan subjektif ölçülere göre takdir edildiği, aradan bir yıl bile geçmeden 02.09.2002 tarihinde düzenlenen ayrılış sicilinde, aynı 1 nci sicil üstü tarafından davacı hakkında bu kez çok iyi seviyede sicil takdir edilmesi ve olumlu kanaatler belirtilmesi de 2001 yılı sicil notlarının objektiflikten uzak bir şekilde verildiğini gösterdiği anlaşıldığından 2001 yılı 1 ve 2 nci sicil amirlerince verilen sicil notlarının iptali gerekmiştir.
Yine davacının sicil safahatında, 2001 yılına kadar hiç bir amiri tarafından olumsuz kanaat belirtilmediği, aksine 1986, 1987, 1988 yıllarında davacı hakkında olumlu kanaatler belirtildiği, 2001 yılında 1 nci sicil üstü tarafından olumsuz kanaat belirtildiği bu olumsuz kanaati haklı kılacak hiçbir bilgi ve belgenin bulunmadığı, kaldı ki aynı sicil üstü tarafından 02.09.2002 tarihinde düzenlenen ayrılış sicilinde, davacı hakkında çok iyi seviyede sicil düzenlendiği gibi adeta bir önceki olumsuz kanaatleri yok sayar şekilde müspet kanaatler belirtildiği, bütün bunlardan 2001 yılında 1 nci sicil üstü tarafından belirtilen olumsuz kanaatlerin de sicil notu gibi objektif kriterlere dayanmadığı anlaşıldığından iptali yönüne gidilmiştir.
Davacı 2002 yılı ayrılış sicilinin de iptalini istemiş ise de, 02.09.2002 tarihinde düzenlenen ayrılış sicilinde, 1 nci sicil üstü tarafından çok iyi seviyede sicil notu verilip, olumlu kanaatler belirtildiği, 2 nci sicil üstünün ise yeterli süre birlikte çalışmadığını belirterek not ve kanaat takdir etmediği, davacı hakkında düzenlenen sicilde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığından, davacının bu isteminin reddi gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
2001 yılı 1 ve 2 nci sicil üstlerince verilen sicil notlarının İPTALİNE,
KARŞI OY GEREKÇESİ
Davacının 01.07.1985 tarihinde S.S.K Tavşanlı Hastahanesinde hemşire olarak memuriyet hayatına başladığı, çeşitli hastahanelerde görev yaptıktan sonra 07.09.1988 tarihinde istifa ettiği, 13.09.1990 tarihinde Kara Kuvvetleri Komutanlığı 600 yataklı Mevki Hastahanesinde ordu hemşiresi olarak yeniden göreve başladığı, 21.10.1994 tarihinde yeniden istifa ettiği, uzun bir süre devlet memurluğu görevine ara verdiği ve 29.06.2001 tarihinde yeniden MSB İzmir İnşaat Emlak Başkanlığında Hukuk Uzman Yardımcısı olarak göreve başladığı, 1996 yılından itibaren düzenlenen sicillerde çok iyi sicillerin yanında iyi ve orta dereceli sicillerin de bulunduğu, sicillerinin inişli çıkışlı bir seyir takip ettiği, 1994 yılından 2001 yılına kadar memuriyet görevinden uzak kalan davacının 2001 yılındaki performansının memuriyetten ayrılmadan önceki son yıllardaki başarılı performansına ulaşamamasının hayatın olağan akışına uygun olduğu, davacının 2001 yılında sıralı amirleri tarafından hiç takdir belgesi ile ödüllendirilmediği, aksine uyarı cezası aldığı amirlerinin sicil düzenlerlerken objektiflikten uzaklaştıklarına ilişkin davacı tarafından somut bir bilgi ya da belgenin ortaya konulamadığı, davacının özlük dosyasında da bu yönde bir bilgi ve belge bulunmadığı nazara alınıp hep birlikte değerlendirildiğinde, 2001 yılında davacı hakkında 1 ve 2 nci sicil üstlerince iyi derecede takdir edilen sicil notlarında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı düşüncesinde olduğumuzdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmadık. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy