(657 S. K. m. 68, 72, 76) (2709 S. K. m. 125)
Davacı vekilinin, 11.03.2003 tarihinde AYİM kayıtlarına alınan dava dilekçesinde özetle; Davacının 10.12.1996 tarihinde MSB, MEY, Bütçe S. VHKI olarak göreve başladığı, 14.12.1997 tarihinde asaletinin onaylandığı, 28.11.2002 tarihinde Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi Ön lisans diplomasi alması üzerine 22.01.2003 tarihinde verdiği dilekçe ile bulunduğu şubede uzman yardımcılıklarından birine atanmasının yapılması ve intibakının yapılması talep ettiğini, davacının 19.02.2003 tarihinde onayla intibakının yapıldığı ve 26.02.2003 tarihinde MSB, ARGE Tek. Hz. D. Bşk.lığı Araçlar ve Mlz.S. VHKI görevine atandığı, yapılan bu atamada takdir yetkisinin hukuka uygun kullanılmadığı davacının altı yıldır aynı yerde görev yaptığı, atama sebebi olarak belirtilen ve davacıya atfedilecek subjektif değerlendirmelerden olan davacının davranış bozukluğu sergilemesi, uyumsuzluk, amirlerin yakın takip ve kontrolünde görev yapması gibi hususların hiç somut belgesinin bulunmadığı, davacının üç ayrı takdir aldığı, sicil belgelerinin çok iyi düzeyde bulunduğu bu sebeple yapılan atama işleminde sebep-amaç unsurlarının sakatlığının mevcut olduğu, davacının ataması yapılması hem davacının yerine ve ayrıca boş bulunan iki adet VHKI kadrosuna personel atanmasının talep edildiği belirtilerek öncelikle yürütmenin durdurulması, atama işleminin iptalini talep ve dava etmiş olduğu görülmektedir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacının 10.12.1996 tarihinde MSB, Müsteşarlığı Eko. ve Tek.Işl.Yrd. da lise mezunu olarak devlet memuriyetine başladığı, 14.12.1997 tarihinde asaletinin onaylandığı, 15.06.1999 tarihinde MSB, MEY Bütçe S. VHKI olarak atandığı, aynı zamanda Açık Öğretim Fakültesi İktisat Bölümünü bitirerek ön lisans diplomasını aldığı ve 22.01.2003 tarihinde idareye verdiği dilekçe ile görev yaptığı şubede iç tahakkuk uzman Yrd. lığı ya da münhal olan diğer uzman yardımcılıklarından birine atamasının yapılmasını ve aynı zamanda bir üst derece ya da kademeye intibakının yapılmasını istediği, 19.02.2003 tarihli MSB onayı ile davacının 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 36/A,12/d maddeleri gereğince öğrenim değişikliği nedeniyle 10 ncu derecenin 1 nci kademesinden 8 nci derecenin 1 nci kademesine terfii ettirildiği ve akabinde bu yönde bir talebi olmamasına rağmen 26.02.2003 tarihinde de MSB, ARGE Tek. D.Bşk.lığı Araçlar ve Malzeme Şubesinde VHKIliğine atamasının yapıldığı, bunun üzerine 11.03.2003 tarihinde öncelikle yürütmenin durdurulması talebi olmak üzere olumsuz atama işleminin iptali davasını açmış olduğu görülmüştür.
Davacıya ait özlük dosyasının tetkikinde; davalı idarenin savunmasına esas teşkil eden ve davacı hakkında olumsuz görüşler bildiren sicil üstleri tarafından davacıya memuriyet safahatı boyunca çok iyi düzeyde sicil belgeleri tanzim edilmiş olduğu, davacının 20.01.2000, 22.12.2000 ve 28.12.2001 tarihlerinde sicil üstleri tarafından takdir belgesi ile ödüllendirilmiş olduğu ve memuriyet safahatı boyunca sicil üstleri tarafından davacı hakkında olumsuz kanaat belirtilmediği ve herhangi bir disiplin cezasının da mevcut olmadığı anlaşılmıştır.
Davacı vekilinin yürütmenin durdurulması talebi karşısında, AYİM 2 nci D. Bşk.lığının 19.03.2003 tarih 2003/293 Esas, Gensek No: 2003/405 sayılı kararı ile mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden sonra yeniden gözden geçirilmek üzere yürütmenin durdurulmasına bilahare AYİM 2 nci Dairesinin 22 Mayıs 2003 tarih ve 2003/293 sayılı kararı ile davalı idarenin yürütmenin durdurulması kararının kaldırılması talebinin reddine karar verilmiştir.
657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 76 ncı maddesi Kurumlar, görev ve unvan eşitliği gözetmeden kazanılmış hak aylık dereceleriyle memurları bulundukları kadro derecelerine eşit veya 68 nci maddeleri esaslar çerçevesinde daha üst, kurum içinde aynı veya başka yerlerdeki diğer kadrolara naklen atayabilirler... hükmünü amirdir. Söz konusu hüküm, idarenin kendi ajanlarını atamasında bir takdir yetkisinin bulunduğunu ifade etmektedir.
Dava konusu uyuşmazlığın çözümünde 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 76 ncı maddesinden kaynaklanan takdir yetkisinin objektif şekilde kullanılıp kullanılmadığı önem taşımaktadır. Kamu hizmetinin verimliliği, etkinliği ve kamu yararı ile kişi yararı arasında bir denge kurulması zorunluluğu, bu hak ve yetkinin sınırını oluşturmaktadır. Takdir hakkı ve yetkisi, idarece takip edilen amaca uygun olarak, keyfilikten, kişisel ve duygusal, sübjektif değerlendirmelerden uzak şekilde kaçınılarak kullanılması suretiyle işlem tesis edildiği, bir diğer ifadeyle objektif kıstaslara bağlı kullanıldığı sürece yargı denetimi dışında tutulması gerektiği kuskusuzdur. Anayasanın 125 nci maddesinin 3 ncü fıkrasında düzenlenmiş bulunan İdarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez. tarzındaki hükmün; idarenin sınırsız ve mutlak takdir hakkına sahip olduğu ve böylece takdir hakkının idari yargı denetimine tabi olmadığı şeklinde yorumlanması ve uygulanması, yine Anayasa ile öngörülen Hukuk Devleti ilkesi ile bağdaşmamaktadır. Takdir yetkisinin sınırlarının yargı yerlerince çizilebileceği ve bu konuda hiçbir yasal sınırlamanın kabul görmeyeceği konusunda öğretide ve içtihatlarda ittifak bulunmaktadır.
Bu açıklamalar ışığında dava konusu olay nedeniyle 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 72/1 nci maddesinin Kurumlarda yer değiştirme suretiyle atanmaları; hizmetlerin gereklerine, özelliklerine, Türkiyenin ekonomik, sosyal, kültürel ve ulaşım şartları yönünden benzerlik ve yakınlık gösteren iller gruplandırılarak tespit edilen bölgeler adil ve dengeli bir sistem içinde yapılır. hükmünde de idarenin takdir yetkisini objektif kriterlere tabi tutularak kullanılması gerektiği anlaşılmaktadır.
Keza MSB, Genelkurmay Başkanlığı ve Kuvvet Komutanlıklarında Görevli Devlet Memurları Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmeliğin 2 nci Bölüm 8 nci maddesinde; Aşağıda belirtilen hallerde hizmet bölgelerindeki zorunlu çalışma sürelerine bakılmaksızın hizmetin gereği olarak yer değiştirme suretiyle atama yapılır a) Haklarında yapılan adli, idari, inzibati bir soruşturma sonucuna göre o yerde kalmalarında sakınca görülenler, b) sicil raporu sonuçlarına göre olumsuzluğu tespit edilmiş olanlar hükmü mevcuttur.
Yönetmeliğin söz konusu hükmünden de idarenin atama işlemlerinde takdir yetkisini kullanırken sübjektif bir tasarrufa meydan vermeyecek ve objektifliği sağlayacak şekilde, diğer bir ifadeyle hukuka uyarlı tasarrufta bulunabilmek için işlem tesisinde takdir yetkisinin sınırlarını belirleyecek şekilde bağlayıcı kriterler oluşturduğu ve bu kriterlere uyularak işlem yapılmasını zorunlu hale getirerek bir nevi takdir yetkisini bağlı yetkiye dönüştürdüğü görülmektedir. Artık yapılacak atama işlemlerinde doğrudan aranacak kriterler düzenleyici işlemlerden olan söz konusu Yönetmelik hükümleri olacağı kuskusuzdur. Yukarıda mevzuat ve durum çerçevesinde davacının Anadolu Üniversitesinin Ön lisans programını bitirmesini müteakip altı yıldan beri görev yaptığı MSB. MEY Bütçe S. Müdürlüğü bünyesinde boş bulunan uzman yardımcılığı kadrolarına atanmasının yapılması talebi ile sınırlı bulunan başvurusu üzerine söz konusu Yönetmeliğin 2 nci Bölüm 8 nci maddesinde belirtilen bağlayıcı kriterlere göre atama işlemi irdelendiğinde davacı hakkında herhangi bir adli, idari, inzibati bir soruşturma bulunmaması, sicil notlarının çok iyi düzeyde bulunması, hakkında sicil üstleri tarafından herhangi bir olumsuz kanaatte bulunulmaması hatta başarılı çalışmaları nedeniyle üç ayrı takdirname verilmesi ve diğer ifadeyle Yönetmelikte belirtilen atanmayı gerektirecek kriterlerin atanma işleminde mevcut bulunmaması nedeniyle davalı idarenin, davacıyı atanma talebi bulunmaksızın bir başka idari kadroya atanmasında sahip olduğu takdir yetkisini hukuka uyarlı şekilde ve objektif biçimde kullandığından bahsetmek mümkün değildir.
Diğer yandan davacı vekilinin dava dilekçesinde de belirtilmiş olduğu üzere idarenin savunmasında ileri sürdüğü, işyerinde davacının davranış bozukluğu gösterdiği, moral ve motivasyonu yeniden kazanılması için her türlü gayretin sarf edildiği, henüz çalıştığı kadroda hata yapma olasılığının yüksek olduğu ve uyumsuzluk gösterdiği şeklindeki tespitleri ile ilgili özlük dosyasında herhangi bir kanaat ya da belgenin bulunmaması, davalı idarenin bu tespitlerine hukuki dayanak oluşturacak somut belgeler sunmaması karşısında söz konusu iddialara itibar etmek mümkün görülmemiştir.
Yine idarenin davacının atamasını gerçekleştirirken davacının görev yaptığı idari birimde altı yıl süre ile aynı görevi tek başına sürdürmüş olmasını dikkate almayarak davacıya başka bir kadroya atarken aynı birimde davacının yerine aynı görevi sürdürecek iki ayrı personel istihdam etmesinde kamu yararı ile kişi yararı dengesini gözardı ettiği, bu bakımdan da idarenin dava konusu tasarrufuyla takdir hakkını sübjektif şekilde kullanmak suretiyle sebep ve amaç unsurları bakımından da sakatlık taşıyan açık hukuka aykırı bir işlem gerçekleştirdiği kanaat ve sonucuna varılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davacının MSB. MEY. Bütçe S. VHKIliğinden MSB. ARGE Tek. D. Bşk. lığı Araçlar ve Mlz. S. VHKI liğine yapılan atanma işleminin İPTALİNE,
KARŞI GÖRÜŞ
Davacıya yönelik atama işleminde; davacının sınıf ve branşında, maddi olarak da özlük haklarında ve statüsünde bir değişiklik meydana getirilmediği; idareye tanınmış olan takdir yetkisinin, tamamen kamu hizmetinin verimliliği, etkinliği ve kamu yararı ile kişi yararı arasında bir denge kurularak kullanıldığına kanaat getirdiğimizden aksi yönde oluşan sayın kurul görüşüne katılamadık. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy