(1602 S. K. m. 21) (657 S. K. m. 119, 121) (Devlet Memurları Sicil Yönetmeliği m. 16, 21, 22, 23, 24 )
Davacı 10 Mart 2003 tarihinde AYİM kayıtlarına geçen dava dilekçesi ile 11.06.2003 tarihinde kayda geçen savunmaya cevap dilekçesinde özetle; 25.03.2003 tarihinde tutuklandığını ve 21.08.2002 tarihinde tahliye olduğunu, Genelkurmay Başkanlığının 22.03.2003 gün ve Ad. Müs.: 2002/68 sayılı onayı ile isten el çektirildiğini, belirli aralıklarla görevden uzaklaştırma tedbirlerine devam edildiğini, sicil düzenlenebilmesi için gerekli olan altı ay birlikte çalışma koşulu gerçekleşmeden sıralı amirlerince hakkında olumsuz sicil düzenlendiğini ve menfi kanaat belirtildiğini, 2002 yılında sicil amirleriyle toplam 2 ay 24 gün birlikte çalıştığını belirterek hukuka aykırı şekilde düzenlenen 2002 yılı 1, 2 ve 3ncü sicil amirlerince verilen yetersiz siciller ile menfi kanaatlerin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı idare savunmasında öncelikle davacının mecburi idari müracaatta bulunmadığı gerekçesiyle davanın usul yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini belirttiğinden öncelikle bu konunun çözümlenmesi gerekmektedir.
Devlet Memurlarının sicilleri 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4. kısım 6. Bölümde düzenlenmiştir. 657 Devlet Memurları Kanununun 121 nci maddesinde de Devlet memurunun mesleki ehliyetinin tespiti amacı ile sicilinde bulunacak bilgiler, ayrılış sicilinin verileceği haller, sicil raporlarının şekli, taşıyacağı sorular, düzenleme zamanı, uygulanacak not usulü ve bunların derecelendirilmesi, muhafaza ile görevli makamlara dair esaslar ile itiraz ve bunu inceleyecek merciler; Vali ve Kaymakamların hangi memurların birinci, ikinci ve üçüncü sicil amirleri olduğu, hangi memurlar hakkında da ek sicil raporu verecekleri ve diğer hususlar genel yönetmelikle düzenlenir. hükmü yer almaktadır. Devlet Memurları Kanununun 119 ve Devlet Memurları Sicil Yönetmeliğinin 16 nci maddesinde olumlu-olumsuz (yetersiz) sicilin tanımları yapılmış, yetersiz sicil alan memurlara yapılacak işlem Kanunun 117-120 nci maddelerinde, Yönetmeliğin de 21-24 ncü maddelerinde belirtilmiştir. 657 s. Devlet Memurları Kanununun. 117 ve Devlet Memurları Sicil Yönetmeliğinin. 21 nci maddelerinde, yetersiz olarak değerlendirilen memurlar sicil raporlarında yazılı bulunan kusur ve eksiklikleri gidermeleri için, sicil raporlarının bunların muhafazası ile görevli makamlara en son teslim tarihini takip eden bir ay içinde atamaya yetkili sicil amiri tarafından gizli bir yazı ile uyarılacakları, Kanunun 118 ve Yönetmeliğin 22 nci maddelerinde de uyarılan memurun uyarı yazısını tebellüğ ettiği tarihten itibaren en çok bir ay içinde aynı amire itiraz edebileceği hükümleri düzenlenmiştir.
Davalı idarenin usul yönünden itirazını değerlendirirken öncelikle dava konusunu açıkça ortaya koymak gerekmektedir.
Dava konusu, davacı hakkında olumsuz (yetersiz) sicil düzenlenmesi nedeniyle Kanunun 117 nci md. gereğince verilen uyarı yazısının iptali istemi değil, bizzat olumsuz sicilin kendisinin ve olumsuz kanaatlerin iptali istemidir. Davacının, uyarı yazısına itiraz hakkı kanunla düzenlenmiş olup, uyarı yazısına karşı bir dava yolu öngörülmemiştir. (AYIM Drl. Krl.nun 07.01.1999 gün E. 1998/96 K. 1999/6 sayılı Kararı da bu yöndedir.) Ancak dava konusu bizzat sicil iptali olduğundan, uyarı yazısına karşı davacının itiraz hakkını kullanıp kullanmamasının, idari işlem niteliğindeki sicil işleminin dava konusu yapılmasına bir etkisi bulunmamaktadır. 1602 sayılı yasanın 21 nci maddesinin son fıkrasında yargı denetimi dışı işlemler sayılmış olup, sicil işlemleri bu sayılan konular arasında yer almamaktadır. Sonuç olarak davacının sicil iptali davasını açmasında, kendisine yapılan uyarı yazısına itiraz edip etmemesinin bir önemi bulunmamaktadır.
Devlet Memurları Sicil Yönetmeliğinin 13 ncü maddesinde; Haklarında sicil raporu düzenlenecek memurların, değerlendirilmelerini yapacak sicil amirlerinin yanında en az altı ay çalışmış olmaları şarttır. Üç sicil amiri bulunan memurlar hakkında sicil verecek amirlerden bir veya ikisinin bulunmaması halinde mevcut amirlerin raporuna itibar edilir. İki sicil amiri bulunan memurlar hakkında da yukarıdaki fıkrada belirtilen durumda birinci veya ikinci sicil amirinin dolduracağı sicil raporu o yıl için geçerli sayılır. Bir sicil amiri bulunan memurlar hakkında o sicil amirinin değerlendirmesine göre işlem yapılır. Sicil amirlerinin hiçbirinin bulunmaması veya sicil verecek süre görevde kalmamaları halinde sicil raporları sonradan göreve atananlar veya vekilleri tarafından üç aylık bir sürenin sonunda derhal doldurulur. Bu uygulama sonunda da memura o yıl için sicil raporu verme imkanı bulunmazsa sicil raporu, düzenleme döneminde üç aydan az olmamak üzere memurla en fazla çalışan sicil amiri tarafından doldurulur. Sicil amirinin yanında çalışırken alınan mazeret izinleri ile yıllık izinler ve doktor veya sağlık kurulu raporuna dayanan hastalık izinleri, hizmet içi eğitimde geçen süreler, sicil raporu düzenlenmesi için gereken 6 aylık süreye dahildir. Su kadar ki amirin yanında 3 ay fiilen çalışmış olmak şarttır. Hizmet içi eğitimin veya hastalığın sicil raporu doldurmak için gerekli sürenin geçmesine imkan vermeyecek kadar uzun sürmesi ve dolayısıyla memur hakkında sicil raporu doldurma imkanının bulunmaması halinde, bir defaya mahsus olmak üzere geriye doğru en çok üç yılın sicil notlarının ortalaması esas alınır. hükmü, 14 ncü md. sinde Bir görevde 6 ay veya daha fazla bir süre bulunup başka göreve atananların sicil raporları, bunların atanmalarından önceki sicil amirlerince ayrıldıkları tarihi takip eden on beş gün içinde doldurulur ve yeni görev yerlerine gönderilmek üzere ilgili makamlara teslim edilir. Sicil raporlarının doldurulma zamanı gelmeden ve yeni sicil amirine sicil raporu doldurmak için yeterli süre kalmadan görevlerinden ayrılan sicil amirleri en az 6 ay beraber çalıştıkları memurların sicil raporlarının kendilerine ait bölümü, görevlerinden ayrılmadan önce doldurarak sicil raporlarını saklamakla görevli makamlara teslim ederler. hükmü yer almaktadır.
Bu düzenlemelerden de görüleceği üzere devlet memurlarına sicil düzenleyecek amirlerin, en az altı ay sicil düzenleyeceği memurla birlikte çalışması gerekmektedir. Bu genel kurala 13 ncü md. nin 5 ve 6 nci fıkralarında iki istisna getirilmiştir.
Bunlardan birincisi sicil dönemi içerisinde sicil amirlerinin hiç birisinin bulunmaması veya sicil verecek süre (yani altı ay) görevde kalmamaları durumudur. Bu durumda sonradan göreve atanan amir veya vekilleri memurla üç aylık çalışma süresi sonunda sicil düzenleyebilecektir. Bu uygulama sonunda da memura sicil verme imkanı bulunmaz ise o yıl içerisinde memurla birlikte üç aydan az olmamak üzere en çok çalışan amir sicil düzenleyecektir. Bu fıkra tamamen sicil amirlerinin görevde kalma süreleriyle ilgilidir. Diğer istisna ise hakkında sicil düzenlenecek memurun, mazeret izinleri, yıllık izinler, doktor veya sağlık kurulu raporlarına dayanan hastalık izinleri, hizmet içi eğitimde geçen süreler nedeniyle sicil amirinden ayrı kalması halidir. Eğer yukarıdaki nedenlerle altı ay birlikte çalışma koşulu sağlanamıyorsa, amirle birlikte üç ay fiilen birlikte çalışmış olma, memura sicil düzenlenebilmesi için yeterli sayılmıştır.
Dava dosyası ve davacının özlük dosyası ile sicil belgesinin incelenmesinden; Davacının 19.06.2001 tarihinde 2001 yılı sivil memur genel atamalarında, Ankara Kalite Yönetim Bölüm Başkanlığı Laboratuar Müdürlüğü kimya tahlil uzmanlığı görevine atandığı, bu görevini 2001 ve 2002 yıllarında sürdüren davacının, Genelkurmay Başkanlığı Askeri Mahkemesinin 25.03.2002 gün 2002/375 evrak, 2002/112 karar sayılı tutuklama müzekkeresi ile, şartnameye aykırı mal kabul etmek ve 3628 sayılı yasaya muhalefet suçlarından 25.03.2002 tarihinde vicahen tutuklanarak Ankara Mamak 1 nci Sınıf Askeri Ceza ve Tutukevine kapatıldığı, bu suçtan 21.08.2002 tarihinde tahliye edilerek serbest bırakıldığı, önce Genelkurmay Başkanlığının 22.03.2002 tarih ve Ad. Müs: 2002/68 sayılı yazısıyla davacının 353 sayılı yasanın 84 ncü md. si uyarınca isten el çektirilmesine karar verildiği, daha sonra ise 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 137-141 maddeleri gereğince Milli Savunma Bakanlığınca geçici olarak görevden uzaklaştırılmasına karar verildiği, bu tedbirin her iki ayda bir gözden geçirilip uzatılmasına karar verildiği, davacının özlük dosyasından tespit edilebildiği üzere en son 16.05.2003 tarihinde de görevden uzaklaştırma tedbirinin devam ettiği, sonuç itibariyle davacının 2002 yılında 01.01.2002-25.03.2002 tarihleri arasında sicil amirleriyle birlikte görev yaptığı, bu sürelerin dışında tutuklu kalması ve görevden geçici olarak uzaklaştırılması nedeniyle sicil amirleriyle birlikte çalışmadığı anlaşılmaktadır.
Davacının 2002 yılına ilişkin sicil belgesi incelendiğinde; 1 ve 2 nci sicil amirlerinin henüz kanaat edinemedikleri gerekçesiyle davacı hakkında herhangi bir sicil notu ve kanaat belirtmedikleri, 3 ncü sicil amirinin ise yetersiz sicil notu takdir edip menfi kanaat belirttiği görülmüştür.
Yukarıdaki açıklamalar ve tespitler birlikte değerlendirildiğinde, 2002 yılında davacı ile kendisine yetersiz sicil notu veren ve menfi kanaat belirten 3 ncü sicil amirinin, yönetmelikte belirtilen altı ay birlikte çalışmadıkları, 3 ncü sicil amirinin sicil düzenleme süresi yönünden yetkisi olmadığı halde davacı hakkında sicil düzenlediği, işlemin yetki unsuru yönünden hukuka aykırı olduğu kanaatine varılmıştır.
Yukarıda açıklanan sebeplerle;
1- 2002 yılı 1 ve 2 nci Sicil amirlerince davacı hakkında sicil düzenlenmediğinden, 2002 yılı 1 ve 2 nci sicil amirlerince düzenlenen sicillerin ve menfi kanaatlerin iptali istemiyle açılan davanın konusu bulunmadığından, davanın esasi hakkında bir karar vermeye YER OLMADIĞINA,
2- 2002 yılı 3 ncü Sicil amirince verilen yetersiz sicil notunun ve olumsuz kanaatlerin İPTALİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy