(205 S. K. m. 5, 32)
Davacı 06.06.2003 ve 16.09.2003 tarihlerinde AYİM kayıtlarına geçen dilekçelerinde özetle; 30.06.2000 tarihinde OYAKtan 7.500.000.000 TL. konut kredisi kullandığını, 05.02.2003 tarihinde vadesinden önce değişken taksit ödemeli bakiye borcunu yürürlükteki %3,5 oranındaki indirimden faydalanmak suretiyle kapattığını, OYAK 43 ncü olağan Genel Kurulunda alınan 2 Nolu karar uyarınca konut kredisi kullanan üyelerden borcunu 01.05.2003 - 31.12.2003 tarihleri arasında vadesinden önce defaten kapatanlara %30 oranında indirim uygulanacağının bildirildiği ve %30 oranında indirimden kendisinin de yararlandırılması konusunda yaptığı başvurunun OYAK Genel Müdürlüğünün 02.05.2003 tarihli yazısıyla reddedildiğini, 2 Nolu kararın adalet, hakkaniyet, eşitlik, nesafet ve kamu yararı ilkelerine kesinlikle aykırı olduğunu, bu kararın ileriye dönük olarak uygulanmasının belirtilen tarihten önce borcunu kapatanlarla, sonra kapatanlar arasında eşitsizlik yarattığını, önce kapatanların mağdur edilip sonra kapatanların ise mükafatlandırıldığını, 01.05.2003 olarak tespit edilen başvuru tarihinin 01.01.2003 olarak tespit edilmesi gerektiğini, bu durumda kimsenin hakkinin ihlal edilmeyeceğini, kendisinin de, sonuç olarak borcunu 2003 yılında kapattığını, geriye yürümezlik ilkesinin 2002 yılı için düşünülebileceğini belirterek sonuç olarak başlangıç tarihi olarak belirtilen 01.05.2003 tarihinin iptaline, kendisine de %30 indirim oranının tatbiki ile uygulanarak, daha önce uygulanan %3,5 oranındaki indirimin düşülüp OYAKa ödediği 11.211.000.000 TL. Meblağa da yapılacak uygulanacak %26,5 indirim sonucu belirlenecek tutarın 05.02.2003 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davacının 30.06.2000 tarihinde OYAK dan 7.500.000.000 TL. bireysel konut kredisi kullandığı, davacı tarafından konut kredisi geri ödemelerine 2002 Ocak ayında başladığı, 13 adet taksidin ödenmesini müteakip 05.02.2003 tarihinde davacının kalan borcunu defaten kapatma talebinde bulunduğu, OYAK tarafından, davacı ile yapılan kredi sözleşmesi esas alınarak geri ödeme ve vade tipine uygun olarak %3,5 oranında indirim yapıldığı, davacının 05.02.2003 günü indirimden sonra kalan toplam borcunu 11.211.000.000 TL. ödeyerek kapattığı anlaşılmıştır.
Davacının borcunu kapatmasından sonraki bir tarih olan 29.03.2003 tarihinde, OYAK 43 ncü olağan Genel Kurulunda konut kredisi borçları hakkında 2 Nolu kararın alındığı, bu kararda borçlu üyelerin kredi vadesinden önce defaten hesap kapatmak istemeleri halinde, sözleşmelerinde belirtilen hesap kapama oranı dikkate alınmadan kalan bakiyesinden %30 indirim oranının uygulanacağı, üyelerin bu indirimden 01.05.2003 - 31.12.2003 tarihleri arasında kuruma başvurmaları halinde yararlanacakları belirtilmiştir.
Davacının bu karar üzerine 28.04.2003 tarihli dilekçe ile, %30 oranındaki indirimden faydalanmak için OYAKna başvurduğu ve OYAKnun 02.05.2003 tarihli yazısı ile davacının talebini, Genel Kurul kararlarının geriye yürümeyeceği gerekçesiyle reddettiği, bunun üzerine davacının yasal süre içerisinde işbu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Davacı ile OYAK arasındaki uyuşmazlık 29.03.2003 tarihli OYAK 43 ncü olağan Genel Kurulunda alınan 2 Nolu kararın geriye dönük olarak davacı hakkında uygulanıp uygulanmayacağına ilişkindir.
Davalı idare savunmasında; Genel Kurul kendi takdir yetkisini kullanarak karar altına aldığı uygulamalar için belirli başlangıç tarihleri saptaması ve/veya uygulamaya başlanılmasına karar aldığı yeni bir sistemden hangi tarihler arasında yararlanılabileceğini tespit etmesi, kuskusuz en doğal yetkisi ve takdir hakkıdır. Bu hakkın ve yetkinin sayın davacının öngördüğü veya arzu ettiği şekilde değil de başka bir şekilde kullanılması ise tamamen Genel Kurulun takdirine giren bir husustur ve iddia edildiğinin aksine hukuka aykırılık veya eşitsizlik teşkil etmemektedir. Aksine bir düşünce, Genel Kurulun takdir yetkisinde olan bir hususta Mahkemenin Genel Kurul yerine geçip karar alarak uygulamaya yeni bir başlangıç tarihi belirlemesini istemek anlamına gelir ki, yasal olarak mümkün değildir. Nitekim 1602 sayılı Yasanın 21/2 nci maddesi ile yargı denetiminin kapsamı belirlenmiştir. Bu kapsam idare işlem ve eylemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sinirlidir, bu nedenle davanın reddi gerekir şeklinde iddiada bulunmuş ise de, denetime konu işlemin tesisinde idarenin takdir yetkisinin olduğu kuskusuz olmakla birlikte, takdir yetkisinin kullanımında gösterilecek objektiflikten uzaklaşma ve takdir zafiyeti konusunun yargı denetimine tabi olduğu konusu gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda, artik hiçbir şüphe ve tereddüde mahal bırakmayacak kadar açık olduğundan ve konunun yerindelik denetimiyle de hiçbir ilgisi bulunmadığından davalı idarenin usule ilişkin istemi yerinde görülmemiştir.
205 sayılı OYAK Kanununun Organlar ile ilgili tanımlar getiren 2, 4 ve 5 nci maddesinin (c) ve (e) fıkralarından anlaşılacağı üzere Genel Kurulun, kurumun karar ve onay makamı olduğu, Yönetim Kurulunun ise Genel Kurul kararlarını yerine getirmek ve kanunda belirtilen diğer görevleri yapmakla yetkili icra organı olduğu anlaşılmaktadır.
205 sayılı OYAK Kuruluş Yasasının 5 ve 32 nci maddesine göre konut kredilerine ilişkin koşullar OYAK Genel Kurulu tarafından belirlenmektedir. Genel Kurulun 29.03.2003 tarihi 43 ncü olağan toplantısında alınan 2 Nolu kararda 2001 - 2002 yıllarında yaşanan enflasyonun düşük seyretmesi, maaşlardaki artış oranın düşük kalması, kredi geri ödemelerinin 6 ayda bir %25 artırımlı ödeme sekli olarak uygulanması sebebiyle kredi geri ödemelerinin üye maaşlarıyla dahi geri ödenemeyecek düzeye ulaşması nedeniyle 31.03.2003 tarihine kadar değişken ve sabit taksitli konut kredisi çeken üyelere bir takim ödeme kolaylıkları getirilmiş ve bu indirimlerden yararlanmalarının 01.05.2003 - 31.12.2003 tarihleri arasında başvurmaları halinde mümkün olacağı düzenlenmiştir.
Genel Kurul kararları da dahil olmak üzere genel düzenleyici kurallar konulmasında ve pozitif normlar ihdasında getirilen yeni kuralların asil olarak geleceği ilgilendirdiği ve etkilediği hukuksal bir gerçektir. Getirilen kuralların geçmişi ilgilendirebilmesi ise istisnai olduğundan bunun özellikle belirtilmesi gerekir. Söz konusu Genel Kurul kararında uygulamanın başlangıç ve bitiş tarihleri açıkça belirtilmiş olup geriye dönük olarak uygulanacağına ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır.
Davacının bahsi geçen Genel Kurul kararından önce eski hükümlerin geçerli olduğu sırada borcunu ödediği görülmekle, bu tarihten itibaren artik OYAK ile arasında kredi borcu ilişkisi kalmamıştır. Bu nedenle yeni Genel Kurul kararının yürürlüğe girmesi ile bu kuralların kendisine uygulanması olanağı bulunmamaktadır. Yeni getirilen kuralların kendisi hakkında da uygulanmasını reddeden işlem davalı kurumca yürürlükteki kurallara uygun olarak tesis edilmiş olup, hukuka uygun bir işlemdir.
Davacı, Genel Kurulun indirimden faydalanma için başvuru başlangıç tarihinin (01.05.2003) borçlu üyeler arasında haksizlik yarattığını, Genel Kurul tarafından başvuru tarihinin takdirinde zaafa düşüldüğünü, bu tarihin 01.01.2003 olarak belirlenmesi durumunda haksizliğin ortadan kaldırılacağını, 01.05.2003 tarihinin iptalini talep etmiş ise de; sinirin böyle tayin olunması halinde de başka iştirakçilerin benzer iddiaları ileri sürebileceği dikkate alındığında, Genel Kurulun geçmişteki değil, toplantıdan sonraki bir tarihi tespitinin kurumun işleyiş düzenine ve amaca daha uygun düştüğü ortadadır.
Genel Kurul kararından anlaşılacağı üzere bu tarihler geçmiş dönemdeki enflasyon oranları üye maaş artışları, mevcut ekonomik koşullar dikkate alınarak belirlenmiş, yine finans piyasalarındaki ani dalgalanmalar durumu da öngörülüp ne şekilde hareket edileceği karar bağlanmıştır.
205 sayılı OYAK Kanununun 5 ve 32 nci maddelerine göre konut kredilerine ilişkin koşullar OYAK Genel Kurulu tarafından belirlenmektedir. Genel Kurulun yasadan kaynaklanan yetkisini kullanarak, kredi borçlarının indirilmesi ve yapılacak indirimlerin esaslarını tespit ederken günün ekonomik koşullarını baz alarak, objektif kriterlere göre başlangıç ve bitiş tarihlerini tespit etmesinde, açık değerlendirme hatası ve ölçülülük ilkesinin ihlali söz konusu olmadığı sürece zaaftan bahsedilemez.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yasal dayanaktan yoksun olan DAVANIN REDDİNE (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy