(Şehitlik Yönergesi m. 7)
Davacı 02.06.2003 tarihinde İstanbul Üçüncü İdare Mahkemesine verdiği ve 11.06.2003 tarihinde AYİM kayıtlarına geçen dava dilekçesinde özetle; esi P.Kd.Yzb. ...........................in 29 Ekim 1977 günü P. Okulu Gösteri ve Tatbikat Alayı, Alay Nöbetçi Amirliği esnasında görevi başında vefat ettiğini, eşinin şehit sayılması yönündeki başvurusuna davalı idarenin Şehitlik Yönergesine dayanarak olumsuz cevap verdiğini, mevzuatta Şehitin tanımını yapan bağlayıcı bir düzenlemenin bulunmadığını, eşinin nöbet sırasında görevi başında vefat etmesi nedeniyle Şehitlik Yönergesi 2-4-c maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, bu maddeye göre şehit sayılmak için ölüm anında görevli olmanın yeterli ve tek şart olduğunu, eşinin ölüm sebebi olan akut kroner trombozuna bağlı miyokart infaktüsünün askerlik mesleğinin tabiatından kaynaklanan o gün yaşanan gündelik stresle bağlantılı olduğunu, söz konusu maddede ölüm olayının meydana geldiği görevlerin sınırlı olarak sayılmadığını, her ölüm olayının kendi özel koşulları içerisinde değerlendirilmesi konusunda idareye geniş bir takdir yetkisi tanındığını, nöbet görevinin de eğitim, atış, tatbikat, manevra gibi görevler kapsamında değerlendirilmesi ve bu konuda geniş yorum yapılmasını talep ile eşinin şehit sayılmaması işleminin iptalini dava etmiştir.
Dosya içerisinde bulunan belge ve bilgilerin incelenmesinden; davacının eşi P. Kd. Yzb. ................ in İstanbul/Tuzla P. Ok. Gös. ve Tat. A. Mknz. P. Tb. K.lığında S-3 olarak görevli iken 29 Ekim 1977 tarihinde Alay nöbetçi subayı olduğu, saat 15.00 sıralarında erlerle birlikte futbol oynadığı, odasına çıktığı, fenalaştığını söylediği, ilk müdahale sonrasında hastaneye götürüldüğü sırada yolda vefat ettiği, meydana gelen ölüm olayı hakkında İstanbul 1 nci Ordu Komutanlığı Askeri Savcılığı tarafından aynı gün yapılan hazırlık soruşturması sonucunda verilen 1977/2129-1160 E.K. sayılı Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararda mütevveffa P. Kd. Yzb. .................. in 29.10. 1977 günü saat 15.00 sularında erlerle birlikte futbol oynadığı, oyunun sonuna doğru oyunu terk ederek odasına çıktığı ve fenalaştığını söylemesi üzerine, Dis Tbp. .............. tarafından muayene edilip ilaç verildiği ve hastaneye sevk edildiği, Haydarpaşa Askeri Hastanesine götürülürken durumunun ağırlaşması üzerine PTT Hastanesine götürülmek istendiği ancak bu hastaneye de yetiştirilemeden yolda vefat ettiği, ölüm olayının akut koroner trombozuna bağlı miyokart infaktüsünden kaynaklandığının tesbit edildiği anlaşılmaktadır.
İç hukukumuzda ŞEHİTin tanımını yapan bağlayıcı bir düzenleme bulunmamaktadır. 1325 Tarihli Askerî Tekaüt ve Maaş Kanununda şehit kavramı geçmekte ise de tanımı verilmemektedir. Keza, 5434 Sayılı T.C.Emekli Sandığı Kanununun 64 ve müteakip maddesinde Harp Malullüğünden söz edilmekle birlikte, şehitle ilgili herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Ancak Kanununun 69 ncu maddesinin (d) bendinde : ...64 ncü madde de yazılı hallerde şehit olmuşlarsa;... ibaresinin, şehit ya da şehadeti tam olarak açıkladığı da ileri sürülememektedir.
Diğer yandan bu konuda TBMMnin 927 Sayılı yorum kararı ile 4992 sayılı Kanuna ek 5107 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin tefsirine lüzum ve zaruret olmadığına dair Heyeti Umumiye kararı mevcuttur. Bu kararlarda, harpte veya eşkiya müsademesinde her nevi düşman silahı tesiri ile derhal vefat edenler ile harpte yaralanıp tedavi sırasında veya icra olunan cerrahi ameliyat neticesinde vefat edenlerin şehit sayılacağı belirtilmiştir.
Davalı İdarenin savunmasını Milli Savunma Bakanlığınca hazırlanan şehitlik yönergesi (MSY 439-1) göre yaptığı, Başsavcılığın da aynı yönerge hükümlerine göre düşünce açıkladığı görülmektedir. Şehitlik Yönergesi, şehitliğe kimlerin gömüleceğinin belirlenmesi, şehitlik yerlerinin tespiti ve tescili ile bakım ve onarım işlemlerinin yürütülme esas ve usullerinin tespiti amacı ile çıkarılan idarenin bu hususlardaki iç işleyişi ile ilgili bir düzenlemesidir. Bu yönergenin 7 nci maddesinde şehitliklere defnedilecekler sayılmış, 3 ncü maddesinde ise 7 nci maddede yazılı nedenlerden dolayı ölenler şehit olarak tanımlanmıştır. Ancak bu tanımlama idarece şehitliklere defnedilecekler ile sınırlı bir tanımlamadır. Zira Yönergede şehitliğe gömülenlere ŞEHADET BELGESİ verileceği, bu belgenin vefat eden personelin şehitliğe gömülme hakkını kazandığını ifade eden bir belge olduğu, bu belgenin hak sahiplerine şehitlik nedeniyle yasaların tanıdığı hakların verilmesi zorunluluğunu doğurmayacağı belirtilmiştir.
Her ne kadar yasalarda ve daha alt hukuk normu olan tüzük ve yönetmeliklerde Şehit kavramı tanımlanmamış ise de, askerlik hizmetini ifa ederken vefat eden askerlerin olayın oluş şekline göre hak ve menfaatleri sosyal güvenlik yasaları ve özel kanunlarla düzenlenmiştir. Örneğin T.C. Emekli Sandığı Kanunu, 926 Sayılı Kanun, Nakdi Tazminat Kanunu, Olağanüstü Hal Kanunu v.b.
Yukarıda da belirtildiği üzere şehitliğin yasalarda yapılmış bir tanımının yapılmadığı anlaşılmaktadır. Tamamen dini bir terim olan bu kavramın yasalarca içeriğinin sınırlarının belirlenmemesi karşısında bu müessesenin yasama organı yerine yargı kararlarıyla belirlenip düzenlenmesi ve tanımının yapılması Anayasamızın Kuvvetler Ayrılığı ilkesi ile uyarlı görülmemektedir.
Dava konusunu teşkil eden şehitlik kavramının yer aldığı Şehitlik Yönergesi hükümleri incelendiğinde Yönergenin 7 nci maddesinde şehitliklere defnedilecekler sayılmıştır. Bu maddeye göre; Şehitliklere; Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlıkları ile Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığına mensup asker ve sivil kişilerden aşağıda belirtilen durumlarda olanlar gömülür. -Harpte fiilen ateş altında ölenler, ya da yaralanıp tedavisi sırasında bu yaranın sebep ve tesiri ile ölenler veya geride bulunup da düşman silahlarının tesiriyle ölenler, ya da yaralanıp tedavi sırasında bu yaranın sebep ve tesiriyle ölenler, - İç Güvenlik görevlerinde (disiplinsizlik ve ihmali görülenler hariç) veya terör ve anarşi ile mücadelede ölenler ya da yaralanıp tedavi sırasında bu yaranın sebep ve tesiri ile ölenler, -Eğitim, atış, tatbikat, manevra gibi görevleri yapan asker kişilerden; görev yaptıkları sırada veya yetkili makamlarca fiilen çatışma sırasında ölenler ya da yaralanıp tedavi sırasında bu yaranın sebep ve tesiri ile ölenler, Hudut emniyet hizmetlerinde iken silahlı çatışma sırasında veya hudut emniyet hizmetinin ifasına yönelik diğer faaliyetler sırasında kaza ve olaylarda ölenler ya da yaralanıp tedavi sırasında bu yaranın sebep ve tesiri ile ölenler, (disiplinsizlik ve ihmali görülenler hariç), -Ailesi arzu ettiği takdirde, ölen Milli Savunma Bakanları, Orgeneraller ve Oramiraller, -TSK mensubu veya TSKnden ayrılanlardan (emekli, istifa v.b.) daha önce TSK mensubu olmaları gerekçesiyle terör eylemlerine muhatap olarak ölenler, -Herhangi bir askerî tesis, kışla ve binanın v.s. yangın, sel, deprem, heyelan, çığ gibi doğal afetlere maruz kalması nedeniyle ölenler, -Hangi meslek ve sınıftan olursa olsun; vazifeli olarak askerî uçak veya askerî maksatla kullanılan uçak, helikopter gemi ve denizaltının herhangi bir sebep ve etki ile düşmesi, batması, infilak etmesi sonucu bu vasıtalarda bulunanlardan ölenler, (disiplinsizlik ve ihmali görülenler hariç), yurt dışında sürekli görev veya her türlü geçici görev nedeniyle bulunan Türk Silahlı Kuvvetleri personelinden; bu görevlerinden dolayı (görevleri sona ermiş olsa bile) maruz kaldıkları tedhis veya uğradıkları suikast sonucu ölenler ile T.C. Anayasasının 92 nci maddesi veya Türkiyenin taraf olduğu anlaşmalar uyarınca ya da 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun EK-10 ncu maddesi gereğince görevlendirilenler ile yabancı ülkelerde veya uluslararası Sahalarda yapılan eğitim, tatbikat, manevra veya harekat sırasında bu görevlerin başlangıcından bitimine kadar geçen süre içinde ölenler. hükmünü amirdir.
Dava konusu olay irdelendiğinde davacının eşinin ölümünün akut koroner trombozuna bağlı miyokart infaktüsünden kaynaklandığının tesbiti karşısında ölüm olayının görevin sebep ve etkisiyle meydana geldiğini kanıtlayacak hiçbir belge ve bilginin dava dosyasında mevcut olmadığı gibi ölüm olayı hakkında İstanbul 1 nci Ordu Komutanlığı Askeri Savcılığı tarafından yapılan hazırlık soruşturması sonucunda verilen Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararda davacının eşinin 29.10. 1977 günü saat 15.00 sularında erlerle birlikte futbol oynadığı, oyunun sonuna doğru oyunu terk ederek odasına çıktığı ve fenalaşması üzerine ilk müdahale sonrasında hastaneye götürüldüğü sırada yolda vefat ettiği anlaşılmaktadır.
Davacı dava dilekçesinde Şehitlik Yönergesinin geniş yorumlanarak nöbet görevinin de eğitim, atış, tatbikat ve manevra gibi görevler kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirterek eşinin Şehit sayılmasına karar verilmesini talep etmiş ise de; özellikle davacının eşinin futbol maçı sonrasında fenalaştığı ve miyokart infaktüsü sonucu vefat ettiği dikkate alındığında meydana gelen ölüm olayında nöbet görevinin de etkisinin bulunmadığı, bünyesel kaynaklı bir rahatsızlığa bağlı olarak ölüm olayının gerçekleştiği sonucuna varılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idare tarafından gerçekleştirilen şehit sayılmama işleminde hukuka ve ilgili mevzuata aykırı bir durum görülmediğinden; yasal dayanaktan yoksun olan DAVANIN REDDİNE (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy