(2709 S. K. m. 157) (1602 S. K. m. 20)
Davacı 29.7.2003 tarihinde AYİM kaydına geçen dava dilekçesinde özetle; davacı İstanbul Merkez Komutanlığında 1981/4 tertip asker iken arkadaşları ile ortaya çıkan kavgaya bağlı olarak davacının kafasına sürahi ile vurulması sonucu 2.12.2002 tarihinde hastaneye yatırılarak GATA (Haydarpaşa) da beyin ameliyatı geçirdiğini, 5.2.2003 tarihinde 903/893 sayılı sağlık heyeti raporuyla sol temporaparietal kraniektomi defekti, epidural hemetom ameliyatlısı, B/14/F2 Askerliğe elverişli değildir. Kararı ile terhis edildiğini, raporun 16.4.2003 tarihinde onaylandığını, bunun üzerine davalı kuruma başvurduğunu, 8.7.2003 tarihinde AXA OYAK Mehmetçik ferdi kaza sigortasından yararlandırılamayacağına dair yazının bildirildiğini belirterek AXA OYAK Mehmetçik ferdi kaza sigortasından yararlandırılmama işleminin iptalini dava ve talep etmiştir.
Dava dosyası ile tahsis dosyasının incelenmesinde; davacının İstanbul Merkez Komutanlığında 1981/4 tertip asker iken davacının kafasına künt cisim ile vurulması sonucu 2.12.2002 tarihinde hastaneye yatırılarak GATA (Haydarpaşa) da beyin ameliyatı geçirdiği, 5.2.2003 tarihinde 903/893 sayılı sağlık heyeti raporuyla sol temporaparietal kraniektomi defekti, epidural hemetom ameliyatlısı, B/14/F2 Askerliğe elverişli değildir. Kararı ile terhis edildiği, raporun 16.4.2003 tarihinde onaylandığı, davacının bunun üzerine davalı kuruma başvurduğu, 8.7.2003 tarihinde AXA OYAK Mehmetçik ferdi kaza sigortasından yararlandırılamayacağı davacıya bildirilmesini takiben 29.7.2003 tarihinde AXA OYAK Mehmetçik ferdi kaza sigortasından Yararlandırılmama işleminin iptali istemiyle dava açtığı görülmektedir. AYİM Genel Sekreterliğinin 20.11.2003 tarih, GENSEK: 2003/1711 sayılı yazısı ile dava konusunun AYİMin görevine girmemesi nedeniyle davanın reddi hususunda bir karar verilmesi istemiyle dava dosyasının gönderildiği anlaşılmaktadır.
Anayasanın 157 ve 1602 sayılı Kanunun 20 nci maddesine, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin görev alanı belirlenerek, hangi idari makamca tesis edilirse edilsin işlemin askeri şahsi ilgilendirmesi ve askeri hizmete ilişkin bulunması koşuluyla, çıkan uyuşmazlıklara AYİM de bakılacağı ön görülmüştür. 1602 Sayılı Kanunun 20 nci maddesinin 2 nci fıkrasında ayrıca Kanunun uygulanması bakımından asker kişilerin kimler olduğuna açıklık getirilmiş, Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli bulunan veya hizmetten ayrılmış subay, askeri memur, astsubay, askeri öğrenci, uzman çavuş, uzman jandarma çavuş, onbaşı ve erler ile sivil memurlardır kuralına yer verilmiştir.
Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin görevini belirlemede; Kanun Koyucu işlemi tesis eden veya eylemde bulunan makamın, askeri ya da askeri olmayan makam şeklinde ayırımını pratik bir yarar sağlamayacağı nedeniyle yapmayarak, sadece Kanun veya eylemin muhatabı olan davacı konumundaki kişi ile ilişkin bulundukları hizmetin niteliğine bakılmak suretiyle görevli yargı yerinin tayinini esas almıştır. Bir başka anlatımla işlem ve eylemde bulunan kamu otoritesi, görevli yargı yerinin saptanmasında ayrıca bir öğe değildir. Bu genel açıklama ışığında idari işlem veya eylemin 1602 sayılı Kanunun 20 nci maddesi uyarınca, a. Asker kişileri ilgilendirmesi ve b. Askeri hizmete ilişkin olması koşullarının irdelenmesi gerekmektedir.
Davacının terhisli er olduğuna ve 1602 Sayılı Kanunun 20/2 nci maddesi gereği asker kişi sayılacağında bir kuşku bulunmamaktadır. Zira davaya konu yapılan işlem özde asker kişi olan davacıyı ilgilendirmektedir. Böylece birinci koşulun varlığı ortadadır. Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin görev yönünden davaya bakabilmesi için, idari işlem ya da eylemin asker kişiyi ilgilendirir olma koşulunun başlı başına oluşması yeterli değildir. Bunun yanında ve bununla birlikte, idari işlem veya eylemin askeri hizmete ilişkinliği koşulunun da oluşması yasal bir zorunluluktur. Şu hale göre, davacının davasına konu ettiği işlemde askeri hizmete ilişkinlik öğesinin bulunup bulunmadığı tartışılarak ulaşılacak sonuca bağlı olarak görev konusunun halli söz konusu olacaktır.
İdari işlemin askeri hizmete ilişkin olmasından ne anlaşılmak gerektiği hususunda yasal düzenlemelerde bir açıklık bulunamamaktadır. Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin idari işlemlerden doğan davalardaki görevi, işlemin askeri hizmete ilişkin olup olmadığını saptamak için işlemin özelliğine bir başka deyişle niteliğine bakılacaktır. Tesis edilen idari işlemi askerlik hizmetinin amacı, askeri görev yerinin özellikleri, askeri kural, gelenek ve gerekleri gözetilerek tesis edilmiş ise askeri hizmete ilişkinliği var sayılabilir.
Davacının AXA OYAK ferdi kaza sigortasından faydalandırılmama işleminin askeri gereklilikleri yönünden tesis edilmiş işlem gözüyle bakılması ve uyuşmazlığın Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde çözümleneceğinin söylenmesi olanaksızdır. Zira ferdi kaza sigortası, baslı başına askerlik hizmetinin ifası esnasında sunulan bir sigorta hizmeti olsa da, esasen taraflar arasında belli koşullarda geçerliliği olan bir özel hukuk sözleşmesidir. Sözleşme şartları çerçevesinde taraflar arasında ortaya çıkan uyuşmazlıkların, diğer bir ifadeyle, tarafların sözleşmeden doğan edimlerinin yerine getirilmemesinden kaynaklanan uyuşmazlıklara dayanan davaların görüm ve çözüm yerinin adli yargı yerleri olduğu ve bu davanın AYİMin yetki ve görevi içerisinde bulunmadığı, dolayısıyla salt bu yönü ile askeri hizmete ilişkin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin uyuşmazlık alanı ve görevi, işlemin asker kişiyi ilgilendirmesi ve askeri hizmete ilişkinliği koşullarının birlikteliği ile sınırlıdır. Maddi davada ise, işlemin asker kişiyi ilgilendirdiği ancak askeri hizmete ilişkin olmadığı ve uyuşmazlık konusunun bir özel hukuk sözleşmesinden doğduğu anlaşılmaktadır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davaya bakma görevi Askeri Yüksek İdare Mahkemesine ait bulunmadığından DAVANIN GÖREV YÖNÜNDEN REDDİNE, ...................... (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy