(926 S. K. m. 126, 130) (2709 S. K. m. 125) (1602 S. K. m. 40) (2629 S. K. m. 3, 12)
Davacı, 05.11.2003 tarihinde AYİM kaydına geçen dilekçesinde özetle; Denizaltı özel ihtisas kursu içerisinde ilk dalışını icra ettiği 03 Kasım 1986 tarihinden 26 Mart 1990 tarihine kadar Denizaltı filosu K.ligi emrinde denizaltı kadrosu olan görev yerlerinde görev yaptığını, 26 Mart 1990 tarihinde yüksek lisans eğitimi maksadıyla Denizaltı Filosu haricine atandığı, 18 Aralık 1994 tarihinde de mühendis sınıfına ayrılarak Denizaltıcılık vasfını kaybettiğini 26 Mart 1990 - 18 Aralık 1994 tarihleri arasında denizaltı kadrosu olmayan görev yerlerinde çalıştığı süreler içerisinde de denizaltıcı statüsünü koruduğu için her yıl yıllık zorunlu dalışlarını yaptığını, idarenin uygulama hatasından dolayı denizaltıcılık hizmet süresinin sabit değerlendirildiğini ve denizaltıcılık hizmet sürelerinin ilerletilmemiş olduğunu, idareye yapmış olduğu müracaatına olumsuz cevap verildiğini belirterek 26 Mart 1990 - 18 Aralık 1994 tarihleri arasında denizaltı kadrosu olmayan görev yerlerindeki hizmetlerinin denizaltı hizmet süresinden sayılmaması işleminin iptali ile denizaltıcılık hizmet süresinin ilerletilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyası ile davacının özlük dosyasının incelenmesinden, Davacının Denizaltı ihtisas kursu içerisinde ilk dalışını 03.11.1986 tarihinde yaptığı 26.03.1990 tarihine kadar zorunlu dalışlarını yaptığı ve bu süreler içerisinde Denizaltı Filosu Komutanlığı emrinde denizaltı kadrosu olan görev yerlerinde görev yaptığı, bu arada davacıya, Yüksek lisans öğrenimi için, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı namına okumak üzere TSK Personel Kanununun 126/d maddesi uyarınca öğrenim izni verildiği ve atamasının denizaltı kadro görev yeri olmayan Deniz Harp Okulu Komutanlığına yapıldığı, davacının 26.03.1990 tarihinde Boğaziçi Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Savunma Teknolojisi Programı Kontrol ve Bilgisayar Opsiyonunda yüksek lisans eğitimine başladığı, eğitimini tamamlamasını müteakip 18.12.1994 tarihinde yeniden sınıflandırma işlemine tabi tutularak mühendis sınıfına geçirildiği, 18.12.1994 tarihine kadar denizaltıcılık vasıflarını koruduğu ve yıllık zorunlu dalışlarını yaptığı, 27.08.2003 tarihli dilekçesi ile denizaltıcı kadro görev yerlerinde geçen hizmet sürelerinin de denizaltı hizmet süresinden sayılması için müracaatta bulunduğu, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı tarafından 08.09.2003 tarihli yazıyla davacının talebinin reddedildiği ve red işleminin 15.09.2003 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, davacının 05.11.2003 tarihinde işbu davayı açtığı anlaşılmaktadır. Dava konusu uyuşmazlık, davacının yüksek lisans eğitimine başladığı 26.03.1990 tarihinden mühendis sınıfına ayrıldığı 18.12.1994 tarihleri arasında denizaltı kadrosu olmayan görev yerlerinde geçen hizmet sürelerinin, denizaltı hizmet süresinden sayılıp sayılmayacağı hususundadır. Davalı idarenin süre aşımı itirazı bulunduğundan öncelikle davada süre aşımı bulunup bulunmadığının incelenmesine geçilmiştir.
Dava açma süresi, kamu düzenine ilişkin olup davanın her aşamasında gerek tarafların talebi üzerine ve gerekse resen mahkemece dikkate alınması gerekmektedir. Anayasanın 125 ve 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 40 nci maddelerinde, dava açma süresinin her çeşit işlemlerde yazılı bildirim tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı belirtilmiştir. Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin 5.12.1983 gün ve E.1983/11, K.1983/17 sayılı İçtihatları Birleştirme Kurulu Kararında da dava açma süresinin yazılı bildirimi takip eden tarihten başlayacağı hükme bağlanmış bulunmaktadır.
1602 Sayılı Kanunun Dava Açma Süresi başlığını taşıyan 40 nci maddesinde; ...Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açma süresi her çeşit işlemlerde yazılı bildirim tarihinden itibaren kanunlarda ayrı süre gösterilmeyen hallerde 60 gündür. Adresleri belli olmayanlara özel kanunlardaki hükümlere göre ilan yolu ile bildirim yapılan hallerde; özel kanunda aksine hüküm bulunmadıkça ilan tarihinden itibaren on beş gün sonra başlar... hükmü yer almaktadır.
Her ne kadar davalı idare savunmasında 2629 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin son fıkrası uyarınca her yıl 1 Eylül tarihine göre hizmet sürelerinin düzenlenerek ilgililere tebliğ edildiğini davacının 01.09.1990 ve 01.09.1994 tarihleri arasında yayınlanan hizmet listelerini gösterir çizelgede hizmet süresinin ilerletilmediğini öğrendiğini ileri sürmüş ise de, söz konusu yıllara ait Mahkememize gönderilen çizelgelerde davacının isminin karşısında imzasının bulunmadığı, davalı idare tarafından adı geçen hizmet sürelerini gösterir çizelgelerin davacıya tebliğ edildiğine dair yazılı bir belge sunulamadığı anlaşıldığından davacının idari müracaat tarihi olan 27.08.2003 tarihi tebliğ tarihi olarak kabul edilmiş ve 1602 Sayılı yasanın 35/a maddesi kapsamında yapılan ihtiyari müracaat üzerine 15.09.2003 tarihinde tebliğ edilen red cevabı sonrasında henüz 60 günlük yasal süre dolmadan 05.11.2003 tarihinde açılan davada süre asimi olmadığı kanaat ve sonucuna ulaşılmıştır. Üye J.Kur. Alb. I. Salim OLGUNER bu görüşe katılmamıştır.
Dava konusu uyuşmazlığın esastan çözümü için öncelikle 2629 sayılı Kanundaki düzenlemelerin incelenmesinde fayda görülmüştür.
Madde 3/g: Denizaltı, Dalgıç ve Kurbağa adam hizmeti: Bu hizmetler, sağlık nedenleri hariç zorunlu olup, Türk Silahlı Kuvvetleri kadrolarında Denizalti, Dalgıç ve Kurbağa adam olarak gösterilen görevler ile bunların sevk ve idaresi ile bilfiil görevli Denizaltıcı, Dalgıç ve Kurbağa adam niteliklerini taşıyan personelin hizmetlerine denir. Madde 3/j: Denizaltıcı, Dalgıç ve Kurbağa adam hizmet süresi: Denizaltıcı, Dalgıç ve Kurbağa adamların Denizaltı, Dalgıç ve Kurbağa adam okul ve kurslarında ilk dalışa başlama tarihinden itibaren dalıcılıktan ayrılmalarına kadar geçen sürelerdir. Madde 12: Uçuş, paraşütle atlayış, dalış hizmet sürelerinin hesabında başlangıç tarihi; okul veya kurslarda ilk uçuşa, atlayışa, dalışa başlanılan tarihtir.
Uçuştan, atlayıştan, dalıştan ayrılma tarihi ise durumlarına göre,
a) Uçuş, atlayış, dalış kıymetlendirme kurullarının karar tasdik tarihi,
b) Yetkili sağlık Kurulu raporunun tasdik tarihi,
c) Uçuculardan istekleri üzerine ayrılmaları kabul edilenlerin dilekçe tarihidir. Başlangıç ve uçuştan atlayıştan, dalıştan ayrılma tarihleri arasındaki süre; uçuş, atlayış, dalış hizmet süresidir.... denilmektedir.
Görüldüğü üzere denizaltı hizmet süresinin başlangıç ve sona eriş tarihleri 12 nci maddede açıkça tanımlanmış bulunmaktadır.
Başlangıç tarihi ilk dalışa başlanılan tarihtir. Dalıştan ayrılma tarihi ise ya Dalış Kıymetlendirme Kurullarının Karar Tasdik Tarihi (a bendi ) ya da Yetkili Sağlık Kurulu Raporunun Tasdik Tarihi (b bendi)dir. Davalı idare, davacı hakkında yukarıda belirtilen şekilde dalıştan ayırma işlemi tesis etmediğine, davacıya zorunlu dalışlarını yaptırdığına, böylece davacının dalıcılık niteliği devam ettiğine nazaran, denizaltı görevi olmayan kadrolara atama işleminin, denizaltı hizmet süresini belirlemede tek başına yeterli olamayacağı açıktır.
Bu itibarla davacının, denizaltı kadrosunda geçmeyen hizmet süresinin, denizaltıcı statü ve niteliklerini koruduğu, hakkında kıymetlendirme kurulu veya sağlık kurulu kararı ile denizaltıcılıktan ayırma işlemi tesis edilmediği ve düzenli olarak zorunlu dalışlarını tamamladığı dikkate alındığında, 2629 sayılı Kanunun 3/j ve 12 nci maddeleri uyarınca Denizaltı Hizmet Süresi olarak değerlendirilmesinin gerektiği kanaatine ulaşılmış, Denizaltı Kadrosu olmayan görev yerlerindeki hizmet sürelerinin değerlendirilmeyeceğine dair davalı idare işleminin sebep ve amaç öğeleriyle hukuka uygun olmadığı kabul edilmiştir.
Her ne kadar davalı idare tarafından, davacının öğrenim izninde olduğu, görev sorumluluğu verilmediği davacının denizaltı kadrosunda geçmeyen hizmet sürelerinin bu nedenlerle de denizaltı hizmet süresinden sayılamayacağı ileri sürülmüş ise de; davacının kendi nam ve hesabına değil, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı nam ve hesabına yüksek lisans eğitimi yaptığı ve bu nedenle öğrenim izni verildiği, öğrenim süresince de denizaltıcılık vasıflarını koruduğu ve yıllık zorunlu dalışlarını yaptığı, 926 Sayılı TSK Personel Kanununun 126 nci ve 130 ncu maddelerindeki, öğrenim izni süresince özlük hakların saklı kalacağı ve izin sürelerinin hizmetten sayılacağı hükümleri hep birlikte değerlendirildiğinde davalı idarenin savunmasında ileri sürdüğü hususların hukuki dayanaktan yoksun olduğu sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Davacının denizaltı kadrosu olmayan görev yerlerindeki 26.03.1990 - 18.12.1994 tarihleri arasındaki hizmetlerinin Denizaltı Hizmet süresinden sayılmaması İŞLEMİNİN İPTALİNE.
KARŞI OY GEREKÇESİ
2629 Sayılı Kanunun 12 nci maddesinin son fıkrası uyarınca her yıl 01 Eylül tarihine göre hizmet sürelerinin düzenlenerek ilgililere tebliğ edildiği, her ne kadar davacıya tebliğine ilişkin yazılı bir belge sunulamamış ise de 1990-1994 yıllarına ilişkin düzenlenen hizmet sürelerini gösterir çizelgelerden davacının bilgisi olmadığını söylemenin hayatin olağan akısına ters düştüğü, aradan uzun bir zaman geçtikten sonra açılan davada süre aşımı bulunduğu kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluk görüşüne katılamadım. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy